DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Ahmet Yıldırım
Ahmet Yıldırım
Giriş Tarihi : 06-09-2022 15:52

Dönüşerek Olgunlaşmak !

İnsan yeryüzüne tek gelir, ancak çok sürmeden bir hedef ve amaç etrafında kendisi gibi düşünen bir topluluğa dâhil olur. İnsan en iyi ihtimalle ömrünün üçte birlik kısmını bu şekilde geçirir. Özgünlüğe ve özgürlüğe ulaşmak için bulunduğu topluluğu sorgulayıp kendini soyutlanmasıyla mümkün olabilir. Söz konusu sorgulama süreci işlerin yolunda gitmesiyle doğru orantılıdır. Çoğunluk, Allah’ın açık kredisi olan ömür sermayesinin büyük kısmını sorgulamadan ve tahlil etmeden geçirir. Yüce yaratıcının eşsiz nimetlerinden akıl nimetini kullanmadan uzun yıllar yaşayabilen tek varlıktır; insan.

Bir kısım insan defaten yol ayrımlarından geçer. Yol ayrımlarını birer durak olarak da düşünebiliriz. Her durak durup düşünülen, duraktakilerle muhabbet edilen, dertlerin, sevinçlerin, acıların, umutların paylaşıldığı (samimiyetleri ölçüsünce) ve uygun zaman geldiğinde ayrılığın vuku bulduğu havuzlardır. Her duraktan ayrıldığımızda kendi yalnızlığımızla baş başa kalır ve yeni yolun şartlarını ve etkilerini düşünürüz.

Yapılan yolculuğun insani, ahlaki ve İslami bir istikamette sürmesi temenni edilir. İman ederek başlanılan yolun mümkün mertebe Müslüman olarak ve kalarak bitirilmesi arzulanır.  Bu arzumuzun gerçekleşmesi için acziyetin itiraf edilip Allah’a sığınarak sırat-ı müstakim üzere olunması istenilir. Müslüman onlarca yılın birikim ve tecrübesine rağmen fikir ve düşüncülerin yanılabileceği ön kabulüyle Allah’a sığınma ve O’ndan yardım dileme noktasında bulur kendini.

İnsani olgunlaşma sürecinde insan her durakta bir parçasını bırakır ve her duraktan yeni argümanlarla yol alır. Durup nefeslendiği, yenilendiği, kendini güncellediği, güç topladığı bu alanlarda yaşamına yeni karakterlerin girmesi de gayet normaldir. Bütün duraklar kimliğin inşa edilmesinde önemli katkılar sağlar. Duraklarda aranılan, peşine düşülen adil ve merhametli bir yaşamdır. A noktasından B noktasına gelindiğinde peşini düşülen amaç ile gelinen nokta arasındaki mesafede sapmaları temsil eder.

İslamcı kimliklerin onlarca yıl biriktirdikleri ve taşıdıkları ideallerin başında adil ve insani bir sistem hayali her daim ilk sıralarda yer almıştır. Bu hayali henüz tanışmadıkları bürokrasi ve statünün etkisinden bihaber taşıdılar. Siyahın siyah, beyazın beyaz olduğu dönemleri en ciddi manada üst perdeden yaşadılar. Beklide öyle gözükmekteydi.

Sistemin, iddiası olanları iktidara taşıyıp iktidarda çözdüğü iddia edilir. Fakat İslamcıların otorite ve iktidarın kendilerine ne oranda tesir edeceği üzerine ciddi bir müktesebatları yoktu.  Hatta sisteme duyulan öfke nedeniyle sistem değiştirme, alternatif sistem geliştirme arayışları vardı.

Sorgulayan, eleştirel düşünen tüm yapıların ekarte edildikleri bir süreçten geçmekteyiz. Sistemin kibirli muktedirliği hiçbir yapıya acımadan yol almaktadır. Protest her düşünce acımasız şekilde örselenmiştir. Belirsizlik çağının en koyu döneminden geçilmektedir. Değerler çözülmüş, kültürel emperyalizm tüm nesilleri etkisi altına alarak asimilasyonun en karanlık dönemini dikte etmektedir. Bir gün gelecek herkes cola içip cips yiyecek sloganı artık vuku bulmuştur. 

Adil bir düzen için yola çıkıp iktidara gelenlerin bile adalet aradığı düşünüldüğünde sisteme direnç göstereceklerin durumu daha iyi resmedilmiş olur. Dönüşümü sağlayan gücün devletler ve milletler üstü bir güç olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. Gerektiğinde kapitalizmde dâhil modernizmi de kullanmaktan çekinmeyen bu güç her türeden kutsalı tüketmek ve ekarte etmek istemektedir. Toplumsal hafızanın zayıfladığı süreçten geçtiğimiz için bu saldırılara direnç gösterecek unsurlarımızda törpülenmiştir. Emperyal kültür tarihi boyunca en hızlı yol aldığı süreci yaşamakta ve maruz bırakmaktadır.

Dün sistem eleştirisi yapabilen, direnç gösterebilen, adalet eksenli bir dünya görüşüne sahip yapıların an itibarıyla bulundukları durum iyi analiz edilmelidir.  İslamcı yapıların dünü ve bugünü çerçevesinde duruma bakıldığında çözüldükleri ve entegrasyon sürecinin son safhası olan asimilasyon durağında oldukları iddia edilebilir. Bu durağın bir ötesi istihmar durağı olarak önümüzde durmaktadır. Zıddına dönüşmek olarak ifade edebileceğimiz istihmar durağı ideallerinin tersini yaşamak olarak tanımlanabilir.

Kendi değer yargılarının güven ve emniyetini sorguladıkları bu süreç ciddi itibar, ciddiyet ve zemin kaybını hızlandırmıştır. Farklı ideolojilerden yardım temin etme (mesela demokrasi) noktasına geldikleri görülmelidir. Esasen “bu haliyle olmaz” diyen herkes değerlerine olan güven ve emniyeti kaybetmiştir. Bu yönüyle eminlik, mümin ve Müslüman kavramları büyük zararlar görmekle beraber bu olumsuzluk derinleşerek artış göstermektedir. Demokrasi ve laikliği ret eden İslamcılar günümüzde bu kavramları ve söylemleri önce tartışıp konu edindikleri akabinde içselleştirebilecekleri bir dönüşüme girebilirler. Fikirsel olarak sürecin bittiğini iddia edemez isek de eylemsel örneklerin arttığını iddia edebiliriz. Sözüm ona bu dönüşümün en önemli rolünü siyaset üstlenmektedir.   

Grup, kitle ve toplumun dönüşümünde en önemli unsur siyasetin belirlemiş olduğu politikalardır. Söz konusu politikalar uygulanırken hissettirilmeden ve yavaş yavaş muhataplara zerk edilir. Dahası bu politikalar uygulanırken öylesine masum gösterilir ki oluşabilecek tepkiler yapı (STK, dernek, cemaat, cemiyet vb) mensuplarınca emilime edilir. Yapıların geçmişteki söylemlerini ret edip uygulanan politikalara uygun davranış sergilemeleri ve söz konusu dönüşümü kendi rızalarıyla gerçekleştirdikleri zannına kapılmaları siyasetin net başarısı olarak görülebilir. Böylelikle dönüşüme maruz kalan veya bırakılan yapı mensupları yapının üst kadrosunu suçlayıp itham edecektir. Siyaset ise suya sabuna dokunmadan ve hiçbir itham ve suça maruz kalmadan gerçekleştirdiği dönüşümün keyfini çıkaracaktır.

Hem bireysel hem de toplumsal gruplar olarak gelinen veya bulunulan noktaya kendi rızasıyla gelip gelmediği sorguladığında çoğunluk kendi rızaları dışında geldiğini itiraf etmek zorunda kalacaklardır. Şartların dayatması bireysel ve toplumsal tercihleri baskılamış ve dönüşümün gerçekleşmesine önemli katkılar sağlamıştır. Her entegrasyonun asimilasyon ile bittiği göz önünde tutulduğunda çoğu yapıların dönüşüm öncesi durumlarını reddi miras yapacaklarını kestirmek mümkün gözükmektedir. Demokrasiyi (çoğulculuk) konuşan ve kıyıdan köşeden demokrasiye entegre olmak isteyen yapıların önünde hangi demokrasiyi kabulleneceklerinin dışında bir sorun kalmamıştır. Kendilerince doğru ve makul demokrasi çeşidi bulunduğunda demokrasi havarileri kesileceklerini ileri sürmek sadece bir iddia olmayacaktır. Dernek yönetim kurullarının seçimleri örnek gösterilebilir. Sistem günümüzde bazı yapıları sisteme entegre ederken bazı yapıları da kendisini eleştirmek için sahada tutmaktadır. Bu kısır döngü nesilden nesile devam edecek bir döngüdür.

Gelinen noktada havuzun dışına çıkışların artması gerekmektedir. Özgünlüğüne ve özgürlüğüne düşkün insanların bir an önce havuzlarından çıkmaları gerekmektedir (donanımını tamamlamış olanlar). Geriye kalan yolun artık tek başına tamamlanması gerekir. Fragmanı oynanan yolda şimdi film başlıyor. Çoğunluk ve çoğulculuğa mesafe koyduğumuz oranda özgürleşeceğimizi unutmamak gerekir. Tutarlı olmak ve ilkesel davranmak yaşamanın gayesidir. Modifiye olmuş bir yapı veya bünyenin sonu şahinizmdir. 

  

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA