Bakara Suresinden dersler -8- Münafıkların Vasıfları -3-

14- İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıkalrında ise, derler ki: Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay edicileriz."

Bakara Suresinden dersler -8- Münafıkların Vasıfları -3-
Bakara Suresinden dersler -8- Münafıkların Vasıfları -3- Zehra

14- İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıkalrında ise, derler ki: Şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay edicileriz."

Münafık sürekli kendini gizleyen bir iç düşmandır ve onların iman iddialarının bir geçerliliği yoktur. Münafıklar şeytanları ile başbaşa kalınca Müslümanlarla alay ettiklerini söylüyorlar.

Şeytan kötülüğün kaynağı, çok kötülük yapan demektir. İblis'in "Şeytan" olarak adlandırılması kötülüğün kaynağı olmasından dolayıdır.

Şeytan; Arapça'da kibirli, asi, zarar verici, mel'un kimse ve kötü cin anlamına gelir.

Şeyâtin, Şeytan kelimesinin çoğuludur.

Şeytan kelimesi hem insanlar, hem de cinler için kullanılır. Kur'an'da genellikle kötü cinler için kullanılmış olmasına rağmen, bazı yerlerde kötü insanlar da kastedilmiştir. Yani insan şeytanlarda vardır. Bu ayette, İslâm'a karşı mücadele eden, İslam düşmanı Arap liderler şeytan olarak nitelendirilmektedir.

15- Allah da onlarla alay eder ve tuğyan (azgınca taşkınlık)ları içinde şaşkınca dolaşmalarına (belli bir) süre verir.

Kuran esasen alay etmeyi yasaklar. Hucurat -11. Ayet Müslümanlara birbirleri ile alay etmemeleri gerektiğini ifade eder.

Bu ayette Münafıkın Müslümanlarla alay etmesi karşılık Allah’ın onlarla alay edeceği ifade ediliyor;

Allah'ın alay etmesinden maksat, münafıkların alay etmelerinin karşılığının Allah tarafından verilmesidir. Yoksa haşa Allah’ın alay etmesi, insanların birbirleri ile alay etmesi gibi değildir. Bu ifade bir anlamda siz alay edin bakalım ben size alayın ne olduğunu göstereceğim demek gibidir.

Allah insanlara hatalarını ve yanlışlarını anlamaları için süre vermektedir. İnsan oğlu bu süre içerisinde hatasını anlamazsa yaptıklarının hesabını kesinlikle verecektir.

16- İşte bunlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almışlardır; fakat bu alışverişleri bir yarar sağlamamış; hidayeti de bulmamışlardır.

Münafıklar hidayeti gördükleri halde hidayete talip olmayıp, delaleti seçen kendi kendisini ve başkalarını aldatan insanlardır. Hem kendisine yabancı, hem Allah’a yabancı bir insan tipi ile karşı karşıyayız. Kendisini tanısa Allah’ıda tanıyacak. Allah’ı tanısa münafık olmayacak.. Hidayet ehli içinde ama nimetin içinde yüzüp nimetin kıymetini bilmeyenler gibi. Ve içlerine yüreklerine kadar gelen hidayeti kabul etmeyerek sapıklığı satın alıyorlar... Böyle bir alış verişin kar etmesi mümkün mü?

Münafıklığın sonu bu dünyada da rezilliktir çünkü bu dünyada da ikiyüzlülükleri de açığa çıkabilir işte o zaman utanç verici kişilikleri deşifre olur ahirette ise sonları azaptır..

17- Bunların örneği, ateş yakan adamın örneğine benzer; (ki onun ateşi) çevresini aydınlattığı zaman, Allah onların aydınlığını giderir ve göremez bir şekilde karanlıklar içinde bırakıverir.

Işık olmazsa kör ile gören arasında hiçbir fark olmaz.

Ne zaman ki vahiy ışığı etrafı aydınlatıyor o gece aydınlanıyor o zifiri karanlık ortadan siliniyor, Vahye iman edenler vahyin ışığından faydalanıyor ortalığın nasıl aydınlandığını görüyorlar.

Fakat iman etmeyenler bu sefer o aydınlık körü oluyor ışık körü oluyor ışığa rağmen hakikati görmüyorlar.

Yani vahiy kendisini aydınlattığı halde, Allah kendisi ile konuştuğu halde, Allah kendisine mesaj gönderdiği, Kur’an gibi bir nimete sahip olduğu halde, Kur’an ışığından kaçan yarasalar gibi ışık körü olanlardır.

Hatta Kur’an ı elinde tuttuğu halde, hatta Kur’an ı okuduğu halde Kur’an la aydınlanamayanlar, Kur’an ı hayatına koyamayanlar, Kur’an ı sadece ölülere okuyanlar. Kur’an ı sadece düğünlerde bayramlarda, ölümlerde okuyanlar da vahyin ışığından faydalanmayanlardır.

Kur’an gibi bir vahyi, bir ışığı ellerinde tuttukları halde bu ışık onların gözlerini açmıyor. Onlara gerçeği göstermiyorsa işte bu ışık körü demektir.

Önce ışık yoktu göz vardı, şimdi ışık var lakin görecek göz yok. Ancak münafıklar ışığa iman ettiklerini söyledikleri halde ışıktan faydalanamıyorlar.

Ancak imanları gitgel yaşadığı için bazen bir ışık görür gibi oluyorlar sonra yine karanlıklar içinde kalıyorlar...

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı
Ak Parti’li başkan makam aracını sattı, parasını öğrencilere harcadı
Merve Aras Yazdı: Ben Bu Sefil Dünyada Acep Ne Arıyorum?
Merve Aras Yazdı: Ben Bu Sefil Dünyada Acep Ne Arıyorum?