Eda Bildek
Eda Bildek
Giriş Tarihi : 03-10-2017 17:22

Suç Ve Ceza Ademin Ezası! …

Vicdan Aynasında Suç Ve Ceza...

Hiç kuşkusuz yazılan tüm eserlerin bir çıkış noktası vardır. Yazarın kalbinde bir sancı ile doğup, sol yanını kaburgasından çıkacakmışçasına ele geçirip, daha sonra zihnin tüm milimlerinde sinsi bir el gibi gezinerek tüm benliğini kuşatan konu, sonunda o yazarın parmak uçlarından bir şelale gibi dökülerek hayat bulur. İmzasında kimin adını taşırsa taşısın eser doğduktan sonra ulaştığı her kalbin yorumuyla daha da suyu çoğalan karma bir nehre bürünür. Dostoyevski'nin Orijinal ismi ile Prestupleniye i Nakazaniye yani ‘Suç ve Ceza’ da yıllara meydan okuyarak yazılı metinler arasında kendi benliğini korumuş özel bir eserdir.

Âdem ve Havva’nın ilk yanılgısı ve İblis’in ilk isyanı ile başlayan suçların Yaratıcı tarafından cezalandırılmasıyla başlayan suç ve ceza kavramı insanlık kitabının en önemli iki kavramıdır. Suçun kendi gerekçelerini doğurabileceği, böylece varlığını teyit ettirmek için haklı sebeplere sığınacağına işaret etmesi de Suç ve Ceza’nın eleştirilen tezidir. Her suç, bir cezaya karşılık gelse de; her suçlu suçunu bir gerekçeye dayandırır. Peki, bu gerekçeler ne kadar önemlidir?

Yazar, yoksul bir hukuk öğrencisi olan Raskolnikov'a, meşhur cinayeti işlemeden önce yazdırdığı bir makalede enikonu tartıştığı bu teoriye göre toplum, sürü ve üstün insanlar olmak üzere iki kesimden oluşur. Toplumu bir piramit biçiminde düşünürsek o Piramit’in en üstünde kendini gerçekleştirmiş insanlar bulunacaktır. Böylelikle onlar özel, kendi varlığının ve insanlığın farkında olan nadide insanlardır. Tabanı teşkil eden sürü, sayıca fazla ama nitelikçe düşük olan kalabalıktır. Her zaman onlar, kendilerini yönetecek, eğitecek tepedeki insanlara muhtaçtır.  Tam tepede, insanlığın tacı olarak duran dâhilere ise yüz milyonda bir rastlanır. Böylece suç, sürüyü kapsayan ve onlar için bir yaptırıma dönüşecektir. Yazara göre liderler için bu durum söz konusu değildir. Onlar var olmak için her şeyi yapabilme hakkına sahiptir.

Raskolnikov batı kaynaklı bu teoriye tarihten örnekler de verir. Napolyon, Sezar gibi komutanlar savaşlarda binlerce kişinin ölümüne sebebiyet vermiş fakat onları suçlamak kimsenin aklına gelmediği gibi onun görüşüne göre tarih de onları kahraman ilân etmiştir. O halde fertler de bu büyük kahramanlar gibi kendi dünyalarında toplumsal yarar adına gerekçelerini kurarlarsa suç işlemeye neden hakları olmasın ki? Nitekim Raskolnikov da üstün insanlardan biri olduğu varsayımıyla cinayet işler. Kendince adaleti tesis etmeye kalkışır.

Peki, üstün liderlerde sürüdeki insanlar gibi kendi kendilerine var olmadıklarına göre, kendilerine verilen hayatın içerisinde yaşayacakları hayattan ve diğer insanlardan sorumlu olduklarını göz önünde bulundurursak; insanlık yasası onlarında üzerinde olan yaratıcının ellerinden de suç ve ceza gibi yatırımlara dönüşmeyecek mi?  

Yasalar, hukuk insanlık arasında çekişmelerden, rekabet duygusundan ve hak taleplerinden doğabilecek anarşi için yasalar ve hukuk söz konusudur.

Suç ve Ceza’da yazar, yasaların beşeri hükümlerle ortaya konulması neticesinde bireysel çıkarlara göre oluşturulduğunu ve gerektiği kadar adil uygulanmadığından söz eder. Bu durum bireye suç işleme gücü verir. Fakat romanda birey adına meşrulaştırılmış suç teorisinin karşısına koyulan asıl değer vicdandır. Adalet sisteminin yara aldığı, toplumu tatmin etmediği durumlarda böylesine çıkışsız bir teoriye saplanarak suça faydacı bir gerekçe üretmek mümkün olduğu için Dostoyevski hukuku önce vicdanda aramaktadır.

Vicdana dair ilk açık çağrı sarhoş Marmeladov'dan gelir. “Yoksulluk ayıp değil, zenginlik de erdem değildir. Sefaletse yüz karasıdır.” Çünkü onun kastettiği manasıyla sefalet ruha dair bir arazdır ve vicdanı kaybetmekle eş değerlidir. Marmeladov'dan sonra Raskolnikov'a, vicdanının sesine kulak vermesi öğüdü Sonya'dan gelir. Vicdana dair çağrıların Marmeladov ve Sonya gibi toplumun dışladığı, yargıladığı, “yitik” kahramanlardan gelmesi vicdanın fıtrîliği gerçeğini vurgular. O herkestedir. Sonradan edinilmez. İnsanın özünde yaradılıştan hazır bulunan vicdan onu mutlak doğrulara bağlayan, evrensel suçlara isyan etmesini sağlayan sestir. Vicdan, bireyin kendisiyle kendisi arasındadır. Bu yüzden güvenilirdir.

Fakat insanoğlu hiç kuşkusuz özünü zamanla kaybetmeye eğilim gösterebilir. Hamuruna katılan vicdanın sesini bir müddet susturabilir. Ucu kendisine dokunan bir durum söz konusu olduğunda karşıdaki kişiyi bertaraf etmek adına her türlü yolu mubah sayabilir. Çünkü onun sol yanındaki Allah’ın koyduğu vicdan duygusu kendi çıkarlarına ters gelecek durumlarda şeytanın yönlendirmesi ile karmaşa yaşamaya başlar. Şeytan ona telkin de bulunur:

“Yaptığın da haklısın, daha da ileri gitmelisin çünkü karşıdaki hak etti.”

İnsan olanın nisyanı da vardır. Unutmaya meyli olan âdemoğlunun egosundan doğan kazanma isteği, hırsından doğan entrika eğilimi, intikam duygusunun esiri olan varlığını efendi gibi görmeye başlayarak kendine suç işlemek için bulduğu haklı gerekçeleri, karşısında suç işlediğine inandığı kişi bulmayacaktır. ‘O hatalıdır, kötüdür, suçludur,’ diyerek sonuna kadar ona karşı atak yapmak adına daha büyük ve çirkin suçların kuyusunda düşecektir.

Suç ve Ceza, böyle durumlar için vicdan aynasında bireyleri inceleme eğilimi gösterir.  Hâlbuki çok açıktır ki, yasalar bozulabilir, hukuk altüst olabilir. İnsanlık içerisinden zalimler çıkabilir. İnsan bilerek yahut bilmeyerek suç işleyebilir. Kime göre suç? Neye göre suç?

Doğruluktan, edepten, Allah’tan söz eden bireylerin imtihanlarına sabır gösterdiklerini iddia ederken şeytani hilelere, yollara başvurması ne kadar teslimiyettir? İki kişinin arasındaki bir duygu ve mahremiyeti ters düz ederek ahlak dersi vermek ne kadar ahlaktır? Kişi kendi acısının ve imtihanın içerisinde kendini sorguya çekmeyi öğrendiği ve düşmanı olarak gördüğü insanı anlamaya çalışarak, onun yerine koyarak adil savaştığı zaman vicdan terazisinin kayışının kopmadığını anlayabiliriz.

Bir gün güneş batar birey için. Gözler, dünya kapısına kapanır ansızın ve ebedi âleme açılır. Hesaplar görülür. Suçlar, bireylerin tüm yargılarından soyutlanarak en adaletli hâkimin karşısında görülür ve cezalar elbet ödenir. Kişiler, bunu bilerek hesap gününü bekliyorlarsa ne âlâ! Aksi takdir de Dünya’daki hırsları, ahiretini de kuşatır ve elbet Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır. Her şeyi apaçık en ince ayrıntısına kadar hilesiz bilendir. Kimse, yaşamadığı günahın masumu olmadığı gibi kınadığı her şeyi yaşamadan ölmeyeceğine dair de delil vardır.

Sonya'nın, Raskolnikov'a, önce itirafı ardından ıstırabı öğütlemesi ise, acının insana ölümü bu dünyada tecrübe ettirmesindendir. Çünkü acı, arıtıcı etkisinden ötürü ölmeden evvel ölmek demektir.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Eda Bildek

Eda Bildek

DİĞER YAZILARI Ben Seni Bilirim Sevgilim… 09-07-2020 15:11 Sen Risalesi Yusuf Tefsiri Ömrüm... 05-05-2020 21:37 Seven Sevdiğine Ölüyordur... 07-04-2020 12:59 Sevmek Kalbe Dokunur.. 25-03-2020 09:49 Kadın Hayata Aynadır 25-12-2019 21:11 Ben Senin Aslını Gördüm 05-07-2019 15:58 Teşekkür Ederim, Sevgilim.. 17-06-2019 18:30 Şimdi Koşup Sana Gelsem 27-01-2019 15:53 Sevmek Şifadır 03-01-2019 11:50 Sana Yazdım Başkaları Okudu.. 18-06-2018 16:48 Yağmurun Çocuklarına... 12-06-2018 11:25 Evliliğini Şhowa Dönüştürenlere Sözüm 04-06-2018 14:53 Kalbim Sana Emanet 21-05-2018 16:30 Seni Seviyorum Kelimesi Bir Sihirdir 31-12-2017 06:26 Kadınları Anlamadınız.. 02-12-2017 14:40 Suç Ve Ceza Ademin Ezası! … 03-10-2017 17:22 Ertelenmiş Bir Yaratılış Yazısı 19-08-2017 22:15 Aşkını Kaybetmekten Korkuyorum.. 17-07-2017 05:37 Yardan Yaraya Yolum Var... 28-04-2017 16:10 Fikrimin İnce Gülü... 22-03-2017 20:33 Peki, Neden Çağımızda Kendi Kendini Öldürür Kadınlar? 16-02-2017 15:42 Gökyüzünde Yağmur Kuşları... 17-01-2017 15:33 Kadın&Şair&Mutfak “Düşününce İntiharda Güzel” 09-01-2017 09:46 İnsanlık İçin Hiçbir Şey Yapamadık. 25-12-2016 23:13 Niçin kopmaz ki kıyamet çocuklar öldüğünde? 01-12-2016 16:01 Kadının Asıl Yurdu Evidir.. 12-11-2016 17:39 Irmak Toprağa Sarıldı Ben Aşka 25-10-2016 00:48 Ölümsüzsün Sevgilim.... 19-09-2016 00:40 Olmayan Sevgilim 16-08-2016 07:17 Eyvâhlar Olsun Müslümanmışım.... 21-07-2016 22:32 Yurduma Alçakları Uğratma Sakın 20-07-2016 00:23 Geldim Ama Yoktun 15-07-2016 20:55 Zarif Bir Tepki Gösterelim Onlara... 09-07-2016 23:50 Kadın Artık Ölümlü, Aşk Ölümsüz 04-07-2016 00:32 Neye Malikti İsmin 26-05-2016 23:45 Şiir Seven Kadını Sevme Yanarsın 23-05-2016 14:56
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet