Mehmet Deveci
Mehmet Deveci
Giriş Tarihi : 13-12-1901 22:42

Müsait Bir Yerde Susacak Var!

 

Ne kadar çok gürültü var değil mi?

Araba kornaları, seyyar satıcı bağırışları, telefonla konuşup çevresindekileri unutan öylesine kimseler ve en çok gürültüye sahip olan içimiz.

 

Çok kalabalığız anlayacağınız. Gürültü bizi her mevsim kuşatan bir iklim olarak iç cebimizde. Nereye gitsek bulunduğumuz yere özgü bir ses.

Kimisi koro halinde kimisi solo, ama hep var.

 

Öyle bir hâl oldu ki; sessiz duran, kendi halinde bir duruşa sahip olan insanlara hemen usulca sokulup “neyin var?” sorusunu soruyoruz sıkıca.

Eğer susuyorsa ve kendi halineyse bir sorunu olmalı bizce. Konuşmak bir anlam ve kendini ifade etme gücü olarak kabul görmüşken, susmak acınası bir ruh hali!

Çok konuşanı neşeli, susanı kederli bulur çoğumuz.

Oysa susmak,  bize dayatılan çağın gürültüsü karşısında bir erdem. Engin denizlerin, dalgasını içinde yaşayan okyanusların en anlamlı ruh hali.  Ama genel kanı “İnsan konuşan bir varlıktır” “İnsanlar konuşarak anlaşırlar.” Peki, bunca anlaşmazlıklar, anlaşılmazlıklar neden? Çok sustuğumuzdan mı!?

 

 

 

Kalabalıkların bir arada yaptığı konuşmalardan gürültü, kimin ne dediği belirsiz sesler hâsıl olurken bir araya gelmiş ve beraber susmayı başarmış çoğunluklarda hep seslendirilemeyen bir iç huzur, fikirlerde olgunlaşma ve tefekkür oluşur. Düşünmeden ardı arkasına dizilen kelimeler yerini anlam bulan susmalara bırakır.

 

İnsanlar konuşarak değil, birlikte susmayı başararak anlaşabilirler. Susmak bir anlaşma, kelimelerin gücünün yetmeyeceği anlatım ve beraberce yapılabildiğinde en güzel eylemdir. Birlikte konuşabileceğin bir yığın insan varken etrafında, beraber gönül inşirahı ile susabileceğin insan sayısı oldukça azdır. Bu yüzden susmak, sade, zarif ve azdır.

 

Bazen susmak en ağır cevaptır. Aklımıza, bedenimize ve yüreğimize tüm şiddetiyle değen kalabalık cümlelere sıkıca sunduğumuz sükût, en okkalı cevaptan daha etkilidir.

İster bireye isterse bizleri bir araya toplamış muktedirlere, onların yüreğimize basıp çıkaracağımız sesten alacakları zevke ciddi bir darbedir de.

 

“Ne dedi?” sorusuna “ sadece sustu” cevabını alan hiçbir sorgucu, bu cevabın altından kalkamaz. Konuşmak, bir kelimeyle ifade edilirken, sade bir suskunluğun anlamı kendi boyutunu, niyetini aşan anlamları da ifade edebilme gücüne sahip olur. Muhatabın beklediği kelimelere verilen suskunluk, bol acabalı cevap olarak kayıtlara geçecektir.

 

Bir sussak, susmayı bir öğrenebilsek en anlamsız gürültüler bile bu susmanın şiddetinden kelimelerinin anlamını yitirecektir.

Meryem’ce bir sukut, üzerimize çöreklenen ağırlıklardan, yükünü kaldıramadığımız yaşam tarzlarından, cevabını veremediğimiz ağrılardan kurtarıp, bizlere yapraklarını her sonbaharda döken bir çınar ağacı rahatlığı kazandırıp gelen baharla yeniden yapraklarını açacak güç katacaktır.

 

Ve susmak bir mağlubiyet, bir yenilgi, bir vazgeçiş değil bilakis sıkı durmak, bitmemek, teslim olmamak ve şiddetinden kelimelerin hükmen mağlup olduğu bir derviş hüneridir.

Mecnun, içindeki kopuk ve kurulamayan cümlelerine mağlup olup dışarı atarak mecnun olurken Leyla en güzel sustuğun için Leyla’dır.

 

 

“Sursak özlemek, susarak beklemek, susarak sevmek” yerlere dökülüp, bedeni yara bere içinde kalmış birçok kelimelerden daha temizdir.           

Bu yüzden çok konuşmak çok yük getirirken çok susmak çok yük götürür.

 

Mağara yarenlerinin uzun suskunluğuna ortak olan bir kıtmir, özenilen ve unutulmayan bir sükût ortağı olarak unutulmazken, kalabalık gürültülerin sahipleri artık bir nokta kadar bile yer işgal etmezler.

 

 

 

Bazen de kalabalık yerlerimizin gürültüsünden hiçbir ses duymayan yüreğimize İlahi bir yardım eli dokunur usulca:
Yusuf 86:  “Ben kederimi ve hüznümü yalnızca Allah'a arz ederim”
Bu, bütün alengirli laflara, afişe edilmiş serzenişlere, çok gürültülü bağrışmalara bir sus eli değişidir.
Sözün yorduğu ve aleyhinde şahitliğe tutuştuğu zamana bir dur ihtarı, sıkıca giyilmesi gerek bir iç kuşağı, insanı baştan çıkaran parıldayan vitrinlere onurlu bir sükût duruşu,
çok kelimenin hamalı olmaktansa tavsiye edilen bir derviş hüneridir.


Gavs-ı Hizani hazretlerinin mekânında bulunan bir kişi hazrete “Keşke şeyh bize biraz sohbet etse” der

Bunun üzerine Gavs-ı Hizani hazretleri şöyle buyurur “Bizim sükûtumuzdan fayda görmeyen, konuşmamızdan da göremez!”



Evet, susmak yazılamaz da, en güzel susarak anlatılır.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet Deveci

Mehmet Deveci

DİĞER YAZILARI Hiçbir Şey Anlatmayan Şiirler... 16-07-2020 21:06 Ey Benim Hevesim... 09-07-2020 20:57 Rüzgar ve Göğün Yüzü 03-07-2020 11:37 Derviş İle Çınar Yaprakları... 23-06-2020 20:00 Deizm Bizim Neyimiz Olur? 20-03-2019 18:55 Ben Hz. İbrahim ve Musa... 30-01-2019 16:46 Umre Ziyaretimizden Notlar 21-02-2018 09:16 Vatan Sevgisi... 22-08-2017 19:55 Beni unuturken inşallah de 01-08-2017 19:02 Oğuz Atay Söylüyor; Ey Şehadet, Bana Küsülü Müsün? 03-05-2017 17:51 Çok Sevmiştik Be! 14-04-2017 18:45 Sus da Leyla’m Duymasınlar 14-02-2017 16:17 Boğazlı Kazak 04-01-2017 17:24 Her Kitap Yeni Bir Başlangıçtır 05-10-2016 12:56 Biz Kazanacağız 02-08-2016 13:18 Cemaatin Yöntemi 26-07-2016 16:21 Darbe mi Tiyatro mu? 20-07-2016 16:06 Diyanetin Yetimleri Fahri Kur'an Kursu Öğreticleri 13-07-2016 19:44 Sevgili Ramazan 06-06-2016 10:34 Bu Tweet de Benden Olsun 25-03-2016 14:46 Türkücü 29-01-2016 14:26 Mevlit Kandili Ne yapmalı, Nasıl Yapmalı 23-12-2015 07:54 Özlemek Güzel 31-10-2015 15:52 Sevdiğine Yenilmek 26-08-2015 13:17 Aytaç Baran 12-06-2015 11:02 Neyin Var? 25-05-2015 13:25 Sevgili Yalnızlığım 20-02-2015 14:52 Limon Ağacı 09-12-2014 14:32 Yasin Börü 29-10-2014 15:07 Ortalama Tipler 29-09-2014 11:28 Melike 22-08-2014 08:41 Gazze'm Ağrıyor 19-07-2014 11:50 Anne Bak.... 10-06-2014 20:47 Platonik Bir Aşk Değildir Dostluk 12-05-2014 18:37 Osman Abi 25-04-2014 15:44 Bir sabah uyandığında tüm kapılar kapanmıştı... 31-03-2014 07:58 Duanın Buluşturduğu Yürekler 07-03-2014 09:45 İkna Edilemeyen Kardeşlik 12-02-2014 16:22 Taraf olabiliriz ama düşman olmayalım! 26-12-2013 14:12 Taksim - Gezi Olaylarına Nasıl Bakmalı 13-12-1901 22:42 Bize Maval Okuma! 13-12-1901 22:42 Hayatın İçinden Kareler 13-12-1901 22:42 Esed, Bomba, Ekmek, Çocuk 13-12-1901 22:42 Müsait Bir Yerde Susacak Var! 13-12-1901 22:42 Mayası Bozuklardan Eyleme 13-12-1901 22:42 Yeryüzüne İnmiş Melekler 13-12-1901 22:42 Kudüs Ve Aşk 13-12-1901 22:42 Ne Yapmalı 13-12-1901 22:42
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet