Mehmet Deveci
Mehmet Deveci
Giriş Tarihi : 01-08-2017 19:02

Beni unuturken inşallah de

Yokluğunu ceza saydığımız şeylerin yokluğuna alıştık. Şimdi ceza saydığımız yokluğun içinde, cezadan aldığımız acının, hazzın içinde; yeniden varoluşun başlangıcına alışmama çabasındayız. Bırakılmış bir uçurtma gibi o gök senin bu gök benim mavi semaların en ücra, en kuytu, en virane, en izbe mekânlarında bir başına dururken, esen her rüzgârın acıtıcı dokunuşlarını ciğerciğimizin hassas noktalarında hissederken kendimi bir köşeye çekmiş ve şunu düşünmüştüm:

“Sen, bırakılmış bir uçurtmasın oğlum!

Esen her rüzgârın içini şişirdiği başıboş bir poşet gibi kendini oralara buralara çarpa çarpa vuruşun, sürüklenişin gözlerini nemlendirmesin. İçerine eskilerden kalma çöpleri doldurup kapının önüne bıraktıklarında, çöpçünün gelip seni kirli kamyon kasasına atışını beklerken yine başıboş bir sokak köpeği gelmişti de, açmıştı poşetinin ağzını ve içindeki eskileri yine seni oraya bırakanın kapısının önüne boşaltmıştı. Hatırladın mı? İşte o bırakılışından sonra esen rüzgârları kast ediyorum, onlar alıp götürmüştü seni de, kendini yokluğa bırakışının acı tadını yaşamıştın gönülsüzce. Hafifleyen bir heybe gibi rüzgârın bir oyana bir buyana savuruşu seni kendine getirsin diye umarken, daha da kaybolmuş, sonra bu kaybolmuş hali kanıksamış ve bir daha asla bulunmamaya karar vermiştin.”

 

Sonra, “dostum,” demiştim kendi kendime; “içinden sağ çıkamayacağın bir dünyadan bahsediyoruz. Ölüyorsun burada ve öldürmeden bırakmıyorlar adamı, üzülme!”

Üzülmemiştim sonra. Üzülmemiştim de zoruma giden bir şeylerin varlığı hâlâ yok olmuş içimin enkazının kalıntılarına zarar veriyordu. Uğuldayan bir ses vardı kulaklarımda ve “unut her şeyi!” diye bağırıyor, neyi unutayım diye safça sorular sormamama kızıp uğultusunu daha da şiddetlendiriyor ve kulaklarımın uğultusu kesilsin diye köşedeki bakkaldan sakız alıp çiğnemeye başlıyordum. Sakızın jelâtininin içinden çıkan “beni unuturken inşallah de!” yazısına bakıp, bu manili sakızı kendime bir dost yapıp, yakın bulup ağzımı daha çok şapırdatmaya hatta şişirip patlatmaya başlamıştım. Sonra şişip şişip patlayan sakız yüzüme yapışmış ve aynada bana bakıp duran yüzüme, her şeyi eline yüzüne bulaştırmakta usta oldun! diye moral cümleleri kurmuştum.

Ağlayasım gelmişti ve bundan kimselerin haberi yoktu. Mutfağa gidip annemden bir kuru soğan istemiş ve bütün suçu ona yüklemek için onu hırsla ısırmaya başlamışken annem omzumdan tutmuş, silkelemiş ve “neyin yok oğlum?” demiş ve daha da çok ağlama isteği uyandırmıştı bende. Sonra bununla da durmamış, bana bakıp acımış ve “bana kekik kaynat” diye bekleyen bakışlarımı okumuş ve “kekik çayı fayda etmez sana, senin gönlünü soğutmuşlar oğlum!” demiş ve bana bol acılı bir kısır yoğurmak için kollarını sıvamıştı. Anne, demiştim titreyen sesimle, ayran buzlu olsun genede…

Bim’den aldığımız beş kiloluk yapmacık yoğurdun üzerinden üç beş kaşık aldığımı ve yüzümü ekşitip yoğurdu tekrar yerine koymak için dolabın kulpuna asıldığımı, açamadığımı ve geri çekildiğimi gören annemin kızmış sesini duyunca irkilmiştim.

“Bak hele de şuna, hemen de geri çekildi. Kapalı kapılar için emek vermelisin.” diyordu annem ve ben bunu hiç üstüme almak istemiyordum. Emek vermesi gerekenin ben olmadığımı düşünen bir tek bendim ve annem bunu duysa beni kesin öldürürdü.

Ben emek vermek istemiyordum oysa. Emek verdiklerimin enkazından kurtulma telaşındaydım. Kendi başına bırakılmış bir çöp poşeti örneğini anneme anlatmanın bir anlamı da olmayacaktı. Ben şimdi, uçsuz bucaksız düşüncelerin keyfini sürme, diye bir oyuna yeni girmiştim ve hızlı ilerliyordum. Cim bom’un yeni aldığı sol açık bile yetişemiyordu aklımın düşlerine.

Kendi içimde yeniden başlama vuruşu yapıyor, kısa paslarla kendimi geçmeye çalışıyor ama yine dayanamayıp topu taca atıyordum. “Bitiş düdüğüne daha var mı ?” dedim annemin manasız bakan gözlerine.

Bana cevap vermemişti. Bana kimse cevap veremezdi.  

Sonra kendi kendime “canım benim” demiş, bunu ardı ardına usanmadan tekrar edip hafızlığımı tamamlayıp, iyice ezberime alacağım ağrılarımın son cümlelerini aklımda tutmaya karar vermiştim.

Benim kendimden ayrı kalmaya ihtiyacım vardı. İmkânsızdı bu, biliyordum. Ben kendimi bırakamıyordum. Yabancı bir filmde olsam, sabah uyanır uyanmaz ocağa kahve suyu koyar ve yüzümü yıkamadan enfes bir nescafe ile güne başlayarak bunu başarabilirdim. Ama şimdi mutfağın bir köşesine sessizce oturmuş, alnı terleyen annemin yoğurduğu kısırın hazırlanmasını bekliyordum.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet Deveci

Mehmet Deveci

DİĞER YAZILARI Hiçbir Şey Anlatmayan Şiirler... 16-07-2020 21:06 Ey Benim Hevesim... 09-07-2020 20:57 Rüzgar ve Göğün Yüzü 03-07-2020 11:37 Derviş İle Çınar Yaprakları... 23-06-2020 20:00 Deizm Bizim Neyimiz Olur? 20-03-2019 18:55 Ben Hz. İbrahim ve Musa... 30-01-2019 16:46 Umre Ziyaretimizden Notlar 21-02-2018 09:16 Vatan Sevgisi... 22-08-2017 19:55 Beni unuturken inşallah de 01-08-2017 19:02 Oğuz Atay Söylüyor; Ey Şehadet, Bana Küsülü Müsün? 03-05-2017 17:51 Çok Sevmiştik Be! 14-04-2017 18:45 Sus da Leyla’m Duymasınlar 14-02-2017 16:17 Boğazlı Kazak 04-01-2017 17:24 Her Kitap Yeni Bir Başlangıçtır 05-10-2016 12:56 Biz Kazanacağız 02-08-2016 13:18 Cemaatin Yöntemi 26-07-2016 16:21 Darbe mi Tiyatro mu? 20-07-2016 16:06 Diyanetin Yetimleri Fahri Kur'an Kursu Öğreticleri 13-07-2016 19:44 Sevgili Ramazan 06-06-2016 10:34 Bu Tweet de Benden Olsun 25-03-2016 14:46 Türkücü 29-01-2016 14:26 Mevlit Kandili Ne yapmalı, Nasıl Yapmalı 23-12-2015 07:54 Özlemek Güzel 31-10-2015 15:52 Sevdiğine Yenilmek 26-08-2015 13:17 Aytaç Baran 12-06-2015 11:02 Neyin Var? 25-05-2015 13:25 Sevgili Yalnızlığım 20-02-2015 14:52 Limon Ağacı 09-12-2014 14:32 Yasin Börü 29-10-2014 15:07 Ortalama Tipler 29-09-2014 11:28 Melike 22-08-2014 08:41 Gazze'm Ağrıyor 19-07-2014 11:50 Anne Bak.... 10-06-2014 20:47 Platonik Bir Aşk Değildir Dostluk 12-05-2014 18:37 Osman Abi 25-04-2014 15:44 Bir sabah uyandığında tüm kapılar kapanmıştı... 31-03-2014 07:58 Duanın Buluşturduğu Yürekler 07-03-2014 09:45 İkna Edilemeyen Kardeşlik 12-02-2014 16:22 Taraf olabiliriz ama düşman olmayalım! 26-12-2013 14:12 Taksim - Gezi Olaylarına Nasıl Bakmalı 13-12-1901 22:42 Bize Maval Okuma! 13-12-1901 22:42 Hayatın İçinden Kareler 13-12-1901 22:42 Esed, Bomba, Ekmek, Çocuk 13-12-1901 22:42 Müsait Bir Yerde Susacak Var! 13-12-1901 22:42 Mayası Bozuklardan Eyleme 13-12-1901 22:42 Yeryüzüne İnmiş Melekler 13-12-1901 22:42 Kudüs Ve Aşk 13-12-1901 22:42 Ne Yapmalı 13-12-1901 22:42
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet