Hazım Koral
Hazım Koral
Giriş Tarihi : 10-07-2017 23:02

Srebrenitsa’yı Unutmayalım...

Avrupa’nın göbeğinde Sırp ve Hırvat canileri tarafından 312 bin savunmasız insan katledildi. Katledilenlerin 35 bini çocuktu. 50 bin dolayında kadın sistematik olarak tecavüze uğradı, namusları payimal edildi. 2 milyon insan evini-barkını terk etti. 18 bin kişi hâlâ kayıp. Bugüne kadar 300’ün üzerinde toplu mezar bulundu. Aslında 4 yıl içerisinde bütün Bosna soykırıma uğradı. Şu hâlde Srebrenitsa’yı unutmayalım, Bosna’yı unutmayalım.

 

İnsanlık tarihi kadar eskidir savaş ve soykırımlar. Bir hukuk sistemi olarak hayatı tanzim etmek için inzal olan İslâm şeriatı savaş hususunda da bir takım kriterler vaz etmiştir. Elbette ki başta Birleşmiş Milletler olmak üzere beşerî hukukta da savaş esnasında riayet edilmesi gereken kurallar vardır. Geçmiş tarihleri tetkik ettiğimizde de benzeri hususlara tanık olmaktayız. Ayrıca genel olarak riayet edilen husus; iki düşman ordu yerleşim birimlerinin dışında kozlarını paylaşmak için karşı karşıya gelirmiş. Sivil yerleşim birimlerine ise saldırılmazmış. Bunun aksi ise namertlik sayılırmış.

Ancak medenî bir zaman diliminde yaşadığımız çağımızda öylesine savaşlar ve öylesine soykırımlar yaşandı ki tam bir hunharlık, tam bir vahşet örneği. İkinci Dünya Harbi’nden sonra Batılı ülkeler bir araya gelip dünya barışını temin amacıyla Birleşmiş Milletleri kurdular. Kurdular kurmasına fakat sürekli yanlı ve taraflı hareket ettiler. Batılı Hıristiyan toplumlara yönelik bir tehlike, bir güvenlik tehdidi söz konusu olduğunda hemen harekete geçtiler. Zulme uğrayan Müslüman bir toplum söz konusu olduğunda ise hep ağırdan aldılar. Katliam ve soykırımlara seyirci oldular. Hatta zemin hazırladılar. Öyle ki kendilerine sığınan insanları canavarların eline teslim ettiler.

Srebrenitsa soykırımı da bunlardan biridir. Birleşmiş Milletler Hollanda askerî gücünün kontrol ve güvenliğinde olan Srebrenitsa halkı Sırp canavarı Ratko Mladiç’in komutasındaki Çetnik eşkıyalarına teslim edildi. Hatta bu teslim törenle, içkili parti ile yapıldı. Öyle ki, devir teslim esnasında NATO sözcüsü Albay Karemans ve Çetnik komutan Ratko Mladiç, havaya kaldırdığı kadehlerini “şerefe” diyerek tokuşturdular. Ardından Hollandalı NATO askerleri araçlarına binip bölgeyi terk ettiler. Katliamları rahat yapsınlar diye kasalar dolusu silah ve mermileri de o canavar sürüsüne verdiler.

Devir teslimden önce Hollandalı Albay Karemans nezaretinde Sırpların tarafını temsilen Ratko Mladiç, Müslümanları temsilen öğretmen Nesib Mandzic bulunmaktaydı. Bu görüşmede Mladiç söz alıp gayet ekabirce teminatta bulunuyor: “Bak Nesib! Burada yaşayan binlerce insanın hayatı ve geleceği senin elinde. Hemen silahlarınızı teslim edin. Silahlarını teslim eden herkese yaşamlarını garanti ederim.” Buna mukabil Nesib ezgin bir psikolojik hâlet-i ruhiye içerisinde şu sözleri sarf ediyor: “Size samimi olarak şunu söyleyebilirim ki, ben kazara temsilci oldum. Mesul olamam.” Mladiç ikna için yine söze giriyor: “Bak Nesib! Silahlarınızı teslim etmeli ve insanlarınızı yok olmaktan kurtarmalısınız.”

Sonuç olarak ne yazık ki, düşmana itimat edilip silahlar teslim ediliyor. Ardından megafonla halka sesleniyorlar: “Yaşamınız Birleşmiş Milletler’in garantisi altındadır.” Bu sözlerle birlikte çaresiz halk alkış ve ıslıklarla tezahürat yapıyor. Ancak ne yazık ki, Birleşmiş Milletler görevlileri ve NATO askerleri bölgeyi terk eder etmez Ratko Mladiç kameralar karşısına geçip, “Artık Müslümanlardan 600 yılın intikamını almanın zamanı geldi” diyerek komutasındaki Çetniklere katliam emrini veriyor.

Gözleri dönmüş canavarlar hemen harekete geçiyor. 30 saat içerisinde 33 bin çocuk ve kadını otobüslerle kendi bölgelerinde oluşturdukları esarethanelere götürüyorlar. Bu esarethanelerde kadınlar, genç kızlar sistematik olarak tecavüze uğradılar. 12 ile 77 yaş arası binlerce erkek kamyonlarla ayrı ayrı depolara nakledildi. Sonra acımasızca katliama giriştiler. Hızar makinalarında, testere şeridi ile insanları kestiler. Ormanlık alana götürülen gençleri ise elleri arkadan bağlı vaziyette tek tek kurşuna dizdiler. Cesetleri arkadaşlarına sürüyerek taşıtıp çukurlara attırdılar. Ardından onları da katlettiler. Ve bu genç insanları kurşuna dizerlerken sadistçe kahkahalar atıyorlardı. Bu katliamlardan sonra sıra evlere gelmişti. Ellerinde silahlarla adeta sürek avına çıkmışlardı. Evlerin içine girip çocuk, yaşlı ve kadın demeden savunmasız insanları orada da katlettiler.

(Dehşet ve korku içerisinde küçük kız çocuğu annesine soruyor: “Çocukları küçük kurşunla öldürürler değil mi anne?)

Yaşanan tam bir soykırımdı. 11 Temmuz 1995 tarihinde başlattıkları bu katliam 5 gün sürmüştü. Bu 5 günlük süre içerisinde tam 8372 insan acımasızca ve canavarca katledilmişti. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri ilk defa böylesi bir toplu katliam gerçekleşti medeni Avrupa’nın göbeğinde. Böyle mi olmalıydı? Bu nasıl bir medeniyettir ki, ne Birleşmiş Milletler ne NATO bulunduğu taahhüdü yerine getirmedi, sözünde durmadı. Savunmasız mazlum insanları canavarlara teslim etti.

Peki, bu katliamlar olurken İslâm ülkeleri ve Müslüman halklar neredeydi? Elbette ki münferiden gönüllü olarak Bosna cihadına katılan mücahid gençlerimiz vardı. Bu cengâver, bu bahadır gençlerimizle elbette ki gurur duyuyoruz. Ancak İslâm ümmetinin NATO’su neredeydi? İslâm ümmetinin Birleşmiş Milletleri nerede idi? Müslümanlar olarak bunu sormak ve sorgulanmak zorundayız. İslâm ümmeti kurumsal ve siyasî anlamda güç birliğine gitmediği takdirde nice katliamlar, nice soykırımlar yaşanır. Ne yazık ki, ümmet olarak sınıfta kalmış vaziyetteyiz. Aslında insanlık sınıfta kaldı.

Bu ümmet Osmanlı’nın dağılmasından sonra toparlanıp siyasî birliğini tesis etseydi elbette ki böylesi soykırımlar yaşanmazdı. Srebrenitsa bizi affeder mi bilinmez. Elbette Allah nezdinde sorumluyuz. Şairin dediği gibi, “Sınıfta kaldı insanlık, seni kurtaramadık Srebrenitsa. Hiçbir şey yapamadık, affet bizi Srebrenitsa. Bazen canavardır uygarlık denen illet. Her Temmuz’un 11’nde yaralar dağlanır, ağlaşır kabir başlarında çocuklar, kadınlar. Hiçbir şey yapamadık, seni kurtaramadık, affet bizi Srebrenitsa. Tam 20 yıl oldu, katliamın hesabını soramadık, affet bizi Srebrenitsa.”

Merhum bilge Kral Aliya İzzetbegoviç mazlum halkına hitaben diyor ki: “Savaşta büyük zulme uğradınız. Zalimleri affedip affetmemekte serbestsiniz. Ne yaparsanız yapın, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır.”

Bir başka demecinde merhum Aliya şu anlamlı sözleri dile getiriyor: “Ben barış görüşmeleri için Avrupa’ya giderken, kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı’nın gözü önünde…”

Evet, Avrupa’nın göbeğinde Sırp ve Hırvat canileri tarafından 312 bin savunmasız insan katledildi. Katledilenlerin 35 bini çocuktu. 50 bin dolayında kadın sistematik olarak tecavüze uğradı, namusları payimal edildi. 2 milyon insan evini-barkını terk etti. 18 bin kişi hâlâ kayıp. Bugüne kadar 300’ün üzerinde toplu mezar bulundu. Aslında 4 yıl içerisinde bütün Bosna soykırıma uğradı. Şu hâlde Srebrenitsa’yı unutmayalım, Bosna’yı unutmayalım.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Hazım Koral

Hazım Koral

DİĞER YAZILARI Bir Hukuk Skandalı Ve 22 Yıllık Hasret... 14-07-2020 07:43 Aile Mahremiyeti Üzerine 25-06-2020 07:31 Dünya Kudüs Günü Ve Asıl Mesele 21-05-2020 21:26 Oruç Ve Nefs Tezkiyesi.. 25-04-2020 15:57 Koronavirüs (Kovid-19) Hakkında... 27-03-2020 12:27 Mayın Eşeği Olmamak 10-03-2020 11:30 İslâm Devriminin 41'nci Yılı Muhasebesi 12-02-2020 09:42 İran'ın Suriye'de Ne İşi Var? 21-01-2020 10:29 Kadına Şiddet Ve Evlilik Hayatını Bitiren Faktörler... 02-01-2020 22:06 Nikâh Akdi.. 28-11-2019 21:17 Evlilikte Liyakat Ve Sadakat.. 29-10-2019 20:55 Kadına Şiddet Ve Kadın Cinayetleri 14-09-2019 09:54 Önce Ahlâk Ve Maneviyat... 18-08-2019 20:33 Takva İslam’ı En İyi Şekilde Yaşamaktır 08-07-2019 19:27 Gürültü Kirliliği 06-06-2019 17:40 Ramazan Ayı Ve Oruç 08-05-2019 21:15 Tesettürün Cılkının Çıkarılması Ve Müstehcenliğin Yaygınlaşması Üzerine... 18-04-2019 09:44 Şer Ekseni 12-03-2019 15:36 İslâm Devrimi’nin 40. Yılı 05-02-2019 18:20 Nikâhta Keramet Vardır 20-01-2019 11:50 Uygurlu Müslüman Türklere Uygulanan Çin Zulmü 19-12-2018 14:54 Evliliğe Giden Yolda Kıskançlık... 14-11-2018 22:03 Unutulan Vecibe Emr-İ Maruf -Nehyi Münker Ve Nasihat.. 10-09-2018 23:06 Akraba Ve Komşuluk İlişkileri 01-08-2018 19:36 Art Niyet - Suizan Veya Önyargı 30-06-2018 06:47 Emin, Güvenilir Ve Nezaket Sahibi Olmak 10-05-2018 18:34 Gelin Ve Damat Mevzusu 04-04-2018 17:18 Yarınlar Bizim 20-02-2018 12:01 Siyonistlerin Kuklası Küstah Trump 21-12-2017 01:02 Evlilik Oyunu (!) 22-11-2017 12:03 Vefa Kavramı.. 19-10-2017 23:07 Geçimsizlik Ve Boşanma Hadiseleri 19-09-2017 20:53 Anlamlı Ve Bir O Kadarda Stratejik Ziyaret... 17-08-2017 15:53 Evlilik Huzurun Teminatıdır… 25-07-2017 22:45 Srebrenitsa’yı Unutmayalım... 10-07-2017 23:02 Evlilik İçin Mümeyyiz Olmak… 01-07-2017 18:05 Medeniyetimiz Ve Ufak Ayrıntılar 12-06-2017 17:21 Eşler Arasındaki Kıskançlık Ve Duygu Kontrolü... 10-05-2017 13:03 Sosyal Medyanın Negatif Ve Pozitif Yönü... 03-04-2017 05:01 Sevgi Ve Aşk Üzerine Kısa Bir Analiz.... 08-03-2017 19:08 Farkındalık... 08-02-2017 20:55 Mesuliyet Hissi Ve Merhamet Duygusu.. 18-01-2017 10:05 İnsanı Ve Misyonunu Tanımak. 03-01-2017 21:34 Terör Ve Şiddetin Meşruiyeti Yoktur. 14-12-2016 10:00 Fethullah Gülen’in İnanç Ve Psikolojisi... 16-11-2016 09:46 Kerbelâ’da Âşura Öncesi 08-10-2016 09:34 Azmettirici ABD Tetikçi FETÖ Destekçi NATO 28-09-2016 22:37 İşgalci Siyonist İsrail İle Anlaşmaya Hayır.. 31-08-2016 21:33 Kanlı Darbe Girişimine Bir Başka Açıdan Bakış... 11-08-2016 13:02 Kanlı Darbe Girişimi Hangi Amaca Matuf.. 21-07-2016 16:58 Sıbgatullah; Allah'ın Boyası.. 29-06-2016 00:15 Ramazan Ve Oruç 02-06-2016 09:13 İkra 02-05-2016 12:56 Önce Ahlâk Ve Manevîyat 01-04-2016 07:20 Edep 01-03-2016 10:05 Erbain Yürüyüşü 27-01-2016 23:41 Kerbelâ’yi Anmak Bidat Mi? 29-12-2015 22:47 Kûr’ân Ve İmâm Hüseyin 24-11-2015 16:53 Üst Kimlik Manifestomuz.. 21-10-2015 16:21 Teberrâ Ve Tevellâ 21-09-2015 22:19 Uhuvvet Ve Tasavvuf 18-08-2015 08:52 Ümmet Birlikteliğinin Önündeki Engeller 03-08-2015 14:02 Diyalog Ve Uhuvvet'in Ön Şartları… 30-06-2015 23:26 Tekfircilik Hastalığı (2) 20-06-2015 18:37 Tekfircilik Hastalığı -1- 25-05-2015 13:44 Tevhid Selâm Terör Örgütü Mü? 02-05-2015 17:51
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet