Nevzat ÖZKAYA
Nevzat ÖZKAYA
Giriş Tarihi : 08-05-2017 15:13

İslamın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir..

İslamın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir..

Ne günler yaşıyoruz, nelerle karşılaşıyoruz dostlar. Günümüzdeki olayları anlamak için galiba az bişe geçmişe bakmamız gerekecek.

Bir gün Halife Harun Reşid, Bermekîlerden olan veziri Cafer bin Yahya ile birlikteymiş. Saray’ın bahçesi”nde birlikte gezerken, canı “meyve” çekmiş. Halife hazretleri, Elma”yı dalından koparmak için uzanıyor, ne var ki; orta boylu olduğu için, meyveye yetişemiyor!..

Veziri Yahya’ya diyor ki;

Omzuma çık, o meyveyi kopar ve bana ver!”

Vezir zayıf olduğu için, Halife’nin omzuna çıkıyor ve meyveyi koparıp, veriyor...

Meyveyi yiyen Halife Harun Reşid, “çok lezzetliymiş” diyor, “Bana bahçıvanı çağırın... Bu lezzetli meyveden dolayı onu ödüllendireceğim.”

Zaten az ileride duran ve olan-biteni “hayretle” seyreden bahçıvan geliyor... Halife, ona; “Sana bir ödül vereceğim, dile benden ne dilersen” diyor...

Bahçıvan diyor ki;

“Sultanım, sizden bir tek isteğim olacak... Bana, benim Bermekî olmadığıma dair bir belge verir misiniz?”

Halife şaşırıyor!..

“Herkes devlet kademesinde görev almak için bir Bermekî şeceresi uydururken, herkes Bermekî olmaya can atarken, sen niye Bermekî olmadığına dair belge istiyorsun ki?..

Kaldı ki, sen bir Bermekî’sin!.. Bermekî olmaktan niye kaçınıyorsun?..”

“Belge”yi almakta ısrar eden bahçıvan diyor ki; “Evet, bir Bermekî’yim... Ama, madem ki, benden bir istekte bulunmamı istediniz... Ben bu belgeyi istiyorum, başka da bir isteğim yok!”

Halife Harun Reşid de; “Madem ısrar ediyorsun, istediğin belgeyi vereceğim sana” diyor ve daha sonra da, o belgeyi veriyor bahçıvana...

Aradan yıllar geçer. Halife Harun Reşid’in kulağına birçok sözler gelmeye başlar.

Civar ülkelerden gelen uyarıların ve halktan yükselen tepkilerin, hiç de yersiz olmadığını görür.

Bermekîler; Halife Harun Reşid’in kendilerine beslediği büyük güven ve yakın ilgiyi istismar ederek, sadece Saray kademelerini değil, eyaletleri de kendi yandaşları ile yönetmeye başlarlar!..

Devletin her kademesini anlayacağınız bir “ur” gibi sarmışlar, en ücra yerlerine bile kendi adamlarını yerleştirmişlerdir!..

Halife, Bermekîlerin ülkenin her yanını ele geçirdiklerini ve kendisini devredışı bıraktıklarını fark edince, derhal emir verir:

“Bermekîleri kılıçtan geçirin!.. Yaşlılarını da zindana atın!”

Emir, yerine getirilir!

Peki, “bahçıvan”a ne olur?..

Halife’nin emri üzerine, görevliler “bahçıvan”ın evine de giderler... Ya kılıçtan geçirecekler, ya hapse atacaklardır!..

Ama, bahçıvan; hemen, “Bermekî olmadığına” dair, “Halife imzalı belge”yi gösterir!..

“Gördüğünüz gibi, ben Bermekî değilim”der ve kellesini kurtarır!..

Harun Reşid, son durumu öğrenmek için “kurmay”larını çağırır ve sorar;

“Emrimi yerine getirdiniz mi?”

Kurmaylar der ki;

“Listedeki herkes; ya kılıçtan geçirildi, ya zindana atıldı... Sadece bir adam kaldı... Ama, ona dokunamadık, çünkü elinde sizin imzaladığınız bir belge vardı!”

Halife; “Hatırladım ben onu... Onu bulun ve bana getirin” der...

Bahçıvan huzuruna getirilince, Harun Reşid sorar adama;

O gün, Bermekî olmadığına dair, benden ısrarla belge istedin... Ben de verdim... Peki, bugünlerin geleceğini nereden anladın?”

Bahçıvan der ki;

“Sultanım; hani, o elmayı koparmak isterken, vezir, sizin omzunuza basmıştı ya... İşte o an dedim ki; eyvah, bizim sonumuz geldi!”

Harun Reşid, araya girip; “Ama ben söyledim omzuma basmasını” deyince, bahçıvan der ki;

“Farketmez sultanım... Sizin, Sultan olarak, vezirinizin omzunuza basmasını istemeniz bir alicenaplıktır, büyüklüktür... Siz istemiş olsanız bile, vezirinizin omzunuza basması ise; hem şımarıklık, hem hadbilmezlik, hem de küstahlıktır! Sizin omzunuza basıp meyveyi koparmak yerine, pekâlâ beni çağırabilir ve benden isteyebilirdi! Bir adam, vezir de olsa, sultanının omzuna basacak kadar cüretkâr ve hadbilmez olduysa, bunun sonu felâkettir!.. Ben, işte o gün bu felâketi gördüm ve sizden o belgeyi istedim.”

Bunu eminim birçok kere duymuşuzdur: "İslamın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir".

Had bilmek ne güzel bir davranıştır. Hayatımızın en güzel prensibi bu olmalı.

 

Haddini bilenlerden olmak dileğiyle…

NELER SÖYLENDİ?
@
Nevzat ÖZKAYA

Nevzat ÖZKAYA

DİĞER YAZILARI Rüyada ekmek paylaşmanın hikmeti... 27-02-2020 22:23 İşte en güzel reçete… 30-06-2019 23:24 Siyasal iletişimde beden dili 02-02-2019 11:29 Örgütlerde Duygusal Sermaye 15-09-2018 12:22 Umutlar yeniden filizlendi... 29-05-2018 11:59 Bu Ramazan hüzünle geldi... 22-05-2018 13:06 Türkiye’de Devletin Çalışma İlişkileri İdeoloji- 2- 23-03-2018 21:47 “Türkiye’de Devletin Çalışma İlişkileri İdeoloji -1- 20-02-2018 16:02 Bir söz ola yüreğimize ve dokuna 15-12-2017 16:50 ‘Aile, Toplum ve Devlet’sempozyumu 01-11-2017 17:05 İşte Yeni Yaşam Tarzımız... 27-09-2017 11:20 Okumak Farkındalıktır... 23-08-2017 16:04 Okulların hali içler acısı… değil mi? 25-07-2017 10:38 Okullarda öğrenciler mağdur ediliyor! 12-06-2017 09:55 İslamın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir.. 08-05-2017 15:13 İnsan alışır(mış)... 29-03-2017 19:57 Tarihi Güne Şahitlik Etmek... 22-03-2017 13:10 Halka inanların sesi daha gür olmalı... 08-02-2017 14:50 O’na aitiz ve O’na döneceğiz. 06-01-2017 09:46 Acı hep Müslüman coğrafyada 30-11-2016 21:46 Ulus aşırı işgalcilerin “Kurtarma” gösterisi... 22-10-2016 23:32 İyi ki Her Şey Geçici 23-09-2016 15:58 “Gün”e şahit olmak... 15-08-2016 12:06 Sevdiklerinizi zehirlemeyin... 25-05-2016 12:31 Bir dava adamı: İlhan Akıncı 05-04-2016 16:25 Batı’nın gerçek yüzü 01-04-2016 16:04 Hamd-ü sena… 08-03-2016 19:51 O’nu an(la)mak… 17-02-2016 16:06 Soğuk havada sıcak tebessümler... 29-01-2016 22:26 Şehirli olmak, inşa olmaktır 05-12-2015 14:39 26-10-2015 09:19 Baharla başlayan sıcak günler... 31-08-2015 06:34 Şehr-i Güzide… Malatya 19-06-2015 06:03 Kütüphaneleri nasıl seveceğiz? 28-04-2015 08:42 Çocuklar nazlıdır… 16-04-2015 07:49 Güncemde susuşun var 13-03-2015 22:24 İstanbul hüner pazarı 27-02-2015 22:00 Geride bırakılan bir gün 26-01-2015 19:02 “Muhabbet” olsun 19-01-2015 16:38 İstikametimiz... 12-01-2015 17:27 Bir dostun ardından… 06-01-2015 22:19 Soğuk, içimizi ısıtsın 04-01-2015 10:11 Şehrin temiz nefesi 23-12-2014 12:31 Kitap müzayedesi... 04-11-2014 00:01 Bir İstanbul valisi vardı 19-09-2014 17:20 Kendimiz nasıl bir "dost"uz? 24-08-2014 12:19 Kutsal Yolculuğu Yaşamak 08-05-2014 23:50 Bâb-ı Şefkat 119 yaşında 13-03-2014 21:50 Teyzelerimizin, annelerimizin ve anne adaylarımızın “her” günü kutlu olsun 09-03-2014 14:43 Sahafçılık artık “net”te 20-02-2014 09:53 Kardeş olduğumuzun farkına varmak… 15-02-2014 21:52 Yoğun bir Cumartesini geride bırakırken… 08-01-2014 07:52 Yolunuz da bahtınız da açık olsun 30-12-2013 21:17 Bağlanacaksın... 13-12-1901 22:42 Mutlu mu olmak istiyoruz? 13-12-1901 22:42 En anlamlı dil “ŞÜHEDA”nın dili 13-12-1901 22:42 Ramazan, İnsan hayatında muhteşem bir manzume 13-12-1901 22:42 Söylenti mi? Koskoca bir gerçek! 13-12-1901 22:42 Taksim ve ötekiler... 13-12-1901 22:42 Kur’an’da aşk var mı? 13-12-1901 22:42 Dostlarım, anneciğim için bir dua… 13-12-1901 22:42 10 Haziran’daki Bursluluk sınavında yanlış soru var 13-12-1901 22:42 Kim olmak değil, kendin olacaksın öncelikle… 13-12-1901 22:42 Güneşe seslenmek 13-12-1901 22:42 Üstad Abdurrahim Karakoç hakka yürüdü... 13-12-1901 22:42 İnsanları bağımlılığa özendirmek insanlık suçudur! 13-12-1901 22:42 Affetmekten utanmayın 13-12-1901 22:42 Rızık korkusu mu? Allah var… 13-12-1901 22:42 Ak Parti… Babuşçu… Fatih Altaylı… “Yanılmışım.” 13-12-1901 22:42 Canım dediklerime, canımdan can verdiklerime… bana elini ver 13-12-1901 22:42 Rabbimiz! Yalvarıyoruz, yakarıyoruz, Affet! 13-12-1901 22:42 Daha özgür dünya için faşist zihniyetin izi silinsin 13-12-1901 22:42 Dillerde Fetih, “dîl”lerde Fatih 13-12-1901 22:42 Çizginin Ustası TDED’de… 13-12-1901 22:42 Anne yardan kurtaran bir yârdır 13-12-1901 22:42 İtirazım var 13-12-1901 22:42 Senden yine sana şikâyetle adalet istiyorum 13-12-1901 22:42 Ben Leylama gidiyorum çekil önümden Leyla 13-12-1901 22:42 Bir duayen daha gözlerini yumdu 13-12-1901 22:42 Akıl bazen başa bela olur 13-12-1901 22:42 Friedrich W. Nietzsche diye bir adam yaşamış, “farzedelim.” 13-12-1901 22:42 İnsanlar birbirlerini öldürsün ve “kan tüccarları” ceplerini doldursun(!) 13-12-1901 22:42
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA