Hazım Koral
Hazım Koral
Giriş Tarihi : 03-04-2017 05:01

Sosyal Medyanın Negatif Ve Pozitif Yönü...

Doktorun elindeki neşter belki bir hayatın kurtarılmasına vesile olurken, katilin elindeki neşter bir insanın maktül olmasına sebep olur. Sosyal medyanın da böylesi bir benzetme ile tarif edilmesi yeridir desek abartmış olmayız herhâlde! Öyle ki, gelişen ileri boyuttaki teknoloji ile sosyal medya mükemmel bir iletişim aracıdır. Sosyal medyanın bu yönünü kimse inkâr edemez. Eskiden gazete, radyo, telgraf, telefon ve televizyon kitle iletişim aracıydı. İnternetin devreye girmesiyle birlikte alt kollardaki facebook, twitter, wahtsaap, istagram vs, bireysel iletişim vasıtaları olarak devreye girmiş oldu.

Günümüzdeki iletişim ve irtibat imkânları teritoryal alanın çok daha ileri boyutlarda genişlemesi anlamına gelmektedir. İletişim aynı zamanda bilgi aktarımı, bilgi alışverişi anlamına da gelmektedir. Evrensel insan hak ve özgürlüklerinden biri de "doğru bilgi edinme" hakkıdır. Bu kurala sosyal medya kullanımında da uymak ahlâki bir gerekliliktir. Ancak istatistiklere göre insanlar en çok sosyal medya üzerinden yalana baş vurdukları anlaşılmaktadır. Özellikle gençler ve hatta yaşını başını almış insanlar partner veya sevgili bulma bahanesiyle olmadık yalanlara tevessül edebilmektedirler.

Böylesi durumlarda ise olan genç kızlara olmaktadır. Çeşitli yalanlarla aklı çelinen genç kız çarçabuk tufaya düşmekte ve aldanabilmektedir. Çok açık bir şekilde ifade edecek olursak, bu gibi durumlarda iş işten geçtikten sonra kız kızlığını da, namusunu da yitirmiş olmaktadır. Sonra ver gelsin yıkımlar ve intihar olayları. Hülasa nice genç kızlar sosyal medya vasıtasıyla maktül durumuna düşebilmektedir. Demek ki, sosyal medya hangi amaca matuf olarak kullanılırsa o minval üzere sonuç vermektedir. Sosyal mdyadan müptezellik ve müstehçenlik pompalanırsa, hiç kuşkusuz tesir altında kalanlar soysuzlaşmaya doğru yol alırlar.

Nitekim günümüzde buna ilişkin şikayetler oldukça revaçta. Çünkü gençlerimize yönelik nefsani dürtüler daha ağır basmaktadır. Öncelikle işe, zahiren masumane bir davranış olarak görülen fotoğraf paylaşımlarıyla başlanmaktadır. Önceleri facebook'ta bu iş oldukça yaygınmış. Nicedir ise instagram üzerinden bireysel fotoğrafların paylaşımı ve arkadaşlık ağları yaygınlaşmış. Sözüm ona tesettürlü ve hassasiyet sahibi genç kızlarımız da bu vargelin, bu furyanın ve bu girdabın içerisine çekilmiş vaziyette. Oysa bilinmemektedir ki o masumane niyetle paylaşılan fotoğraflar başka amaçlarla da kopyalanıp montajlanarak kullanılmakta ve bir şantaja dönüştürülebilmektedir.

Bakınız, fotoğraf paylaşımı konusunda belki uç noktalardan ve klişe örnek veriyoruz ancak hemen şunu da belirtmiş olalım ki, Müslüman bir genç kız başının derde girmemesi için her türlü olumsuzluğu göz önünde bulundurmak zorundadır. Kendine şöyle bir soru sormalıdır: "Ben ileride anne olduğumda kızımın bu tür fotoğrafları paylaşmasına gönlüm razı olur mu?" Bir de en önemlisi, "Bu paylaşımlarımdan Rabbim razı mıdır? Bunu yapmakla Allah'ı gücendirmiş olmuyor muyum?" diye kendine sormalıdır. Bu tür paylaşımlar aslında hiç de etik değildir ve sizin mahrem alanınızdır. Ve bu davranış bir Müslüman kızın vakar ve takvasına halel getirmesinden başka bir şey değildir. Siz evinizde çok özel olarak albümlerde muhafaza ettiğiniz fotoğraflarınızı evinizin kapısına çıkıp ne idüğü belli olmayan, tanımadığınız insanlara gòsterir misiniz? Verdiğimiz örnek size absürt gelebilir ancak işin gerçeği bu.

Bakınız modern hayat sosyal medya vasıtasıyla böylesine çarpaşık ve böylesine pespaye bir hayatı dayatıyor ve ne yazık ki, mütedeyyin olarak bildiğimiz nice insanlarımız bu rüküş duruma düşebiliyor. Bu aygıtlar icad edilmeden önce bir tesettürlü bayan komidininde sakladığı albümünü eline alıp sokaktan gelip geçen insanlara (ki bunlar sizin komşularınız veya bir vesile ile tanıdığınız insanlar da olabilir) fotoğraflarınızı gösterip altına çarpı işaretli "beğeni" attırmaya kalksanız sizi deli diye tımarhaneye tıkmaya kalkarlar. Ne yazık ki, insanlarımızda artık algı ve hassasiyetler değişmeye başlamış. Lütfen bu yazılanlara burun kırın etmeden kendimize gelelim. Eskiden yaşlılar hariç evin salonuna bile genç bayanlar fotoğraf asmazmış gelen misafirlere teşhir olmasın diye. Hatta bugün bile hassasiyet sahibi insanlar gelin - damat fotoğraflarını yatak odalarına asmaktadırlar. Bilmem anlatabildik mi? Yüce dinimizin ahlâk ve etik değerler adına ortaya koyduğu kurallardan biri de mahremiyet ve haremlik - selâmlık ölçüleridir. İşte sosyal medyadaki yersiz fotoğraf paylaşımlarıyla bu kurallar ihlâl edilmektedir.

Bakınız, bugün az da olsa edep ve ahlâk adına hâlâ takva ehli insanlarımızın uygulayıp hassas davrandığı bir tutum vardır, o da şudur: Bu takva ehli insanımızın karşı cinsten bir yabancıyla, bir şekilde muhatap olup konuşma durumunda kalınca gözünün içerisine değil, yere veya yan tarafa bakarak konuşur. Ama bu tutum Batı standartlarına göre muhatabı kaale almamak ve ayıp olarak algılanmaktadır. Ancak ne yazık ki, bir çok hususta Batı taklit edilir okduğu için bu konuda da haremlik - selâmlık ve mahremiyet sınırları aşılabilmektedir. Kısacası günümüzde nice mütedeyyin diye bilinenler karşı cinsten biriyle konuşurken, mütebessim bir çehre ve biraz da işveli (davetkâr) bir şekilde (yılışarak) konuşabilmektedirler. Sonra ver gelsin ahlâksızlıklar ve ihanetler.

Necip Fazıl'ın ifadesiyle, "Burnunu göstermekten haya ederdi süt ninem, kızımın giydiği kefen bezine mahrem." Müptezel film seyretmek adetim değildir ancak bir ortamda TV'nin açık olduğu esnada Kemal Sunal'ın filminden bir sahne dikkatimi çekmişti. Kemal Sunal meftun olduğu kızı ayartmak için konuşuyor. Kız da yılışık bir şekilde gülerek cevap verip oradan uzaklaşıyor. Kemal Sunal arkadaşına dönüp, "güldü, bu iş olmuş demektir" diyor. Davetkâr tutum son derece etik olmayan davranış biçimidir. İşte sosyal medyada paylaşılan resimlerin (başında örtü de olsa) duruş şekli ve yüz ifadesi çok önemli referans kaynağı olabilmektedir. Daha açık bir ifadeyle izah edecek olursak, sosyal medyada paylaştığınız resmi (deklanşöre basıldığı o anki duruş şeklinizi ve pozisyonunuzu) sokaktaki insanlara sunabilir misiniz? Olay aslında bu derecede ironik ama genç kızlarımızın çoğu bu tuhaflığın, bu çelişkinin farkında değil ne yazık ki. Birileri bunlara bunu hatırlatmalı. Bu absürt paylaşımlar aslında kültürümüze has manyaklıklar degil, bunu da bilmiş olalım. Bu arizi bir durumdur. İzole edilebilir veya tağyir ve tebdil edilebilir. Sayın okuyucumuz farkındaysanız sosyal medya konusunu işlerken resim üzerine yoğunlaşıp odaklanmış olduk. Çünkü olumsuzlukların nirengi noktası ile cezbedici ve baştan çıkarıcı yönü resim olmaktadır. Siz kendinizi resminizle tanıtmış oluyorsunuz. Akabinde yazacaklarınız devreye girmektedir. Yazı ile de insanlar manipüle edilip aldatılabilmektedir. Başta da belirttiğimiz gibi bütün kolları ve alt birimleriyle sosyal medya mükemmel bir iletişim ve haberleşme aracıdır. Yeter ki yerli yerinde ve pozitif anlamda kullanılmış olsun.

Düşünebiliyor musunuz, saniyede 300 bin km süratte ışık hızıyla dünyanın öbür ucundaki arkadaşınızla iletişim kurabiliyor ve haberleşiyorsunuz. Bu ne büyük bir nimet. Rabbimiz atmosfer ve ötesine bu iletişim fırsatını vermeseydi bunu icad etmek de mümkün olmazdı.

"İnsan bir söz söylemeyiversin, onu anında zapt-u rapt altına alan (kaydeden) meleklerimiz vardır." (Kaf:18)

Bizim hayatımız kayıt altına alınmaktadır. Bu kayıt sosyal medyada paylaştıklarımıza benzememektedir.

"O gün insan dehşete kapılarak der ki, 'Bu nasıl bir kayıttır ki hiçbir şeyi eksik bırakmamış.' Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulur. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez." (Kehf:49)

Şu hâlde sosyal medyayı nefsimize göre değil Allah Teâlâ'nın rızasına uygun bir şekilde kullanmalıyız. Örneğin Yüce Rabbimiz'in bizi memur kıldığı en önemli mükellefiyetlerimizden ikisi tebliğ ve emr-i maruf nehy-i münker vecibemizdir. Bunların ikisi de kısmen de olsa sosyal medya vasıtasıyla yapılabilir. Amaç meramınızı veya mükellefiyetimize ilişkin maksadımızı sosyal medya vasıtasıyla da olsa karşı tarafa aktarmaktır. Hiç kuşkusuz ilâhî değerlerimize özgü paylaşımlarımız hayır hasenat defterimize artı değer olarak geri dönmektedir. Bu nedenle dir ki sosyal medyayı neştere benzetmemiz yerinde bir tespit olsa gerek. Neşter işin ehlinde olursa hayatların kurtarılmasına vesile olur. Ama art niyetlinin elinde okursa nice insanlar maktül olur ve cehennemi boylar. Oysa biz Müslümanlar cennete talibiz. Şu hâlde her konuda olduğu gibi sosyal medya kullanımında da cennetliklere özgü tutum ve davranışlar içerisinde olmalıyız. Aksi hâlde Rabbimizin rızasını kazanmamız mümkün değildir. Sonuç olarak ifade edecek olursa sosyal medya gereği gibi kullanabilen bir Müslüman için bir nimettir ve mükemmel bir fırsattır. Bunu yaşlısıyla genciyle her Müslüman iyi bir şekilde kullanmalıdır.

 

Sosyal medyanın toplum ahlâkını dejenere etmesine fırsat verilmemelidir. Gençlerimiz büyükleri ve ebeveynleri tarafından uyarılmalıdır. Masumane bir şekilde resimlerle başlayan teşhirat zamanla her türlü müptezelliği ve rüküş tavırları beraberinde getirebilmektedir. Bu nedenle temkinli ve dikkatli olmalıyız. Ufak günahlar büyük günahlara açılan kapıdır bunu unutmayalım.

NELER SÖYLENDİ?
@
Hazım Koral

Hazım Koral

DİĞER YAZILARI Bir Hukuk Skandalı Ve 22 Yıllık Hasret... 14-07-2020 07:43 Aile Mahremiyeti Üzerine 25-06-2020 07:31 Dünya Kudüs Günü Ve Asıl Mesele 21-05-2020 21:26 Oruç Ve Nefs Tezkiyesi.. 25-04-2020 15:57 Koronavirüs (Kovid-19) Hakkında... 27-03-2020 12:27 Mayın Eşeği Olmamak 10-03-2020 11:30 İslâm Devriminin 41'nci Yılı Muhasebesi 12-02-2020 09:42 İran'ın Suriye'de Ne İşi Var? 21-01-2020 10:29 Kadına Şiddet Ve Evlilik Hayatını Bitiren Faktörler... 02-01-2020 22:06 Nikâh Akdi.. 28-11-2019 21:17 Evlilikte Liyakat Ve Sadakat.. 29-10-2019 20:55 Kadına Şiddet Ve Kadın Cinayetleri 14-09-2019 09:54 Önce Ahlâk Ve Maneviyat... 18-08-2019 20:33 Takva İslam’ı En İyi Şekilde Yaşamaktır 08-07-2019 19:27 Gürültü Kirliliği 06-06-2019 17:40 Ramazan Ayı Ve Oruç 08-05-2019 21:15 Tesettürün Cılkının Çıkarılması Ve Müstehcenliğin Yaygınlaşması Üzerine... 18-04-2019 09:44 Şer Ekseni 12-03-2019 15:36 İslâm Devrimi’nin 40. Yılı 05-02-2019 18:20 Nikâhta Keramet Vardır 20-01-2019 11:50 Uygurlu Müslüman Türklere Uygulanan Çin Zulmü 19-12-2018 14:54 Evliliğe Giden Yolda Kıskançlık... 14-11-2018 22:03 Unutulan Vecibe Emr-İ Maruf -Nehyi Münker Ve Nasihat.. 10-09-2018 23:06 Akraba Ve Komşuluk İlişkileri 01-08-2018 19:36 Art Niyet - Suizan Veya Önyargı 30-06-2018 06:47 Emin, Güvenilir Ve Nezaket Sahibi Olmak 10-05-2018 18:34 Gelin Ve Damat Mevzusu 04-04-2018 17:18 Yarınlar Bizim 20-02-2018 12:01 Siyonistlerin Kuklası Küstah Trump 21-12-2017 01:02 Evlilik Oyunu (!) 22-11-2017 12:03 Vefa Kavramı.. 19-10-2017 23:07 Geçimsizlik Ve Boşanma Hadiseleri 19-09-2017 20:53 Anlamlı Ve Bir O Kadarda Stratejik Ziyaret... 17-08-2017 15:53 Evlilik Huzurun Teminatıdır… 25-07-2017 22:45 Srebrenitsa’yı Unutmayalım... 10-07-2017 23:02 Evlilik İçin Mümeyyiz Olmak… 01-07-2017 18:05 Medeniyetimiz Ve Ufak Ayrıntılar 12-06-2017 17:21 Eşler Arasındaki Kıskançlık Ve Duygu Kontrolü... 10-05-2017 13:03 Sosyal Medyanın Negatif Ve Pozitif Yönü... 03-04-2017 05:01 Sevgi Ve Aşk Üzerine Kısa Bir Analiz.... 08-03-2017 19:08 Farkındalık... 08-02-2017 20:55 Mesuliyet Hissi Ve Merhamet Duygusu.. 18-01-2017 10:05 İnsanı Ve Misyonunu Tanımak. 03-01-2017 21:34 Terör Ve Şiddetin Meşruiyeti Yoktur. 14-12-2016 10:00 Fethullah Gülen’in İnanç Ve Psikolojisi... 16-11-2016 09:46 Kerbelâ’da Âşura Öncesi 08-10-2016 09:34 Azmettirici ABD Tetikçi FETÖ Destekçi NATO 28-09-2016 22:37 İşgalci Siyonist İsrail İle Anlaşmaya Hayır.. 31-08-2016 21:33 Kanlı Darbe Girişimine Bir Başka Açıdan Bakış... 11-08-2016 13:02 Kanlı Darbe Girişimi Hangi Amaca Matuf.. 21-07-2016 16:58 Sıbgatullah; Allah'ın Boyası.. 29-06-2016 00:15 Ramazan Ve Oruç 02-06-2016 09:13 İkra 02-05-2016 12:56 Önce Ahlâk Ve Manevîyat 01-04-2016 07:20 Edep 01-03-2016 10:05 Erbain Yürüyüşü 27-01-2016 23:41 Kerbelâ’yi Anmak Bidat Mi? 29-12-2015 22:47 Kûr’ân Ve İmâm Hüseyin 24-11-2015 16:53 Üst Kimlik Manifestomuz.. 21-10-2015 16:21 Teberrâ Ve Tevellâ 21-09-2015 22:19 Uhuvvet Ve Tasavvuf 18-08-2015 08:52 Ümmet Birlikteliğinin Önündeki Engeller 03-08-2015 14:02 Diyalog Ve Uhuvvet'in Ön Şartları… 30-06-2015 23:26 Tekfircilik Hastalığı (2) 20-06-2015 18:37 Tekfircilik Hastalığı -1- 25-05-2015 13:44 Tevhid Selâm Terör Örgütü Mü? 02-05-2015 17:51
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet