Eda Bildek
Eda Bildek
Giriş Tarihi : 22-03-2017 20:33

Fikrimin İnce Gülü...

Kendimi hiç güvende hissetmiyorum. Ne çok kalabalığın içinde lüzumsuz gürültülere tanıklık ederken ben, hiç tekin bir yerde güvenilir tınılar işitmiyorum. Önünden geçtiğim nice simaların bakışlarına takılırken âcizane gülüp geçiyorum. Tanıdığım birçok sima ile onları kıyaslarken buluyorum kendimi. Pervasızca zamanın avuçlarında yaza doğru kıvrılan bir dağın yamacında mütemadiyen eriyen bir kar gibi eriyip gidiyorum.

 Öyle ki bir bakıma önünü ardını kestiremeyen Züleyha’nın gerdanından kıvrılan bir elmas kolye gibi ömrün sathında gören gözlere karşı kıvrılıyorum. Oysa gördükleri ben ile gerçek ben arasındaki muhakemeye tutuluyorum. Hepimiz Sühreverdi’nin tavuslarıyız aslında ya da Mevlana’nın Ney’i. Zaman zaman ritmi ilahi olan bir musiki işitiyoruz ve kalbimiz göğüs kafesimizde bir kuş gibi heyecanla kanat çırpınmaya başlıyor. Kayıp bir cennetin hatırlamasıyla acı çekiyoruz. Sonra diniyor musiki, duruluyor göğüs kafesimizdeki kuş. Sürgünlüğümüzün içinde bir aşina sevi arıyoruz. Buluyor muyuz?

Kuşatıldığım çağın içinde ben ne kadar sevgiden söz etsem de her şeyin yapayıyla yüzleşiyorum. Elektronik bir hayatın için manyetik sevgilere rastlıyorum. Bunca gelişmiş çağın içinde bir miktarda olsa ilkel sevme gücüne tanıklık etsem diyorum, deliymişim gibi bakıyorlar bana. Henüz delirmedim diyorum, henüz değil. Belki yarın, belki yarından da yakın ama henüz değil. Hala uyandırmak için uykudaki ilkellikleri çırpınıyorum. Bütün güzellikler güzel atlara binip gitmiş olamaz ya diyorum. Ölmüş olmamalı henüz sevginin hası, çiçeklerin özünden bal yapan arılar varken bu kadar çıplak kalmamalı insanın gönlü diyorum. Öldürmeyen Allah öldürmez ya, umut ekmeye çalışıyorum kelamın inleyen göğsüne.

Ama görüyorum işte. Görmeseydim, sezmeseydim bende mekanik bir çağın içinde zamanın uçurtmasına takılıp bir o yana bir bu yana bencilce savrulan rabotlardan biri olabilirdim. Hem ne kolaydı, fırınlar, buzdolaplar, çamaşır, bulaşık, saç kurutma, ekmek kızartma makinaları varken kadın olmak…  Çiçeğin kokusunu saksıdaki endamlı ilahi bir çiçeğin göğsünden değil de; yapay kokularla çiçek görüntüsünde olan kadifelerden almaya çalışmak da kolaydı. Hatta bir elin sıcaklığından daha talep edilen maddi hediyelerin gölgesinde ölümsüz aşklardan söz etmek de kolaydı. Bir türlü ölmeyen, hep değişen suretlerle yeni ölünecek simalar bulan bir çağda yaşamak elbette kolaydı. Oysa bir tel aniden kopabilir. Bir fiş, bir priz, bir kablo aniden infilak edebilir işlevinden. Kuşlar gökyüzü sanıp camdan bir pencereye çarpabilir üstelik kediler bilmez ki Trafik kurallarını, kendini bir çılgın sürücünün arabasının altında bulabilir. Deprem fay hatlarından haberleri yoktur ki kuşların, köpeklerin ve dahi çiçeklerin. Onların sezgileri vardır, bir de tabiatlarına uygun ilkel öğretileri. Ve çok şükür ki sevme güçleri… Bir kumrudan öğrenmeli elbet sevdanın sadakatini.

İşte bu yüzden sular ve gökler arasında yapayalnızım.  Söylediklerim bu çağın lisanına uymuyor. Uyuşmuyor gönlüm mekanik gülüşmelerle. Onu arıyorum, cennetimi. Bulmasaydım, elbet yitirmezdim. Öyleyse ümitli olmalıyım. Su üstüne yazılan yazılar belki kaybolup gider ama ruhun tenine yazılan isim kaderdir; yok olup gitmez öyleyce.  Bulmuş olmanın o derin kudretiyle yenilmeyişim bundandır.  İhanetin kol gezdiği mekanik bir çağda, rüzgârın ellerini hissederek hüzne bulanmış tenimde; öylece uzun ince bir yolda gezinip dururken; yapraklar kendini zamansız dökebilir. Deniz feneri ışığını zamansız alabilir. Rahmet olması için duasına çıktığım yağmurlarda boğulabilirim. Üzerinden geçtiğim yol aniden ayaklarımın altından kayabilir. İşittiğim en güzel sözün bir yalandan ibaret olduğunu öğrenebilirim. Beklediğim otobüsü kaçırabilir, son bileti kaybedebilirim.

Mehtabına kapıldığım gökyüzü tüm güzelliğini benden esirgeyebilir. Hem garantisi var mı elimi sıkan elin samimiyetinden, yüzüme gülümseyenin iyi niyetinden? Öyleyse hiç ama hiç güvende değilim. Ehemmiyetsiz düşlerin eşiğindeyim. Beni koru Allah’ım!

Ben ben değilim ve hiç kimse kendi değil. Sudaki aksine kapılmış herkes. Şirazesi bozulmuş bir duygu deviniminde tutarsızız hepimiz. Yegâne gerçek: Sürgünlüğümüz. Yeğane sürek: İnkisar. Şimdi siz mekanik çağın manadan yoksul insanları inkisar ne demek onu da bilmezsiniz. Zira o da kovuldu cennetimizden oysa ne derindir anlamı ‘kırılma, gücenme’ !

Hâlbuki hepimiz bir parça kırgın güller mevsimine dönüşmedik mi?

Bir vakit buldum sandımdı, duasına çıktığım yağmurun bahşediliği vakitti. Sonra yitirdim. Kim bilir, nasıl hile ile çalındı benden. Olsun, buldumdu. Sonra baktığım aynalardaki görüntülerimi topladım. Hepsinde onu gördüm. Tamam dedim, ruhuma yazılı olandı. Öyleyse şimdi sürgünlüğüme devam edebilirim. Nasılsa elbet cennete dönüşür sürgünlükler. Ayrılığın koynunda yine de yoktum ‘Âyine-i mücellada nihan’dım.

Öyle uyandım.

Yokluğun yolu bilmekten değil, bilmemekten geçiyordu. Bilir mi bir gün bilmem. Ama bu çağın kalbi çok soğuktu, üstelik koku denilen şey dahi anlamından uzaktı. Hani gelseydi, bilseydi; belki çağın gönlünden mana olup yağardık. Denizlerin üzerinden yürüyüp geçerdi şiirlerim, kuş olup uçardı gönlüm istikbaline. Gelmedi, bir şarkı ilişti gönlüme. Sonsuzluk gibi bir şeydi. Fikrimin ince gülü… Denizlere dalıp dinledim. Hem yanlış çağın yalnız insanlarıyız neticede.

Aldandım.

Her şeyi sildim, adımı ilkin.

Benden geriye bir tek onu bıraktım.

İşittiğim ilahi musikinin ta kendisiydi neticede. Yaşamak hakkıydı.

Kuşlar uçuverdiler o vakit, yağmurlar diniverdiler.

Hiç ehemmiyette değilim, bulduğum yerde yitirdim.

Öyle ki, bende yittim.

 

Üzerime basıp geçiveriniz, basıp geçtiğiniz nice gönüller gibi. Yapay çağın içinde yapay duygular bekliyor sizi köşe başında. İçimizde bir hüzün, bir hüzün. Geçmiş koşmuyor elbette arkamızdan, keşke koşsaydı. Ama yine de içimiz pürhüzün.

NELER SÖYLENDİ?
@
Eda Bildek

Eda Bildek

DİĞER YAZILARI Ben Seni Bilirim Sevgilim… 09-07-2020 15:11 Sen Risalesi Yusuf Tefsiri Ömrüm... 05-05-2020 21:37 Seven Sevdiğine Ölüyordur... 07-04-2020 12:59 Sevmek Kalbe Dokunur.. 25-03-2020 09:49 Kadın Hayata Aynadır 25-12-2019 21:11 Ben Senin Aslını Gördüm 05-07-2019 15:58 Teşekkür Ederim, Sevgilim.. 17-06-2019 18:30 Şimdi Koşup Sana Gelsem 27-01-2019 15:53 Sevmek Şifadır 03-01-2019 11:50 Sana Yazdım Başkaları Okudu.. 18-06-2018 16:48 Yağmurun Çocuklarına... 12-06-2018 11:25 Evliliğini Şhowa Dönüştürenlere Sözüm 04-06-2018 14:53 Kalbim Sana Emanet 21-05-2018 16:30 Seni Seviyorum Kelimesi Bir Sihirdir 31-12-2017 06:26 Kadınları Anlamadınız.. 02-12-2017 14:40 Suç Ve Ceza Ademin Ezası! … 03-10-2017 17:22 Ertelenmiş Bir Yaratılış Yazısı 19-08-2017 22:15 Aşkını Kaybetmekten Korkuyorum.. 17-07-2017 05:37 Yardan Yaraya Yolum Var... 28-04-2017 16:10 Fikrimin İnce Gülü... 22-03-2017 20:33 Peki, Neden Çağımızda Kendi Kendini Öldürür Kadınlar? 16-02-2017 15:42 Gökyüzünde Yağmur Kuşları... 17-01-2017 15:33 Kadın&Şair&Mutfak “Düşününce İntiharda Güzel” 09-01-2017 09:46 İnsanlık İçin Hiçbir Şey Yapamadık. 25-12-2016 23:13 Niçin kopmaz ki kıyamet çocuklar öldüğünde? 01-12-2016 16:01 Kadının Asıl Yurdu Evidir.. 12-11-2016 17:39 Irmak Toprağa Sarıldı Ben Aşka 25-10-2016 00:48 Ölümsüzsün Sevgilim.... 19-09-2016 00:40 Olmayan Sevgilim 16-08-2016 07:17 Eyvâhlar Olsun Müslümanmışım.... 21-07-2016 22:32 Yurduma Alçakları Uğratma Sakın 20-07-2016 00:23 Geldim Ama Yoktun 15-07-2016 20:55 Zarif Bir Tepki Gösterelim Onlara... 09-07-2016 23:50 Kadın Artık Ölümlü, Aşk Ölümsüz 04-07-2016 00:32 Neye Malikti İsmin 26-05-2016 23:45 Şiir Seven Kadını Sevme Yanarsın 23-05-2016 14:56
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet