Alptekin Dursunoğlu
Alptekin Dursunoğlu
Giriş Tarihi : 23-01-2017 14:29

Astana konferansı, yeni 'oyun düzeninin' ilk tatbikatı.

Astana konferansı, alınacak kararlar veya bu kararların uygulanabilir olup olmaması bakımından değil, Suriye’de kurulan yeni oyun düzeninin tatbikat sahası olması bakımından önemli.
 

Astana konferansı, Suriye krizine dair çözüm çabaları içerisinde tüm etkisizliğine rağmen bir dönüm noktası özelliği taşıyor.

Astana görüşmelerinin organizasyonu, katılım düzeyi ve gündemi, etkisizliğinin sebeplerini ortaya koyuyor. Bir başka deyişle aşağıdaki şartlardan dolayı Astana görüşmelerinden Suriye’yi ne askeri ne de siyasi açıdan etkileyebilecek herhangi bir sonuç çıkması beklenmiyor.

 

1- Organizasyon: Astana konferansı; TürkiyeRusya ve İran dışişleri bakanlarının 20 Aralık 2016’da imzaladığı Moskova deklarasyonu sonrasında gündeme geldi. Dolayısıyla daha önceki Cenevre konferanslarının aksine Astana konferansının organizasyonunda başta Amerika olmak üzere Suriye sorununa taraf olan diğer ülkeler yer almadı.

Suriye’ye barışın gelebilmesi, savaşı destekleyen uluslararası tarafların barış sürecine ortak olabilmesiyle mümkün. Suriye savaşını destekleyen Amerika ve müttefikleri, Astana’ya organizatör değil gözlemci sıfatıyla katılıyor. Astana konferansının organizatörlerinden Rusya ve İran’ın Şam’ın müttefiki olması, Türkiye’nin ise 6 yıllık Suriye krizinde mensubu olduğu uluslararası kampı değil sadece kendisini temsil etmesi, konferansın başarı şansını azaltıyor.

 

2- Katılım düzeyi: Cenevre konferanslarının aksine Astana konferansında üst düzey katılım söz konusu değil. Organizatör ülkelerden Rusya’yı Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu ve Kuzey Afrika Departmanı Başkanı, Türkiye’yi Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, İran’ı ise Dışişleri Bakan Yardımcısı temsil ediyor.

Benzer bir durum Suriyeli taraflar için de söz konusu, Cenevre konferansına Dışişleri Bakanı Velid Muallim başkanlığındaki heyetle katılan Suriye hükümeti, Astana konferansına BM Temsilcisi Beşşar Caferi’yi gönderiyor.

Muhaliflerin katılım durumu ise yok hükmünde. Zira ABD liderliğindeki Dostlar Grubu tarafından “Suriye halkının yasal temsilcisi” olarak tanınan Suriye Ulusal Koalisyonu adlı örgüt Astana’da yok.

Halbuki Cenevre-2 görüşmelerinde muhalifler adına sadece Ulusal Koalisyon davet edilmişti. Cenevre-3 görüşmelerine katılmaları için Suudi Arabistan’ın Riyad kentinde kurulan Riyad heyeti de Astana’da bulunmuyor, sadece destek vaat ediyor.

Ateşkes konusunun görüşüleceği Astana konferansına “ılımlı” diye nitelenen silahlı gruplardan Ahrar Şam, Sukur Şam, Rahman Ordusu, Şam Devrimcileri, İdlib Ordusu ve Mücahitler Ordusu katılmıyor.[1]

Muhaliflerin Astana’ya katılımı, Riyad heyeti içinde de yer alan İslam Ordusu üyelerinden Muhammed Alluş gibi şahıslarla ve sahada ciddi bir ağırlığı olmayan Özgür Suriye Ordusu Feylak Şam, Sultan Murad Tugayları, Şamlılar Cephesi, Ceyş el-İzze, Ceyş el-Nasr, Sahil Ordusu, İslam Şehitleri Tugayları, Festakim örgütü, İslam Ordusu, ile sınırlı.

 

3- Gündem: Organizasyonunun durumu ve katılım düzeyi dikkate alındığında Astana konferansından Suriye Destek Grubu’nun 30 Ekim ve 15 Kasım tarihli Viyana bildirileri ya da 20 Aralık tarihli Moskova Deklarasyonu doğrultusunda krizin siyasi çözümüne dair bir yol haritası çıkması beklenmiyor.

Muhtemelen Moskova deklarasyonu sonrasında ilan edilen ateşkesin yaşatılması ve kuşatma altındaki bölgelere insani yardım ulaştırılması konularının görüşüleceği Astana konferansının gündeminin müzakerelerin seyrine göre gelişeceği tarafların basına yaptığı açıklamalardan anlaşılıyor.

Konferansa örgüt düzeyinde katılmayan Suriye Ulusal Konseyi’nin Sözcüsü Ahmed Ramadan "Bizim için en önemli gündem maddeleri arasında ateşkesin güçlendirilmesi, zorla yer değiştirmelerin durdurulması ve herhangi bir sınırlama olmaksızın kuşatma altındaki bölgelere insani yardım gönderilmesi yer alıyor"[2] diyor.

Suriye Meclisi Genel Sekreteri Halid el-Abbud ise Astana görüşmelerinin “terörist grupların ayrıştırılması sürecini tamamlamaya ve ateşkesin ülke çapına yayılmasına yönelik bir adım”[3] olacağını ifade ediyor.

2015 yılında Fetih Ordusu adı altında ittifak yaparak İdlib’i ele geçiren Nusra ile Ahrar Şam’ın şu an İdlib’de birbiriyle çatıştığı düşünülürse “teröristlerin ayrıştırılması” sürecinin Astana’dan önce başladığı söylenebilir.

Ancak sahada ağırlığı olan silahlı grupların temsil edilmediği ve silahlı grupların kendi aralarındaki ittifaklarının da çatışmalarının da çok hızlı geliştiği biliniyor. Dolayısıyla Astana’dan “ateşkesin ülke çapına yaygınlaştırılması” yönünde bir karar çıksa bile bu kararın ne ölçüde uygulanabilir olacağı tartışmaya açık.

 

Astana neden bir dönüm noktası?

Bunca olumsuz şartlara rağmen Astana konferansını Suriye krizinde bir ‘dönüm noktası’ kılan şey, 2011’den beri sürdürülen oyun düzenini değiştiriyor olması.

Eğer Trump yönetimini Suriye’de savaş seçeneğine dönmesi için etkilemeye yönelik bir politik manevra değilse Türkiye’nin Rusya ve İran safına geçmesiyle kurulan bu yeni oyun düzeni, uluslararası tarafları terörle mücadele önceliğinde birleşmeye mecbur ediyor.

Silahlı grupları ise Beşşar Esed’in cumhurbaşkanlığını bir gerçeklik olarak kabule ve ‘vatanseverlik’ ile teröristlik arasında tercihe zorluyor.

Aslında bu süreç, ABD’nin 2014 Eylülünde IŞİD hedefiyle terörle mücadeleye yönelmesi ve “Şam’da devrim” önceliğinden vazgeçmesiyle başlamış ve Suriye Destek Grubu’nun Viyana kararlarıyla teorik bir çerçeve kazanmış; ancak Türkiye ve Suudi Arabistan’ın Şam’da devrim önceliğinde ısrarı sebebiyle uygulama aşamasına geçememişti.

 

Astana konferansı, ayrıntıları Türkiye, Rusya İran ortaklığı ve Suriye’de artan çözüm şansı[4] başlıklı yazıda anlatılan Türkiye’nin saf değiştirme macerasının ürünü.

Dolayısıyla Astana konferansı, alınacak kararlar veya bu kararların uygulanabilir olup olmaması bakımından değil, Suriye’de kurulan yeni oyun düzeninin tatbikat sahası olması bakımından önemli.

Şam’da ‘devrim’ için savaşanlarla Şam’ı ‘devrime’ karşı koruyanların karşıtlığına dayalı eski oyun düzeni, aslında 2014 Eylülünde fiilen bozulmuştu. Suriye Destek Grubu’nun Viyana kararları, tüm tarafları terörle mücadele önceliğinde birleşmeye zorlayan yeni oyun düzeninin kurallarını koydu. Astana konferansı ise bu yeni oyun düzeninin ilk tatbikatı.

Elbette karşıt kutupta olanları aynı safta yer almaya ve tüm tarafları terörle mücadelede birleşmeye zorlayan bu yeni oyun düzeni, Suriye’ye ve bölgeye terörden temizlenmiş istikrarlı bir gelecek vaat etmiyor.

Zahiren terörle mücadeleye odaklanmış gözükseler de tarafların terörist tanımında ve Suriye ile Irak’ın toprak bütünlüğü konusunda farklı tanımlara veya hassasiyetlere sahip olması, bu yeni oyun düzeninin de yeni çatışma dinamikleri üretebileceğini gösteriyor.

IŞİD ve Nusra konusunda zahiren bir ittifak söz konusu olsa da PYD ve ‘ılımlı’ diye nitelendirilen silahlı gruplara yönelik tavır farklılıkları, müttefik olan tarafları karşıtlığa; karşıt tarafları müttefik olmaya sevk ediyor.

 

Yakın zamana kadar Fetih Ordusu adı altında müttefik olan Nusra ve Ahrar Şam’ın İdlib’de birbiriyle çatışmaya başlaması ve Türkiye’nin PYD ile ilişkileri sebebiyle müttefiki olan Amerika’yı İncirlik üssünü kapatmakla tehdit etmesi, bu yeni oyun düzeninin yereldeki ve uluslararası alandaki yansımaları olarak okunabilir.

YDH yazının devamı için

NELER SÖYLENDİ?
@
Alptekin Dursunoğlu

Alptekin Dursunoğlu

DİĞER YAZILARI İşte İlham Aliyev’in 'İsrail burada nerede?' sorusunun cevabı 10-10-2021 18:49 Yorgunların uzlaşmasıyla doğan Taliban emirliği 24-08-2021 10:06 Yeni bölgesel denklem ihtiyacı 03-08-2021 06:52 İran’da seçimler sonrası yeni bir dönem mi başlıyor? 21-06-2021 09:34 İsmail Heniye'nin İsrail İle Normalleşme Yönünde Adım Atan Fas Ziyareti... 18-06-2021 10:59 ‘Ümmetin liderlik’ ve Filistin’in silah sorunu... 19-05-2021 06:14 İdlib mi Fırat’ın doğusu mu? 28-03-2021 09:03 Suriye krizi onuncu yılına girerken.. 15-03-2021 09:21 Yozlaşmış düzenler, lümpen devrimler... 09-08-2020 22:56 Suriye hevesleri ve İdlib kaygıları arasında tercih zorunluluğu.. 11-02-2020 20:48 Direniş’in Zulfikar’ı 10-01-2020 19:45 Amerikan Jokerleri, Irak ve Lübnan'da Neler Oluyor... 08-12-2019 19:50 Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet... 20-10-2019 08:04 İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11-07-2019 08:01 İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22-05-2019 05:00 Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar... 03-03-2019 07:14 Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29-01-2019 17:14 Sahi kim Kürt düşmanı? PYD Şam’ın himayesine sığınacak? 27-12-2018 08:38 2015'ten bugüne değişen Yemen politikası yada, Suudi makamında Yemen ağıtları... 17-12-2018 20:01 Yemen savaşı biter mi? 25-11-2018 22:59 Sünni dünya'da tehdit algısının değiştirilmesi, Düşman olarak İsrail'i değil İran'ı görmek.. 05-11-2018 13:11 Bir acayip zirve, tüm tarafları memnun etti. 29-10-2018 21:15 Netanyahu’yu kim işletti? 30-09-2018 19:08 Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 24-09-2018 09:34 Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib.. 15-09-2018 20:57 İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02-06-2018 12:23 Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği... 20-05-2018 11:59 Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03-05-2018 23:45 ‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü... 26-02-2018 20:28 Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04-02-2018 23:35 Amerika’nın yeni Suriye stratejisi ve Türkiye'nin safı... 22-01-2018 10:20 İran’a dair iki tasvir.. 01-01-2018 13:36 Filistin-İsrail sorununda dördüncü aşama 18-12-2017 07:07 İran’ın en büyük şansı Suudiler 08-12-2017 09:06 Lübnan’da ava giderken av olmak.. 22-11-2017 23:06 Suudi-İsrail ekseni için yeni umut.. 06-11-2017 15:59 Dejavu, bağımsız Kürdistan macerası 23-10-2017 13:15 Kürdistan referandumu, hangi mağduriyet, hangi meşruiyet? 03-10-2017 10:40 Kürdistan için iki senaryo, Barzani için iki muhtemel gelecek.. 17-09-2017 21:34 Hizbullah’ın ikinci stratejik zaferi.. 30-08-2017 21:04 Omletten yumurta yapma sanatı 14-08-2017 07:19 ‘Fiili durumlar’ diyarında bağımsız Kürdistan kumarı 31-07-2017 08:56 Şerif’in Çar’la anlaşması... 10-07-2017 08:00 Zulfikar’ın anlattıkları... 22-06-2017 01:00 350 milyar dolarlık hayal ticareti Ortadoğu NATO’su.. 23-05-2017 14:29 Hamas’ın Yeni Siyaset Belgesi Ne Diyor.. 08-05-2017 09:28 Suriye’de yeni süreç başlarken Türkiye’nin lisanı ve lisan-ı hali.. 01-05-2017 19:09 Suriye saldırısı, ‘Yeni Şerifin’ ödül avcılarına züğürt tesellisi.. 10-04-2017 05:15 Şam ve Hama saldırısı Türkiye’nin Astana rolüne Suudi çelmesi... 27-03-2017 08:48 Türkiye’nin ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ macerası... 19-02-2017 20:43 ÖSO iç savaşından, Fetih Ordusu iç savaşına 01-02-2017 12:35 Astana konferansı, yeni 'oyun düzeninin' ilk tatbikatı. 23-01-2017 14:29 Türkiye, Rusya İran ortaklığı ve Suriye’de artan çözüm şansı... 04-01-2017 21:57 Türkiye’nin ‘dolaylı ortaklığı’ ve Halep'in 'düşmesi' 19-12-2016 07:18 Irak’a dair gerçekler ve Musul’a dair senaryolar. 04-12-2016 21:33 Fırat Kalkanı kimin kalkanı? 27-11-2016 20:51 Cerablus müdahalesi 29-08-2016 22:51 Yeni Osmanlı aklından Türkiye Cumhuriyeti aklına dönüş... 08-08-2016 09:28 Dış politika dinamikleri açısından 15 Temmuz darbe girişimi... 25-07-2016 23:08 Cenevre-3’ün Cenevre-2’ye direnişi 08-05-2016 23:37 Arap Birliği’nde Suudi İsrail dönemi 27-03-2016 23:16 İsrail ile fabrika ayarlarına dönüş 28-12-2015 13:10 Suriye için şafak vakti 21-12-2015 17:23 IŞİD’e karşı ‘taktik başarısızlık’ mı yanlış strateji mi? 25-05-2015 08:13
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA