Hazım Koral
Hazım Koral
Giriş Tarihi : 18-01-2017 10:05

Mesuliyet Hissi Ve Merhamet Duygusu..

Bilindiği üzere "Durumdan vazife çıkarmak" diye bir darb-ı mesel var; aslında bu söz Allah Teâlâ'nın insanın fıtratına yerleştirdiği "mesuliyet hissi ve merhamet" duygularından neşet eden bir davranış biçimidir. Âdemoğlu duyarsız bir varlık olarak yaratılmamıştır. İnsan direkt olarak kendisiyle alakalı olmasa bile çevresinde olup biten hadiselere karşı duyarlıdır. Bunu bazen hayvanlarda da görmemiz mümkün. Sosyal medyadan tanık olduğumuz üzere bir kaç örnek verecek olursak: Birincisi; iki horoz kavga ediyor ve evin köpeği onları seyrediyor, kavga kızışınca köpek saldırgan pozisyonunda olan horozun kuyruğunu ısırarak çekeliyor ve kavgayı ayırıyor. İkincisi; bir köpek ufak bir çocuğa hamle yapıp paçasından ısırıyor, bunu gören evin kedisi canını hiçe sayarak hışımla son sürat koşmaya başlıyor ve köpeğin üzerine atlıyor. Köpek neye uğradığının şaşkınlığı içerisinde çocuğu bırakıp kaçıyor. Üçüncüsü; ördek ağzına aldığı yemle balıkları besliyor. Dördüncüsü; gölete düşmüş ve can havliyle çırpınmakta olan kargayı ayı kurtarıyor. Örnek verdiğimiz bu birkaç hadise yardımlaşma hissinin ve merhamet duygusunun hayvanlarda bile olduğunu gösteriyor. Hatta en vahşi hayvanlarda bile merhamet duygusu vardır. Özellikle yavrularına karşı...

Biz insanoğlunda bu duygular elbette ki daha baskın ve daha belirgindir. Ancak bazı insanlarda (insan denirse tabi) mesuliyet hissi ve merhamet duygusu adeta silinip yok olmuş ve merhametin yerini acımama ve gaddarlık duygusu almış vaziyette. Özellikle günümüzde insanların pekçoğu çevrelerinde olup biten olaylara karşı duyarsızlar ve en yakınlarına bile kendilerini mesul hissetmiyorlar. "Nemelazımcılık" ve "bana ne" anlayışı oldukça yaygınlaşmış durumda. Oysa insan olmamız ve yeryüzünde ontolojik (yaradılış) misyonumuz gereği Rabbimiz biz insanoğlunu hem aile bireylerimize,  hem çevremize, hem tüm insanlık alemine karşı sorumlu kılmış bulunmaktadır. Rabbimiz mesuliyet ve merhamet duygularını insana vermişse, bu, bir göreve, bir misyona mebni olarak verilmiştir.

Her şeyden önce insan sosyal bir varlıktır. Bir yönüyle de çevrecidir. İnsan fıtraten temizliği, tertipliliği, düzen ve insicamı sever. Bu özelliklerinden uzaklaşanların veya bu hasletlerini yitirenlerin durumu arızîdir. Bunun kabul edilebilir veya mazur görülür bir yönü yoktur. Temiz olmayan ve mikrobik bir ortam mutlaka hijyenik hâle getirilip dezenfekte edilmelidir. Mesuliyet hissini ve merhamet duygularını yitirmiş insanların da zihinlerinde ve aklî yetilerinde kirlenme ve arıza var demektir, mutlaka onarılmalılar. Rehabilitasyon merkezleri psikolojik travma sorunları olanları tedavi etmek içindir. Oysa duyarsız ve merhamet duygularını yitirmiş olanlar da rehabilite edilmeliler. Zira bu bir psikolojik vakadır. Nefs tezkiyesi ve bir takım psikolojik terapiler bu amaca matuf olmalıdır. Hayata ve olaylara dair farkındalığımızı bu kapsamda değerlendirmemiz lazım. Nefs tezkiyesi, tasavvuf ve farkındalık olguları ego tatmini için değil, mesuliyet hissi ve merhamet duygularını canlı tutmak için olmalıdır. "Düşünüyorum o hâlde varım" görüşü yeterli değildir, önemli olan ne düşündüğümüzdür. Duyarlılık ve merhamete dair duygularımızın yüklemini yaptığımız zihnimizle düşünüyor muyuz? Buna bakalım. Bu bir hassasiyet bilincidir.

Elbette ki, kişideki mesuliyet hissi ve merhmet duygusu daha çocuk yaşlarda gelişmeye başlar. 2-3 yaşındaki çocuklarda bile bu duygu belirtilerini görmek mümkündür. Çünkü Yüce Rabbimiz bu duyguları insanın fıtratına yerleştirmiş bulunmaktadır. Önemli olan bu paha biçilmez hasletleri muhafaza edip yitirmemektir. Biraz açacak olursak; özellikle aile ortamında kişilikler oluşur, sonrasında çevre ve okul hayatında pekişir. Bu nedenle İslâm aileye çok önem verir ve onun kutsal olduğunu ilân eder. İslâm'a göre sosyal çevre de çok önemlidir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.a) Medine'ye hicret eder etmez ilk iş olarak orada  adalet ve hukukun üstünlünü esas alan anayasal bir düzen kurmak olmuştur. Medine'de temelleri atılan medeniyet projesi mekanik hukuk kurallarından müteşekkil değildi, aksine isanlara sosyal mesuliyet hissini ve merhameti de aşılayan bir sistemdi. İslâm'da devlet ve aile, devlet ve toplum birbirini tamamlayan unsurlardır. Bunlar birbirinden ayrı düşünülemez. Birbirine rakip veya (günümüzde birçok örneği olduğu gibi) hasım değildir. (Günümüzde Müslüman halkları yöneten monarşiler ve diktatöryal rejimler halkı tedip edilmesi gereken "sürü" olarak görüyor ve düşman olarak biliyor.) İslâm'da devlet mekanizması insana hizmet içindir. Eğitim ve öğretim kurumları bu amaca matuftur. Devlet bu bağlamda insan ve aileye karşı mesûldür. Kamu kurum ve kuruluşları toplumsal sistemi tanzim için var olduğu gibi aile düzeniyle de ilintilidir.

İslâm'da aile geniş bir yelpazede değerlendirilir, bunun adı ümmettir. Aile bireyleri birbirlerine karşı nasıl mesûl ve sorumlu iseler, geniş bir yelpaze olarak da ümmet bireyleri birbirlerine karşı sorumludurlar. "Sizin ümmetiniz bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabbinizim, o hâlde bana kulluk edin." (Enbiya:92) "Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyi olanı önerirler, olumsuz polanı men ederler." (Tevbe:71) Bu iş "davranış kontrolü" ile başlar. En önemli davranış biçimi şefkat ve merhamet duygularından neşet eden mesuliyet hissine ait olan davranışlardır. İnsan öncelikli olarak bu his ve duygulara sahip olmalıdır. Olumsuz dış etkenler buna etki etmemelidir. Kişi, "insanların cüretkârca hissizliğine rağmen doğruluk ve şefkat ahlâksal mükemmelliktir" diyebilmeli. Bu davranış ve tutum sadece din kardeşlerine yönelik değil, tüm insanlık alemine karşı bir hassasiyettir. "Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz..." (Al-i İmran:110)

İnsanlar arasında hayrın yaygınlaştırılması İslâm'ın ilkesel önermesidir. Kûr'ânî bir kavram olan "müellefe-i kulûb" bütün gayr-i müslimleri kapsar. Özellikle İslâm mazluma ve ihtiyaç sahibine dinini sormaz. Allah Teâlâ'nın "Rahman" (esirgeyen) sıfatı bütün canlılara şamildir. Bağışlayan, esirgeyen, şefkât, merhamet ve bol ikram sahibi Rabbimiz biz mü'min kullarınında bu sıfatlara sahip olmamızı istemektedir. Bu nedenledir ki zekât verilecekler sınıfına "müellefe-i kulûb" gayr-i müslimleri de eklemiş. Bu vecihle diyeceğimiz o ki, biz Müslümanlar olarak mesuliyet hissimiz ve merhamet duygumuz evrensen ve cihanşumul olmalıdır. Şunu da belirtmiş olalım ki, gayr-i müslimlerle ilişkilerimizde bizim kırmızı çizgimiz bellidir: "Dininiz hususunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmaya teşebbüs etmeyen gayr-i müslimlerle iyi ilişkiler geliştirmenizi men etmemektedir." (Mumtehine:8)

İnsanî ilişkilerdeki mesuliyetimizin teritoryal alanı bölgesel değil, tüm yeryüzünü kapsamaktadır. Aynı şekilde merhametimizin alanı da bütün dünyaya şamildir.

NELER SÖYLENDİ?
@
Hazım Koral

Hazım Koral

DİĞER YAZILARI Bir Hukuk Skandalı Ve 22 Yıllık Hasret... 14-07-2020 07:43 Aile Mahremiyeti Üzerine 25-06-2020 07:31 Dünya Kudüs Günü Ve Asıl Mesele 21-05-2020 21:26 Oruç Ve Nefs Tezkiyesi.. 25-04-2020 15:57 Koronavirüs (Kovid-19) Hakkında... 27-03-2020 12:27 Mayın Eşeği Olmamak 10-03-2020 11:30 İslâm Devriminin 41'nci Yılı Muhasebesi 12-02-2020 09:42 İran'ın Suriye'de Ne İşi Var? 21-01-2020 10:29 Kadına Şiddet Ve Evlilik Hayatını Bitiren Faktörler... 02-01-2020 22:06 Nikâh Akdi.. 28-11-2019 21:17 Evlilikte Liyakat Ve Sadakat.. 29-10-2019 20:55 Kadına Şiddet Ve Kadın Cinayetleri 14-09-2019 09:54 Önce Ahlâk Ve Maneviyat... 18-08-2019 20:33 Takva İslam’ı En İyi Şekilde Yaşamaktır 08-07-2019 19:27 Gürültü Kirliliği 06-06-2019 17:40 Ramazan Ayı Ve Oruç 08-05-2019 21:15 Tesettürün Cılkının Çıkarılması Ve Müstehcenliğin Yaygınlaşması Üzerine... 18-04-2019 09:44 Şer Ekseni 12-03-2019 15:36 İslâm Devrimi’nin 40. Yılı 05-02-2019 18:20 Nikâhta Keramet Vardır 20-01-2019 11:50 Uygurlu Müslüman Türklere Uygulanan Çin Zulmü 19-12-2018 14:54 Evliliğe Giden Yolda Kıskançlık... 14-11-2018 22:03 Unutulan Vecibe Emr-İ Maruf -Nehyi Münker Ve Nasihat.. 10-09-2018 23:06 Akraba Ve Komşuluk İlişkileri 01-08-2018 19:36 Art Niyet - Suizan Veya Önyargı 30-06-2018 06:47 Emin, Güvenilir Ve Nezaket Sahibi Olmak 10-05-2018 18:34 Gelin Ve Damat Mevzusu 04-04-2018 17:18 Yarınlar Bizim 20-02-2018 12:01 Siyonistlerin Kuklası Küstah Trump 21-12-2017 01:02 Evlilik Oyunu (!) 22-11-2017 12:03 Vefa Kavramı.. 19-10-2017 23:07 Geçimsizlik Ve Boşanma Hadiseleri 19-09-2017 20:53 Anlamlı Ve Bir O Kadarda Stratejik Ziyaret... 17-08-2017 15:53 Evlilik Huzurun Teminatıdır… 25-07-2017 22:45 Srebrenitsa’yı Unutmayalım... 10-07-2017 23:02 Evlilik İçin Mümeyyiz Olmak… 01-07-2017 18:05 Medeniyetimiz Ve Ufak Ayrıntılar 12-06-2017 17:21 Eşler Arasındaki Kıskançlık Ve Duygu Kontrolü... 10-05-2017 13:03 Sosyal Medyanın Negatif Ve Pozitif Yönü... 03-04-2017 05:01 Sevgi Ve Aşk Üzerine Kısa Bir Analiz.... 08-03-2017 19:08 Farkındalık... 08-02-2017 20:55 Mesuliyet Hissi Ve Merhamet Duygusu.. 18-01-2017 10:05 İnsanı Ve Misyonunu Tanımak. 03-01-2017 21:34 Terör Ve Şiddetin Meşruiyeti Yoktur. 14-12-2016 10:00 Fethullah Gülen’in İnanç Ve Psikolojisi... 16-11-2016 09:46 Kerbelâ’da Âşura Öncesi 08-10-2016 09:34 Azmettirici ABD Tetikçi FETÖ Destekçi NATO 28-09-2016 22:37 İşgalci Siyonist İsrail İle Anlaşmaya Hayır.. 31-08-2016 21:33 Kanlı Darbe Girişimine Bir Başka Açıdan Bakış... 11-08-2016 13:02 Kanlı Darbe Girişimi Hangi Amaca Matuf.. 21-07-2016 16:58 Sıbgatullah; Allah'ın Boyası.. 29-06-2016 00:15 Ramazan Ve Oruç 02-06-2016 09:13 İkra 02-05-2016 12:56 Önce Ahlâk Ve Manevîyat 01-04-2016 07:20 Edep 01-03-2016 10:05 Erbain Yürüyüşü 27-01-2016 23:41 Kerbelâ’yi Anmak Bidat Mi? 29-12-2015 22:47 Kûr’ân Ve İmâm Hüseyin 24-11-2015 16:53 Üst Kimlik Manifestomuz.. 21-10-2015 16:21 Teberrâ Ve Tevellâ 21-09-2015 22:19 Uhuvvet Ve Tasavvuf 18-08-2015 08:52 Ümmet Birlikteliğinin Önündeki Engeller 03-08-2015 14:02 Diyalog Ve Uhuvvet'in Ön Şartları… 30-06-2015 23:26 Tekfircilik Hastalığı (2) 20-06-2015 18:37 Tekfircilik Hastalığı -1- 25-05-2015 13:44 Tevhid Selâm Terör Örgütü Mü? 02-05-2015 17:51
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet