Mehmet Deveci
Mehmet Deveci
Giriş Tarihi : 06-06-2016 10:34

Sevgili Ramazan

 

Hoş geldin Sevgili Ramazan.

Yine tam vaktinde, yine tam zamanında geldin.

Ne iyi ettin.

En son gidişinden bu yana yine ortalık dağınık…

Bıraktığın gibi değiliz yani. Yeni alışkanlıklar edindik. Bağımlıklarımızı çoğalttık. Yükümüz arttı. Çeki düzen verip gitmiştin içimize, dışımıza. Fazlalıklarımızı dökmüştün. Yükümüzü azaltıp bizi kendimizle yeniden tanıştırmıştın. Bizi kendimizle, yaratılış amacımızla, fıtrata uygun yaşamımızla…

Sonra bildiğin gibi oldu işte. Bizler yine aynı, bildiğin gibi…

Yükünü çoğaltmakta usta kötü tüccarlar bildiğin gibi. Aslında biz de kendimizi biliyor, tanıyoruz sevgili Ramazan. Evet, kendimizi iyi tanıyoruz. Nasıl olmamız gerektiği, neleri çoğaltıp neleri azaltmamız gerektiğini biliyoruz. Ama bildiklerimiz sadece bunlardan ibaret değil. Bilmememiz gerekli şeyleri de biliyoruz. Onları da öğrendik. Ve bilmek, insanın kurtulması en zor yüküdür…

Alıştık yükümüze. Olmaması gereken bir yaşama alıştık. İşin kötüsü garipsemiyoruz. Hadi be demiyoruz. Git buradan diyemiyoruz içimize kurulmuş bu kötü yaşama. Bugün yarın derken, bırakacağız, kurtulacağız, bir daha yapmayacağız dediğimiz ne varsa onlara alıştığımızı fark ettik. Onlarsız yapamaz hale geldik zaman içinde. İçimize sinse iyi ya. Biliyoruz biz. Her şeyi biliyoruz. İyi ve kötüyü, doğru ve yanlışı. Ama alıştık işte. Bağlandık, bağımlı olduk. Peki, tadını alabiliyor muyuz bu kötü yaşamın. Bir günahı da zevkini alarak işleyebiliyor muyuz?

İman diye bir şey var içimizde. İşte o içimizde kıpırdayıp duruyor. Bize tadıyla günah bile işletemiyor. Ama bırakamıyoruz da. Ama o imanın haydi devam et iyiliğe çağrısına da ayak uyduramıyoruz. Yapamayız biz, derken sen çıkıp geliyorsun Sevgili Ramazan. Hayatta yapmam dediğimiz yanlışların kahramanlarına, bu sefer de; olmuyor, bu devirde olmuyor dediğimiz olumlu, güzel ne varsa yaşatmaya geliyorsun.

 

Bize yaşatıyorsun Sevgili Ramazan. Sadece gelerek… Sadece dokunarak.

İlahi rahmetin Ramazan formatı olup iniyorsun içimize. Her yıl yeniden. Ayet ayet, sure sure iniyorsun yaşamımıza. İlkin dokunuyor bize bu inişin. Dilimiz damağımız kuruyor. Midemiz kendinden geçiyor. Sonra hoş bir rayiha, farklı bir tad, başka bir zevk almaya başlıyoruz. Gecenin bir vakti uyanıyoruz. Alem uykudayken, karanlık en koyu zamanını yaşıyorken bizler uyanıp evlerimizin ışıklarını yakıyoruz. Tıpkı  gökyüzündeki yıldızlar gibi. Yeryüzünün yıldızları olarak ışıklarımızı yakıyor ve önümüze konulan yiyeceklerden doymak için değil, biriktirmek için değil ibadet için yiyoruz. On bir ayın açlığını gidersin diye içiyoruz sularımızdan. Bir çocuk ilk sahuruna kalkıyor. Oruç nasıl tutuluru anlamaya çalışıyor uykulu gözleriyle. Bir anne, evladına kıyamayan anne en sevdiği şeyleri hazırlamış onun sahur tabağına. Baba fırından yeni gelmiş. Sıcak ekmek kokularına susamların kokusu karışmış.

 

Sonra duyulan ilk ezan sesiyle elimizi çekiyoruz her şeyden. Dışarısı karanlık. Herkes uykuda ve birkaç ışığı yanan ev var mahallede. İşte bu evler, Bedir’de gökten inenlerin yarenleri…

İşte bu evler aslında bu dünyalı olmayan başka beldenin sakinleri…

 

En gizli, en saklı ibadetlerden birisi ile başlıyoruz güne. Diğer insanlar gibi yürüyoruz sokaklarda. Onlar gibi konuşuyor, çalışıyor ve devam ediyoruz yaşantımıza. Ama kimseler oruçlu olduğumuzu bilmiyor. Kimseler gecenin bir vakti uyanıp Allah rızası için niyetlendiğimiz bilmiyor.

Acıkıyoruz gün içinde. Kimseler bilmiyor. Susuyoruz. Kimseler duymuyor bu isteğimizi. Önümüze sıra sıra diziliyor yiyecekler, içecekler ve biz elimiz dahi sürmüyoruz. Sakınan bakışlarımıza değiyor dünya ve içindekiler.

İçimizden, hem de bağıra çağıra: “Biz oruçluyuz ey dünya, oynama ağrılarımızla!” diyoruz, kimselere duyurmadan. Yankısı içimizi dolduran serzenişle bağırıyoruz…

 

Biz oruçluyuz ey dünya, oynama ağrılarımızla…

 

İşte yine sen geldin Ey Şehri Ramazan.

Sana ulaşan yürekler nasıl da sevinçli, nasıl da heyecanlı görüyor musun?

Çünkü sana kavuşmak Peygamber duası. Çünkü sana ulaşmak Cennet azığı.

Çünkü senle kavuşmak düpedüz bir ihtilal… Bir devrimin başlangıcı... İçimizin yıkılacak tüm putları endişeli. İçimizin İbrahimleri nasıl da hevesli… Senin geleceğini duyan şeytanların eli kolu şimdiden bağlandı. İçlerinde nasıl da bir korku: Ya Ramazandaki yaşama alışırlar ve ömürlerine yayarlarsa!

İşte bu!

Ramazanın asıl görevi bu. Bize düşen, Ramazandan çıkarılması, kazanılması gereken en büyük kazanç da bu…

 

Bir soluk gerekliydi. Sen soluğumuz ol Ramazan…

Bir şeyler eksikti ve onun adını koyamıyorduk. Onun adı ol Ramazan

Yeni yaşamın başlangıcı, devamı getirilecek yeni alışkanlıkların miladı ol.

 

Sonra sen geldin. Sonra sen geldin ve ilahi bir dokunuşla her şeyi değiştirdin diyelim.

 

Oysa biz yine aynı bizdik. Yine aynı beden, yine aynı duygular ve hislerle doluyduk.

Dokundun bize. İlahi rahmetin dolunay şekli olarak bize dokundun.

İhramlık kumaşına sardın açıkta kalmış yüreklerimizi.

Bizi silkeledin. Fazla olan şeyleri döktün aklımızdan. Bütün azalarımıza Allah’ı hatırlattın.

 

Önceki geldiğinde de bizi böyle bulmuştun. Derleyip, toparlayıp bizi şevvala bırakıp ayrılmıştın aramızdan. Gelişinle şehrimize, mahallemize, evimize, bedenimize bir heyecan gelmişti. Şehrin yüksek tepelerinden yapılan top atışları, minarelere gerilen latif kelamlar, yakılan kandiller hep sana olan özlemin eseriydi.

Hilalin görünüşüyle yüreğimize aydınlığın düşmüş, oradan bütün vücudumuzu kaplayan bir huzur bulmuştuk.

Sana kavuşunca, seninle birlikte olunca, getirdiğin emir ve yasaklara büyük bir sevgi ile bağlanınca bütün azalarımız kendine gelmişti. Seni ve getirdiklerini yüreğimize bir ihram gibi giymiştik. Seni ve getirdiklerini yüreğimize giyinince bütün azalarımız aslına geri dönmüş, yükünden kurtulan beldelerimiz yeniden bizim olmuştu…

Heves ve isteklere bir fren, dünya ve içindekilere bir çeki düzen vermiştin.

Şimdi Rabbimiz yeniden kavuşturdu bizi sana.

Allah’ım bizi Ramazana ulaştır diyen Peygamberin duası kabul oldu bugün… Aslında sana ne kadar ihtiyacımız olduğunu sana kavuşunca daha iyi anladık. Sadece iftar vaktinde yaşattığın mutluluk bile ahiretteki karşılığının büyüklüğünü gösteriyor. Sen geldikten sonra yaşantımızdaki dikkat bile başka bir hayatın sırrını müjdeliyor. Bir yol daha var. Bir seçenek daha var dedirtiyor senin beldemize gelişin…

 

Hilal göründü. Karanlık çökünce bir hilal göründü. Zifiri karanlıklara inat hilal göründü. Yolunu kaybedenlere bir işaret olarak hilal göründü.

Yeniden başlamaya niyet edenlere hilal göründü. Dünya ve içindekilerden yorulanlara hilal göründü. Karanlıktı ortalık,

Hilal göründü…

Sen sadece ayların değil gönlümüzün de sultanısın ey Ramazan….

Halsizliğimizin dokunanı, iyi eden vesilesisin. Senin uzun yaz günlerinde susamayı özledik.

Şırıl şırıl akan sulara dokunmamayı, taze pişen yemeklere kanmamayı, nefse hoş gelen her şeyi elimizin tersiyle geri çevirmeyi özledik…

 

Biraz acıkınca, susayınca biraz, her şeyden geri çekilinde;  insan dünyayı daha iyi görebiliyor. Dünya ve içindekilerin gerçek yüzünü, dünya ve içindekilerin asıl niyetini…

Hoş geldin sevgili Ramazan. Yine tam vaktinde, yine tam zamanında geldin.

Ey Kur’an ayı

Ey Peygamber duası

Ey Kadri bilinmesi gereken

Rabbimizin her hafta bize gönderdiği Cuma dirilişi gibi senin de yerin başımızın, gözümüzün, gönlümüzün üstü.

 

Hoş geldin evimize, içimize, ülke ve ümmetimize…

 

Mübarek. Hoş geldin. 

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet Deveci

Mehmet Deveci

DİĞER YAZILARI Ey Benim Hevesim... 09-07-2020 20:57 Rüzgar ve Göğün Yüzü 03-07-2020 11:37 Derviş İle Çınar Yaprakları... 23-06-2020 20:00 Deizm Bizim Neyimiz Olur? 20-03-2019 18:55 Ben Hz. İbrahim ve Musa... 30-01-2019 16:46 Umre Ziyaretimizden Notlar 21-02-2018 09:16 Vatan Sevgisi... 22-08-2017 19:55 Beni unuturken inşallah de 01-08-2017 19:02 Oğuz Atay Söylüyor; Ey Şehadet, Bana Küsülü Müsün? 03-05-2017 17:51 Çok Sevmiştik Be! 14-04-2017 18:45 Sus da Leyla’m Duymasınlar 14-02-2017 16:17 Boğazlı Kazak 04-01-2017 17:24 Her Kitap Yeni Bir Başlangıçtır 05-10-2016 12:56 Biz Kazanacağız 02-08-2016 13:18 Cemaatin Yöntemi 26-07-2016 16:21 Darbe mi Tiyatro mu? 20-07-2016 16:06 Diyanetin Yetimleri Fahri Kur'an Kursu Öğreticleri 13-07-2016 19:44 Sevgili Ramazan 06-06-2016 10:34 Bu Tweet de Benden Olsun 25-03-2016 14:46 Türkücü 29-01-2016 14:26 Mevlit Kandili Ne yapmalı, Nasıl Yapmalı 23-12-2015 07:54 Özlemek Güzel 31-10-2015 15:52 Sevdiğine Yenilmek 26-08-2015 13:17 Aytaç Baran 12-06-2015 11:02 Neyin Var? 25-05-2015 13:25 Sevgili Yalnızlığım 20-02-2015 14:52 Limon Ağacı 09-12-2014 14:32 Yasin Börü 29-10-2014 15:07 Ortalama Tipler 29-09-2014 11:28 Melike 22-08-2014 08:41 Gazze'm Ağrıyor 19-07-2014 11:50 Anne Bak.... 10-06-2014 20:47 Platonik Bir Aşk Değildir Dostluk 12-05-2014 18:37 Osman Abi 25-04-2014 15:44 Bir sabah uyandığında tüm kapılar kapanmıştı... 31-03-2014 07:58 Duanın Buluşturduğu Yürekler 07-03-2014 09:45 İkna Edilemeyen Kardeşlik 12-02-2014 16:22 Taraf olabiliriz ama düşman olmayalım! 26-12-2013 14:12 Taksim - Gezi Olaylarına Nasıl Bakmalı 13-12-1901 22:42 Bize Maval Okuma! 13-12-1901 22:42 Hayatın İçinden Kareler 13-12-1901 22:42 Esed, Bomba, Ekmek, Çocuk 13-12-1901 22:42 Müsait Bir Yerde Susacak Var! 13-12-1901 22:42 Mayası Bozuklardan Eyleme 13-12-1901 22:42 Yeryüzüne İnmiş Melekler 13-12-1901 22:42 Kudüs Ve Aşk 13-12-1901 22:42 Ne Yapmalı 13-12-1901 22:42
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet