Hazım Koral
Hazım Koral
Giriş Tarihi : 02-06-2016 09:13

Ramazan Ve Oruç

Allah Subahnehu ve Teâlâ’nın tabiat üzerinde cari olan yasaları vardır. Buna Kûr’an literatüründe “sünnetullah” denilmektedir. Mevsimlerdeki değişim ve dönüşüm bu sünnetullahın gereğidir. Maksadımıza uygun bir örnek verecek olursak, sonbahar ve kış döneminde, tabiri caizse tabiatta bir atıllık vardır; ancak ilkbahar geldiğinde tabiata bir canlılık, bir yenilenme gelir. Kısacası ağaçlar çiçek açar ve meyveye durur.

Aynı şekilde insanoğlunun bir yıllık süre içerisinde hem fiziksel, hem manevî olarak yenilenmeye, bir başka ifadeyle rehabilitasyona ihtiyacı vardır. Buna mebni olarak Allah’u Teâlâ bizden önceki kavimlere de farz kıldığı gibi, Ramazan ayında oruç tutmayı biz İslâm ümmetine de farz kılmış bulunmaktadır.

“Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de oruç farz kılındı. Umulur ki sakınırsınız.” (Bakara:183)

Peki ayette geçen ve bizim dilimizde “oruç” sözcüğü olarak telaffuz edilen bu kelime ne anlama gelmektedir, ona bakalım! Oruç sözcüğü bizim dilimize Farsça’dan gelmiş. Terim olarak “tutmak”, “susmak” ve “hareketsiz kalmak” anlamlarına gelmektedir.  Arapça ise “savm” veya “sıyam” kelimelerinin karşılığıdır. Dinî ıstılahta ise, “imsaktan iftara kadar, mükellef bireyin yemekten, içmekten ve bazı davranışlardan kendini alıkoyması” demektir.

Ayette görüldüğü gibi oruç da tıpkı namaz gibi kadim ümmetlere de farz kılınmış bir ibadet türüdür. Ancak önceki ümmetler kendilerine inzal olan kutsal kitapları tahrif ettikleri için oruç ibadetini de farklı bir anlayışla, yanlış bir şekilde pratize etmektedirler. Örneğin bugün Hıristiyanlar senenin belirli günlerinde et yerine balık yiyerek oruç tuttuklarını söylemektedirler. Yani bizim gibi gün boyunca aç kalarak oruç tutmamaktadırlar.

Bizdeki orucun hikmet ve faydalarını sıralayacak olursak: Ramazan ayı boyunca imsak ve iftar vakitleri arasında insanın bazı temel ihtiyaçlarından kendisini men etmesi anlamına gelen oruç ibadetinin fizikî ve manevî olmak üzere birçok fayda ve hikmetleri vardır. Orucun manevî – psikolojik yönü; davranışların, hâl ve hareketlerin disipline edilmesi, nefs tezkiyesi, menfî eğilimlerin kontrol altında tutulması, yoksul insanlara karşı mesuliyet bilinci ve kişilik gelişimi ile ilgilidir. Kısacası oruç, başlı başına bir “özdenetim” mekanizmasıdır.  Zira oruç tutan kişi tutum ve davranışlarını dinî ölçülere göre düzenlemeye azamî derecede çaba harcar. Ve böylece oruç, Müslüman şahsiyetin gelişimine büyük bir katkı sağlar.

Bu yüzden Ramazan ayı çok bereketli ve hikmetlerle dolu bir aydır. Hayat rehberimiz Kûr’ân-ı Kerim bu ayda inzal olmaya başlamıştır.

 “Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.” (Bakara:185)

Ramazan ayını mübarek kılan bir başka özelliği ise bin aydan daha hayırlı olan kadir gecesinin bu ay içerisinde olmasıdır.

 “Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” (Kadir Sûresi)

Ramazan ayı, bereket, bağış, lütuf, mağfiret kapılarının ardına dek açıldığı bir aydır. Bu ayda yapılan hayır ve hasenatın diğer aylarda yapılanlardan kat kat üstün olduğu bir aydır. Bu nedenle, bu ay fırsatlar ayıdır. Bu ayın iyi bir şekilde değerlendirilmesi, bol bol ibadetler yapıp hayır hasenatta bulunmak ne büyük bir kazançtır. Ramazan için on bir ayın sultanı denilmektedir.

Ramazan ayı, aynı zamanda nezaket ve faziletlerin neşvü nema bulduğu bir ayıdır. Oruçlu iken davranışlarımıza daha bir dikkat ederiz. İnsanlarla münasebetlerimiz daha bir tevazu içerisindedir. Bu mübarek ayın bizlere öğrettiği bir başka husus ise sabır ve edeptir. Nefsimizin istediklerine ket vurmayı bu ayda öğreniriz. Orucu sadece midemizle değil bedenimizin tüm azalarıyla tutmalıyız. Söz ve davranışlarımıza mukayyet olmalıyız. Bazı haddini bilmez insanların incitici davranış ve sözleri karşısında sabretmeyi bu ayda kanıksarız. Küskünlüklerin giderilmesini ve hoşgörüyü bu ayda öğreniriz. Bu nedenle oruç sadece aç kalmak değildir. Özellikle oruçlu iken insanlarla olan münasebetlerimizde kırıcı ve örseleyici bir tutum içerisinde isek aç kalmış olmaktan öteye gidemeyiz. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.a) bu kişiler için şöyle bir uyarıda bulunmaktadır:

 "Oruç tutan öyle insanlar vardır ki, kârları sadece açlık ve susuzluk çekmektir."

Orucun hikmet ve faydalarından söz etmeye devam edecek olursak; mutfağındaki nimetlerin varlığına rağmen, sırf Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın rızasını gözeterek, bu nimetlerden kendisini men edip oruç tutan kişi ahlâkî olgunluğa, kemâle ve ince ruhluluğa erişir. Ve bu hâl üzere erdem ve takva sahibi olur. Ve ayrıca mutfağındaki o nimetlerin asıl sahibinin kendisi olmadığını anlar.

Oruç, kimlik gelişiminde büyük bir motivasyon aracıdır. Öyle ki, nefsin açlıkla terbiye edilmesi, kişide sevgi, şefkat, merhamet, özveri ve dayanışma gibi yüce duyguları geliştirir. Zira oruç tutan kişi, pratik olarak açlığın nasıl bir “mide kazıntısı” olduğunu anlar ve idrak eder. Ve yoksulluktan dolayı sürekli olarak açlık çeken ve sefaletle pençeleşen insanların çektiği ıstırabı daha iyi anlar. Atalarımız boşuna dememiş, “Tok açın hâlinden anlamaz.”

Oruç, pratik olarak aç kalıp, aynı durumda olanların hâlini anlamanın en öğretici yoludur. Ayrıca açları – yoksulları düşünen bir insanın, açlığın ve sefaletin sebeplerini de düşünmesi kaçınılmazdır. Oruç vasıtasıyla böylesi bir haslete ve duyarlılığa sahip olan mü’min, Rahman olan Yüce Allah’ın yeryüzünü her türlü nimetlerle donatıp yaşanır kıldığını, ancak tegallüb edici haksız kazanç sahiplerinin, açgözlülerin, hortumcuların, çağdaş Karunların, işbirlikçi – komprador burjuva sermayedarlarının, emek ve alın teri sömürücülerinin doymak bilmeyen ihtiraslarıyla bu nimetleri nasıl talan ettiklerini düşünür. Ve açlığın alınyazısı olmadığını anlar. Bu nimetlerde hakkı olan yoksul insanların midelerinde olması gereken lokmaların, haram yiyicilerin ense ve göbeklerinde nasıl obezlikler – şişmanlıklar meydana getirdiğini görür.

Kapitalist rejimlerin gelir dağılımındaki adaletsiz politikaları yüzünden büyük halk kitlelerinin nasıl da bir lokma ekmeğe muhtaç duruma düşürüldüklerini idrak eder. Ve böylece mutlak adaletin teminatı olan Allah Teâlâ’nın yasalarının yeryüzüne hâkim olması için çaba sarf eder. Oruç bu yönüyle dünya istikbarına, emek ve alın teri sömürücülerine, yetim ve yoksul hakkı yiyenlere, hortumcularla işbirliği içinde olan rejimlere karşı devrimsel bir başkaldırı eylemidir.

Görüldüğü gibi oruç, bir taraftan yoksul ve muhtaç insanlara karşı şefkat ve merhamet duyguları geliştirirken, öte yandan da haksız kazanç sahiplerine ve bunlara zemin hazırlayan aşağılık rejimlere karşı öfke ve adavet duygularını pekiştirmektedir. Zaten Resûlullah’ın buyurduğu gibi, İslâm “sevmek ve buğz etmek” değil midir? İyi olanı, pak ve mutahhar olanı sevmek; kötülüklerden, menfî ve necis olandan, insanların kanını emen Karunlardan, insanlar üzerine rablık taslayan Firavunlardan nefret etmektir, beri olmaktır İslâm.

Orucun hikmet ve felsefesini düşündüğümüzde önümüze açılan kapı ve ufuklarda şefkat ve merhamet duygularıyla birlikte, olumsuzlukların bertaraf edilmesi noktasında insan onurunu yücelten soylu mesuliyet bilincini görmekteyiz. Bu nedenle mana ve ehemmiyetine vakıf olmuş bir mü’min için oruç, bir bilinçlenme ameliyesine dönüşmektedir. Ancak ne yazık ki, bugün halkımızın büyük çoğunluğu tarafından oruç olgusu diğer ibadetler gibi yüzeysel ve amacından uzak – üstünkörü bir şekilde ifa edilmektedir.

Oysa baştan beri ifade etmeye çalıştığımız gibi oruç, sadece aç kalmak demek değildir. Açlığı bizzat yaşayarak, açların, hakları gasp edilenlerin hâlini anlamaktır oruç.

Orucun elbette ki, fizyolojik – beden sağlığı açısından fayda ve hikmetleri vardır. Bu yönüyle oruç, mükemmel bir şekilde “total perhiz” işlevi görmektedir. İnsan sağlığı açısından oruç, çeşitli hastalıkların profilaksisinde (tıbbi korunma) ve tedavide (özellikle tansiyon yüksekliği, şişmanlık, enfarktüs, kolesterol gibi hastalıklarda) tıbben faydalı olduğu uzmanlarca ifade edilmektedir.

Oruçlu iken midenin boşalması sonucu vücudun gıda ihtiyacı için yağ tabakaları harekete geçmektedir. Bu durumda vücutta birikmiş yağların kullanılması ile birlikte lipit metapolizması hızlanmaktadır. Bu devinim ve hareketlilik ise damar sertliğine sebep olan “ateroskleroz” oluşumunu azaltmaktadır. Bu nedenle tıp uzmanlarınca oruç “sağlık kazanma egzersizi” veya “tıbbi proslaksi” olarak değerlendirilmektedir. Şüphesiz ki, orucun vücut sağlığı açısından kaydettiklerimizin dışında daha pek çok fayda ve hikmetleri vardır.

Orucun faydalarından biri de umumi afet, kıtlık, tarım ürünlerindeki yetersizlik, savaş ve ambargo gibi bir takım olumsuzluklardan dolayı karşılaşma olasılığı olan gıda maddelerindeki eksilme ve beraberinde gelen açlık gibi sorunlar karşısında oruç ayı (Ramazan) adeta bir “ön hazırlık” ve bir “rehabilitasyon” ortamıdır. Şu hâlde oruç, söz konusu olumsuz koşullara karşı mukavemet, dayanma ve direnç kabiliyetlerini geliştirme işlevi görmektedir.

Burada konumuzla ilgili olması hasebiyle somut bir örnek vermiş olalım:  “İslâm Devrimi” ile birlikte İran coğrafyadaki sömürüsü sona eren ABD, Batılı müttefiklerini de yedeğine alarak İran’a ambargo uygulamasına girişmişti. Bu durum karşısında İmâm Humeyni (r.a) şu veciz sözü dile getiriyor: “Onların ambargosu varsa, bizim de orucumuz var.” Rahmetli İmâm’ın bu sözleri özgüven nitelikli bir meydan okumadır. Evet… Oruç, İslâm ve insanlık düşmanı emperyalist güçlere karşı böylesine onurlu bir başkaldırı eylemi olabilmektedir.

Özetleyecek olursak oruç ve Ramazan ayı, nefs tezkiyesi, günahlardan arınma, hatalardan dönüş, şahsiyet gelişimi, güçlü bir benlik; olumsuz koşullarda açlığa karşı sabır, mukavemet, ve direnişi kuşanmanın adıdır. Oruç sağlıklı bir beden için total perhiz işlevi görür. Ancak oruç perhiz değildir. Bütün maddî ve manevî  faydalarına rağmen, oruçta niyet ve asıl amaç; Allah Subhanehu ve Teâlâ’nın rızasıdır. Bu nedenle oruç İslâm’ın beş şartından biridir.

NELER SÖYLENDİ?
@
Hazım Koral

Hazım Koral

DİĞER YAZILARI Bir Hukuk Skandalı Ve 22 Yıllık Hasret... 14-07-2020 07:43 Aile Mahremiyeti Üzerine 25-06-2020 07:31 Dünya Kudüs Günü Ve Asıl Mesele 21-05-2020 21:26 Oruç Ve Nefs Tezkiyesi.. 25-04-2020 15:57 Koronavirüs (Kovid-19) Hakkında... 27-03-2020 12:27 Mayın Eşeği Olmamak 10-03-2020 11:30 İslâm Devriminin 41'nci Yılı Muhasebesi 12-02-2020 09:42 İran'ın Suriye'de Ne İşi Var? 21-01-2020 10:29 Kadına Şiddet Ve Evlilik Hayatını Bitiren Faktörler... 02-01-2020 22:06 Nikâh Akdi.. 28-11-2019 21:17 Evlilikte Liyakat Ve Sadakat.. 29-10-2019 20:55 Kadına Şiddet Ve Kadın Cinayetleri 14-09-2019 09:54 Önce Ahlâk Ve Maneviyat... 18-08-2019 20:33 Takva İslam’ı En İyi Şekilde Yaşamaktır 08-07-2019 19:27 Gürültü Kirliliği 06-06-2019 17:40 Ramazan Ayı Ve Oruç 08-05-2019 21:15 Tesettürün Cılkının Çıkarılması Ve Müstehcenliğin Yaygınlaşması Üzerine... 18-04-2019 09:44 Şer Ekseni 12-03-2019 15:36 İslâm Devrimi’nin 40. Yılı 05-02-2019 18:20 Nikâhta Keramet Vardır 20-01-2019 11:50 Uygurlu Müslüman Türklere Uygulanan Çin Zulmü 19-12-2018 14:54 Evliliğe Giden Yolda Kıskançlık... 14-11-2018 22:03 Unutulan Vecibe Emr-İ Maruf -Nehyi Münker Ve Nasihat.. 10-09-2018 23:06 Akraba Ve Komşuluk İlişkileri 01-08-2018 19:36 Art Niyet - Suizan Veya Önyargı 30-06-2018 06:47 Emin, Güvenilir Ve Nezaket Sahibi Olmak 10-05-2018 18:34 Gelin Ve Damat Mevzusu 04-04-2018 17:18 Yarınlar Bizim 20-02-2018 12:01 Siyonistlerin Kuklası Küstah Trump 21-12-2017 01:02 Evlilik Oyunu (!) 22-11-2017 12:03 Vefa Kavramı.. 19-10-2017 23:07 Geçimsizlik Ve Boşanma Hadiseleri 19-09-2017 20:53 Anlamlı Ve Bir O Kadarda Stratejik Ziyaret... 17-08-2017 15:53 Evlilik Huzurun Teminatıdır… 25-07-2017 22:45 Srebrenitsa’yı Unutmayalım... 10-07-2017 23:02 Evlilik İçin Mümeyyiz Olmak… 01-07-2017 18:05 Medeniyetimiz Ve Ufak Ayrıntılar 12-06-2017 17:21 Eşler Arasındaki Kıskançlık Ve Duygu Kontrolü... 10-05-2017 13:03 Sosyal Medyanın Negatif Ve Pozitif Yönü... 03-04-2017 05:01 Sevgi Ve Aşk Üzerine Kısa Bir Analiz.... 08-03-2017 19:08 Farkındalık... 08-02-2017 20:55 Mesuliyet Hissi Ve Merhamet Duygusu.. 18-01-2017 10:05 İnsanı Ve Misyonunu Tanımak. 03-01-2017 21:34 Terör Ve Şiddetin Meşruiyeti Yoktur. 14-12-2016 10:00 Fethullah Gülen’in İnanç Ve Psikolojisi... 16-11-2016 09:46 Kerbelâ’da Âşura Öncesi 08-10-2016 09:34 Azmettirici ABD Tetikçi FETÖ Destekçi NATO 28-09-2016 22:37 İşgalci Siyonist İsrail İle Anlaşmaya Hayır.. 31-08-2016 21:33 Kanlı Darbe Girişimine Bir Başka Açıdan Bakış... 11-08-2016 13:02 Kanlı Darbe Girişimi Hangi Amaca Matuf.. 21-07-2016 16:58 Sıbgatullah; Allah'ın Boyası.. 29-06-2016 00:15 Ramazan Ve Oruç 02-06-2016 09:13 İkra 02-05-2016 12:56 Önce Ahlâk Ve Manevîyat 01-04-2016 07:20 Edep 01-03-2016 10:05 Erbain Yürüyüşü 27-01-2016 23:41 Kerbelâ’yi Anmak Bidat Mi? 29-12-2015 22:47 Kûr’ân Ve İmâm Hüseyin 24-11-2015 16:53 Üst Kimlik Manifestomuz.. 21-10-2015 16:21 Teberrâ Ve Tevellâ 21-09-2015 22:19 Uhuvvet Ve Tasavvuf 18-08-2015 08:52 Ümmet Birlikteliğinin Önündeki Engeller 03-08-2015 14:02 Diyalog Ve Uhuvvet'in Ön Şartları… 30-06-2015 23:26 Tekfircilik Hastalığı (2) 20-06-2015 18:37 Tekfircilik Hastalığı -1- 25-05-2015 13:44 Tevhid Selâm Terör Örgütü Mü? 02-05-2015 17:51
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet