Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Giriş Tarihi : 01-02-2016 00:01

Müslümanların Kardeşliği ve Vahdet

İslam’ın esası tevhid ve adalettir. Müslüman olmanın esası ise vahdettir.

Tevhid bir olan eşi ve benzeri olmayan Allah’a imam edip hayatın merkezine Allah’ı koyarak, salih amellerle dolu bir hayat yaşamak, yani imanın gereğini yapmaktır.

Adalet işte bu salih amellerin kırılma noktasıdır. Müslümanın kumaşının kalitesini ortaya koyan şey adalet anlayışı ve adalet karşısındaki tavrıdır. Adalet rabbimizin ifadesi ile Müslüman’ın kulluktaki samimiyetinin göstergesidir. Kuran’ın adalet ölçüsü sevdiğini de düşmanına da adil olmaktır.

“Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutacak şahitler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten ayırarak günaha sürüklemesin. Adil olun. Çünkü bu, Allah'a kulluktaki samimiyetin en iyi göstergesidir. Allah'a kullukta samimiyetinizi sürdürün. Çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır.” (Maide 8)

“Ey iman edenler! Kendinizin, ana-babanızın veya akrabalarınızın aleyhine bile olsa, Allah için şahitlik ederek adaleti ayakta tutun…” (Nisa-135)

“Rabbimiz birilerine olan kiniz ve sevginiz sizi adaletten şaşırtmasın” buyurmaktadır. İşte adaletin gerçek ölçüsü budur. Düşmanında olsa hakkını vereceksin, kardeşinde olsa haksızlık yaptığında karşı durmasını bileceksin. Düşmanına yapılan haksızlığa karşı çıkamıyorsan, sevdiklerinin haksızlıklarına görmezden geliyor kılıf buluyorsan, İslam’ın adalet anlayışından bahsedemezsin.

İmam Ali “Bin kez zulme uğraşanda bir kez zulüm yapma” diyor.

Bir Müslüman bana zulüm yapıldı öyle ise bende zulüm yapayım diye düşünemez, düşünmemelidir.

Rahmetli bilge kral Aliya sırplar bizim kadınlarımıza tecavüz ediyor çocuklarımızı öldürüyor diyen dostlarına tarihe geçen şu sözle cevap vermişti; “Onlar bizim öğretmenimiz değil, düşmanımızdır.”

Müslümanın adaleti yoksa tevhid anlayışı da zedelenmiş demektir.

Vahdet toplumsal tevhid, tefrika ise toplamsal şirktir.

“Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın sizin üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.” (Al-i İmran 103)

Allah’ın ipine ister Kuran diyelim, İster İslam diyelim sonuçta bu ayet açık bir şekilde Müslümanlara vahdeti emretmekte dağılıp ayrılmayı yasaklamaktadır. Bu ayete rağmen hiç kimse bir başka Müslüman’ı dışlayamaz, vahdet çağrılarına muhalefet edemez.

Rabbimiz Müslümanları birbirleri kardeşler kılmış, ve dağılıp ayrılmayı yasaklamıştır.

Hangi mezhepten, hangi cemaatten olursa olsun, ben Müslümanlardanım diyen herkes bizim kardeşimizdir ve onlarla nasıl bir ve beraber oluruz diye gayret göstermemiz gerekir.

Bunun içinde öncelikle tüm Müslümanların kalplerinin birbirlerine yakınlaşması, gönül dünyamızda ben Müslümanlardanım diyen herkesi sevebilecek bir yüreğe sahip olmamız gerekir. Müslüman yüreklerin birbiri ile yakınlaşması birbirini sevmesi, cemaatleri de birbirine yakınlaştıracaktır.

Allah resulü Müslümanların birbirlerini sevmesini imanın şartı olarak zikrediyor. Hepimizin bildiği bir hadiste Sevgili Peygamberimiz;

“Bir birinizi sevmedikçe iman etmiş olmazsınız, iman etmedikçe cennete giremezsiniz” buyuruyor.

Burada birbirinden kasıt senin cemaatin yada mezhebin değil, ben Müslümanlardanım diyen herkestir. Kimsenin imanını sorgulamadan ben Müslümanlardanım diyeni sevmek zorundayız. İmanı sorgulayacak olan sadece alemlerin rabbidir. Tekfirci bir anlayıştan uzak durmalı, bizi sevmese bile Müslümanları sevebilmeliyiz.

Hatta Habil gibi bizi öldürmeye gelen kardeşimize, sen beni öldürsen de ben seni öldürmeyeceğim, ben alemlerin rabbinden korkarım diyebilmeliyiz.  "(Habil) Eğer beni öldürmek için elini bana uzatacak olursan, ben seni öldürmek için elimi sana uzatacak değilim. Çünkü ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım." (Maide 28)

Günümüzde Müslümanlar arasında fitne bu kadar artmışken ben Habil olmayı seçtim diyecek Müslümanlara o kadar çok ihtiyacımız var ki.

Habil olmak zillete razı olmak değildir. Habil olmak kardeşini nefsine tercih etmektir. Habil olmak zulme karşı direnmemek değildir, Habil olmak ümmetin maslahatını, birliğini her şeyin üzerinde tutarak gerekirse haklı olduğunda bile susmasını bilmektir.

Habil olmak bir anlamda İmam Ali gibi davranmaktır. İmam Ali gibi haklı olduğuna inandığın halde Ümmetin vahdeti için, fitne ve tefrikalara düşmeden, ümmetin birliğini her şeyin üzerinde tutarak susmasını bilmektir.

İmam Ali Hilafetin kendi hakkı olduğuna inandığı halde, Kendisinden önce yapılan üç halife seçimine de itirazı olmasına rağmen, Ümmetin birliğini düşünerek susmayı tercih etmiştir. İmam Ali susmayı tercih ettiği gibi, hiçbir dönemde fırsatçı düşünmemiş, halifelerin zafiyetlerini bekleyip hilafete sahip olmanın hesabını yapmamıştır.

İmam Ali Hz. Ebubekir halife seçildiğinde Ebu Süfyan’ın kışkırtıcı sözlerine kıymet vermemiş, git İslam düşmanı sen hiçbir zaman İslam’a dost olmadın demiştir.

İkinci halife Hz. Ömer İran seferine katılmak istediğinde sen Halifesin hilafetin merkezinde kalmalısın demiştir. İmam Ali Hz. Osman’ı Hilafetten indirmeye gelenlere engel olmaya çalışmıştır.

O hiçbir dönemde fırsatçılık yapmamış, yönetim zafiyeti oluşsun da ben halife olayım diye düşünmemiştir. O sizin dünyanızın, sizin dünyevi saltanatınızın benim gözümde “bir keçinin aksırı kadar bile bir değeri yok” demiştir.

İmam Ali’nin bu tavırları, yöneticilik konusunu put haline getiren, Müslümanlar arasında tefrika nedeni kılan bizlere çok şey öğretmesi gerekiyor.

Vahdet için kardeşlik için, Habil olmayı tercih edecek, Ben Müslümanlardanım diyenleri beni sevmeseler de ben onları seviyorum diyecek, Bin kez zulme uğraşanda bir kez zulüm yapmayacak, İmam Ali gibi kötülüklere iyilikle karşılık verecek Müslümanlara ihtiyacımız var. 

Çünkü vahdet önce gönüllerde oluşmalı, vahdet gönüllerde oluşmadan hayatımızda gerçekleşmez. Bunu bilen küresel güçlerde öncelikle gönüllerdeki birliği bozmayı, Müslümanlar arasındaki sevgiyi yok etmeyi hedefliyorlar ve ne yazık ki başarıyorlar.

Vahdet kaygısı taşıyan her bir Müslüman önce etrafındaki Müslümanları, sonrada mezhebi ırkı rengi cemaati ne olursa olsun dünya Müslümanlarını ne kadar sevdiğini kendine sormalıdır. Ve ben; Müslümanlardanım diyen her kardeşimi beni sevmese de seviyorum diyebilmelidir.

Bugün bu sevginin önündeki en büyük engel içimizde beslediğimiz kibirlerimizdir. Kibrimiz yanımızdaki Müslümanları sevmemizi engelliyor, onların hatalarını görürken kendi hatalarımızı görmemizi engelliyor. Kibir Müslümanların bulundukları coğrafyalarda bir araya gelmelerini engelliyor.

Bu anlamda bireysel kibirler yerel düzeyde Vahdeti engellerken, Kibir; toplumsal etkileri ile ulusal ve evrensel düzeyde de vahdeti engelliyor.

Kibrin toplumsal tezahürleri olarak görülebilecek olan milliyetçilik, mukaddes tarihçilik, mezhepçilik ya da hizipçilik vahdeti olumsuz etkileyen önemli faktörlerdir.

Vahdet çağrısı Müslümanları kendi cemaatine, kendi mezhebine çağırmak değildir. Birbirinin düşüncesine saygı duyarak, İslam’ın genel çerçevesinde bir ve beraber olmaktır.  Biz tek hak taifeyiz öyle ise herkes bizim düşüncemize mezhebimize, bizim cemaatimize gelsin böyle bir vahdet anlayışı olmaz.

Kuran ehl-i kitabı bile aramızdaki ortak inançta bir araya gelmeye çağırır. Öyle ise Tevhid, Nübüvvet ve Ahirete inanan her Müslümanı kardeşimiz bilecek, ortak değerlerimiz etrafında bir ve beraber olmaya çalışacağız. 

Vahdetin önündeki en büyük engellerden biri tekfirci anlayıştır.

Müslümanın tekfirci anlayıştan uzak durması gerekir. Biz kimsenin imanının bekçisi olmadığız gibi elimizde iman ölçerde yok. Elbette Kuran ve sünnet ölçüsünde düşünce ve anlayışları değerlendirebiliriz ama, bir düşünce ve inanışın şirk içerdiğini söylemek ayrıdır, kişileri müşriklikle itham etmek ayrıdır. Kanaatime göre kimi inanç ve düşüncelerin şirk içerdiğini söylesek bile, kişileri müşriklikle itham etmekten sakınmalıyız. Çünkü kişilerin Allah karşısındaki durumunu bilemeyiz. Ve rabbimiz bize böyle bir görev vermemiş. Öyle ise bize düşen ben Müslümanlardanım diyeni Müslüman kabul etmek. Eğer tekfir edeceksek tekfirciliği tekfir etmektir.

Evet benim Müslümanların vahdeti gibi bir hayalim var ben diyorum ki; Dünyadaki bütün Şiiler, Sünni düşmanı olsa, dünyadaki, Bütün Sünniler Şii düşmanı olsa ben yine de Şii- Sünni kardeşliğini savunmaya devam edeceğim. Al-i imran 103 Kuran’da olduğu sürece de böyle demeye devam edeceğim. Çünkü bunun ilahi bir emir olduğuna inanıyorum. 

Rabbim dinini kitabını doğru anlayıp doğru yaşamayı, nasip etsin. Rabbim özgür Kudüs’ü ve Dünya Müslümanlarının birliğini görmeyi nasip etsin….

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Ramazan DEVECİ

Ramazan DEVECİ

DİĞER YAZILARI Müslüman Ahlak İlişkisi ve Riya, İhlas Arasına Sıkışan Amellerimiz .. 07-07-2020 16:43 Filistin’e Sadece Türkiye mi Sahip Çıkıyor? 01-06-2020 13:19 Amerika’ya Karşı Olmak, Küresel Adalet Mücadelesi Vermektir… 08-05-2020 07:53 Adalet İçin Mücadele Örneği: Hılfu’l-Fudûl… 07-03-2020 13:16 41. Yılında İran İslam Devrimi: Başarıları Ve Başarısızlıkları? 03-02-2020 08:40 Cemaatten PY'ya, PY'dan Terör Örgütüne FETÖ, FETÖ Mücadelesinde Yapılan Adaletsizlikler 20-01-2020 08:43 Türkiye’de Dindarlaşma Niye Azalıyor… 17-12-2019 08:53 Takva Adalet Sahibi Olmak, Adalet Mücadelesi Vermektir.. 21-10-2019 08:10 Nijerya İslami Hareketi ve Şeyh İbrahim Zakzaki… 17-07-2019 18:16 Şehitlerin Mesajı: Tevhid- Adalet- Vahdet- Özgürlük- Kudüs 04-05-2019 00:08 31 Mart seçimlerinin düşündürdükleri… 15-04-2019 05:35 İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi'nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet 06-03-2019 08:20 Doğum Günü ve Ölüm Günü... 22-01-2019 00:13 Kadın Sorunu Mu, Erkek Sorunu Mu? 17-12-2018 12:25 Günümüzün Kerbela’sı Yemen’in Serencamı ve Ümmetin Duyarsızlığı… 10-10-2018 06:56 Hz. Osman’ın Kanı Üzerinden, Hz. Ali’den İstenen Adalet mi, Yoksa Adaletsizlik mi? 05-09-2018 21:24 Ak Parti ve 24 Haziran Seçimleri... 03-07-2018 21:52 ‘Türkiye- ABD İlişkilerinin Psikolojisi’ Kitabı ve Büyük Şeytan Amerika’yı Tanımak… 28-05-2018 13:03 Erzincan İzlenimleri Erzincan Candır…. 28-04-2018 00:09 Bize de Ali’nin yalnızlığı düştü… 16-03-2018 09:59 Piri Aşk’ın, Davası Devrimden Özgür Kudüs’e… 09-02-2018 15:21 Üstad Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’ları Doğru Anlamak… 15-01-2018 00:46 Kudüs İçin ne Yapmak gerekiyor, Kudüs eylemleri Müslümanların gazını mı alıyor? 21-12-2017 19:52 Yalnız Devrimciler Ali ve Ebuzer 11-11-2017 09:57 Ümmetin Dirilişi ve Direnişi Kudüs’ten Geçer… 01-10-2017 00:07 Kurban Yaklaşırken, İbrahim’in İmtihanına Hazır Mıyız? 24-08-2017 10:33 Hz. Ali Örnekliğinde: Tevhid, Adalet ve Vahdet 06-08-2017 15:09 15 Temmuz Darbe Girişiminin Düşündürdükleri… 14-07-2017 17:57 İktidarın Dayanılmaz Cazibesi ve İslamcılardaki Değişim.. 01-07-2017 18:01 İyi olmak kolaydır zor olan adil olmaktır…. 12-06-2017 00:43 Devletin Dini adalettir, dinin devleti de özgürlüktür... 17-05-2017 08:49 Emperyalizm ve Sömürgecilik Karşısında İnsanlığa Umut Olmak… 08-04-2017 22:55 İmam Ali ve Nefsini Tanımak… 03-03-2017 08:28 Şubat Ayı Şahadet Ayıdır; Şahadet Kudüs’tür…. 04-02-2017 22:33 İnsanı Tanımak mı Zor Yoksa Anlamak mı? 01-01-2017 07:23 Aşk Yolculuğu Kerbela... 04-10-2016 08:47 Kuran’da Sevgi ve Aşk.. 17-09-2016 22:56 Ali’nin Adaleti, Muaviye’nin Maslahatçılığı… 04-08-2016 10:09 Medeniyet ve Modernizm Üzerine ….. 08-07-2016 11:50 Ramazan Ayı Kuran Ayı… 06-06-2016 08:55 İmamı Azam Ebu Hanife’nin Siyasi Mücadelesi... 18-05-2016 09:27 İmamı Azam Ebu Hanife… 06-05-2016 00:02 Müslümanların Kardeşliği ve Vahdet 01-02-2016 00:01 Çağdaş Medrese; İslami Değerler Akademisi… 01-01-2016 00:26 İslami Mücadelede Metot 01-12-2015 10:45 Ebul Fazl Abbas; Kerbela’nın Yiğit Savaşçısı 23-10-2015 00:04 Mustafa İslamoğlu hoca ve Uydurulmuş din-İndirilmiş din söylemi… 09-10-2015 00:01 Ak saçlı bilge: Atasoy Müftüoğlu 12-08-2015 19:00 İran Gezi Notları 30-06-2015 18:28 Miraç, Namaz ve Kudüs 15-05-2015 08:17 Aşka ve Sevgiye Dair 06-04-2015 08:22 Kuran'da Müslüman 28-01-2015 22:27 Fıtratın İlahi Yanı; Kamil İnsan Olmak 25-12-2014 10:37 Hz. Zeynep; Babasının Süsü…. 24-11-2014 09:00 Kerbela ve Kuran 25-10-2014 06:31 Kurbanda İbrahim’ce Bir Duruş… 26-09-2014 05:52 Kudüs, İslahiye Ve İstanbul 23-08-2014 06:06 Kuran Rehberliğinde Huriyi Doğru Anlamak 11-08-2014 19:36 Kudüs Sevdamız Aşkımız Hayalimiz Bizim. 25-07-2014 00:59 Bireysellik Ve Bencillik 23-06-2014 04:57 Hayat Sigortamı Annemi Kaybettim 07-04-2014 00:06 Dostluk Üzerine 25-03-2014 00:02 Nisa Suresi Tevhid Adalet ve Kadın 03-03-2014 07:51 Dünya Sevgisi ya da Dünyevileşme 02-02-2014 11:01 Kadınlardan Yönetici Olur mu? 21-12-2013 08:34 Oruç Tutmak İhram Giymek Gibidir 29-09-2013 07:06 Annem.... 01-08-2013 07:03 Müslümanların Suriye İmtihanı 19-04-2012 07:08 Hz. Fatıma Timsali Bir Anne ve Onun Çocuk Eğitimi 25-06-2013 07:09 Bebeğini Özleyen Anne 28-05-2013 07:10
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet