Mehmet Deveci
Mehmet Deveci
Giriş Tarihi : 29-01-2016 14:26

Türkücü

TÜRKÜCÜ

 

Anadolu’dan gelmiş bir seyyar satıcı, adı jüri üyeleri denilen kişilerin karşısında ezilip büzülüyor.

Mesleğini tanıtıyor önce.

Birazdan yanık sesiyle bir türkü söyleyecek.

Bir gerçek, sahtelerin, yapmacıkların, maskelerin karşısında ezilip büzülüyor

“No” diyor Türkçe konuşabilen bayan jüri üyesi

Seyyar satıcının gerçek saflığı hepsinin hoşuna gidiyor.

Seyyar satıcı konuşuyor. “Yemin ederim” diye başlıyor sözüne. Alkışlıyor herkes.

Seviniyor bizimki. Allah razı olsun, diyor. İnşallah, diyor.

Müşterisi ile konuşur gibi konuşuyor. Malını satabileceğine aklı kesiyor. Bir sevinç, onun tüm sevimli yanlarını meydana çıkarıyor. Neredeyse şımaracak. Ama en çok da saflık var tüm hareketlerinde. Yapmacıklık yok. Doğallık var.

 

 

Jüri üyesi; tertemiz, gerçek bi şey, diye tasvir ediyor sahnedeki performansı. Ruhumuzun aç kaldığı şeyler, diye de ekliyor.

Kahkahaları salonu inletiyor yine aynı jüri üyesinin. İnci gibi dişleri ışıl ışıl gülerken. Bakımlı cildi pürüzsüz loş ışıklar altında.

Sahnedeki bozulmamış, henüz el değmemiş masumluk bir uzaylı muamelesi görüyor.  Kendileri gibi olsa beğenilmeyecek. Kendileri gibi “aşmış” olsa dikkatlerini çekmeyecek, “herkes gibi” değil o. Herkesleşinceye kadar şimdilik sirklerde gezdirilip, eğlendirecek sevgili izleyenleri.

Sonra sahnenin ortasında yalnız başına kalıyor bizim seyyar satıcı.

Bizim oraların çocuğu.

Dost sohbetlerinde, akraba düğünlerinde “ hadi senin sesin güzel, bir türkü çığır” diye sahneye sürülen kişi.

Mimikleri ne kadar da acemi. Hata yapmaktan çok korkuyor. Bu, onun için bir şans. Tutturabilirse, yani son pazarlamasını iyi yapabilirse bizimki, belki de hayatı değişecek. Belki de dünyası!

 

“Sevgili izleyenler” onun en çok bizim oralara has doğallığını, masumluğunu, utangaçlığını beğeniyor. Bizim sanatçı adayı bunu biliyor, anlıyor hemen. Ne de olsa pazar pazar gezip dolaşırken hayatın tecrübesi de birikmiş bir yerlerinde.

Sıradan gömleğinin üzerindeki kazağı ucuz bir pazar malı. Kot pantolonu eskimiş. Kiri belli etmez diye giyilir bizim oralarda. Kumaş pantolondan çok dayanır. Ütü de istemez. Gezmelik de olur.

 

 

Jüri üyeleri iyi şeyler söylerse yüzündeki endişeli, acemi, korkan sevinç hemen ortaya çıkıyor. Çabucak da geri kayboluyor ama. Buna hakkı olmadığını düşünüyor  ki yitip gitmeye hazır. Çekip gitmeye hazır. Tebessüm, onun yüzünde kişiliği oturmamış bir karakter gibi. Ütüsüz bir gömlek gibi üzerinde, eline yakışmayan bir sigara…

 

Kamera jüriyi gösterince en güzel pozunu veriyor jüri üyeleri. Şaşırıyormuş gibiler, çok sevinmiş gibiler, hayret etmiş gibiler, ağlamış gibiler… Birbirine zıt birçok duygu aynı anda bir surette şekil buluyor. Gözler dolu dolu ama birazdan en sesli kahkaha da yine ondan çıkacak. Sahnenin sahteleri, bir gerçek yakalamışlar ve satıyorlar, pazarlıyorlar. Bir pazarlamacı, tezgâha sürülüp bu sefer kendi satılıyor. Deli alkışlıyor sevgili izleyenler de bu rolleri. Bu pozları. Kısa mesaj gönderip gereken desteği vermeye hazırlar. Bu saf çocuğun hayranı, fanı olmaya hazırlar. Ta ki bu eskiyinceye, “gerçeğini” yitirinceye, başka bir gerçek sahneye düşünce kadar…

 

 

Başlıyor türküye.

Sahnenin acemisi, o dünyaların acemisi titreyen dudaklarıyla tüm hünerini gösteriyor.

Bizimkinin sesi iyi. Yanık. Kulağa hoş geliyor. Masum geliyor. Ürünü elinde kalmasın diye bağıran bir seyyar satıcı tadında inletiyor sahneyi. Ama acemi. Terbiyesi biraz kırık. Bir kaç türkü sonrasında daha iyi olacak.

İnsan kazansın istiyor. Yensin. Birinci olsun. Ama sonra olmasın istiyor. Bu yarışmayı hemen kaybedip evine, çocuklarına, henüz hamile olan eşine geri dönsün istiyor. Şarkıda “Götür beni gittiğin yere” dese de, gidemesin bir yere, evine dönsün istiyor.

 

Bitiyor türkü. Yer yerinden oynuyor. Bizimki şaşkın. Allah’ınıza kurban, diyor. Beni hiç kimse bu kadar sevmedi… O abartılı gürültüyü sevgi sanıyor. İçinden belki de, bu sefer feleğe çalımı ben attım, diyor. Bu iş oldu, diye geçiriyor.

 

 

“Çok güzel bir şey gerçek olmak!” diyerek anlatmakta zorlandığım şeyi yine jüri üyesi çok güzel ifade ediyor.

Tabi ya, o gerçek. Asıl. Sahte değil yani. Orijinal. Peki sevgili izleyenler, kıymetli jüri üyeleri, sizler?

Onun gerçek olduğu yerde sizler nesiniz?

 

En önemlisi de bu saklı kalmış, kabında kalmış, aklı ermeyen, bu yolların acemisi olduğu her halinden belli olan seyyar satıcıdan ne istiyorsunuz?

Neden onu sahte dünyanızın gerçek olmayan mutluluğuna imrendiriyorsunuz.

Heveslendiriyorsunuz!

Oynuyorsunuz onunla.

Azıcık aklını da başından alıyorsunuz.

Bakmayın onun ağırlığını bir ayağına yükleyip, bir elinde mikrofon, diğer eli havada usta bir performans ile  “Beni benden alırsan seni sana bırakmammmm!” diye seslenmesine.

Bırakır aslında. Neyi varsa avuçlarınıza bırakır…

Yenilir…

Bu alkışlar, sahne ışıkları, sahte dünyanıza kanar.

Yemin ederim!” bırakır.

Oynamayın bizim saflığımızla. Masumluğumuzla. Mahalle düğünlerimizin isimsiz kahramanlarıyla...

Azıcık aklımızı da başımızdan almayın…

NELER SÖYLENDİ?
@
Mehmet Deveci

Mehmet Deveci

DİĞER YAZILARI Ey Benim Hevesim... 09-07-2020 20:57 Rüzgar ve Göğün Yüzü 03-07-2020 11:37 Derviş İle Çınar Yaprakları... 23-06-2020 20:00 Deizm Bizim Neyimiz Olur? 20-03-2019 18:55 Ben Hz. İbrahim ve Musa... 30-01-2019 16:46 Umre Ziyaretimizden Notlar 21-02-2018 09:16 Vatan Sevgisi... 22-08-2017 19:55 Beni unuturken inşallah de 01-08-2017 19:02 Oğuz Atay Söylüyor; Ey Şehadet, Bana Küsülü Müsün? 03-05-2017 17:51 Çok Sevmiştik Be! 14-04-2017 18:45 Sus da Leyla’m Duymasınlar 14-02-2017 16:17 Boğazlı Kazak 04-01-2017 17:24 Her Kitap Yeni Bir Başlangıçtır 05-10-2016 12:56 Biz Kazanacağız 02-08-2016 13:18 Cemaatin Yöntemi 26-07-2016 16:21 Darbe mi Tiyatro mu? 20-07-2016 16:06 Diyanetin Yetimleri Fahri Kur'an Kursu Öğreticleri 13-07-2016 19:44 Sevgili Ramazan 06-06-2016 10:34 Bu Tweet de Benden Olsun 25-03-2016 14:46 Türkücü 29-01-2016 14:26 Mevlit Kandili Ne yapmalı, Nasıl Yapmalı 23-12-2015 07:54 Özlemek Güzel 31-10-2015 15:52 Sevdiğine Yenilmek 26-08-2015 13:17 Aytaç Baran 12-06-2015 11:02 Neyin Var? 25-05-2015 13:25 Sevgili Yalnızlığım 20-02-2015 14:52 Limon Ağacı 09-12-2014 14:32 Yasin Börü 29-10-2014 15:07 Ortalama Tipler 29-09-2014 11:28 Melike 22-08-2014 08:41 Gazze'm Ağrıyor 19-07-2014 11:50 Anne Bak.... 10-06-2014 20:47 Platonik Bir Aşk Değildir Dostluk 12-05-2014 18:37 Osman Abi 25-04-2014 15:44 Bir sabah uyandığında tüm kapılar kapanmıştı... 31-03-2014 07:58 Duanın Buluşturduğu Yürekler 07-03-2014 09:45 İkna Edilemeyen Kardeşlik 12-02-2014 16:22 Taraf olabiliriz ama düşman olmayalım! 26-12-2013 14:12 Taksim - Gezi Olaylarına Nasıl Bakmalı 13-12-1901 22:42 Bize Maval Okuma! 13-12-1901 22:42 Hayatın İçinden Kareler 13-12-1901 22:42 Esed, Bomba, Ekmek, Çocuk 13-12-1901 22:42 Müsait Bir Yerde Susacak Var! 13-12-1901 22:42 Mayası Bozuklardan Eyleme 13-12-1901 22:42 Yeryüzüne İnmiş Melekler 13-12-1901 22:42 Kudüs Ve Aşk 13-12-1901 22:42 Ne Yapmalı 13-12-1901 22:42
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet