Nevzat ÖZKAYA
Nevzat ÖZKAYA
Giriş Tarihi : 13-12-1901 22:42

Söylenti mi? Koskoca bir gerçek!

Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılacağına ilişkin söylentiler olduğunda hiç ciddiye almayanlardan biri de bendim. Oysa bu konu hakkında Bugün Gazetesi yazarı Gültekin Avcı altı tane yazı yazdı. Ama yine bu söylentinin bu kadar da gerçekçi olduğunu düşünmeme yetmemişti.

Benim bu dedikoduyu ciddiye almamama neden olan da internete düşen ses kayıtlarıydı. Açık açık öc almadan bahseden insanlar, “bir iki ay içerisinde kanun değişecek ve biz dışarı çıkacağız.” diyenleri duydukça bana daha da inandırıcı gelmiyordu söylentiler.

Ama şimdi koskoca bir gerçekle karşı karşıyayız.

İşte Gültekin Avcı’nın bugünkü yazısı…

Bu söylenti ne kadar gerçek şimdi farkındayız dostlar.


Savaş rüzgârlarında özel yetki değişikliği mi?

6 gün aralıksız özel yetkinin bu ülkede ne derece elzem olduğunu, kaldırılmasının veya güdükleştirilmesinin doğuracağı felaketleri yazdım.

Batı'daki örnekleriyle özel yetkilileri biçmenin yanlışlığına işaret ettim.

Onlar mı işi bilmiyor biz mi?

İspanya'da Basklar'ın ETA'sı kontra bir güç olarak ortaya çıkarılmış ve İspanya Gizli Servisi CESID'le direkt bağlantılı eylemler düzenlemişti.

İtalya'da hem askeri istihbaratın başı General De Lorenzo hem sivil istihbaratın başkanı tutuklandı.
İçişleri Bakanı ve Parlamentonun Mafya ile Mücadele Komisyonu Başkanı Vincenzo Scotti, Napoli savcısı
tarafından mafya üyesi olmaktan soruşturuldu ve yargılandı.

Üstelik Scotti İtalya'nın mafya ile mücadele eden bir numaralı adamı olarak biliniyordu.

Yani "medyadaki algı" öyleymiş!

Algılar ve siyasal bakışları hukukun üstünde tutan bizde olsa "Bu mu mafya" manşetleri atılır.

7 kez başbakanlık 33 kez de bakanlık yapan İtalyan Başbakanı Giulio Andreotti mafyayla ilişkileri sebebiyle yargılandı ve 20 yıla mahkûm oldu.

Yine İtalyan Başbakanı Bettino Craxi, Temiz Eller operasyonunda tutuklandı ve 9 yıl hapse mahkûm edildi.

İspanya'da Hâkim Baltasar Garzon, devlet içine çöreklenmiş çetelere karşı amansız bir mücadele verdi.

Bakanları, milletvekillerini ve generalleri sorguladı.

2 bakanı hapse gönderip Başbakan Gonzales'i koltuğundan etti.

İngiltere'de telekulak skandalının ardından başlatılan adli soruşturmada savcı Başbakan David Cameron
ifadeye çağırdı.

Cameron, savcıya medya patronu Rupert Murdoch'la ilişkilerini açıklayacak.

Monica skandalında ABD Başkanı Bill Clinton sıradan bir taciz iddiası sebebiyle, özel savcı Kenneth Starr
tarafından 6 saat sorgulandı.

Dikkat ederseniz verdiğim örnekler bürokrat değil devletin tam tepesindeki seçilmişlerden.

Üstelik bizde bakan başbakan soruşturması da yok.

Peki, bu ülkelerde neden "yargının haddi aşması" veya "yargının siyasete müdahalesi" gibi laflar edilmedi?

Onlar mı işi bilmiyor, yoksa biz hukukun herkese eşit uygulanmasına hazır değil miyiz?

Çok tuhaftır ki, terör ve darbe belasıyla muzdarip olmayan en demokrat Avrupa ülkeleri özel yetkiyi halen işletirken, her gün şehitlerimize ağladığımız, cuntaların cirit attığı bu ülkede özel yetkiyi kaldırma ısrarı var.

Hem de Suriye'yle savaşın eşiğine geldiğimiz en provokatif, en hassas süreçte.

Aslında dış tehditlerin tespiti kolaydır, Suriye örneğinde görüldüğü üzere.

Bundan daha ölümcül olanı demokrasi ve milletin istikbaline yıllardır kasteden ve tekrar kastetme girişimlerinden kuşku olmayan içimizdeki hainlerdir.

Bunlara karşı bir ülkenin elindeki radar öncelikle istihbarat olsa da tespit edilen demokrasi düşmanlarının ve gizli terör odaklarının yakasından tutup yargı önüne çıkarılmasını özel yetkiyle sağladık.

Kaldı ki özel yetki olmadan istihbarat cihazlarının cunta ve organize terör unsurlarını tespit etmesi işe yaramayacaktır.

Özel yetkinin kaldırıldığı gün, içimizdeki hainleri ve vücudu sarmış terör tümörlerini göremeyeceğimiz bir gece yürüyüşü başlayacaktır.

Özel yetki fenerini söndürüp, en ufak bir esintide sönecek bir mumla nasıl ilerleyeceksiniz kurtların sevdiği bir puslu havada?

Cumhuriyet tarihinde TSK üzerinde hiçbir cumhurbaşkanı, başbakan ve Parlamento'nun yapamadığı denetimi, bitiremese de ilk kez özel yetki yaptı.

Cumhurbaşkanları ve başbakanların sokulmadığı odalara girdi.

Parlamento çağrılarına itibar etmeyen paşaları sorguladı.

AK Parti iktidarını onca felaketten, demokrasiyi onca entrikadan kurtardı.

Dahası "%90'lık bir iktidar bile olsa..." diyenleri mahcup ederek, hukukun gücünü cansiperane gösterdi.

"Önce Hakk'a sonra da halka teslim olmuş bir iktidar"ın siyasal ve hissi mülahazalardan önce hakkı,
demokrasi ve halkın istikbalini düşünmesi gerekir.

Suriye'yle savaşın eşiğinde olduğumuz bu kritik süreçte, PKK, DHKP/C, MLKP ve Suriye belası yetmez gibi bu sefer prangalarını kıran derin mahfiller de harekete geçecek.

Bu derin mahfillerin savaş çıkarmak için ellerinden geleni yaptığını iyi biliyoruz.

62 yıl önce ezanın Arapça aslına iadesinin kinini bile hâlâ taptaze taşıyanları görmüyor musunuz?

Ya çıkınca çoluk çocuk demeden intikam alacağını söyleyenler az da olsa inandırıcı değil mi?

Ben özel yetkinin kaldırılmasını tam bir çılgınlık ve dünyada emsali görülmemiş bir ilk olarak gördüğüm için, kaldırılmasından değil özel yetkinin güdükleştirilmesinden bahsediyorum.

Özel yetkiye basında yer aldığı şekliyle müdahale, Ergenekon, Balyoz ve KCK davalarının hükümetçe yalanlanması algısını oluşturacak, "bu davalar düşündüğümüz gibi zaten siyasalmış" kanaatini güçlendirecektir.

Bu da hükümete diş bileyen derinliklerin "kin ve intikam" planlarının daha da yoğunlaşmasına, rövanş kararlılıklarının artmasına sebep olacaktır.

Kaldı ki soruşturma ve davalar devam ederken AB ve dünyaya nasıl anlatacağız CMK 250 değişikliğini?

Son kez şunları hatırlatmayı demokrasi ve milletin istikbali için boynumun borcu bilirim:

1- Özel yetkinin en önemli özelliği, hiçbir makamın iznine gerek kalmadan doğrudan soruşturma yapabilmesidir.

Soruşturma izni koyuyorsanız veya genişletiyorsanız ne mahkemesi kurarsanız  kurun hikâyedir göz boyamadır.

Çünkü organize suç örgütleri, cunta ve terör örgütleri ancak deliller ve kabarık sayıda şüphelilere süratle ulaşılabildiği ölçüde soruşturulabilir.

Cuntalar özellikle general kademesinde kurgulanan yapılardır.

Ama cuntadan sorgulamak istediğiniz her general ve üst düzey bürokrat için soruşturma izni istemek zorunda
kalmak, süratle yürütmeniz ve delil toplamanız gereken böyle bir soruşturmayı yapamamak demektir.

Böyle bir ahvalde, Gölcük Donanma Komutanlığı'nda, Poyrazköy'de, Eskişehir'de sanık emekli albayın evinde, Ergenekon sanığı Serdar Öztürk'ün ofisinde, Zir Vadisi'nde, Genelkurmay bilgisayarlarında (...) asla hiçbir materyal bulamazsınız.

Zira izin verilmeden şüphelilere yönelik arama/el koyma/yakalama/gözaltı yapılamaz.

2- Soruşturma izni yelpazesinin genişletilmesiyle tarihi önemde ve büyüklükte bu davalarda yürütme yani hükümet, bu davaların resmi belirleyicisi ve etkileyicisi olacaktır.

Kime izin verilse ya da verilmese soruşturmalar siyasallaşmış olacaktır.

Ergenekon ve uzantılarının yapamadığı siyasallaştırma ve sulandırma işini hükümet bizzat kendi eliyle yapmış olacaktır.

3- Soruşturma izninin genişletilmesi, devletin uhdesindeki etkili soruşturma yapma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve soruşturma yapanın bağımsızlığını engellemesi demektir.

AİHM  Türkiye’deki soruşturma izni sistemini, İHAS 2 ve 3. maddeler minvalinde, "etkili soruşturma prensibi" ilkesi çerçevesinde sözleşmeye aykırı bularak bu sistemi mahkûm etmiştir.

Darbe ve terör suçları da işkence ve kişilerin yaşam hakkını doğrudan tehdit eden suç tipleridir.

AİHM'in Gitonas ve Diğerleri/Yunanistan, Mathieu-Mohin ve Clerfayt/Belçika, Türkiye Birleşik Komünist Partisi ve Diğerleri/Türkiye ve Hrant Dink gibi davalarda verdiği kararlara bakıldığında;
Kamu görevlilerinin müdahil olduğu işkence ve adam öldürmeye ilişkin suçlamalarda izin sisteminin hukuka aykırı olduğu açıktır.

Darbe ve terör soruşturmalarında soruşturma izni, İttihatçı zihniyetin ürettiği, suçlu memuru yargıdan koruma manasını taşıyan Memurin Muhakematı heyulasına geri dönüştürür.

4- Terör ve darbe gibi ölümcül suçların soruşturma iznine bağlanması, hiçbir modern hukuk devletinin kabul ettiği bir form değildir. Ayrıca, değişimi Ergenekon, Aydınlık, DHKP/C, MLKP ve KCK mahfillerinin hararetle desteklemesi Hüseyin Çelik'in de işaret ettiği gibi dikkat çekicidir.

5- Özellikle, uyuşturucu kaçakçılığı ve insan ticareti gibi suçlarda kullanılan şüphelilerin örgüt geçmişinin olmamasına terör örgütleri tarafından dikkat edilmektedir.

Evvelce örgütle bağlantılı bir suç işlememiş kişiler kullanılmaktadır.

Değişiklikle, hiçbir il savcısı ve mahkemesi birden fazla ilde faaliyet gösteren organize suç örgütlerinin tüm faaliyetlerine vakıf olamayacak, suçu ve suçluları tam olarak göremeden karar verecektir.

Pek çok il savcısı ve mahkemesi organize suç örgütünün tamamını göremeyerek, aynı örgütün farklı şehirlerdeki suç haritasından habersiz olacağı için, aynı konuda belki onlarca soruşturma ve dava bulunacak, ciddi bir görev ve yetki karmaşası doğacaktır.

Asıl vahim hataları ve karmaşayı o zaman göreceksiniz.

Bunlara bir de soruşturma izni şartını ekleyin.

Bunun manası, cuntaların ve terör örgütlerinin peşini bırakmak, mafyaya hayat soluğu üflemektir.

6- Örgütlü/organize suçların ve bu suçları işleyen suç örgütlerinin ortaya çıkarılması ve delil bulmaktaki zorluk sebebiyle ihtisas ve farklı soruşturma yöntemlerine gidilmiştir.

İspanya, Fransa, İtalya, Almanya, İngiltere ve İrlanda'da olduğu gibi.

İHAS 15. madde olağanüstü ve millete yönelik genel tehlike hallerinde kişi haklarına kısıtlama getirilebileceğini kabul ederek, özel soruşturma ve yargılama usullerine açıkça izin vermiştir.

Çünkü sözleşmenin 17. maddesi "özgürlükleri yok etme özgürlüğünün olmadığını" hüküm altına almıştır.
Özel yetki tüm Avrupa'da böyle doğmuştur.

AİHM bu şekilde hakların kısıtlanması, özel soruşturma ve yargılama usulleri için terör ve darbe gibi genel tehlikelerin gerçekleşmesini şart koşmaz.

Riski yeterli görür.

Hükümetse riski bırakın, terörün ve cuntaların tam bağrında olmamızı bile yeterli görmüyor.

AİHM riski yeterli görürken, her gün şehitlerimize ağladığımız, birilerinin "analarını ağlatacağız" yeminleri ettiği bu ülkede cuntalar ve terör örgütlerinin panzehiri konumundaki özel yetki kaldırılması bu millete açıklanamayacaktır.

7- Birden fazla ilde faaliyet gösteren suç örgütlerine kuşbakışı bakma iktidarı olan özel yetki görev bölgesindeki her ilde süratle yakalama/arama/elkoyma yapabilirken, İzmir savcısı Antalya'dan suç emri veren bir organize suç örgütüne nasıl müdahale edecek?

Bırakın bölgeyi, uluslararası bir görüntü arz eden uyuşturucu/kara para/mafya trafiğini il bazında anahtar deliğinden mi gözleyeceksiniz?

İskenderun'da Gemlik'te iç savaş provası yapanların faillerini sadece İskenderun ve Gemlik'te mi arıyorsunuz?

Özel yetkinin bile zorlandığı Danıştay, Hrant Dink, Rahip Santoro, Zirve Yayınevi gibi suikastlar olursa, suç yeri savcısı ve polisinin olayı aydınlatmasını mı bekleyeceksiniz?

Değişimle KCK'nın ve Ergenekon'un devlet içindeki uzantıları asla ortaya çıkarılamayacaktır.
Avrupa'da terör ve cuntalar olmadığı halde özel yetki işliyor.

Bizde terör ve cuntalar cirit attığı halde özel yetkiyi kaldırıyoruz.

8- Adi suç örgütü genel yetki, silahlı terör örgütü özel yetkinin görev alanındadır.

Özel yetki yerine genel yetkili 81 il cumhuriyet savcılıkları, kendi illeri seviyesinde karşılaştıkları suçlarda;

- Mevcut eylemin bireysel mi, genel bir suç örgütünün mü, yoksa silahlı bir terör örgütünün eylemi mi olduğunun tespitinde büyük zorluklar ve iletişim sıkıntıları yaşanacak.
Çünkü bilindiği gibi silahlı terör örgütlerinin işlediği suçlar her zaman silahla veya öldürme şeklinde tecelli etmez.

Bu karmaşa organize suç örgütlerini ve bireyleri kullanan terör örgütlerine yarayacaktır.

- Sadece bir ilde genel bir suç örgütü veya çıkar amaçlı suç örgütü profili gösteren (yani sadece bir yüzünü gösteren) silahlı terör örgütleri, münhasıran o il savcılığı ve mahkemesi tarafından gözden kaçabilecektir.
Sonuçta en az üç kişinin kanunun herhangi bir hükmünü ihlal etmek amacıyla kurduğu bir suç örgütünün, silahlı bir terör örgütü olup olmadığının tespiti hem ihtisas, hem bölgesel yaklaşım, hem de şüpheli ve delillere bölgesel anlamda süratle ulaşmayı zorunlu kılar.

- Yeni teşekkül eden terör örgütlerinin tespiti çok uzun zaman alacak, toplum bireysel görünümlü silahlı terör eylemlerine maruz kalacaktır.

9- Mevcut soruşturma ve davaların büyük bir kısmında Terörle Mücadele Kanunu'nun 10. maddesi gereğince özel soruşturma ve kovuşturma yetkisi kullanıldı.

Bu davalar özel yetkinin görev alanından çıkartıldığında, savunma avukatları haklı olarak "Soruşturma evresi geçersizdir, zira savunma hakkımız müvekkile ancak 1 avukat şartıyla sınırlandırılmıştır" diyerek tüm davayı yerle bir edecekler, baştan ölü doğmuş çocuk kimliğine sokacaklardır.

Özel yetki tarafından yürütülmekte olan soruşturmalarda özel soruşturma kuralları da kaldırılacağından dolayı, bu özel kurallara göre temin edilmiş olan delillerin hukuki değeri kaybolacaktır.
Soruşturmalar geçersiz sayılabilecektir.

Dolayısıyla bu davalar özel yetkinin görev alanı dışına çıkartıldığında, TMK uygulanamayacağına göre bu zamana kadar TMK 10 ve CMK 251 gereği toplanan tüm deliller geçersiz sayılabilecektir.
Yani bu davalar "hayalet davalar" şeklinde sonuçsuz yargısal girişimler olarak tarihteki yerini alacaktır.

10- CMK 251. maddede yer alan "Bu suçlar görev sırasında veya görevden dolayı işlenmiş olsa bile Cumhuriyet savcılarınca doğrudan soruşturma yapılır" hükmü yürürlükten kaldırılacağından,
Ya da özel yetki sadece "silahlı terör örgütü" suçlarıyla sınırlandırılacağından, Hakkında soruşturma izni alınması gereken kamu görevlileri hakkında, özel yetkili mahkemeler tarafından verilmiş olan ve infazına başlanmış olan cezaların infazının durdurulması gerekecektir.

11- Özel yetkiyi usul değişiklikleriyle iğdiş etmek, toplumu terör ve cuntalar karşısında savunmasız bırakacaktır.

Uyuşturucu, terör, darbe, mafya suçları, sokakta her sade vatandaşı tehdit eden hususlardır.
Bu büyük tehlikelerle etkin mücadele edilmesi, sokaktaki insanımızın güvenliğinden öte, temel hak ve özgürlüklerini kullanabilmesi için zaruridir.

1912 yılına dayanan soruşturma izni, suç işleyen kamu görevlilerinin halka karşı korunması maksadıyla İttihatçı ruhun ürettiği bir kurumdu.

Bunu canlandırmak demokrasi ve hukuk devletinin kârı değildir.

12- Değişiklikte öngörülen üst düzey bürokrat ve generaller için soruşturma izni sistemi yürümekte olan soruşturma ve davalara da şamil olursa;

Bu durumda mahkemeler, Balyoz, Ergenekon, İnternet Andıcı, 28 Şubat gibi soruşturma ve davalarda tutuklu olan general ve üst düzey bürokratların hepsini derhal serbest bırakmak zorundadır.

Soruşturma izni, mevcut tutuklulara ve davalara matuf değil de bundan sonraki zanlı, soruşturma ve dava bölümlerine yönelik öngörülürse;

Hükümet ciddi bir sorunla karşı karşıya kalacaktır.

MİT Kanunu 26. maddeyle getirilen istisna, bu kanunun mevcut soruşturmalarda da uygulanacağını öngörmüş ve dosya Başbakanlık'a gönderilerek MİT soruşturması durmuş, şüpheli ifadeleri dahi alınamamıştır.

Doğal olarak Ergenekon, Balyoz ve 28 Şubat gibi davaların şüpheli ve sanık konumundaki süjeleri de "kanunlarda eşitlik, adalet ve hakkaniyet"in gözetilmesi mecburiyetinden bahisle, getirilen soruşturma izninin mevcut soruşturma ve davaları da kapsaması gerektiğini öne süreceklerdir.
Generallerin veya üst düzey bürokrasinin de MİT mensupları kadar hassas ve hayati görevler ifa ettiğini söyleyeceklerdir.

Bu durumda da tahliye olmayı başaracaklardır.

Son olarak belirtmek gerekir ki;

Terör ve darbe riski taşımayan Fransa'da Paris 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Devlet Güvenlik Mahkemesi'dir.
Terör ve darbe riski taşımayan Almanya'da her eyalet mahkemesinin bir dairesi Devleti Koruma Mahkemesi'dir.

İngiltere'de bizden sert bir Terörle Mücadele Kanunu olup, Kraliyet Yüksek Mahkemesi özel yetki kullanmaktadır.

İspanya'da tüm ülke çapında özel yetki kullanan Audiencia Nacional de Espana, "Kralın damadını yolsuzluktan ve karanlık işlerden yargıladım" diyen İspanyol Hâkim Eloy Valesco'ya göre Türkiye’den daha etkili bir özel yetki kullanıyorlar.

NELER SÖYLENDİ?
@
Nevzat ÖZKAYA

Nevzat ÖZKAYA

DİĞER YAZILARI Rüyada ekmek paylaşmanın hikmeti... 27-02-2020 22:23 İşte en güzel reçete… 30-06-2019 23:24 Siyasal iletişimde beden dili 02-02-2019 11:29 Örgütlerde Duygusal Sermaye 15-09-2018 12:22 Umutlar yeniden filizlendi... 29-05-2018 11:59 Bu Ramazan hüzünle geldi... 22-05-2018 13:06 Türkiye’de Devletin Çalışma İlişkileri İdeoloji- 2- 23-03-2018 21:47 “Türkiye’de Devletin Çalışma İlişkileri İdeoloji -1- 20-02-2018 16:02 Bir söz ola yüreğimize ve dokuna 15-12-2017 16:50 ‘Aile, Toplum ve Devlet’sempozyumu 01-11-2017 17:05 İşte Yeni Yaşam Tarzımız... 27-09-2017 11:20 Okumak Farkındalıktır... 23-08-2017 16:04 Okulların hali içler acısı… değil mi? 25-07-2017 10:38 Okullarda öğrenciler mağdur ediliyor! 12-06-2017 09:55 İslamın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir.. 08-05-2017 15:13 İnsan alışır(mış)... 29-03-2017 19:57 Tarihi Güne Şahitlik Etmek... 22-03-2017 13:10 Halka inanların sesi daha gür olmalı... 08-02-2017 14:50 O’na aitiz ve O’na döneceğiz. 06-01-2017 09:46 Acı hep Müslüman coğrafyada 30-11-2016 21:46 Ulus aşırı işgalcilerin “Kurtarma” gösterisi... 22-10-2016 23:32 İyi ki Her Şey Geçici 23-09-2016 15:58 “Gün”e şahit olmak... 15-08-2016 12:06 Sevdiklerinizi zehirlemeyin... 25-05-2016 12:31 Bir dava adamı: İlhan Akıncı 05-04-2016 16:25 Batı’nın gerçek yüzü 01-04-2016 16:04 Hamd-ü sena… 08-03-2016 19:51 O’nu an(la)mak… 17-02-2016 16:06 Soğuk havada sıcak tebessümler... 29-01-2016 22:26 Şehirli olmak, inşa olmaktır 05-12-2015 14:39 Baharla başlayan sıcak günler... 31-08-2015 06:34 Şehr-i Güzide… Malatya 19-06-2015 06:03 Kütüphaneleri nasıl seveceğiz? 28-04-2015 08:42 Çocuklar nazlıdır… 16-04-2015 07:49 Güncemde susuşun var 13-03-2015 22:24 İstanbul hüner pazarı 27-02-2015 22:00 Geride bırakılan bir gün 26-01-2015 19:02 “Muhabbet” olsun 19-01-2015 16:38 İstikametimiz... 12-01-2015 17:27 Bir dostun ardından… 06-01-2015 22:19 Soğuk, içimizi ısıtsın 04-01-2015 10:11 Şehrin temiz nefesi 23-12-2014 12:31 Kitap müzayedesi... 04-11-2014 00:01 Bir İstanbul valisi vardı 19-09-2014 17:20 Kendimiz nasıl bir "dost"uz? 24-08-2014 12:19 Kutsal Yolculuğu Yaşamak 08-05-2014 23:50 Bâb-ı Şefkat 119 yaşında 13-03-2014 21:50 Teyzelerimizin, annelerimizin ve anne adaylarımızın “her” günü kutlu olsun 09-03-2014 14:43 Sahafçılık artık “net”te 20-02-2014 09:53 Kardeş olduğumuzun farkına varmak… 15-02-2014 21:52 Yoğun bir Cumartesini geride bırakırken… 08-01-2014 07:52 Yolunuz da bahtınız da açık olsun 30-12-2013 21:17 Bağlanacaksın... 13-12-1901 22:42 Mutlu mu olmak istiyoruz? 13-12-1901 22:42 En anlamlı dil “ŞÜHEDA”nın dili 13-12-1901 22:42 Ramazan, İnsan hayatında muhteşem bir manzume 13-12-1901 22:42 Söylenti mi? Koskoca bir gerçek! 13-12-1901 22:42 Taksim ve ötekiler... 13-12-1901 22:42 Kur’an’da aşk var mı? 13-12-1901 22:42 Dostlarım, anneciğim için bir dua… 13-12-1901 22:42 10 Haziran’daki Bursluluk sınavında yanlış soru var 13-12-1901 22:42 Kim olmak değil, kendin olacaksın öncelikle… 13-12-1901 22:42 Güneşe seslenmek 13-12-1901 22:42 Üstad Abdurrahim Karakoç hakka yürüdü... 13-12-1901 22:42 İnsanları bağımlılığa özendirmek insanlık suçudur! 13-12-1901 22:42 Affetmekten utanmayın 13-12-1901 22:42 Rızık korkusu mu? Allah var… 13-12-1901 22:42 Ak Parti… Babuşçu… Fatih Altaylı… “Yanılmışım.” 13-12-1901 22:42 Canım dediklerime, canımdan can verdiklerime… bana elini ver 13-12-1901 22:42 Rabbimiz! Yalvarıyoruz, yakarıyoruz, Affet! 13-12-1901 22:42 Daha özgür dünya için faşist zihniyetin izi silinsin 13-12-1901 22:42 Dillerde Fetih, “dîl”lerde Fatih 13-12-1901 22:42 Çizginin Ustası TDED’de… 13-12-1901 22:42 Anne yardan kurtaran bir yârdır 13-12-1901 22:42 İtirazım var 13-12-1901 22:42 Senden yine sana şikâyetle adalet istiyorum 13-12-1901 22:42 Ben Leylama gidiyorum çekil önümden Leyla 13-12-1901 22:42 Bir duayen daha gözlerini yumdu 13-12-1901 22:42 Akıl bazen başa bela olur 13-12-1901 22:42 Friedrich W. Nietzsche diye bir adam yaşamış, “farzedelim.” 13-12-1901 22:42 İnsanlar birbirlerini öldürsün ve “kan tüccarları” ceplerini doldursun(!) 13-12-1901 22:42
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet