Nevzat ÖZKAYA
Nevzat ÖZKAYA
Giriş Tarihi : 13-12-1901 22:42

Kur’an’da aşk var mı?

Sevgi nedir?

Kur’an’dan baktığımızda sevgi ve aşk nasıl gözüküyor?

İman etmiş insanlar için tek ölçü Kur’an’dır çünkü.

Doğru bir sevgiyi ve aşkı da oradan öğrenebiliriz.

En çok hata yapılan konuların başında geliyor bu iki kavram.

Sevgili Ramazan Deveci abinin Kur’an’da sevgi ve aşk konusundaki yazısını burada zikretmek istiyorum. Bu güzel yazıdan faydalanmak ümidiyle…

“Kadınlara, çocuklara, yığın yığın altın ve gümüşlere, güzel ve cins atlara, hayvanlara ve ekinlere insanların aşırı sevgisi vardır. Bu sevgiler insanlara güzel gösterilmiştir. Bunlar (insanların sevdikleri bu şeyler) dünya hayatının güzellikleridir. Ancak asıl varılacak güzel yer Allah’ın katındadır. (öyle ise asıl sevilmesi gerekende Allah’tır)” (Al-i İmran 14)

Sevgi sözlükte “insanı, bir şeye ya da, bir kimseye, yakın ilgi ve bağlılık göstermeye yönelten duygu” olarak tanımlanır.

İbni Arabi’ye göre sevginin tanımı yapılamaz. Sevgi ancak tadılır. Tadan kişide sevginin ne olduğunu anlatamaz. İbni Arabi “Sevgi seveni sevilene bağlayan bir bağdır. Sevgi sevenin varoluşudur” der.

Aşk sözlükte; aşırı sevgi bağlılık duygusu olarak ifade edilir. Aşk Farsça bir kelimedir. Günümüzde daha çok karşı cinsler arası duyguları ifadelendirmek için kullanılır. Karşı cinslerin birbirlerine olan sevgileri aşk olarak nitelendirilirken, bu sevgi birazda kutsanmış olur. Oysa Ali Şeriati “Aşk, büyük güçlü bir kandırmacadır. Oysa sevgi; sonsuz, salt, dosdoğru, içten bir doğruluktur” der. 

Aşk ve sevgi Türkçede bazen birbirinin yerine, çoğu zamanda ayrı kullanılır. Aşk ilahi olarak Allah’a, beşeri olarak karşı cinse duyulan aşırı sevgiyi ifade eder. Sevgi kavramı ise her tür sevgi için, Allah, eş, dost, anne, baba, kardeş, doğa, çiçek velhasıl aklımıza gelebilecek tüm sevgiler için kullanılır.

Kur’an’da Aşk kavramı hiç geçmez. Kur’an’da tüm sevgiler için “Hubb” sevme kelimesi kullanılır. Kur’an’da Allah sevgisi, anne, baba sevgisi, mal sevgisi, dünya sevgisi, hatta karşı cinsler arasındaki sevgi için de ‘Hubb’ kelimesi kullanılır.

Yazımızın girişine aldığımız Al-i imran suresinin 14. Ayetinde kadın, çocuk, altın, ekin ve hayvan sevgisi için Hubb kavramı kullanılmakta, Bakara suresinin 165. Ayetinde Allah sevgisi için Hubb kavramı kullanılırken, Yusuf suresinin 30. Ayetinde Züleyha’nın Yusuf’a olan sevgisi ifade edilirken de “Hubb” sevgi kavramı kullanılmıştır. Kur’an’da Züleyha’nın kendini nefsinin isteklerine uymaya ve Yusuf’a zulmetmeye sürükleyen bu sevgisi hiçbir şekilde kutsanmamış hatta kınanmıştır.

Bugün günümüzde karşı cinsler arası sevgi aşk olarak nitelendirilerek kutsanmaktadır. Rabbimiz karşı cinsleri birbirlerine ilgi duyacak şekilde yaratmıştır. Karşı cinsler arasındaki bu duyguyu Mustafa İslamoğlu hocanın ifadesi ile aşk değil de tutku diye nitelendirmek daha doğru olacaktır. Tutku sevgi bile değildir. Tutkulu insan nefsinin esiridir. Kendi nefsini düşünür. Ve sevdiğini zannettiği kişinin kendisinin olmasını ister. Red edildiği zaman güya sevdiğini söylediği kimseye her türlü zararı verebilir. Hani bir şarkı sözü var “bir kulunu çok sevdim o beni hiç sevmiyor”. Hiç kimse ben filanı seviyorum öyle ise oda beni sevsin deme hakkına sahip değildir. Gazetelerden evlilik teklifi kabul edilmeyen kimi erkeklerin, güya sevdiklerini söyledikleri bayanları öldürdüklerini okuyoruz. Kimilerinin de kendilerine zarar verdiklerini okuyoruz. İnsan bütün benliğini bir sevgi üzerinde yoğunlaştırıp ve kendini o sevgi içinde yokluğa mahkûm ederse, o sevginin kurbanı olabilir. Bu sevgide dengeyi kaybetmek demektir. Her şeyde olduğu gibi sevgide de dengeli olmak gerekir. Karşılıksız sevgilerde insan sevgi zannettiği tutkularından kendini kurtarmalı,  ne kendine, nede sevdiğini söylediği kimseye zarar vermemelidir.

Eğer bir sevgi sevdiğine zarar veriyorsa o sevgi, sevgi değildir. Böyle bir sevgi olamaz. Seven sevdiğine zarar veremez, vermemelidir. Seven sevdiğinin mutluluğunu düşünür. Kendi mutluluğunu değil. Böylesi bir tavır sevgi ile izah edilemez. Ancak bencillik ve egoistlik olarak nitelendirilebilir.

Çünkü sevgi fedakârlıktır. Sevgi vermektir. Sevgi paylaşmaktır. Sevgi sevdiğinin, yüzündeki mutluluk, yüzündeki gülücüktür. Sevgi sevdiğini nefsine tercih etmektir. Sevgi sevdiğinin gözyaşında erimek, onun yüzündeki kederde kaybolmaktır. Sevgi sevdiğinin derdinde, kendi derdini unutmaktır. Sevgi sevdiğinin derdini, ona hissettirmeden çekebilmendir. Sevgi sevdiğin için, kendi önceliklerinden vazgeçebilmendir. Sevgi haksız olduğunda değil, haklı olduğun da bile özür dileyen olmayı tercih edebilmektir. Bu sevdiğinin hatasını görmemek, ya da önemsememektir. Haksız olduğunda özür dilemek bir erdem değildir. Asıl erdem sevdiğinin gönlünü almak için haklı olduğun halde, özür dileyen olabilmektir.

Sevgi günü birlik ve bir anda kazanılacak bir şey değildir. İnsanlar ilk gördüklerinde,  bir birlerine ilgi duya bilirler. Birbirlerini beğene de bilirler. Bu beğenilerini sevgide zannedebilirler. Bu beğeni sevgi değildir. Sevgi zamanla kazanılır. Hayatı, dertleri, sıkıntıları birlikte paylaştıkça, birbirine katlandıkça kazanılır. Bir anda olan sevgiler fıtri sevgilerdir. Evlat sevgisi böyle bir şeydir. Daha çocuk ana rahmine düşmeden, annenin yüreğine, babanın yüreğine onun sevgisi düşer.

Sevgi bazen eş sevgisi olur, bazen anne, bazen evlat, bazen dost sevgisi olur. Sevgi insanın cimrilik yapmaması gereken en büyük zenginliğidir. Harcamakla tükenmez. Herkese tüm sevdiklerimize bol bol verebiliriz. Sadece sevgimizin merkezine Allah’ı koymamız gerekir. Pergelin sabit ucu bu ilahi sevgide çakılı kalmalı pergelin açılan kısmı ile bütün insanlığı, bütün yaratılmışı kuşatacak şekilde bir daire çizmeliyiz.

Sevginin en büyük öğretmenlerinden İmam Ali “İnsanlardan bir kısmı Cehenmem korkusundan ibadet eder bu kölelerin ibadetidir. Bir kısmı ise cennet beklentisi ile ibadet eder bu ücretlilerin ibadetidir. Gerçek müminler sadece Allah sevgisi ve rızası için ibadet eder” demekte ibadetin merkezine Allah’ın sevgisini koymaktadır.

İmam Ali şu sözü ile bizlere eş sevgisini öğretmektedir “ Ben günün bütün üzüntüsünü, kederini, yorgunluğunu eve gelip Fatıma’nın yüzüne baktığımda unutuyordum.” İşte sevgi budur. Sevdiğinin yüzünde bütün üzüntünü, dertlerini unutmaktır. İmam Ali, Hz. Fatıma’nın  üzüldüğü bir olaydan sonra, “Bir daha Fatıma’yı üzmemeye kendime söz verdim ve onu bir daha üzmedim” der. İşte sevgi sevdiğinin üzüntüsüne dayanamamak ve onu bir daha üzmemektir. Leyla ve Mecnun, Ferhat ve Şirin gibi sevgi hikayeleri ne kadar gerçekçidir bilmiyorum ama, İmam Ali ve Fatıma sevgisi büyük bir gerçeklik olarak tarihteki yerini almıştır. Hz. Fatıma’ın sağlığında ikinci bir evliliği düşünmeyen İmam Ali’nin Fatıma’nın vasiyeti olmasaydı, belki de Fatıma öldükten sonrada evlenmeyecekti diye düşünüyorum.

Kur’an’da aşk kavramı geçmemekte tüm sevgiler için “Hubb” sevgi kavramı kullanılmaktadır. Hubb kavramı seksen küsür yerde geçmektedir. Ayrıca vedud ve meveddet Kur’an’da geçen sevgi ile ilgili diğer kavramlardır. Rabbimizin isimlerinden Vedud çok seven demektir. Rabbimiz hem çok sevmekte, hem de çok sevilmeyi istemektedir. Sevgiyi ve sevilecek tüm şeyleri yaratan rabbimizi her şeyden daha çok sevmek kulluğun gereğidir. Rabbimizi her şeyden daha çok sevdiğimiz gibi onun sev dediklerini sevmek, sevme dediklerini sevmemek durumundayız.

Meveddet;  muhabbet ve sevgi demektir. Meveddet ayeti (Şura 23) ile rabbimiz bizden resulünün ehli beytini sevmemizi istemektedir ki onlar yeryüzünün sevgi öğretmenleridir.

Bazı meallerde ayetlerin içeriğine göre “Hubb” kavramına farklı anlamlar verilmektedir. Ben bunun çok doğru olduğu kanaatinde değilim. “Hubb” kavramına her yerde sevgi anlamının verilmesi zannımca daha doğru olacaktır. Bu durum sevgiyi daha doğru anlamamızı sağlayacaktır.

Sevgili ağabeyimize bu yazı için çok teşekkür ediyorum

NELER SÖYLENDİ?
@
Nevzat ÖZKAYA

Nevzat ÖZKAYA

DİĞER YAZILARI Rüyada ekmek paylaşmanın hikmeti... 27-02-2020 22:23 İşte en güzel reçete… 30-06-2019 23:24 Siyasal iletişimde beden dili 02-02-2019 11:29 Örgütlerde Duygusal Sermaye 15-09-2018 12:22 Umutlar yeniden filizlendi... 29-05-2018 11:59 Bu Ramazan hüzünle geldi... 22-05-2018 13:06 Türkiye’de Devletin Çalışma İlişkileri İdeoloji- 2- 23-03-2018 21:47 “Türkiye’de Devletin Çalışma İlişkileri İdeoloji -1- 20-02-2018 16:02 Bir söz ola yüreğimize ve dokuna 15-12-2017 16:50 ‘Aile, Toplum ve Devlet’sempozyumu 01-11-2017 17:05 İşte Yeni Yaşam Tarzımız... 27-09-2017 11:20 Okumak Farkındalıktır... 23-08-2017 16:04 Okulların hali içler acısı… değil mi? 25-07-2017 10:38 Okullarda öğrenciler mağdur ediliyor! 12-06-2017 09:55 İslamın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir.. 08-05-2017 15:13 İnsan alışır(mış)... 29-03-2017 19:57 Tarihi Güne Şahitlik Etmek... 22-03-2017 13:10 Halka inanların sesi daha gür olmalı... 08-02-2017 14:50 O’na aitiz ve O’na döneceğiz. 06-01-2017 09:46 Acı hep Müslüman coğrafyada 30-11-2016 21:46 Ulus aşırı işgalcilerin “Kurtarma” gösterisi... 22-10-2016 23:32 İyi ki Her Şey Geçici 23-09-2016 15:58 “Gün”e şahit olmak... 15-08-2016 12:06 Sevdiklerinizi zehirlemeyin... 25-05-2016 12:31 Bir dava adamı: İlhan Akıncı 05-04-2016 16:25 Batı’nın gerçek yüzü 01-04-2016 16:04 Hamd-ü sena… 08-03-2016 19:51 O’nu an(la)mak… 17-02-2016 16:06 Soğuk havada sıcak tebessümler... 29-01-2016 22:26 Şehirli olmak, inşa olmaktır 05-12-2015 14:39 Baharla başlayan sıcak günler... 31-08-2015 06:34 Şehr-i Güzide… Malatya 19-06-2015 06:03 Kütüphaneleri nasıl seveceğiz? 28-04-2015 08:42 Çocuklar nazlıdır… 16-04-2015 07:49 Güncemde susuşun var 13-03-2015 22:24 İstanbul hüner pazarı 27-02-2015 22:00 Geride bırakılan bir gün 26-01-2015 19:02 “Muhabbet” olsun 19-01-2015 16:38 İstikametimiz... 12-01-2015 17:27 Bir dostun ardından… 06-01-2015 22:19 Soğuk, içimizi ısıtsın 04-01-2015 10:11 Şehrin temiz nefesi 23-12-2014 12:31 Kitap müzayedesi... 04-11-2014 00:01 Bir İstanbul valisi vardı 19-09-2014 17:20 Kendimiz nasıl bir "dost"uz? 24-08-2014 12:19 Kutsal Yolculuğu Yaşamak 08-05-2014 23:50 Bâb-ı Şefkat 119 yaşında 13-03-2014 21:50 Teyzelerimizin, annelerimizin ve anne adaylarımızın “her” günü kutlu olsun 09-03-2014 14:43 Sahafçılık artık “net”te 20-02-2014 09:53 Kardeş olduğumuzun farkına varmak… 15-02-2014 21:52 Yoğun bir Cumartesini geride bırakırken… 08-01-2014 07:52 Yolunuz da bahtınız da açık olsun 30-12-2013 21:17 Bağlanacaksın... 13-12-1901 22:42 Mutlu mu olmak istiyoruz? 13-12-1901 22:42 En anlamlı dil “ŞÜHEDA”nın dili 13-12-1901 22:42 Ramazan, İnsan hayatında muhteşem bir manzume 13-12-1901 22:42 Söylenti mi? Koskoca bir gerçek! 13-12-1901 22:42 Taksim ve ötekiler... 13-12-1901 22:42 Kur’an’da aşk var mı? 13-12-1901 22:42 Dostlarım, anneciğim için bir dua… 13-12-1901 22:42 10 Haziran’daki Bursluluk sınavında yanlış soru var 13-12-1901 22:42 Kim olmak değil, kendin olacaksın öncelikle… 13-12-1901 22:42 Güneşe seslenmek 13-12-1901 22:42 Üstad Abdurrahim Karakoç hakka yürüdü... 13-12-1901 22:42 İnsanları bağımlılığa özendirmek insanlık suçudur! 13-12-1901 22:42 Affetmekten utanmayın 13-12-1901 22:42 Rızık korkusu mu? Allah var… 13-12-1901 22:42 Ak Parti… Babuşçu… Fatih Altaylı… “Yanılmışım.” 13-12-1901 22:42 Canım dediklerime, canımdan can verdiklerime… bana elini ver 13-12-1901 22:42 Rabbimiz! Yalvarıyoruz, yakarıyoruz, Affet! 13-12-1901 22:42 Daha özgür dünya için faşist zihniyetin izi silinsin 13-12-1901 22:42 Dillerde Fetih, “dîl”lerde Fatih 13-12-1901 22:42 Çizginin Ustası TDED’de… 13-12-1901 22:42 Anne yardan kurtaran bir yârdır 13-12-1901 22:42 İtirazım var 13-12-1901 22:42 Senden yine sana şikâyetle adalet istiyorum 13-12-1901 22:42 Ben Leylama gidiyorum çekil önümden Leyla 13-12-1901 22:42 Bir duayen daha gözlerini yumdu 13-12-1901 22:42 Akıl bazen başa bela olur 13-12-1901 22:42 Friedrich W. Nietzsche diye bir adam yaşamış, “farzedelim.” 13-12-1901 22:42 İnsanlar birbirlerini öldürsün ve “kan tüccarları” ceplerini doldursun(!) 13-12-1901 22:42
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet