Recai Yurdan
Recai Yurdan
Giriş Tarihi : 19-06-2022 12:13

Kurban Bayramında Türk Hava Kurumu İle Deri Savaşımız

Rahman ve Rahim Olan Allah'ın adıyla

80'li yılların başı 12 Eylül Darbesinin sert rüzgarlarının estiği ve postallarının yere vurduğu zamanlardı. Bu yıllar ben ve arkadaşlarımın henüz bıyıklarımızın yeni terlediği, tevhid mücadelesi içinde yeni yeni yer almaya başladığımız yıllardı

Allah'ın kullarına lütfu olan Kurban Bayramı'nda  kurban kesiminden hemen sonra Türk Hava Kurumuyla  yaşadığımız deri savaşını siz değerli okurlara biraz bahsetmek istiyorum.

O yıllarda darbe yönetimi kesilen kurbanların derilerinin sadece Türk Hava Kurumu veya uygun gördüğü kurumlara bağış yapılmasına izin veriyordu. Bu kurumların dışında hiçbir kuruma bağış yapılmasına asla müsade etmiyordu. Kur'an kursları ve camiilerin kesinlikle bağış almalarına müsaade edilmiyordu. Maalesef o dönem ceberrut rejimin hışmından korkan Kur'an kursları buna uymak zorunda kalıyordu. Kaldı ki uymayan insanların topladıkları derilere el konuluyor hem de ağır cezalara maruz kalıyorlardı. O dönemde THK'nın Müslümanlardan topladığı kurban derilerini belli bir azınlığa, içki masalarında ve balolarda harcadığını biliyorduk. Biz Fatih Aksaray'da arkadaşlarımızla beraber o kurban derilerini bu zalim ceberrut kurumlara vermemek için bütün güç ve enerjimizi kullanarak mahallemizin derilerine imanı bir görev bilinciyle sahip çıkıyorduk. O kurumlara vermemek için insanlarımızı yoğun bir şekilde bilinçlendiriyorduk. Topladığımız derileri dönemin deri fabrikalarının bulunduğu Kazlıçeşme'ye hemen götüremiyorduk. Çünkü ilk günlerde asker ve polis Kazlıçeşme'nin girişinde nöbet tutup bizlerin topladığı kurban derilerini yasadışı sayarak el koyuyordu. Deri toplayan yüzlerce insan bu tuzağa düşüp hem derilerini vermek zorunda kalıyorlar hem de mahkemede yargılanıp para cezası ödemek zorunda kalıyorlardı. Biz de bunu bildiğimiz için bir hafta derilerimizi bekletip gece kontrollü bir şekilde derilerimizi daha önceden anlaştığımız fabrikaya teslim ediyorduk. Bunu yaparken bizim ne bir kurumumuz ne de bir partimiz yoktu. Sadece camii etrafında toplanmış arkadaş grubuyduk. Kurban derilerinden aldığımız nakit parayı, özellikle dönemin en sıcak meselesi olan Sovyetlere karşı başlatılan Afgan Cihadına gönderiyorduk. Bazen de etrafımızdaki hasta ve ihtiyaç sahibi ailelere veriyorduk. O dönemde Softa Sinan Camiisinin karşısında ki boş araziyi kesim alanı olarak kullanıyorduk. Rahmetli babam Ferman Yurdan kurban kesim işinin ehli biriydi. Dolayısıyla mahalleli de kurbanlarını babama kestirmek isterlerdi. Babamda karşılıksız hiçbir ücret almadan kurbanlarını keserdi. Bu vesileyle de aileler kendi gönül rızalarıyla kurbanlarını bize bağışlardı. Kurban derilerini saklayacak depolarımız da yoktu. Baskın olur korkusuyla toplanan derileri tek bir yerde de saklayamıyorduk. Mahalle sakinlerimizin apartmanlarında uygun yerlere koyuyorduk derilerimizi. Bir haftayı aşkın orada kaldığından dolayı apartmanın her yerini koku sarardı. Ama  mahalleli derilerin gerçekten doğru adreslere ulaşacağını bildiğinden  bize çok güveniyordu. Dolayısıyla asla şikayet etmiyorlardı.

Şimdi ki Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş, ilahiyat okuduğu dönemde Softular Camiisinde Fahr-i İmamlık görevini yapmaktaydı. Orada gençler üzerinde çok güzel çalışmalar yaparak gençleri camii etrafında toparlamayı başarmıştı. Camiilere kurban bağışı yasak olması nedeniyle bizlerin hem yasadışına çıkmamasını isterdi hem aynı zamanda derileri doğru yerlere teslim ettiğimizi bildiği için manevi desteklerini eksik etmezdi.

Kısaca dönemin bütün baskılarına rağmen kurban derilerini doğru adreslere ulaştırmak için azami gayret gösteriyorduk. O gençlerimiz gerçekten sokakta Rıza-i Bari'yi kazanmak için Hazreti İbrahim'in Tefekkürü, İsmail efendimizin teslimiyeti ve Hacer annemizin sabrıyla yılmadan imanı bir görev bilinciyle davasına sahip çıkmaktaydı.

Emr-i bil maruf neyh-i anil munker sorumluluğumuzu terk edip sadece ideolojik düşüncelerle hareket ettiğimiz şu dönemde,   deriye verdiğimiz o çabanın kıymetini şimdi daha iyi anlıyor ve mumla arıyorum. O dönem bulunmayan STK'lar günümüzde profesyonel bir şekilde sadece Türkiye değil dünyanın her yerinde kurban kesimi ve deri işini yapıyorlar. Bu organizasyonların içinde kendim de bulunduğum için bütün samimiyetimle söyleyebilirim ki o ruhu bulamıyorum. Gelin hep beraber gençliğimize yeniden sahip çıkalım. Bilboardlardan sosyal medyaya kadar  en iyi şekilde  profesyonelce yardım toplamak için  gösterdiğimiz çabayı ve önemi sağımızda solumuzda toplumuzda kaybolan ve kurban olan gençlerimize sahip çıkmak içinde gösterelim. Gençlerimiz kurban olmasın.  Gençlerimizle beraber o ruha ulaşıp aynı ruhla kurban derilerimizi toplayalım. Önümüzdeki kurban bayramının tüm insanlığa barış, özgürlük, adalet, hak ve hukuk getirmesini rabbiminden niyaz ediyorum

Vessalam

NELER SÖYLENDİ?
@
Osman 2 hafta önce
ALLAH razı olsun Recai ağabey,o dönem sizin gençlik benimde çocukluk yıllarıma denk geliyordu.Bende babamla ve sizlerle çok güzel çalışmalara iştirak ediyordum.Bahsettiğiniz binalardan biride bizim evimizin olduğu binaydı.Bir bayramda tam 99 küçük,18 büyük baş derisi topladığımızı hatırlıyorum.Bu çalışmaları yapanlardan ve en önemlisi bunlara vesile olan Başta ERBAKAN hocamız olmak üzere ahirete irtihal edenlere rahmet,kalanlara ise sağlıklı ömürler dilerim..
Mehmet özbalık 2 hafta önce
Allah yar ve yardımcınız olsun..

Bu makale çok güzel di..

Rabbim muvafak eylesin amin.
Recai Yurdan

Recai Yurdan

DİĞER YAZILARI Şeyh Said’in Kıyamı ve Şehadeti Ramazan Ayıyla Beraber Gelin Hep Beraber Marketleri Zincire Vuralım... Batıya Göç Bu Bayram Fabrika Ayarlarına Dönelim.. Kıyam Rehberi Şeyh Said’in Şehadeti Mübarek Olsun... Kudüs Direnişine Selam Olsun..… Zaman İyilik Zamanı... Ramazan Ayı Geldi Pandemiden Dolayı İşsiz Kalan Yüzbinleri Unutmayalım.. Taksim Meydanına Cami Çok Yakıştı... Selam Olsun Kudüs Şehidi Serdara.. Kovid- 19 Zehirli Sarmaşık Gibi Sardı Etrafımızı Peygambere Ve Kuran’a Uzanan Eller Kırılsın Diller Kopsun.. Kurban Toplarken Kurban Olan Gençlerimizi Sokaklardan Kim Toplayacak? Kudüs Gönüllüleri, Yardım Kampanyası ve Dünya Kudüs Günü Korona ile Birlikte Ramazan-ı Şerife Giriyoruz... Korana Virüs ’ün Gelmesiyle Milletimizin Hal-i Pürmelali.. Yüzyıllar Önce Batı Doğuya Göç Ederken Günümüzde ki Durum Tam Tersi.. Dedemiz Ahmet Turan Kılıç’ın Akıbeti, Şeyh Ömer Abdurrahman Gibi Olmasın Işıklı Caddelerden Arka Sokaklara Hasta Ve Hasta Yakınları Yol Gözlüyor Evrensel Kerbela Erbain Yürüyüşünde Gördüklerim Ve Hissettiklerim... Cezaevlerinde Mazlum Kardeşlerimiz Var… Kadırga İslam Cumhuriyeti ve Şehit Selami Yurdan.. Türkiyeli Müslümanların Beyazıt Meydanı Vardı... 52. Bayramını Cezaevinde Geçiren Dedemiz Var.. Zekat Ve Fitrelerimizi Pay Ederken Asgari Ücretli İşçi Emekçileri’de Gözetelim Haçlıların Ayasofya’yı Kiliseye Çevirme Niyetleri ve Mescid-i Aksa Üzerindeki Siyonist Emeller.. Kürdistan’da Hawar’ların (imdatların) Arşı Alaya Yükseldiği Yer: Halepçe Kutsal Ekmeğin Bizi Çarpmasına Ramak Kaldı.. Metin Yüksel Yasin Börü Ve Şehadet Ayı Cezaevinden Mektup Var-3 Miladi Yılbaşı, Mekke’nin Fethi Mi? İmam Zeynel Abidin Ve Noel Baba... Asgari Ücret İşçi Cinayetleri Komşunun Külüne Muhtaç İken Şimdilerde Yüzüne Hasretiz Doğudan Batıya Umut Yolculuğunun Adresi Cezaevinden Mektup Var -2- Marshall İle Başlayan ABD’nin Türkiye Aşkı Bayram Çocuklarla Güzel, Başörtüsü Kadınlardaki Savruluş Ya Erkeklerin Savruluşu.. Uyuşturucu Bataklığındaki Gencin Ablasından Zeynebi Feryat Şeyh Said’i Anarken Ümmetçilikten Ulusalcılığa Geçiş Serüveni Zindanda Kırkıncı Bayram Ramazan Ayı Ve Kirkor Usta Uyuşturucu Cemaati Zehirli Sarmaşık Gibi… Kıraathane Kültüründen Cafe Kültürüne Rengarenk Lale Cümbüşünün Hatırlattıkları Cezaevinden Mektuplar Var 28 Şubatı Unutmadık Unutmayacağız Ümmetin Şehitleri Ve Mirasları Üzerine İslam Coğrafyasındaki Yusufilerimiz İncirlik Üssü'ne İncir Ağacı Dikilmeli Kudüs Davamız Saman Alevi Yusufiler; Onlar Zindan Güllerimiz. Çağımızın Belası Uyuşturucu!..
Advert
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA