İbrahim Eser
İbrahim Eser
Giriş Tarihi : 18-06-2022 20:05

Ahlaki Yozlaşma ve Hikmetli Bakış...

"Ah İnsan!
Çürüyen yaprak değil,
Kuruyan toprak değil,
Kirlenen deniz değil, hava değil, su değil...
Yürektir, ah çürüyen!
Duygular, düşünceler...
İnsandır ah çürüyen, insandır..!"
Ömer Karaoğlu'nun bu aforizma sözlerinden anlıyoruz ki, yürek çürüyünce, insan çürüyor, insanın duyguları, düşünceleri, dilleri, davranışları çürüyor.
Bizler, toplum olarak maalesef dibine kadar yozlaşma, kokuşma, bozulma, suça ve günah bataklığına giren insanlar olduk.
Özellikle ahlâk ve maneviyatta, haya ve edepte, büyük bir yozlaşma ve çürüme söz konusu. Öyle bir bozulma ki, toplumun bütün katmanlarına sirayet etmiş, adeta kılcal damarlarına kadar inmiştir.
Bu yozlaşma ve çürüme neticesinde doyumsuz, şükürsüz, hazımsız, riyakâr, acımasız, sevgisiz, merhametsiz bireyler olmaya başladık.
"Bana değmeyen yılan bin yaşasın" mantığı ile hareket ediyoruz.
Kimse kimsenin bir adım öteye ilerlemesini istemiyor!
Öyle bir bozulma ki, belki tarihte örneğine zor rastlanır bir yalanın, dolanın, hilenin, şişirmenin eğilimine girdik.
Rivayetlere göre; Ebu Zerr el-Gıfârî, derin bir hesap ve azap korkusundan ötürü: "Keşke hesaba çekilmek yerine, kesilen, biçilen ve çiğnenip yok olan bir ağaç olsaydım" demiştir.
Rahman Suresi 6. Ayette yüce Rabbimiz, "Necm (bitkiler, yıldızlar) ve ağaçlar (Allah'a) eksiksiz itaat (boyun eğerek secde) etmektedirler" buyuruyor.
Malumunuz olduğu üzere ağaç, Allah'ın kevnî âyetlerindendir. 
Kevnî ayetler, Kur'ân'ın gönderiliş amacına hizmet eden ve insanları akıllarını kullanmaya sevk eden, onların etraflarında sürekli var olan ve kendilerinin de gördükleri tabiat olaylarından ders almalarını isteyen ayetlerdir.
"Kainatta hiçbir şey yoktur ki hamd ile Allah'ı tesbih etmesin, O'nu anmasın, O'na dua etmesin, fakat siz onların bu tesbihlerini, dualarını fark etmiyorsunuz." (İsra Suresi 44. Ayet )
Özellikle kalpte yozlaşma, çürüme, kokuşma, kin, kir kibir, kaba ve katılaşma olduğunda, kâinata, tarihe, topluma, hayata, olaylara, meselelere, sanata ve doğaya ibret ve hikmet nazarıyla temaşa güçleşiyor. 
Hikmet ve ibret nazarıyla bakmak, feraset, basiret sahibi her akl-ı selim insanın öncelikli duyarlılığıdır. 
 Müslümanlar olarak; tefekkür, tezekkür, te'emmül, tedebbür, taakkul, bir başka ifadeyle akletmek, fikretmek, zikretmek, etraflıca düşünmek, zihin yormak, mütalaa, mülahaza ve tetkik etme gibi niteliklere sahip olmadığımız için meselelere ibret ve hikmet nazarıyla bakamıyoruz. Rabbimiz, hayat rehberimiz Kur'an'da akletmeyenlerin, yani düşünmeyenlerin pislik içerisinde bırakılacaklarını beyan etmektedir. 
 Dolayısıyla bunların, gerçekleri görmesi ve idrak etmesi çok zor.
Biz müslümanların maalesef basireti bağlı, feraseti tıkalı, aklı tututuk. Yaşanan olguları kavrayamiyor, idrak edemiyor, film gibi seyrediyoruz. 
Bu da bizi, sağlıklı ve isabetli istikametlere götürme noktasında verimsiz yapıyor. 
Düşünce ve bakışlarımız hikmet ve ibret nazarıyla olursa, her defasında yeni bir sır perdesi aralanacaktır.
Atalarımız; kelâm-ı kibar bağlamında bizlere “güzel bakan güzel düşünür” tarifini ifade ederler. Bize düşen; "güzel bakmanın sırrına nasıl erebiliriz" erdemini ulaşmak olmalıdır
 Rabbim, ibret ve hikmet nazarıyla temâşa edip, öğüt alan kullarından olmayı nasip eylesin.
Sabrınız varsa; "Bitkilerle Sohbet" isimli kitaptan alıntıladığım, bir ağacın hikmet içeren sözleri okuyalım. 
Belki bize de bir pay düşer...
“Gür, heybetli ve yemyeşil bir ağacın gölgesinde bir adam felsefe kitabı okuyordu. Sorular üstüne sorular adamın kafasını karıştırmıştı.
Başını kaldırıp ağaca baktı.
“Keşke ağaç olsaydım, hiç düşünmeden yaşasaydım” dedi.
Birden ağaç dile geldi:
“Ben düşünmüyorum belki ama düşünen insanlara o kadar çok ders verebilirim ki” dedi.
Adam heyecanla:
“Seni dinlemek isterim” dedi.
Ağaç konuşmaya başladı:
“At o felsefe kitabını elinden, şimdi bana bak ve beni dinle. Sana on tane hayat dersi vereceğim” dedi.
Adam heyecanlanarak:
“Tamam” dedi.
Ağaç: “Dinle o zaman” dedi ve hayat dersini sıralamaya başladı:
 1- Ağaç yaş iken eğilir ya da doğrulur. Her şeyin bir zamanı vardır. Hayat öğrenme sürecidir ama zamanlaması çok önemlidir. Siz de bilirsiniz ki “yaşlı köpeğe yeni oyunlar öğretilmez.” “Yaşlı kurda yol öğretilmez.”
 2- Düşen ağaca balta vuran çok olur. Onun için hayatta düşmemeye dikkat etmek gerek; güçlüyken gölgene sığınanlar, düşerken baltayı alıp sana koşarlar.
 3- Bizi yok etmeye çalışan baltanın sapı bizdendir. Her zaman dış düşmandan korkmayın. İç düşman daha tehlikelidir. Sizin gibi görünüp size hainlik edecek insanlara dikkat edin. Dişi kıran, pirince en çok benzeyen beyaz taştır.
 4- Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir. İnsanı geliştiren, mükemmelleştiren zorluklardır. Büyük adamlar büyük engellerle karşılaşıp ona aştıkları için büyük adam olurlar. Büyük devletler, büyük badireleri atlatarak büyük devlet olurlar. Uçurtma rüzgâra karşı durduğu için yükselir. Engelleri fırsat bilmelisiniz.
5- Bir ağacın kökü ne kadar derinse boyu o kadar yükseğe çıkar. Kökleri zayıf olan büyüklüğü taşıyamaz. Onun için kökünüze sahip çıkmalısınız. Kökünü unutan ya da yok sayan bir ağaç ayakta kalabilir mi? Bir ağaç gücünü gövdesinden değil, kökünden alır. Sizin de tarihiniz olmazsa nasıl geleceğiniz olacak? Tarihinizi yok sayar ya da unutursanız nasıl geleceği inşa edebilirsiniz?
 6- Ağaç yapraklarıyla gürler. Bir insan da ailesiyle, sosyal çevresiyle güzel olur; onlarla tamamlanır. Onlarla varlığını hissettirir. Onun için sosyal ilişkileriniz önemlidir.
 7- Hiçbir ağaç acaba bahar gelecek mi, çiçek açacak mıyım diye düşünmez. Kök, gövde ve dallar görevini sessizce ve sabırlıca yaparlar. Siz de baharın gelmesini bekliyorsanız görevinizi şamata yapmadan sessizce, hakkıyla ve sabırla yapmalısınız.
 8- Meyveli ağacı taşlarlar. Bilgili, becerikli, başarılı insanlara haset eden çok olur. Bir işe yaramayan, niteliksiz, silik insanlar kimsenin umurunda olmazlar. Onun için başarılı insanlar atılacak taşlara mukavemet edemezlerse başarılarını sürdüremezler.
 9- Her ağaç kendi toprağında büyür. Ağaç ancak uygun toprağı bulması halinde gelişmesini sürdürür. İnsan yetenekleri de öyledir; ağaç tohumu gibidir. Uygun zemin bulursa gelişir, yoksa çürür gider.
 10- Beşikten mezara kadar ağaca muhtaçsınız. Çocukken beşikte, ölünce tabutta bizimle berabersiniz. Bize hep odun gözüyle bakmayın. Biraz da ibret gözüyle bakın. Sözü şöyle bitireyim, insanların kulağına küpe olsun. “Her şey bir ağacı sevmekle başlar.” Bundan sonra bir ağacın yanından geçerken durun ve şarkımızı dinleyin.
Adam ağaca tekrar baktı, “Aslında odun olan bu ağaç değil, benmişim meğerse” diye geçirdi içinden.”
Selam olsun, böylesine bir erdemin; soylu, muhteşem içselliğine erişen gönüllere..!                                             
Selâm, dua ve muhabbetle

NELER SÖYLENDİ?
@
Çiçek ank 2 hafta önce
Esselamun Aleykum ve rahmetullahi ve berekatühü hocam, yine çok güzeldi nasihat dolu güzel bir yazı idi. Allah razı olsun
Advert
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
bettilt