Funda Ayşe Gedik
Funda Ayşe Gedik
Giriş Tarihi : 17-06-2022 14:05

Saklımda Kalan Yâre…

Bu kaçıncı başlayıp da içimin sarp yokuşlarında kelimelere dolanıp kalışım bilmiyorum.. 
Seni ben ile anlatmayı öğrenemedim henüz…
Bitmiş bir hesabın kapanmamış satırlarında dolaşır buluyorum kendimi. 
Dilim dolanıyor içime çekiliyor tüm kelimelerim. Yüreğimde mahçup kalıyor yüreğin. 

Ah bu deniz şehirleri…
Ah bu su ile imtihanım benim… 
Şelalelerden akıp ırmaklara sürülen sürgün yolcusu yüreğim… 

Toprağımı bu acıyla saydamlaştıran suya şapka çıkarıyorum ve sessiz bir yad ile selamlıyorum. Burulmuşluklarımı bölünmüşlüklerimi kırılmışlıklarımı topluyorum eteğime ve bırakıyorum bir nehrin dudağına… 

Salıyorum işte öylece geçmiş düşlerimi. 
Akıntıya rağmen çıkabiliyorum ya kıyıya… yeniden diyorum yeniden.. 

Zemheri olsa da baharlar bir umudu sevmişliğimi unutmak için değil kendimi bulmak için yeniden..
Kırmamak için kırıldıklarım duymamak için sustuklarım görmemek için güldüklerim; ben ve benin gölgesi.. 

Karanlıklarımdan yoruldum.. 
Ve şimdi sen elinde bir nasip mahlası ruhuma gelip bir bahçe fısıldıyorsun…

Ey yar ben sana şimdi ne diyeyim bu tozlu ruhumun hangi yamacından ses edeyim. Altında kaldığım hangi dağın hikayesini diyeyim. Uzundur bu yol gidilmez bu havalarda hiç gidilmez bilirim. Zamana düşülmüş notlarımız vardı bizim heyecanlarıma biçtiğim tüm kaftanlar yandı. Sessiz bir bekleyişe kapatıyorum gözlerimi seni yazmıyorum beni yazmıyorum. 

Ey tüm yazgıların yazıcısı… 
Bir ulufe şu gönlüme bir inşirah sevmişliğimin bahtına..
Ey canımla sevdiğim canım ağzıma gele gele sevdiğim.. 

Tek bir dilek kaldı artık… ilk heyecan ilk hediye ilk sevginle sunduğun heybemde saklı kalsanda ve yağmurlar ardında bir gökkuşağı sarmasada ruhumu bahçendeki her bir meyve ağacının hayalimizde izi var… 

Gözlerinde vazgeçmişliği tercih etmişliğini görmeye dayanamayacak yüreğimin tesellisi nedir bilmiyorum. Eğer isteseydin olmazlar olurdu.. Bir kez bile istemiş olsaydın eğer, olacak olan olurdu. Isteseydin eğer, istenilenin şiddetinden engeller dürülür olmaz bile olurdu…

Geçmiş bir zamanin hikayesi şimdi sana inanmak istemişliğim
Kuraklığıma derman ummadan sende bir ben bırakarak topluyorum eteklerimi kalbinin sahilinden göz yaşlarımın şahitliğinde senin şehrinin sokaklarında beni bizar bırakışını seyrediyorum yeniden…

Ve bir ‘hoşçakal’ a sığdırıp tüm yaşanmışlıkları sessiz ve sensiz dönüyorum öylece…

Hoşça kal, tüm bakir duygularımla sevdiğim sevgili 
Hoşça kal, bir bayram sevinciyle gelen, takvime kaydı düşülemeyen ilk aşk 
Hoşça kal, geçmişi silinmeyen geleceği beklenmeyen en güzel anım…

NELER SÖYLENDİ?
@
Advert
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA