İbrahim Eser
İbrahim Eser
Giriş Tarihi : 30-05-2022 08:28

Hayatın Gayesi Anlam ve Önemi

Öldüğümüzde hayat durmayacak, taziyemizde herkes afiyetle yemeğini yiyecek, çayını içecek, dünyalık muhabbetlerini ihmal etmeyecek ve akabinde de herkes işine, gücüne, hayatına devam edecek. Bizi unutacaklar, sadece bir hatıra olacağız yani.

Bu yüzden ahiretimiz için bir şeyler yapmanın, bir sadaka-i cariye kurmanın gayret ve çabası içerisinde olmak gerekiyor.

Yüce Rabbimiz Zariyat Suresi 56. Ayette, "Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" buyuruyor. Bizler Müslümanlar olarak bu anlamda yaradılış gayemize uygun tarzda bir yaşam ortaya koymak durumundayız.

İbnü'l - Cevzi der ki, “İnsan, ölümün kendisini amelden keseceğini bilse, hayattayken ecri ölümünden sonra da devam edecek olan amel-i sâlihler işler. Birazcık dünyevî imkânı varsa onu vakfeder, ağaç diker, su akıtır, kendisinden sonra Allâh’ı zikredecek nesiller yetiştirmek için gayret eder ki, kendisi için de ecir gelsin! Veya insanlara faydalı ilim öğretecek bir kitap te’lif eder. Zira âlimin bu vasıftaki bir kitabı, onun ebediyyen devam edecek olan sâlih evlâdıdır. Âlim kişi, ilmiyle amel eder ve kendisine tâbî olacak kişilere de bu hayırlı amelleriyle örnek olur. İşte böyle bir kişi ölmez!”     Dolayısıyla kimsenin ölümümüzden sonra bizim için bir şeyler yapmasını beklememeliyiz.

"Yıllar önce dillerden düşmeyen şöyle bir şarkıyı hepimiz hatırlarız.
"Yaşamak oyun değil arkadaş 
Dünyaya gelmenin bir bedeli var. 
Dost bildiklerin tükenmez arkadaş 
Sevgi insanların hamurunda var. 
Yaşamak dönme dolap gibidir 
Onun da iniş ve çıkışları var. 
Talihlidir hep çıkanlar arkadaş 
Gerçek dost inenlerin yanında var.

Hayatı sorgulayan, anlamaya ve anlamlandırmaya çalışan dizeler...

Eskilerin hikemi tarz dedikleri bir söyleyiş. Hikmet, bazen hiç beklemediğimiz bir anda ummadığımız bir makamla zuhur eder. 

Burada özellikle "Yaşamak oyun değil arkadaş/Dünyaya gelmenin bir bedeli var." Bu iki dizeden yola çıkarak gönül aynamızdaki yansımaların derin bir analizini yapmamız mümkündür.

Her şeyden önce şarkıda verilmek istenen mesaj, hayatın bir gayesinin var olduğu...

Nedir o gaye? 

Bunun cevabını şarkının ilerleyen dizelerinden öğreniyoruz. 

"Dost bildiklerin tükenmez arkadaş/Sevgi insanların hamurunda var."

Hayatın yegane gayesi, şarkıda anlatıldığı kadarıyla, sevgi sözcüğünün içeriğinde sırlanmıştır. Sırlanmıştır; çünkü sevgi bir yönüyle varlık bilincine, öteki yönüyle de hayatı anlamlandırmaya vesile oluyor. 
İnsan varlık bilincine, şuuruna ve iradesine erdikçe gerçek varlığı idrak edip, zamanı, dünyayı, ahireti, hesabı, mükafat ve cezayı öğreniyor. Öğrendikçe de hayatını daha da anlamlı hale getirme çabasına giriyor. Hayatımı nasıl daha iyi, daha anlamlı yaşayabilirim? 

Hayatımı nasıl daha verimli ve daha zengin hale getirebilirim? 
Anı nasıl yaşarım?
Hayatımı nasıl daha güzel bir hale dönüştürebilirim? 
Yarına nasıl hazırlanırım?
Hayatımı, ahlakımı nasıl daha iyi inşa edebilirim? 
Hayatımı nasıl daha salih amellerle donatabilirim?
Hayatımı nasıl daha iyi bir hale dönüştürürsem Rabbim benden razı olur?

Bu gibi sorular, sevgi ekseninde cevaplandırıldıkça, mana bohçaları açılır ve hayat daha da anlamlı bir hale gelir.

Hayat sevgi eksenli ihya ve inşa edildiğinde anlamlı, önemli ve değerli olur. Bu bağlamda hayatımızın anlamlı olabilmesi için sevgi temelli inşa etmek durumundayız. 

Malum olduğu üzere sevgiyle yoğrulmuş bir hamura sahibiz. Rabbimiz Meryem Suresi, 96. ayeti kerimede:"İman edenler ve salih amellerlerde bulunanlara (dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara) gelince, Rahmân (olan Allah) onlar için (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır" buyuruyor. Lakin bazen bu sevgi, hayatın gayesini idrakten uzak ve mahrum kalmış, bu nedenle de sevginin mahiyetini anlayamamış ve sevgiyi, çoğalmayı, çoğaltmayı unutmuşlarca suistimal edilebilir. Dost gibi gelip de, nice düşmanlıklara sebebiyet verenler olabilir. Beklentilerimizin çok ötesine düşebilir, hayallerimizi gerçekleştiremez ve nice sıkıntılar çekebilir, mahrumiyetler yaşayabiliriz. Bütün bunlar, hayat kavramının sırlı çağrışımları dahilindedir. Çünkü, "Yaşamak dönme dolap gibidir/Onun da iniş ve çıkışları var."

Yaşamak dönme dolap gibidir; birileri inerken, ötekiler çıkar. Hep yukarıdayım, hep ilerideyim düşüncesine kapılıp asıl gayeden çok uzağa düşmemeli. O yüzden "Talihlidir hep çıkanlar arkadaş/Gerçek dost inenlerin yanında olur."

Talih nedir? Hep çıkanlar talihli midir, değil midir? O da  ayrı bir mevzu...

Dönme dolap bir yönüyle de bizim gönül dünyamız, aklımız ve kalbimiz, öteki yönüyle de kaderimiz.
Gönül temizlenmeden, kalp tezkiye edilmeden, akıl arındırılmadan, gerçek sevgiye, gerçek bilgiye ve gerçek anlamda hikmet ve idrakle dolması mümkün mü?

Dünya, vefasızdır; çünkü döner...Dolap da döner. Döndükçe, testiler boşalır, testiler dolar. 
Bir şarkıda, "Ben feleğin şu çarkına çomak sokarım" diyor ya. Bu gidiş ve gelişleri  eskiler "çarh" tabiriyle ifade ederlerdi. Çarh, yani çark, gök, felek, yaka, ok yayı, talih,  baht ve devam eden, süren gibi anlamlarda kullanıyoruz.

Kısaca İyi ve kötü yönüyle bizzat dünya hayatını ifade etmektedir.

Yüce Rabbimiz Duhan Suresi 38. Ayette, dünyayı boş yaratmadığını şöyle buyurmaktadır: "Biz; gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık." (Duhan/38)
Vesselam.

NELER SÖYLENDİ?
@
Advert
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
bettilt