Ahsen Meryem Süveyda
Ahsen Meryem Süveyda
Giriş Tarihi : 12-05-2022 22:03

Faşist İstila...

On dakikalık kısa bir film, “sessiz istila.”

Yabancı ve göçmen karşıtlığını, kışkırtıcılığı körükleyen son derece abartı argümanlarla kurgulanmış, faşist bir zihniyetle yapılmış film.

Faşistlik; en pratik çözüm.

Barış isteyeni terörist, kürdüm diyeni rahatlıkla hain, en temel hakları talep edenin kışkırtıcılık ve anarşist ilan etmenin getirdiği bir formüldür aslında.

Evlerini, toplumdaki konumlarını ve hayatları boyunca elde etmek için çaba sarf ettikleri her şeyi birden bire kaybeden insanlar… Güvencesiz insanlar…

Onların toprak hakkından, egemenliklerinden, zulme tabi tutuluşlarından, bu duruma düşüren küresel projelerden bahsedilmez…  Toprakları istila edilenler, mülteciliğe itilenler; faşist zihniyetin istila ettiği beyinler tarafından istenmeyen zavallılar ilan ediliyorken, yine insanı insanla istila ediyor.

Tabana yayılan faşist anlayış; sözle/eylemle, az/çok, yerel/küresel boyutta, sözel/görsel medyasıyla kendine yer buluyor. Anlayış, son derece basit düşünceyle ölçüsüz/kritersiz, empatisiz kendince unsurlarıyla, kolaylıkla tecelli ediyor.

Merhamet barındırmıyor…  Vicdana ihtiyaç duymuyor… Tüm ahlaki değerlere kör. Bu körlükle öteliyor, tekmeliyor.

Înîgo Errejôn Galvan’ın dediği gibi “siz ahlaken bir gübre yığınısınız.”

Büyük bir bilinmezliğe doğru giden “göç ve göçmenler” meselesi başlı başına insani bir dram.  Ve göçmenler mevcut, hazır ve çantada keklik gibi görünen bir topluluk…. Küresel bir takım tasarıların gerçekleşmesi onların varlığı ile mümkün. Ve bu anlamda en kullanışlı topluluklar.

Voltaire bu gerçeklik için, “eğer hiçbir göçmen olmasaydı, icat edilmeleri gerekirdi. “ demişti. Dolayısı ile göçmenler günümüz politikalarını yürütmek için mutlak bir ihtiyaçtır. Gizli küresel sermaye, küresel ticaret, küresel terörle mücadele için bir avantaj sağlar.

Organ mafyalarının, üzerlerindeki pis ve acımasız varlığını da belirtelim. Lakin sorun bu çaresiz insanların, bu kaderleri tasarlanmış insanların, yine tasarlanan acı gerçekleri değil; göze batan varlıklarıdır. İnsan bu denli gaddar, bu denli acımasız.

Tedbir ve çözüm konusunda, hükümetler bu varoluşsal meselede ve belirsizlikte aciz kalıyorlar.  Güvencesiz, kaygan zeminlerde; korku ve endişe ile yaşamını sürdürmeye çalışan bu acılı insanların belirsizliklerinin tüm vecheleri, yerel hükümetlerin veya ulusal hükümetlerin mücadele alanı dışında.

Sorunu yaratan küresel güç, çok uluslu küresel şirketler, küresel bankalar vs. çözüm noktasında birçok şeyi yapmaya haizler.  Fakat kimse çözüm istemiyor.

Belirli amaç için mükemmel bir şekilde icat edilmiş olan göçmenlere karşı tabanda oluşan kızgınlık ve öfke de işin başka tarafı. Uyarlanan insanlık trajedisini görmeyenler, hem cinsine insafsızca bakmaya devam ediyor. Tasarının bir tarafında olduğunu da göremeyecek kadar kör ve talihsiz.

Oyunu görme, bozma ve insan olabilme adına; bu insanları yok saymayı bir kenara bırakmak durumundayız. Akıl, izan, vicdan ve anlayış bunun için var…

İnsanlığın sınırları yok…

Ama acının kotası ve bir sınırı var. Sınır aşıldığı takdirde bu tasarlayana da, parçası olana da külliyen zarar verecek. 

Tabandaki sınıfsal konumumuz ne olursa olsun, insan olabilmek, kalabilmek adına yapılacak çok şeyler var…

 

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Hamdi 2 gün önce
Küresel kapitalizmin şeytan ücgeni, firavun haman ve karun, mülk üzerinde sınırsız tasarruf hakkını gasbettikten beri, dünya yaşanmaz hale gelmektedir.

Doyma bilmeyen, yedikçe biriktirdikçe iştahı artan dahasını isteyen doyumsuz aç gözlü kapitalizmin, insafı vicdanı kendi bildiklerine feda edenlerin geldiği nokta, kan zulüm ve bozgunculuktan öteye gitmemektedir.

Yapılacak çok şey olsa da, ilk şeyin vahyin yönergeleri ile hareketten başladığını belirtmeliyiz.

Güzel tespitleriniz için teşekkürler.
Advert
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA