Ahsen Meryem Süveyda
Ahsen Meryem Süveyda
Giriş Tarihi : 26-02-2022 19:29

Dert edilen Ukrayna mı Dert görülen Rusya mı

Bu aslında Rusya/Ukrayna gibi komik bir eşleşme yapılan savaştan ziyade, ezelden beri gelen Doğu/Batı bloğunun amansız kapışması, hasımlığı ve dünya hegomonluğu savaşı, yarışıdır. Her türlü pahayı göze alan…
Bu Ukrayna meselesi değil, dert Ukrayna değil. Dert olan Rusya’dır. Batı, onların savunma örgütü NATO ve aynı menfaat çizgisinde duran ABD’nin Karadeniz’e hükmetme çabasıdır.

Önce Ukrayna krizine ortam sağlayıp, sonra oluşturduğu kriz üzerinden Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını artıran ABD’nin bu hamlelerini, kendi açısından güvenlik kaygısı olarak gören Rusya’nın harekete geçmesidir.
Kaygısını NATO’da dile getiren Rusya; Ukrayna’ya büyük silah sevkiyatlarının durdurulmaması durumunda buna seyirci kalmayacağını ve harekete geçeceği uyarısının es geçilmesinin yarattığı sonucudur. 

Halkının %80’inden fazlasının Rusça konuştuğu, Rus, Ukraynalı ve Beyaz Rusların Slav kökünden geldiği, aynı kültür, dini inanç, ortak tarihsel süreç ve akrabalık ilişkileri gibi çok önemli doneler göz önüne alındığında, Ukraynalıların bir Batı ve ABD’den çok Ruslara yakın olduğunu belirtmek bile komik kalacakken Batı dünyasının Ukraynacı kesilmesi ancak küresel çapta sahip olunan medya ve Ukrayna’nın işbirlikçi, Batı güdümlü genç cumhurbaşkanının bağırışmalarından etkilenen bir dünyayı görüyoruz.  
Halbuki jeopolitik, jeostratejik açıdan da Rusya için önemli olan Ukrayna’yı Çarlık döneminde Sovyet yönetimine bağlı bir bölge olarak Rusya kuruyor, özerklik veriyor ve SSCB’nin dağılmasıyla Ukrayna, Rus Federasyonu’na katılıyor.

Hal böyleyken Rusya, Batı sınırlarının tümünde füze kalkanları, NATO ve ABD üslerinden son derece rahatsız, haklı olarak. 

Karadeniz dengesinin ABD ve Batı’dan yana ağır basmasını güvenlik kaygısı olarak görüyor. Ezeli Batı/Doğu bloğu hasımlığı bugün Ukrayna krizi üzerinden Karadeniz’e hükmetme amacını güderken; ABD, Rusya’nın Batı ile enerji koridorunu kontrol etmeye ve Rusya’yı ekonomik olarak zayıflatmaya çalışıyor. Anlayacağınız dert edilen Ukrayna değil, dert olarak görülen Rusya’nın bölgedeki gittikçe güçlenen ve hükmeden varlığıdır. 

Kanıtlanmış en fazla doğal gaz rezervine sahip ülke, 38 trilyon metre küple Rusya’dır. Böylesine devasa zenginliğe sahip bu ülke, enteresandır ki tarımı elden bırakmamış, milyonlarca hektarlık buğday ekili alanlarıyla da Dünya’nın en önemli buğday üreticisi ve ihracatçısı unvanına da sahip. Dünyayı bir yandan ısıtan bu ülke bir yandan da neredeyse doyuruyor diyebiliriz. 

Ve yüz yıllardır Avrupa’nın “ekmek sepeti” olarak bilinen Ukrayna da Dünya’nın en büyük 5.buğday ihracatçısı. Biri süper güç diğeri Dünya’nın ekmekçisi ve stratejik öneme sahip coğrafyası…

Kendi kendine yeten bir tarım ülkesiyken, yanlış tarım politikaları, ABD başta olmak üzere Batı güdümlü politikalarla, dışa bağımlı hale gelen zavallı ülkemi anmadan elbet de geçemeyeceğim…

Rusya’dan “buğday, ayçiçek yağı, arpa, kepek, nohut, bezelye, mısır, kanola, soya, kaba yem” ithal ediyoruz. Yani tarım ithalatımızın %70’ini Rusya’dan, %15’ini de Ukrayna’dan ediyoruz. 

Listeyi takip eden ithal ürünler; organik kimyasallar, hayvansal ve bitkisel yağlar, inorganik kimyasallar, matbaa ve kırtasiye kağıtları, gübre çeşitleri, plastik ürünler ve kerestedir.

Rusya’nın Türkiye’ye yapmış olduğu 21 milyar 345 milyon dolarlık ihracata karşılık, Türkiye’nin 2018 yılında Rusya’ya yapmış olduğu ihracat toplamı 3 milyar 400 milyon dolarda kalmıştır. 

Rusya’ya sebze-meyve ihraç ederken, ikinci sırada makine ve aksamları, üçüncü sırada metal ürünleri geliyor. Rakamlara bakılırsa, Rusya’nın petrol ve doğalgaz dışında bile Türkiye’den aldığı 1 dolarlık ürüne karşılık Türkiye’ye 4 dolarlık ürün sattığını gösteriyor. 

Bu denli bağımlı Türkiye şu durumda NATO, Atlantik ve ABD güdümlü siyaset izlemeye devam ediyor. Medya koro halinde Rusya’yı işgalci, saldırgan ilan ederken, Tüm Avrupa savunma örgütleri (NATO) ve ABD’nin Rusya’ya karşı politik manada seyreden saldırılarını sümen altı ediyor. 
Türkiye, sözde müttefik ABD’nin; 15 Temmuz’u, 1992 NATO tatbikatında muavenet gemimizin, ABD füzeleriyle vurulmasını Kıbrıs Barış Harekatı’nda Atlantikçilerin uyguladığı silah ambargosunu, ABD ve NATO’nun PKK’ya yüzlerce tır silah göndermesini, Rusya’dan savunma sistemleri alışımıza karşın, yine ABD’nin CAATSA yaptırımlarını, F-35 programlarından çıkarılmasını unutmuş görünüyor. 

Anlaşılan musibetler, aklı başa almak için yeterli olmamış. Yürütülen politika kendi aleyhimize, Batı ve ABD lehine işlemeye şu süreçte bile devam ediyor. Her sıradan ve aklı selim vatandaşın dahi görebileceği elzem bir tablo. 

“Onlar iyice korunmuş şehirlerde veya duvarlar arkasında olmaksızın sizinle toplu bir halde savaşamazlar. Kendi aralarında çekişip çarpışmaları ise şiddetlidir. Sen onları birlik sanırsın oysa kalpleri darmadağınıktır. Böyledir çünkü onlar aklını kullanmayan bir topluluktur.” (Haşr/14)

Güçlü gibi görünenlerin gerçek durumunu anlayabilmek, kendi özümüzdeki gücü ve cevheri de hak ile ortaya çıkarmak umuduyla… 

NELER SÖYLENDİ?
@
Advert
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
bettilt