İbrahim Eser
İbrahim Eser
Giriş Tarihi : 01-01-2022 22:18

Fe Eyne Tezhebun?

Ahlak ve maneviyat alarm verirken, biz Müslümanların maddiyat, menfaat ve maslahat peşinde ömür tüketmesinin hesabı çok çetin olmayacak mı?

Cicero “Memleketler parasızlıktan değil; ahlaksızlıktan çökerler” der. Devlet olarak, millet memleket olarak, paranız var, maddi durumunuz iyi, zenginsiniz yani, ama çocuklarınız din, iman, ahlak ve maneviyattan mahrum ise, ve böylelikle de elinizden kayıp gidiyorlarsa, sahip olduğunuz o maddiyatın, o refahın, o konforun bir anlam ve önemi kalır mı?

Allah yarattığı kuluna bahşettiği nimetlerin başında hiç şüphesiz akıl nimeti gelmektedir. Dolayısıyla bu akıl nimeti sayesinde Allah kulunun sağlıklı bir şekilde düşünmesini, gerçekleri idrak edip, iradesini doğru ve mantıklı bir biçimde kullanmasını ister. Ve kulunu muhafaza etme adına uyarmakta olup, her türlü ahlaksızlıktan da böylece uzak durmaya davet etmektedir. Aksi takdirde Yunus Suresi 100. Ayette belirtildiği gibi Allah, aklını kullanmayanları pislik içinde bırakır ve onlara kötü bir azab verir. Çünkü Allah, cahil ve zalim bir topluma hidayeti nasip etmeyeceğini beyan buyurmaktadır.

Allah, kişinin anne babasına, eş ve çocuklarına, akraba, komşu ve insanlara iyilik yapmayı, adil olmayı, merhametli davranmayı ve dürüstçe hareket etmesini ister. Bu anlamda Aziz İslam dini insanlara düşünmeyi ve okumayı teşvik etmek adına sık sık Kur'an'ı Kerim'de hiç düşünmez misiniz? Gibi sorular yöneltilmektedir. Bu sorulardan biri olan "Fe eyne tezhebun" kelimesi Türkçe karşılığı da "Öyleyse nereye gidiyorsunuz?" Olmaktadır.

Her cuma hutbede irad edilmesinden ötürü, hemen hemen herkesin aşina olduğu Nahl Suresi 90. Ayette, yüce Rabbimiz; "Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor" buyurmaktadır.

Toplum olarak artık bir kısır döngünün içine girmiş bulunuyoruz. Toplumun bütün katmanları sadece hayat pahalılığını ve durmadan yükselen dövizi konuşuyor. Zengini de yandık diyor orta hâllisi de fakiri de! Herkes ekonomistlere taş çıkartıyor kendince. Köydeki çobana kadar kendini uyanık zanneden her kesimden insan bankalardan düşük faizle kredi çekip döviz, altın satın almış!

Her türlü ahlaksızlığın işlendiği dizilerin bu toplumun aile yapısını dinamitlediği artık herkesçe bilinen bir gerçektir. Japon Bilim insanının ifadesiyle Batı artık savaşmadan bu toplumu kültüründen, İslami değerlerinden, örf, adet, gelenek ve göreneklerinden hızlı bir şekilde uzaklaştırmak suretiyle yok etmeye devam ediyor. Bu yok edilişe ne yetkililer ne de toplum olarak tepki gösteremiyoruz. Çünkü o dizileri ağzımız açık bir şekilde izlemeye devam ediyoruz. Japon Bilim adamı antropolog Kalyo Yasuo, "üç yıldır Türk kültürünü inceliyorum, Batı, Türkiye'yi savaşmadan yok ediyor" diyor.

Her türlü gayri ahlaki ilişkiyi meşrulaştırmaya çalışan bu televizyon kanalları, tabiri caizse tam rezilliğin zirvesine çıkma yarışı içinde…Bu yozlaşma, bu utanmazlık sıradanlaştırılıp, normalleştiriliyor. Ve bu rezilliği kimse dile getirmiyor, konuşmuyor, yazmıyor! Siyaset, spor ve ekonomi çarkının içindeki dönme dolapta döne döne ağır bir rehavet yaşıyoruz. Toplum olarak üzerimize çöken bu rehavet, bizlere bütün normlarımızı unutturmak üzere. Öylesine bir hiçlik içindeyiz…

Televizyonların gündüz kuşaklarının stüdyoları, birer mahkeme salonuna dönüşmüş vaziyette. Sabahtan akşama kadar üçüncü sayfa haberlerinin de çok altında kalan bayağı ve ilginç bir yayın yapılıyor ki hakikaten bu yapılanları izleyen birisi bu ülke insanının bu kadar ahlaksız olduğuna inanamaz!

Sosyal medyanın bu toplumda açtığı ne kadar yara varsa bu programlarda yeni baştan kanatılıyor, orta yere saçılıp sıradanlaştırılıp insanlara kanıksatılıyor. Birbirinden nobran sunucular, kendini hâkim, savcı yerine koymuş, insanların en mahremlerini araştırıp ifşa ediyor ve bu insanlar, aileler, milyonların gözü önünde birbirleriyle en mahrem yanlarını tartışmak için karşı karşıya getiriliyor

Sosyal medya, bütün dünyanın bu topluma yapamadığını başardı! Egemen emperyalist güç odaklarının, İnstagram, TikTok, Facebook gibi mecralarla bu millete yaptığı kültürel yozlaşmayı yedi düvel yapamadı… Binlerce erkeğin ve kadının bu mecralarda tanışıp çoluk çocuklarını terk edip kayıplara karıştığını adli makamlar söylüyor!

Biz, biz olmaktan hızla uzaklaşıyoruz. Herkes bunun farkında lakin kimse bunu dile getirmiyor! Yazar yazmıyor, televizyoncu dillendirmiyor, siyasetçi elini taşın altına koymuyor! Yirmi, otuz sene önce bu ülkenin kahir ekseriyeti bir genç kızla bir genç erkeğin masum arkadaşlık yapmasına bile sıcak bakmazdı.

Şimdilerde nikâhsız yaşayan insan sayısının katlanarak arttığını herkes gördüğü ve bildiği hâlde neden susuyor? Aile Bakanlığı, nikâhsız yaşanan bu kabil ilişkilerin topluma geri dönüşünün menfi veçhelerini bilmiyor mu?

Bu sorumsuz kadınlar ve dahi erkekler bu ülkede hem nesebin bozulmasına hem de dünyaya getirdikleri masum çocukların anne ve baba sevgisinden mahrum kalmalarına sebep olurken, hukuk bunun bir suç olduğunu ne zaman kabul edecek?

Günümüzdeki ahlaki yozlaşmanın pek çok nedenleri vardır. İletişim araçlarının ve sosyal medyanın amacının dışında faydasız, boş ve kötü şekilde kullanılması ahlaki yozlaşmanın nedenlerinden biridir. Dinî değerlere ters düşen, müstehcen içerikli televizyon programları, magazin programları, dizi filmler ve internet siteleri ahlaki yozlaşmaya neden olmaktadır.

Ezcümle toplum alarm veriyor, yarın çok geç olabilir!

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA