Serap Meryem
Serap Meryem
Giriş Tarihi : 29-12-2021 22:59

Z Kuşağı Kavramı Nedir?

Son zamanlarda okullarda, panellerde, medyada sürekli Z kuşağı ile ilgili ilginç ilginç bilgiler alıyoruz. Çeşit çeşit sosyologlar, psikologlar, aile danışmanları ve eğitimci bu konuda birçok açıklama yapıyorlar ve bu şekilde Z kuşağı algısı ile gençlerin farklı davranışlarını ve isteklerini normalleştiren söylemler ortaya koyuyorlar.

Kavramlar birdenbire ortaya çıkmazlar. Her yeni kavramın arkasında mutlaka uzun vadeli bir strateji ve bu stratejiye bağlı bir hedef vardır. Tabi bu hedefin arkasında da çıkarı olan birileri vardır. Bu hedef toplumsal bir farkındalık veya değişim ile ilgili ise, bu söylemlere sadece kişisel bir düzeyde bakmak yeterli olmaz, bu durumda toplumsal büyük resmi görmek lazım.

Ryan Jenkins, kuşak uzmanına göre Z kuşağı, milenyum sonrası jenerasyondur ve kabaca 1998’den sonra doğanlar olarak tanımlanmıştır. Bu gençler 9 / 11 olaylarını hatırlayamayacak kadar gençler ve teknoloji sayesinde sınırsız ilgi alanları ve öğrenme yolları vardır. Jenkins, bu gençleri kendi kendine öğrenen, kendi kendine yeten ve kendini motive eden özgür nesil olarak tanımlamaktadır.

Bazı kaynaklarda Ibni Arabi Hazretleri Ademoğlu'ndan olacak son bozulmamış safkan olan insanın 2045'te doğacağını söylediği geçer. İbni Arabi’nin yaşadığı dönemlerde hiç düşünülemez bir söylem, bugün bize çokta uzak gelmiyor artık. Filmler ve diziler ile zaten bu düşüncenin altyapısını da oluşturdular. İnsanların sağlığına hizmet ve tedavi amaçlı başlanan birçok robot ve yaratılış çalışmalarından sonra, artık robot kavramı hayatı kolaylaştırma ve konforlu hale getirme amacını taşımaya başladı. Bunun bir sonraki adımı bilgisayar oyunlarında ve medyada eğlenceyi daha gerçek ve his edile bilinir hale getirmektir.

İnsan gitgide asıl yaratılış biçiminden ve yaratılış amacından uzaklaştırılıyor ve düşünmeyen, akıl etmeyen, sadece tüketen ve üretim yapmaktan aciz itaatkar bir yaratığa dönüştürülmek isteniyor. Zombi (yaşayan ölüler) filmler ile bizi yıllar öncesinden bu konulara hazırladılar. İnsanlara bir şeyi kabul ettirmek istiyorsanız, telkinler ve görsel tekrarlar ile her konuyu bir müddet sonra normalleştirebilirsiniz.

Aklın mantığın almayacağı en uç kavramları insanlara kabullendirerek, örümcek tarafından ısırılmış bir insanın süper güçlere ulaştığını veya yeşil bir adamın bir köprüyü tek başına ayakta tutuğuna inandırabilirsiniz. Hatta bu kahramanları öyle bir servis edersiniz ki, insanlar bunları artık gerçek sanarlar ve bu hayali figürlere özenmeye başlarlar. Bugüne kadar tiyatroda, sinemada ve oyunlarda insanlara telkin ile sevdirilen bu figürler ile artık sanal ortamda buluşabilme olanakları sağlanacaktır.

Aslında yepyeni bir piyasa inşa ediliyor. Dünyayı ve insanların umutlarını tüketen kapitalist sistemin baş aktörleri, dünyadan yorulmuş, hedefi ve yarına yönelik bir yaşama sevinci kalmayan insanlara yeni bir sanal dünya sunacak. Bu dünyada her şeyi satın alabileceksiniz. Eviniz, mobilyalarınız, yeni bir aile, tam da istediğiniz gibi bir eş, statü, araba ve duyguları bile satın alabileceksiniz.

Çevrenize baktığınızda zaten birçok insanın ailesinden ve toplumdan uzaklaşmış bir durumda narsist bir birey olarak yaşamını sürdürdüğünü görebilirsiniz. Bu sanal hayat imkanı insanların bilincini tamamen kapatacak ve dünya hayatından bir kaçış imkanı sağlayacaktır.

Bunun sonucunda ne aile hayatı kalacak, ne insani duygular kalacak ne de özgür irade kalacaktır. İnsan tamamen sapıtmış ve saptırılmış bir köle haline gelecektir.

Şu anki teknolojik imkanları takip ettiğinizde bu olayların çokta uzak olmadığını fark edebilirsiniz. Sanal gözlükler, ses geçirmeyen kulaklıklar, üç boyutlu gerçeğe yakın çizimler gibi olanaklar, artık herkesin ulaşabileceği ve birkaç taksit ile satın alabileceği duruma geldi.

Z kuşağının burada rolü nedir?

Z kuşağı dedikleri gençler, yüksek teknoloji imkanları, özgür bakış açıları ve hızlı bilgiye ulaşma yöntemleri ile tam da bu sanal dünyanın hedef kitlesi haline getirilmektedirler.

Basitçe söylemek gerekirse, nesiller bir yaş grubunun belirli bir kalıba sokulabilen yılları boyunca önemli olaylar ya da toplumsal ilerlemeler tarafından oluşturulmaktadır.

1998 yılından sonra doğan bu nesil, genel anlamda savaşlardan, kıtlıktan ve yoksulluktan çok fazla etkilenmemiştir.

Teknolojinin içine doğmuş olan bu gençler, 7/24 gerçek zamanlı bilgiye ulaşabilmekteler. Bu bir tarafta bilgilerini arttırıyor gibi görünse de, bir tarafta da gençlerimizi daha hızlı yönlendirme ve yalan bilgi ile manipüle edilebilmelerine yol açmaktadır.  Aynı zamanda gençlerin bilgiye çok kolay ulaşabilme imkanları ile beraber, büyüklerin tecrübelerinden ziyade kendi araştırmalarına daha çok değer ve önem vermektedirler. Bunun sonucunda aile bağları ve geleneklerin kuşaktan kuşağa aktarılması zarar görmektedir.

Aile hayatını benimsemeyen gençler kendilerini yalnız ve anlaşılmaz his ederler ve bir müddet sonra kendileri için hazırlanan sanal dünyalarda mutluluğu ve ailenin yerine koyabilecekleri değerleri aramaya başlarlar. Aile bağlarının yavaş yavaş yok edildiği bir toplum bir müddet sonra çöker.

Kapitalist sistemin öncülerinin tam da istediği budur. Mutsuz, yalnız, algısı kapalı olan ve çevresindeki insanlar ile irtibatı kesmiş olan, kendi hayatlarının dışında başka hiç kimsenin hayatını umursamayan, duygusuz, tüketen bir toplum. Böyle bir toplumun artık ne insani değerler ile ilgili bir düşüncesi olur, ne de din, vatan veya kültür ile.

Son zamanlarda bu sistemi benimseyen ve kabullenmiş olan insanlardan bazı kavramları duyuyorum, tek dünya dini olsun veya ben dünya vatandaşıyım gibi söylemler ile insanlara yavaş yavaş kendi değerlerinin önemsizliği telkin ediliyor.

Bunu yine çok güzel bir perde arkasından yapıyorlar. Dünyada herkes aynı olursa, dünya barışı daha kolay sağlanır teorisini savunuyormuş gibi görünüyorlar.

Oysa gerçek dünya bu sanal dünya sistemini kuran zenginler tarafından yönetilecek. Bu sanal dünya sisteminde sanal huzur bulma arayışında olacak olan orta gelirli ve fakir kesim, sanal bir yaratıcının emri altına girecek. O sanal dünya tamamen yaratıcılar tarafından tasarlanacak ve tüm kuralları, cezaları ve kararları onlar verecekler.

Bu taraftan baktığımız zaman, gerçek dünya çile dolu bir cehennem olacak ve insanlar haz ve huzur bulmak için kendi elleri ile yaratmış oldukları cennetlerinde yaşama fırsatları bulacaklar. Eşleri ile kavga mı ettiler, patron ile sıkıntı mı yaşadılar, çocuklarından mı bunaldırlar? Tek yapacakları sanal dünyaya bağlanmak ve orada hayallerindeki eşleri ile buluşmak. Bu durumda insan ilişkilerin sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi nerdeyse imkansız görünüyor.

Bugün, Z kuşağının bağlanabileceği, tüketebileceği ve katkıda bulunabileceği sayısız platform ve kanal var. İnsanların algısını yeniden şekillendirmek için, çeşitli haber platformları, eğitimler, ürünler ve hizmetler ile tüm nesillere çok hızlı ulaşabilme ve yeniden şekillendirebilme gücüne sahibiz.

Medyayı ve sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanarak ve gerçek bilgi ile donatarak, gençlerimize alternatifler ve araştırma olanakları sunmalıyız. Onların iletişim kanallarını kullanarak, gerekirse oyunlar, çizgi filmler ve sohbet platformları kurmalıyız. Youtube yayınları yaparak gerçekleri deşifre eden gençlerimizi desteklemeliyiz. 2012 yılından beri bunun mücadelesini veriyorum, fakat insanların bakış açısı maalesef sadece hemen sonucu görünen projelere yoğunlaşmış durumda olduğu için, bu konuda destek alamadım ve bu yolda yalnız devam etmeye karar verdim. Yıllardır tek tek gençlerin ve kadınların bilinçlerini açıp algılarını değiştirmeye çalışıyorum ve buna inşallah devam edeceğim.

Z kuşağı, düşünce, davranış ve kültürel olarak daha çeşitli olacaktır. Bir önceki kuşak (Milenyum kuşağı), ilk küresel nesil olarak kabul edildi. İnternetin, websayfaların, akıllı telefonların, telekonferansların katkısı ile ticari ve sosyal anlamda dünyanın her yerine ulaşmak mümkün oldu. Bu ticari ilişkileri etkiledi ve şirketler için birçok yeni pazar açıldı. Ticari açılımla beraber, şirketler arasında kültürel bağlarda güçlendi. Birçok insan dünyanın öbür ucundaki sıradan bir insana rahatlıkla ulaşabildiği gibi, tanınan insanlara da ulaşmak artık daha mümkün bir hale geldi. Dünya çapında çocukların % 58’i “bugün kendi ülkelerindeki akranlarından ziyade, dünyadaki akranları ile daha fazla görüşüyorlar ve kültürel ayrılıklara rağmen, daha fazla ortak yöne sahip olduklarında hemfikirler. Türkiye’de on altı yaşındaki bir gencin, Hindistan’da on dört yaşındaki biri ile kendi ülkelerindeki 65 yaşındaki bir büyüklerinden çok daha fazla ortak yönü olması muhtemeldir. Bu şekilde kuşaktan kuşağa aktarılması gereken dini, kültürel ve ahlaki bilgiler ve tecrübeler yavaş yavaş yok olmaya mahkum edilmektedir.

Z kuşağına ayrıca yeni bir dil de oluşturularak, gençlerimizi tamamen kendi öz kültürlerinden koparmak, daha da kolaylaşıyor.

Gençlerin arasında farklı kelimeler ve cümle kalıpları yaygınlaşıyor: örneğin, birine bir emoji mesajı attın mı, bir selfie çektin mi ya da Snapchat indirdin mi?

Bu dil yaygınlaştıkça, dünyadaki tüm gençlerin ortak dili haline gelecektir. Gençler bir sonraki aşamada artık kendi kültürlerini ve dillerini benimsemekten ziyade bu yeni dünya dilini konuşarak iletişim kuracaklardır. Burada sadece kültürel bir yozlaşma tehlikesi ile karşı karşıya değiliz, aynı zamanda bizi çok daha büyük bir tehlike bekliyor.

Allah, Adem'e bütün isimleri öğretti. Sonra o varlıkları ve nesneleri meleklerin karşısına çıkarıp "Görüşünüzde doğru iseniz, bunların adlarını bana söyleyiniz" dedi. (Bakara 31)

Yeni kelimeler, yeni kavramlar ve içini dolduran, anlamını oluşturan insani varlıklar ile karşı karşıyayız.

Bugüne kadar yapılan tüm algı yönetimleri kelimelerin ve kavramların boşaltılması ve tam zıttı bir anlam ile doldurulması ile yapılmıştır. Artık kelimeleri tamamen sıfırdan yaratma aşamasına geçtiler. Bu çok önemli bir durum gibi görünmese de, tüm insanlığı olumsuz etkileyebilecek bir durumdur.

Çok karamsar olmanın bir anlamı yok, evet karşı taraf çalışıyor ve yüz yıllarlık planlar yapıyor ve yavaş yavaş algıları değiştirerek ve normalleştirerek stratejileri uyguluyor. Bunun karşısında özüne dönme konusunda birçok gencimizde yeniden kendi benliklerini ve özgür iradesini keşif ederek, dinini ve kültürünü daha açık bir bilinç ile yeniden araştırıyor ve benimsiyor. Bize düşen bu gençlerimizin ellerinden tutup onlara yol göstermek ve onlara yakın olarak onları boş bırakmamak. Çünkü hayat asla boşluk kabul etmez. Önce kendi çocuklarımızdan başlayarak, tüm gençlerimize ulaşmak için çabalama yoluna gireceğiz.

Ve Z kuşağı kavramını, bu gençler zaten böyle, onlara dokunmayın, onları değiştiremezsiniz olarak kabul etmeyeceğiz. Gençlerimizin ihtiyaçları olan ilgi, sevgi ve gerçek bilgiyi gençlerimize verdikçe, onların gelecekte çok müthiş bir nesil olacaklarına inanıyorum.

Hepinizi tek tek Allaha emanet ediyorum

Kalın sağlıcakla

www.serapmeryem.com

info@serapmeryem.com

serapmeryem72@outlook.com

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA