Hasan Hüseyin Avcı
Hasan Hüseyin Avcı
Giriş Tarihi : 20-12-2021 15:57

İnsanın Hakikat Arayışı: Şartlanma Ve Önyargı

İnsanlar için, hakikat (doğru bilgi)  çok önemlidir. Hakikat; insanın doğru davranış, doğru karar, doğru düşünce ve doğru inanç için vazgeçilemez ve de olmazsa olmaz bir ön şarttır. Doğru bilgiye nasıl ulaşılacağı konusunu, tarih içinde epistemologlar  ve  filozoflar tarafından üzerinde değişik fikirler öne sürülmüştür. Bizim bu yazının konusu hakikate ulaşmadan ziyade hakikate ulaşmanın önündeki en büyük engellerden biri olan önyargı ve şartlanma ve nedenleridir.

Önyargı ve şartlanma insanın ,çeşitli nedenlerle kendinde oluşan  gerçeklerle pek uyuşmayan bilgi ve düşüncelere kapılmasıdır. Şartlanmış kişi, o bilginin doğruluğuna pek bakmaz. O anki pozisyonunu için kullanışlı olup olmaması ilgilendirir o kişiyi.

Önyargı sahiplerinin fikirlerini değiştirmek çok zordur. Onun için ALBERT EİNSTEİN ,insanların ön Yargılarını kırmak atomu parçalamaktan daha zordur demiştir. Kuran ı Kerim de bu gerçeği değişik ayetlerde dile getirmiştir. Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.(Yasin suresi 10 ayet). Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.(Bakara  suresi 6. Ayet) Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Artık (hakka) dönmezler.( Bakara  suresi 18 .ayet)

İnsanların önyargı sahibi olmalarının değişik sebepleri vardır. Bu sebepleri birkaç alt başlık olarak inceleyebiliriz. Bunların  en başında kişinin içinde bulunduğu sosya çevre ,konum veya gurup gelir. Kişinin içinde bulunduğu çevre kişinin fikir, düşünce , inanç ve bilgilerinin oluşmasında en etkili olan araçtır. Bunun için Rehberimiz Hazreti Muhammed aleyhi sselam: Her insan İslam fıtratı üzerinde doğar, daha sonra onu ailesi ve çevresi kendi inancına sokar. ( Buhari ve Müslim) buyurmuşlardır. Kişi içinde bulunduğu gurup ve zümrenin söylediği bilgi ve düşünceleri  sorgulamaya  doğrulamaya  araştırmaya ve düşünmeye gerek duyulmadan kesin hüküm (hükmü kazi)kabul edilir . Hele , hele bu görüş kendisinde bir takım mükemmellik atfedilen kişilerce ortaya atılmışsa artı kesinliği mutlaklığa doğru yaklaşır. Bunları sorgulayıp eleştirmeye kalkanların vay haline! Bunlar her türlü cezayı ve tedibi hak etmişlerdir!?Çoğu zaman hakikatı dile getirenler görüşleri ile değil kendilerinde olsun olmasın çeşitli ithamlarla (bozguncu ,sapık ,satılmış ve hain)karşı karşıya gelebilmektedir.

Önyargı ve şarlanmanın ikinci nedeni kişinin tarihinden gelen  olumsuz bilgi ve düşüncelerdir. Bu da insanların geçmiş ve atalarına duyduğu doğal bir saygının sonucudur. İnsanlar geçmişlerinin ve atalarının hata yapabileceğini pek kabul etmek istemez. Atalarına olan saygı onların da birer insan oldukları gerçeğinin göz ardı edilmesine yol açar. Gerçeğin ve hakikatin en büyük davetçisi olan  bütün peygamberler in önüne hep ataların yaptıklar , düşünce ve inançları duvarı örülmüştür Onlara, “Allah’ın indirdiğine uyun” denildiğinde, “Hayır, atalarımızdan gördüğümüze uyarız” dediler. Ya atalarının aklı bir şeye ermemiş, doğru yolu bulamamışlarsa!. (Bakara suresi 170 ayet) Peygamberler gibi geçmişte bir çok bilim insanı ve düşünür de atalar kültü duvarına toslamışlardır. Geçmişten gelen bilgi ve düşüncelerin tümü doğrudur veya yanlıştır , demek insanın  gerçek arayışındaki bir engeldir.

İnsanın hakikat arayışındaki engellerden biri de insanın kendisidir. İnsandaki kibir, bencillik ve kendini beğenmesi bazen önyargılara sebep olabilmektedir.Kendi zeka , akıl ve kabiliyetlerine aşırı güvenmesi değişik önyargılara sebebiyet verebilmektedir. Kişi  kendini kanıtlayabilmek ,farklı ve üstün olduğunu ve de beğenilmek için sergileyebilmek için değişik fikir ve görüşler öne sürebilmekte veya bazı görüşleri kabul edebilmektedir. Bazıları da içki içmenin; insanı daha doğru karar ve düşünmeye götürebileceği hezeyanlarını bile dile getirebilmektedir.

Bireyin  bilgi ve görüşlerinin oluşmasında azda olsa yaşadığı çevrenin iklim , coğrafya ve tabiat şartları da etkili olabilmektedir.

İnsanın bu dünya daki en soylu ve ve erdemli çabalarının  başında doğru bilgi ve hakikat arayışı içinde olmasdır. ‘Hikmet müminin yitiğidir’ anlayışı ile hakikat kimden gelirse gelsin , hakikatın milliyetine ve kimliğine bakmadan kendimize mal edebilmemiz dileğiyle

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA