Serap Meryem
Serap Meryem
Giriş Tarihi : 29-11-2021 15:43
Güncelleme : 29-11-2021 15:48

Anne çocuk ilişkisinde yapılan hatalar...

Neden üç yaşında bir çocuk ile başa çıkamıyoruz? Neden kendimizi kayıp edip küçücük bir çocuğa bağırıyoruz? Hatta bazen tamamen kontrolü kayıp edip savunmasız bir çocuğu dövüyoruz? Ardından da kendimizi suçluyoruz ve kendimizi kötü hissediyoruz.

Danışanlarımın arasında üç yaşındaki çocuğunu bana getirip, ben bu çocukla anlaşamıyorum, bu çocukta bir problem var diyenler oluyor. Bakıyorum anne 25 - 30 yaşlarında, çocuk 3 yaşında.

Anne, bu çocuk beni deli ediyor diye şikayette bulunuyor ve hemen çocuğuna hiperaktif damgası vuruyor. Bir çocuğun doğasında koşmak, oynamak zaten vardır, fakat birde çocuğun mizacı hareketli bir mizaçsa ve annenin mizacı dokunsal ve sakin bir mizaçsa, anne çocuğu hiç anlayamıyor. Çocuk ile çocuk oluyor ve inatlaşıyor. Ardından da kontrolü kayıp ediyor ve çocuğunda bir sorun arıyor.

Seminerlerimde iletişim nedir diye sorduğumda, genelde konuşmak, anlatmak gibi cevaplar verilir. Oysa İletişim, çok daha fazlasıdır. İnsanlar çok farklı şekillerde birbirleri ile iletişime geçebilirler.

Konuşarak, bakışarak, kaş çatarak, ağlayarak, sarılarak, öksürerek, surat asarak, 

kapıyı hızlı çarparak, sert bir şekilde yürüyerek, giyim tarzını değiştirerek, susarak, gülümseyerek, 

yazışarak, şarkılar atfederek, anahtarı paspasın altına koyarak, oturma şeklini değiştirerek, 

sırtını dönerek, kornaya basarak…

Fakat gerçek İletişim aslında, karşı tarafın ihtiyacını gidermektir. Evet, doğru okudunuz, bir insanın veya her hangi bir canlının ihtiyacını gidermek, onunla iletişime geçmek demektir.

Yani karşı tarafın o an neye ihtiyacı varsa, o konuda o kişiye veya canlıya yardımcı olmaktır.

Bir örnek verelim bu konuda; çocuğunuz yanınıza oturuyor ve kucağınıza yatıyor, hiç bir şey söylemezse bile, çocuğunuzun sizi özlemiş olduğunu ve ilginize ihtiyacı olduğunu anlarsınız.

Onun başını okşamanız ona verilecek en güzel cevap olacaktır. Hiçbir kelime kullanmadan, çocuğunuz ile iletişime geçtiniz, çünkü o anki ihtiyacını giderdiniz.

Bir insanın ihtiyacını gidermek için, yanında bulunmanıza da gerek yok aslında. Örneğin evde değilsiniz ve okuldan eve gelen çocuğunuz için kapının anahtarını paspasın altına koydunuz, yine o an çocuğunuzun ihtiyacını giderdiniz ve onunla iletişim kurdunuz.

Burada şuna da değinmek istiyorum her anne bir insandır. Her insanın mutlaka sinirlendiği ve kontrolünü kayıp ettiği anlar olabilir. Her annenin duyguları var, sıkıntıları var, sorumlulukları var ve bir an gelir tüm bunlar çok fazla gelebilir ve o an çocuğuna patlayabilir. Bu gayet olabilecek bir durumdur. Ortalama bir gelir düzeyi olan bir anne asla bağırmaz veya çocuklarına kızmaz demek, çok ütopik çok hayali bir olaydır. Tabi maddi sıkıntılarınız yoksa ve çocuk bakımında, ev işlerinde yardımcılarınız varsa ve maddi sıkıntılarınız ile beraber farklı sorumluluklarınız yoksa daha rahat bir psikolojiye sahip olabilirsiniz, fakat normal şartlar altında yaşayan bir kadın bir çok sorun ile mücadele ederken, dönem dönem kontrolü kayıp edebilir. Bu yüzden bunu yaptığınızda, ben nasıl kötü bir anneyim diye kendinizi suçlamayın.

Çocuklarımız mutlaka bizi sinirlendirecek şeyler yapacaklardır, onlarda büyüyorlar ve hata yaparak öğreniyorlar. Aslında biz onları nasıl eğitiyorsak, onlar da bizi eğitiyorlar. Burada önemli olan hiç kızmamak veya sinirlenmemek değildir, bazen çocuğunuzun, sizin sinirlenmenize de ihtiyacı olabilir. 

Her çocuğun farklı bir mizacı vardır. En iyi anne çocuğunu tanıyan, çocuğunun mizacını bilen

ve çocuğunun mizacına göre davranan annedir. Burada önemli olan, sinirlendiğinizde, 

çocuğunuz ile mizacına göre doğru bir iletişim kurmanızdır.

Bazen birçok olay, aslında sadece birbirimizi yanlış anladığımızdan dolayı ortaya çıkıyor.

Çünkü çocuğumuz ile doğru iletişim kurmuyoruz, hatta belki de iletişim kurduğumuzu zannediyoruz, ancak aslında birbirimizi algılayamıyoruz.

Yaptığımız en büyük iletişim hataları hangileri?

Birincisi EMİR VERMEK, yani emir kipi ile konuşmak: yap, getir, topla, ye, uyu bunların hepsi emir kipleri. Bu şekilde çocuğa her hangi bir seçme hakkı vermiyorsunuz.

Yapacaksın, getireceksin, toplayacaksın, bunu ben istiyorum diye yapmak zorundasın, şimdi bir düşünelim, bunu birisi bize yaptığında nasıl his ederdik? Örneğin mutfağa gittiniz ve kocanız arkanızdan seslendi “Bana bir bardak su getir” dedi. İçinizden ne düşünürsünüz? Oysa bana bir bardak su getirir misin dediğin de ne oluyor?

Size bir seçim hakkı tanıyor, suyu götürmek veya götürmemek sizin seçiminize bağlı oluyor.

Tabi ki suyu yine götürürsünüz, fakat bunu kendi özgür iradeniz ile isteyerek yaptığınız için, bunu yaparken bir sıkıntı yaşamazsınız, işte çocuğunuz da bu şekilde düşünür.

İkincisi ise GÖZDAĞI VERMEK veya TEHDİT ETMEK

Sürekli tehdit edildiğiniz bir ortamda nasıl huzurlu ve mutlu olabilirsiniz?

Yine kendinizi çocuğunuzun yerine koyun. Kocanız sizi sürekli tehdit etse, onun yanında huzur bulabilir misiniz? Ona güvene bilir misiniz? Geçen markette kasada bekliyordum.

Arkamda bir anne ve 3-4 yaşlarındaki çocuğu duruyordu. Çocuk rafı gösterip bir şeyler istedi.

Annesi hayır olmaz dedi ve kaşlarını çattı, ardından çocuk ağlamaya başladı.

Annenin tepkisi çok korkunçtu, çocuğa sinirli bir şekilde “Bak seni burada bırakırım,

kötü amcalarda alır seni götürürler” diye tepki verdi. Şimdi bu çocuk annesine nasıl güvensin? Çevresine nasıl güvensin? Özgüveni nasıl oluşsun?

Yaptığımız başka bir yanlış, AD TAKMAK veya ALAY ETMEKTİR.

Ad takmak sadece çocuğun psikolojisini bozmaz, aynı zamanda bilinçaltına da işler ve bir müddet sonra çocuk, sizin söylediğiniz şeye inanmaya başlar. Bunu şaka yaparak söyleseniz bile, bu çocukta ciddi sorunlar oluşturmaya başlar. Bir şeyi sürekli tekrarlarsanız, çocukta siz de bir müddet sonra buna inanmaya başlarsınız…

İletişim hataların çocuklarımızın üstünde nasıl bir etki oluşturur?

Çocuklarımız bizimle inatlaşırlar ve yaşları büyüdükçe bize karşılık vermeye başlarlar.

Bu ergenlik çağında ciddi sorunlara yol açar ve çocuk içinde anneye karşı bir kızgınlık ve öfke birikir. Çocuk anlaşılmadığını düşünür, farklı kişilerde anlayış aramaya başlar, yalan söyler ve kendini aile içinde güvensiz his eder. Bu durum kişiliklerine de olumsuz yansır ve bu çocuklar başarısız ve özgüvenlerini yitirmiş bir duruma gelirler. 

Hangi anne çocuğuna böyle bir şey yapmak ister ki?

Bilinçli olalım ve bilinçli özgüvenli çocuklar yetiştirelim. Unutmayın! 

Çocuk annenin aynadaki yansımasıdır, siz öfkeliyseniz, çocukta öfkeyi sizde gözlemleyerek öğreniyor. Siz nasıl davranırsanız, çocukta öyle davranır…

Tabi ki her zaman sakin kalabilmemiz, en mükemmel olanıdır, ancak hiç birimiz mükemmel değiliz. Fakat dayağı kesinlikle eğitim sözlüğünüzden çıkarmamız gerekir. Çocuğunuza karşı dayak veya herhangi bir şiddet uygulamanız asla kabul edilemez. Dayak ile büyüyen çocuklar, büyüdüklerinde, nefret ve isyan duyguları ile dolu olan insanlardır. Ayrıca dayak çocuğu saldırgan yapar ve çocuk da büyüdükçe, kendi sorunlarını şiddet yoluyla çözmeyi öğrenir. Bu çocuğun zayıf bir vicdanı ve ahlakı olur.

Ayrıca dayak ve şiddet uygulayan kişi kendi acizliğini ortaya koyar. Şiddet uygulayan kişi, öfkesine hakim olamadığı için kontrolünü kayıp ediyorsa, bu karşı tarafın suçu değildir, bu kontrolü kayıp edenin suçudur.

Peki, çocuklarımıza karşı nasıl davranalım?

Çocuklarımıza sevgi göstermekten çekinmeyelim. Bir çocuğun en büyük korkusu anne ve babası tarafından sevilmemek veya terk edilmektir. Çocuklar kendi sevgilerini sundukları kişilerden aynı davranışı beklerler. Burada şımartmaktan bahsetmiyorum dengeli bir sevgi ve saygı ilişkisinden bahsediyorum. Şımartmak çocuğu bencilleştirir, sevmek ise çocuğu merhametli ve vicdanlı yapar.

Çocuğunuza sevginizi onunla kaliteli vakit geçirerek gösterin. Ona hayal gücünü kullanmayı, üretmeyi öğretin. Çocuğunuzu tanıyın, onu mizacına göre eğitin. Onun annesi olun, fakat aynı zamanda da en iyi dostu olun.

Küçüklüğünde güvenini kazanırsanız, ergenlik çağında da daha az sorun yaşarsınız.

İnanın bana, iletişimi ne kadar sağlam inşa ederseniz, ergenlik çağını da o kadar kolay atlatabiliyorsunuz. Üç çocuk annesi olarak bunu tecrübe etmiş bir anneyim…

Hepinizi tek tek Allaha emanet ediyorum

Kalın sağlıcakla....

www.serapmeryem.com

info@serapmeryem.com

serapmeryem72@outlook.com

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA