Serap Meryem
Serap Meryem
Giriş Tarihi : 18-10-2021 09:35

Kaynanayı Ne Yapmalı…

Kayınvalideler, gelinlerin ne kadar korkulu rüyaları ise, gelinler de kayınvalidelerin korkulu rüyalarıdır. Zorluklar ile büyüttüğü oğlunu, daha henüz çok kısa bir zaman tanıdığı yabancı bir kıza emanet etmek ve sevgisini artık onunla paylaşmak zorunda kalmak, çok da kolay bir şey değil. Oysa her kayınvalide bir zamanlar veya hala kendisi de gelin konumundaydı ve her gelin bir gün kayınvalide konumunda olacaktır.

İki kadın ve çok değer verdikleri bir erkek.

Bazı evliliklerde çiftlerin en büyük tartışma konusu gelin ile kayınvalide ilişkileri olabiliyor. Hatta çoğu zaman çiftler birbiri ile iyi anlaşmalarına rağmen, sadece bu konuda yapılan tartışmalar sebebi ile neredeyse boşanma noktasına gelebiliyorlar. Kayınvalide-gelin ilişkisi sadece iki kişiyle ilgili görünüyor olsa da, aslında tüm aileyi etkiler. Özellikle erkek, kayınpeder ve erkeğin kardeşleri de genelde bu soğuk savaşın içinde yerlerini alırlar.

Olay genellikle çoğu evliliklerde benzer bir şekilde gelişir. Gelin, kayınvalidesinin bazı sözleri ve tavırları ile ilgili kırgın hisseder ve bu duygularını eşiyle paylaşır. Erkek annesini iyi tanıdığı ve annesinin iyi niyetli olduğunu söyler. Gelin, eşinin annesini savunmaya geçtiğini düşünür ve bundan dolayı daha da kırgın ve kızgın hisseder. Eşiyle kaynanasının bir olduklarını ve kendisini dışladıklarını düşünür. Erkeğin aslında tek derdi annesi ile eşinin arasındaki ilişkiyi iyi tutma çabasıdır. Bu yüzden annesine de eşiyle ilgili savunmalar yapar. Bu sefer annesi alınır ve oğlunu kayıp etmekten korkar. Erkek, iyi niyetli olmasına rağmen annesi ile eşi arasına girerek sorunun giderek büyümesine ve içinden çıkılmaz bir hal almasına katkıda bulunmuş olur.

Erkek genelde bu çıkmazın dışında gibi görünse de, aslında bu durumun ana sebebidir. Bir yanda bu erkek için yıllarını vermiş, onu büyütmek ve yetiştirmek için çabalamış olan ve kendisiyle ilgili hayaller kurduğu annesi; diğer tarafta hayatını birleştirdiği, geleceğini, hayallerini onunla kurmuş olan, heyecanlı ve sevgi dolu bir kadın.

Anneler çocuklarının bir yuva kurarak kendi hayatlarını ve ailelerini kurmalarını ne kadar da isteseler, evlendikten sonra aslında oğullarını yabancı bir genç kadın ile paylaşmak zorunda kaldıklarını fark ederler.

Anlaşmazlığın en önemli sebepleri nedir?

Kayınvalide ve gelin bir tür güç çatışmasına girerler ve ikisi de erkek için öncelikli olduklarını ispatlamak isterler. Bu aslında sonunda hiçbir getirisi olmayan bir ego tatminidir.

Aynı zamanda yaygın olan genel önyargılar da bazen bu tatsız duruma yol açabilirler.

Gelin kayınvalidesinin farklı düşüncelerini tahmin ederek, büyük bir önyargı ile kayınvalidesine yaklaşır. Örneğin kayınvalidesinin, “Bu çocuk benim, gelin beni oğlumdan ayıracak”, “Bu gelin oğlumu üzecek” , “Oğlumun sevdiği yemekleri ben bilirim ve yaparım, gelin ne anlar, oğlum aç kalır” , “Ne de olsa el kızı, zaten bizden değil”, “Gelin aldım, öyleyse benim tüm işlerimi yapacak” tarzında düşünebileceğini düşünür.

Kayınvalidenin de gelinin düşünceleri ile ilgili aynı şekilde önyargıları vardır. Örneğin, “Oğlunu benden kıskanıyor, o yüzden tek derdi bizi ayırmak” “Amacı hatalarımı gösterip eşimi benden soğutmak”, “Her fırsatta beni oğluna şikâyet ediyor”, “Beni hizmet etmem için almış”, “Kocamı ve çocuklarımı bana karşı dolduruyor”, “Bize yemek yapmasının nedeni, benden daha güzel yemek yaptığını oğluna ispat etmek” tarzında düşünebileceği gibi yanlış önyargılar vardır.

Erkeğin ise, annemin ve karımın arasında bir köprü oluşturmazsam, onlar anlaşamazlar ve sürekli kavga ederler gibi bir korkulu bir ön yargısı vardır.

Aslında tüm önyargılar kulaktan duyma dedikodulardan ibarettir. Ve üç taraf da bu önyargılar ile bu ilişkiye başlarlar.

Aynı zamanda kayınvalide ve gelin arasında, evliliğin başından itibaren yaşanan sıkıntıların hiç dile gelmemesi yanlış iletişim şekilleri de çatışmaların ilerlemesine neden olabilir. Burada özellikle gelinler evlenmeden önce iletişim ve beden dili eğitimi almaları gerektiğini düşünüyorum.

İki tarafın yaşadığı kötü tecrübelerde yine kayınvalide gelin ilişkisine ön yargı ile başlamalarına sebep olabilir. Örneğin gelin çocukluğunda, babaannesi ve annesi arasında yaşanan olumsuzlukları hatırlarken, kayınvalide de kendi kayınvalidesiyle veya diğer bir gelini ile yaşadığı olumsuzlukları hatırlar. Bu da yine karşı tarafı hiç tanımadan, önyargılı bir yaklaşıma sebep olur.

Aslında iki tarafta karşı tarafı önce bir insan, tecrübeli bir büyüğü veya yol gösterebilecekleri bir genç olarak görseler, çok daha önyargısız bir şekilde bu ilişkiye başlayabilirler.

Yeni bir insan ile tanıştığımızda nasıl ki o insanın öncellikle kişiliğini tanımaya çalışıyorsak, gelin kayınvalide ilişkisinde de öncellikle karşı tarafın kişiliğini tanımamız gerekir.

Çatışmaları en aza indirmek için, tüm tarafların mutlaka empati yapmaları ve kendilerini diğerinin yerine koymaları gerekir.

Özellikle evliliğin ilk başında çatışmaların temeli atılır. Oysa kayınvalide kendi gelin dönemindeki tecrübelerini hatırlayıp ve karşı tarafta genç, heyecanlı ve tecrübesiz bir gelinin nasıl hissettiğini ve ne gibi önyargıları olabileceğini düşünmeli ve ona göre davranmalı. Ona yol göstermeli ve onu benimsemeli. Kızına veya komşusuna nasıl yol gösteriyorsa ve onların iyiliklerini istiyorsa, gelinine de aynı şekilde yaklaşmalı, onunla dertleşmeli ve muhabbet etmeli. Gelin de bu durumda kayınvalidesini tecrübe sahibi bir büyüğü olarak görmeli ve onun tecrübelerinden faydalanmalı.

Kayınvalideye bu konuda kendi yaşadıkları tecrübelerinden dolayı daha çok sorumluluk düşer. Yaşanan minik sıkıntıları ciddi problemlere dönüşmeden saygı çerçevesinde dile getirmesi gerekir. Fakat rahatsız olduğu konuları sadece oğluna söylemesi, son derece yanlış olur. Küçük sıkıntıları oğluna hiç hissettirmeden, gelini ile güzel bir şekilde konuşabilmesi gerekir. Burada gelinini, gelin olarak değil de, kendinden daha tecrübesiz bir genç kız olarak görmesi gerekir. Bu şekilde bir yaklaşım gelinin de aynı şekilde, küçük sorunlar olduğunda direk kayınvalidesi ile konuşabilmesi ile sonuçlanır.

Kayınvalide gelin ilişkilerindeki olumsuzluklardan kim en çok etkilenir?

Öncellikle bu olumsuz ilişkide gelin ve kayınvalide en çok zarar göreceklerdir. Hem psikolojik anlamda yıpranacaklardır hem de aile ilişkileri anlamında sıkıntılar yaşayacaklardır.

Aynı zamanda sürekli arada kalan erkekte ciddi anlamda yıpranacaktır. Bir tarafta sorumluğunu aldığı, hayatı paylaşmak üzere söz verdiği eşi, diğer tarafta hakkını asla ödeyemeyeceği annesi vardır. Erkek ikisini de kaybetmek istemez. Ama iki tarafı da memnun edememenin sıkıntısı nedeniyle de öfke patlamaları ya da psikolojik sorunlar yaşayabilir.

Çocuklar ise anneleri ve babaanneleri arasındaki çatışmanın nedenlerini anlamakta zorluk yaşarlar. Babaannelerinin ve annelerinin neyi paylaşamadıklarını anlayamazlar. Kimi zaman annelerine kimi zaman da babaannelerine kızarlar. Bu yüzden çocuklara asla böyle bir çatışma hissettirilmemesi gerekir.

Olumsuz bir kayınvalide ve gelin ilişkisi çevredeki insanları da olumsuz etkiler. Kayınpeder, erkeğin kardeşleri ve diğer akrabalar ve komşular aslında gelin ile ilgili daha olumlu düşünseler bile, kayınvalidenin olumsuz tutumundan dolayı önyargılı ve mesafeli bir davranışta bulunmak zorunda kalırlar. Aynı şekilde gelinin komşularına ve kendi akrabalarına sürekli kayınvalidesini kötülemesi de bu kişilerde önyargıya yol açabilir.

Kayınvalide bu durumda nasıl davranmalı?

Öncellikle kendi gençliğini ve yeni gelin olduğu dönemi hatırlayarak, karşısındaki insanı anlamaya çalışması gerekir. Gelinin farklı bir kültürde ve farklı alışkanlıkların, şartların ve kuralların olduğu bir ailede yetişmiş olduğunu unutmaması gerekir. Gelinin yeni aile yapıya alışması ve benimsemesi zaman alacağını kabullenmesi gerekir. Bu konuda gelinine zaman tanımalı. Gelinin de farklı bir kişiliği ve düşünceleri olduğunu kabul etmeli ve kendi istedikleri birine dönüştürme çabasına girmemesi gerekir.

Kayınvalide, kendi kızına nasıl anlayışla davranıyorsa, gelinine de o şekilde davranması gerekir. Ve kendi kızına başka bir ailede nasıl davranılmasını istiyorsa, gelinine de öyle davranması gerekir. Gelini ailenin bir bireyi olarak kabul etmesi gerekir, fakat onun farklı kişiliğine de saygı duyması gerekir.

Birçok anne çocuklarına o kadar bağımlı bir durumdalardır ki, çocukları evlendikleri zaman bir boşluğa düşerler ve çocukları kendilerinden uzaklaşabilir korkusu ile gelinlerini düşman olarak görürler. Bu konuda da anneler şunun bilincinde olmaları gerekir; çocuklarımız bize emanettir. Belirli bir yaşa kadar onları büyütmemiz ve yol göstermemiz için bize emanet edilmişlerdir. Fakat belirli bir yaştan sonra artık kendi özgür iradelerine sahiplerdir ve kendi kararlarını ve seçimlerini yapmak zorundalardır. Annelerin sürekli çocuklarını koruma altına almalarından dolayı, sorumluluk alamayan ve kararlarını kendileri veremeyen insanlar yetişiyor. Bu kişiler evlendiklerinde de kendi evliliklerinin sorumluluklarını alamayacak kadar zayıf kişilikler haline geliyorlar. Bu da genelde sürekli annelerinden destek almalarına veya tüm sorumlulukları eşlerinin üzerine atmalarına sebep oluyor.

Çocuklarımızı küçüklükten itibaren karar verebilecek, seçim yapabilecek ve sorumluluk alabilecek kişiler olarak yetiştirirsek, evliliklerinde de daha az sorun yaşarlar ve karşı tarafın ailesi ile daha sağlıklı bir iletişim kurmayı bilirler.

Kayınvalideler en başta adaletli olmayı bilmeleri gerekir. Çocuklarını haklı çıkarmak uğruna, karşı tarafa haksızlık yapmaktan kaçınmaları gerekir ve çocuklarında yanlış bir davranış gördüklerinde, çocuklarını uyarmaları ve gerekirse gelinlerinin tarafında olabilecek kadar olgun olmalılar.

Bir başka konu da torunlar. Her zaman büyüklerimiz torunun yerinin bambaşka olduğunu söylerler, henüz bu duyguyu tatmadan bunu anlamak zor olsa da, torunlarını aşırı şımartmak ve gelinin eğitim yöntemlerini sürekli eleştirmekte ciddi sorunlara yol açabilir. Bu durumda kayınvalide gelinin düşüncelerine saygı duyması gerekir ve mümkün oldukça, kendi zamanının ve gelinin zamanının şartları farklı olduğunu kabul etmesi gerekir. Burada da aslında güzel bir iletişim içinde olmak çok önemli. Eğer kayınvalide gelini ile güzel bir iletişim inşa edebilmişse, torunların eğitiminde de önerilerde bulunabilir. Fakat bunu sürekli bir baskı ve üstünlük duygusu ile yaparsa, gelini bir müddet sonra kendisinden uzaklaşır ve çocuklarını da mümkün oldukça uzaklaştırmaya başlar.

Aslında olay çok basit, kayınvalide bir zamanlar yeni gelinken, nasıl bir kayınvalide istemişse, kendi gelinine o şekilde davranmalı. Fakat maalesef bazı insanlarda şöyle bir yanlış ve hastalıklı bir anlayış var, ben çektim gelinim de çeksin.

Gelinler hangi şekilde kayınvalideleri daha sağlıklı bir iletişim kurabilirler?

Gelinler evlilikleri ve kayınvalideleri ile ilgili çok büyük beklentiler içinde olmamaları gerekirler. Beklenti ne kadar büyükse, hayal kırıklığı da o kadar büyük olur. Bu yüzden kayınvalidenin, annenin yerini tutmasını beklememek lazım. Saygı ve sevgi üzerine kurulmuş karşılıklı seviyeli bir ilişki ve iletişim beklentisi ile daha gerçekçi bir başlangıç yapıla bilinir.

Gelinlerin kendi annelerine nasıl ki bir bağlılıkları, saygı ve sevgileri varsa, kocalarının da kendi annelerine karşı bu şekilde bir ilişkileri olması gayet normaldir. Gelinler kayınvalidelerini rakip olarak görmemeli. Kendi rollerinin tamamen farklı olduğunu net bir şekilde ayırt etmeliler. Gelin eş olarak bir numaradır, kayınvalide de anne olarak bir numaradır. Gelin, erkeğin seçerek hayatını birleştirdiği kadındır, fakat annesini kendisi seçemez. Ancak annesi onu belirli bir yaşa getirmiş ve ona birçok şeyi öğretmiş olan kadındır. Erkekler çoğu zaman annelerinin kötü alışkanlıklarının farkındalardır, hatta belki bu konuda kendileri de rahatsızlardır. Fakat bunu sadece eşleri değil, her hangi başka bir insan da dile getirse, bundan rahatsız olurlar ve hemen savunmaya geçerler. Bu yüzden gelinler kayınvalidenin olumsuz taraflarını eşlerine söylemekle sadece eşlerinin bu savunma mekanizmasının hedefi olurlar. Bunun yerine yine iletişimi doğrudan kayınvalide ile oluşturmak çok daha doğru bir seçim. Siz nasıl ki kendi anneniz ve babanızın rızasını gözetliyorsanız, kocanızda aynı şekilde kendi annesinin rızasını kazanmak durumundadır. Kayınvalide ve gelin arasındaki iletişim ve ilişkiler ne kadar güçlü olursa, evlilikte de eşler arasındaki bağ o kadar güçlenecektir. Erkeği bu konuda bir seçim yapmaya zorlamak, yapılabilecek en kötü davranıştır. Belki ilk başta eşinin ısrarları ağır basabilse de, ileriki dönemlerde erkek bunun vicdan azabını çekmeye başlar ve bu yine evlilikte huzursuzluğa yol açar. Kayınvalidenizi öncelikle bir insan olarak görürseniz, onu tanımak ve onun kişiliğini anlamak için çabalarsanız, önyargısız bir şekilde güzel bir iletişim kurabilirsiniz. Burada duygusal davranmaktansa, mantıklı düşünmek gerekir. Sizden büyük bir komşunuz size bir öneride bulunduğunda nasıl ki bu zorunuza gitmiyorsa, hatta “Allah razı olsun benim mutluluğumu düşünüyor” diye minnettarlık duyuyorsanız, kayınvalidenizi de bu şekilde değerlendirmeye çalışın. Gelin de olsak damat da olsak, kayınvalidemize ve kayınpederimize muhabbet, sevgi ve saygıda kusur etmemeliyiz. Çünkü o sevdiğiniz eşinizin annesidir ve babasıdır. Ne kadar zor insanlar olsalar da, eşinizi de bundan dolayı suçlamamalısınız ve bunu sorun haline getirmemelisiniz. Sonuçta eşiniz de ailesini kendisi seçmedi ve ailesini değiştiremez. Büyüklerin bazı ters laflarını ve tavırlarını mümkün oldukça kendi üstünüze almamalısınız. Aradaki yaş farkından dolayı, onların düşünceleri daha farklı şekillenmiş olabilir.

Kayınvalide ve gelin ilişkisinde aslında en çok dengeyi kurmak erkeğe düşer. Erkek annesinin ve karısının yerlerinin farklı olduğunu bilmesi gerekir. İkisine de kendi yerlerinde değerli olduklarını hissettirmesi ve söylemesi gerekir. Gelinin veya annesinin birbiriyle ilgili yaptıkları olumsuz yorumlarında adaletli davranmalı ve bu konuda annesini ve karısını doğrudan birbirleri ile konuşmaları için teşvik etmeli.

Erkek, annesi ve karısı arasında bir köprü oluşturmaktansa, karısına ve annesine iletişim kurabilmeleri için yol göstermesi gerekir. Annesi ve karısı arasında sürekli iletişim sağlamaya çalışırsa, mutlaka taraf belirtecektir ve bir tarafı kıracaktır ve iki tarafın da daha çok birbirlerinden uzaklaşmalarına sebep olacaktır. Burada erkeğin yapması gerektiği en doğru olan davranış, annesi ve karısı arasındaki iletişimi sağlamak ve aradan çekilmektir.

Bazı erkeklerde, olumsuz ilişkileri kendileri oluşturuyorlar. Örneğin annesi yemeğe çağırdığında, o gün gitmek istemediği zaman, karısını sebep göstererek, sanki eşi bu davete icabet etmek istemiyormuş gibi lans edebiliyorlar. Bunu annesi ile çatışmak istemedikleri birçok konuda yapan erkekler var. İşte bu erkekler zaten kendi evliliklerini kendi elleri ile ateşe atmış olurlar.

Gelin de olsanız, damat da olsanız kayınvalide veya kayınpeder ile anlaşmanın bazı teknikleri var. Bunlardan en çok işe yarayanı Ortak düşman tekniğidir. İnsanlar ortak bir düşman tespit ettiklerinde birbirlerine yaklaşırlar. Özellikle yaş ilerledikçe, diğer insanların, birçok olumlu veya olumsuz davranışları, göze batmaya başlar. Bu sürekli çöpü kapının önüne koyan bir komşu olabilir veya popüler bir siyasetçi veya sanatçı olabilir. Baktınız ki size yönelik olumsuz bir olay başlıyor, hemen ortak düşmanı gündeme getirin ve sizinle ilgili olayı unutturun.

Bu iletişim sıkıntının çözümünü aslında kelime köklerinde çok güzel bir şekilde görebiliyoruz.

Gelin kelimesinin kökü “gelen” kelimesinden türemiş ve yeni bir aileye, yeni haneye “gelen” kadını anlatıyor. Kayın ise arapça kökenli bir kelime ve Kaimden geliyormuş. Meğer “kāim”; vekil, birinin yerini tutan, onu aratmayan demekmiş.

Yani Kayın – ana, Anne vekili ve anneyi aratmayan, onun yerini vekilen dolduran

Kayın  - baba, Baba vekili ve babayı aratmayan, onun yerini vekilen dolduran

Yani kısacası, aileye yeni gelen kadına, annesinin ve babasının yerini vekilen dolduran ve onları aratmayan insanlardır, kayınana ve kayınbaba.

Her birinizi tek tek Allah’a emanet ediyorum…

www.serapmeryem.com

info@serapmeryem.com

serapmeryem72@outlook.com

instagram serapmeryemm

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA