Serap Meryem
Serap Meryem
Giriş Tarihi : 20-09-2021 18:12
Güncelleme : 24-09-2021 21:51

Hayır Diyemeyerek Kendimize Zulüm Ediyoruz!

Hayır diyememek aslında birçok insanın hayatını zorlaştıran bir alışkanlık. Bazen canımızın istemediği veya bize bir şekilde zarar verebilecek durumlara evet demek zorundaymışız gibi hissederiz.

Hayır diyemediğimiz için işyerinde veya evde birçok ek işleri yapmayı kabul ederiz ve bir müddet sonra artık birikmiş bir sürü maddi ve manevi yükle dolup taşarız. Asıl taşımamız gereken yükten ve sorumluluktan çok daha fazlasını taşımak zorunda kalınca da bir müddet sonra tükeniriz ve tükenmişlik sendromu yaşarız.

Neden hayır diyemiyoruz?

Çünkü “hayır dediğimizde yaşayacaklarımızdan korkuyoruz. “Hayır dersem ayıp olur, hayır dersem değerim düşer, hayır dersem dışlanırım, hayır dersem beni kimse sevmez, hayır dersem karşı tarafı kırarım…” şeklindeki bilinçaltımıza kodlanmış düşünceler, hayır dememize engel oluyor.

Çatışmadan kaçma da, hayır diyememenin bir sebebidir. Çünkü hayır dediğimiz zaman insanlarla çatışmaya girmek, hatta kavga etme olasılığımız ortaya çıkar.

Bazı kişiler için çatışmaya girmek korkutucu, hatta kaçınılması gereken bir durumdur.

Bunun nedeni de aslında değersizlik, yetersizlik ve sevilmeme ile ilgili düşünceleridir.

Bazı kişiler hayır dedikleri takdirde diğer kişilerin kendisini sevmekten vazgeçeceğini düşünebilirler. İnsanların sevgisini kaybetmekten korkmak, insanları aşırı fedakâr, sürekli verici ve sonunda bağımlı bir hale getirebilir.

Aşırı sorumluluk sahibi kişiler kendilerine söylenen herhangi bir işi yapmadıklarında bunu “sorumsuz” davranmak gibi görebilirler. Hayır demeyi bencil davranmakla aynı kefeye koyabilirler. Oysa bu da aslında çocukluktan gelen bir bilinçaltı kodlamasıdır. Bu kişilerin muhtemelen anne, baba, abla veya abileri sürekli bu kişinin üzerinde baskı kurmuş ve sürekli kendi istediklerini yaptırmışlardır. Bu kişiler küçük yaşta çaresiz ve savunmasız bir şekilde çevresindeki dominant insanlara sürekli boyun bükmüş ve artık hayır diyemez hale gelmişlerdir. Hayatının bir kısmında, dominant insanların etkisi altında kalan insanlar, genelde kendi isteklerini ve hedeflerini geri plana atıp başkalarının isteklerini ve beklentilerini karşılamaya yönelik bir hayat yaşarlar. Hayatlarındaki hedeflerinden ziyade, başkaların memnun olup olmamaları ile ilgilenirler. Her ilişki mutlaka fedakarlık ve emek ister, bu karşılıklı ve dengeli bir şekilde yapılırsa, bir ilişkiyi besler ve güçlendirir. Fakat bu sadece bir tarlı uygulanıyorsa veya karşı tarafın özgür iradesini elinden alacak boyutta bir aşırılığa doğru gidiyorsa, bu artık sağlıklı bir ilişki olmaktan çıkar.

Kendi seçimlerimizi kendimiz yapmazsak ve kendi sınırlarımızı kendimiz koymazsak, başkaları artık bizim için seçmeye ve karar vermeye başlarlar. Bir müddet sonra o kişilerin hayatımızda belirli söz hakları olur ve ardından onların söyledikleri hiçbir şeye hayır diyemeyecek hale geliriz. Buradaki en güzel ölçü, çevrenizdeki insanlara danışmak ve onların söylediklerine değer verdiğinizi göstermektir, fakat sizin düşüncenize uygun gelmeyen kararlara da hayır diyebilmektir.

“Hayır”, demek her insanın en doğal hakkı ve bir sınır belirleme tutumudur. Ben bunu yapmak istemiyorum. Ben bunu doğru bulmuyorum. Ben böyle düşünmüyorum. Böyle net bir tutum karşı tarafın hatalarını fark etme ve bu sayede tutumunu düzeltmesine fırsat sunar. Karşıdaki kişi buna alışık değilse, ilk başta bir duvara çarpmış gibi olur. Fakat olgun bir insansa, bir müddet sonra kendince düşünerek, taleplerini sorgulamaya başlar. Bir kere hayır dediğiniz zaman artık geri adım atmamalısınız. Yoksa insanlar bir dahaki sefere ciddiye almazlar. Hayır demek reddetmek değildir. Hayır demek kendi sınırlarınızı belirlemektir ve seçimlerinizi yaparak özgür iradenize sahip çıkmaktır.

Hayır diyememek, hayatımızın birçok alanında problem yaşamamıza neden olur.

Fiziksel sağlığımız bozulabilir. Hayır diyemediğimiz için kendimizi birçok konuda zor ve stresli durumlara sokabiliriz. Miğde rahatsızlıkları, kronik stres, depresyon, migren vs gibi rahatsızlıklarımız oluşabilir. İçimizde yaşadığımız olumsuz duyguları dışa vuramadığımız için, ruhsal sağlığımız da bozulabilir. Üretkenliğimiz azalır. Hayır diyemediğimiz için üzerimize aldığımız gereksiz işler zamanımızı da boşa harcamamıza sebep olur, asıl önemli ve gerekli işleri ertelememize veya ihmal etmemize yol açar. Bu durum ileride kronik yorgunluk sendromu ve tükenmişlik sendromu gibi durumlara yol açabilir.

Hayır diyemediğimiz için ilişkilerde sürekli veren kişi konumuna düşebiliriz, bu da bir süre sonra hayal kırıklığı ve kırgınlık yaşayıp ilişkimizde yıpranmaya yol açabilir.

Zamanla kendimize olan saygı azalır ve kendimizi değersiz ve özgüvensiz hissederiz.

“Hayır” diyebilmeyi öğrenmeliyiz. Bu zaten özgür irademizi kullandığımız gösteren en önemli belirtidir.  Zaten hayır diyememe halini ömür boyu sürdürebilmek imkansızdır. Her insanın hayatında bir sınır olur ve artık yeter, artık kendi kararlarımı kendim vereceğim deme noktasına gelir.  Bazı insanlarda bu ergenlikte olur, bazı insanlarda bu kırk, elli yaşında gerçekleşir. Hayır diyemeyen kişi, eninde sonunda bu durumdan yorgun düşer ve değişmeye karar verir, fakat bunu yapmak genelde çok kolay olmaz. Öncelikle neden hayır demek istediğimizi kendi içimizde iyice bir anlamak ve analiz etmemiz gerekir. Hayır dediğimiz zaman neler olacak? Neleri kaybedebiliriz? Bunlar gerçekçi düşünceler mi? Bunları kaybetmeyi göze alabilecek miyiz? Peki ya kazançlarımız ne olacak? Örneğin; bir iş arkadaşımız kendi işini bize yaptırmak istiyor. Hayır dediğimiz zaman bize küsme ihtimali var çünkü onun alıngan bir kişiliği olduğunu biliyoruz. O kişinin arkadaşlığı bizim için ne kadar değerli? Ayrıca, hayır dediğimiz için bize küsen bir arkadaşımız gerçek bir arkadaş mıdır? Yoksa bizimle sadece çıkar ilişkisi kuran biri midir? Bizimle sadece çıkar ilişkisi kuran biriyle arkadaşlık etmek istiyor muyuz?

Bu gibi soruları zihinde analiz edip cevaplarını bulmak, ne yapmak istediğimiz konusunda daha net karar vermemizi sağlayacaktır.

Nasıl ‘hayır’ denilir?

Öncelikle “hayır” demenin reddetmek olmadığını bilmemiz gerekiyor.

Burada iletişim teknikleri devreye giriyor. Karşı tarafı kırmadan güzel bir iletişim kullanmamız gerekir. O yüzden ilk cümlenin olumsuzluk algısına yol açacak şekilde olmaması gerekir. Bunun için en iyi yöntem söze önce kendi duygularımızı açıklayarak başlamaktır. Bize yük gelen şeyin ne olduğunu ve bizde oluşturduğu olumsuz duyguları söylemek ve ondan sonra karşımızdakinden beklediklerimizi belirtmek çoğu zaman karşı taraftaki insanı da düşünmeye yönlendirir. Yargılayıcı ve suçlayıcı dilden kaçınmalı, olabildiğince kendi yaşadıklarımız ve hissettiklerimizi ifade etmeliyiz.

Hayır” sözcüğü sağlıklı bir iletişimde kullanılmaz. Çünkü hayır kelimesi iletişimi sonlandırır. Bu yüzden hayır kelimesi yerine düşüncelerinizi ve tutumunuzu net ifade eden, fakat daha yumuşak yansıyan cümleler kullanabilirsiniz.

Hayır diyeceğiniz zaman basit cümleler kullanın ve kendinizi uzun uzun açıklamaya kalkmayın.

Örneğin:

Şu anda bu önerin bana cazip gelmedi.

Belki başka zaman.

Şu anda başka önceliklerim var ve buna ayıracak zamanım yok.

Yaptığın öneriyi düşündüm ve bana uygun olmadığına karar verdim.

Benden istediğin şeyi yapamam, ama şöyle bir şey yaparak yardımcı olabilirim.

Dediğin işi yapmak istiyorum ama verdiğin süre yeterli değil.

Evet, insan “hayır” dediğinde de demediğinde de sıkıntı yaşıyor. Ancak “hayır” demediğinizde yaşadığınız sıkıntı sizi soruna, “hayır” dediğinizde yaşadığınız sıkıntıysa çözüme götürüyor. Siz, sizi çözüme götürecek sıkıntıyı göze alırsanız kazançlı çıkarsınız. O yüzden yeri geldiğinde “hayır” deme cesaretini gösterebilmelisiniz.

www.serapmeryem.com

info@serapmeryem.com

serapmeryem72@outlook.com

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA