Hazım Koral
Hazım Koral
Giriş Tarihi : 12-09-2021 18:11
Güncelleme : 13-09-2021 22:04

Tarih Tekerrür Ediyor ve Taliban'lı Yeni Dönem

İslâm tarihinde Cemel, Sıffin ve Nehrevan ile başlayan iç savaşlar ne yazık ki tarih boyu sürüp günümüze kadar gelmiş bulunmaktadır. Emevî ve Abbasîler arasında devam eden bu süreç Selçuklu ve Osmanlı'da da varlığını sürdürmüştü. Abbasîler döneminde Harun Reşid'in oğulları arasında "taht kavgası" yüzünden çıkan çatışmalarda her iki taraftan oluk oluk kanlar akıtılmıştı. Ne yazık ki, İslâm tarihi bu kötü örneklerle dolu.

Osmanlı'nın kurulması aşamasında da beylikler arası savaşlarda kan gövdeyi götürmüştü. Osmanlı yüz yılı aşkın bir zaman diliminde sürdürdüğü iç savaşlardan sonra imparatorluk emeline ulaşmış oldu.

Özellikle en son Karamanoğulları ile giriştiği savaş uzun yıllar sürmüş ve her iki taraftan da çok kanlar akmıştı. Kûr'ân-ı Kerim'e, Sünnet-i Seniye'ye vel hasılı İslâm'a göre olması gereken bu değildi. Allah Resulü ashabını ve kıyamete kadar gelecek olan Müslümanları şöyle uyarmıştı: "Sakın ola ki benden sonra cahiliye dönemindeki gibi asabiyet güderek birbirinizin boynunu vurmayın." Allah Teâlâ ise iki ayet-i kerimede sarsıcı ikazda bulunuyor: "Taammüden bir insanı öldüren bütün insanlığı öldürmüş gibidir." (Mâide: 32) "Kasten bir insanı öldürenin yeri ebedi cehennemdir." (Nisâ: 93)

Savaş hukukunu/cihadın koşullarını bilmeyen gençlerin eline silah vererek ve "Allah yolunda fi sebilillah cihad" denilerek savaşa sürülüyorlar. Onlar da bindirilmiş kıtalar olarak Allah yolunda cihad ettiklerini sanıyorlar. Sormak gerek, "Siz kardeş kanı akıtmayı müstevlilere/işgalci gâvurlara karşı yapılan savaş mı sanıyorsunuz?" Karşılarındaki grubu öylesine ötekileştirmişler ki, kendilerinden kabul etmedikleri Müslümanları "işgal askeri" olarak görüyorlar. Ne kadar acı değil mi? Allah Teâlâ'nın ve Sevgili Peygamberimizin ikaz ve uyarıları Müslümanım diyen kişi tarafından nasıl görmezden gelinir? Sormak lâzım... Afganistan'da Sovyet işgal güçlerine karşı elbirlik dayanışma içerisinde ve zorlu koşullarda savaştılar. Ve bi iznillah düşmanı da kovmuş oldular. Afganistan halkının özgürlüğüne düşkün cihatçı ruhu eskiden beri var. İşgal altında yaşamaya, köleliğe asla tahammülleri yok. Sayın Ali Bulaç'ın ifade ettiği gibi, "Afganlılar, Büyük İskender’den Cengiz Han’a, Hindulardan İngilizlere, Ruslar’dan Amerikalılara kadar hiçbir yabancı güce geçit vermediler, onların hegemonyası altına girmediler."

Ancak ne yazık ki, bir türlü aralarında siyasî birlik sağlayıp istikrara kavuşamadılar. Kısacası kavim asabiyetinden bir türlü kurtulamadılar. Bakınız, Mehmet Akif nasıl bir uyarıda bulunuyor: "Ben ki Arnavut'um, küfrolur başka değil kavmini sürmek ileri." Sevgili Peygamberimiz ise şu çarpıcı ikazda bulunuyor: "Kavmiyetçilik adına savaşan bizden değildir."

İşte ne yazık ki, Afgan halkı işgal güçlerini defettikten sonra  kavmiyetçilik nifakı ile birbirlerine girdiler. Bu iç savaş yıllar sürdü ve her iki taraftan binlerce insan öldü. Ne kadar büyük vebâllere girdiler. Sonra 1994 yılında Taliban (Öğrenciler) diye bir örgüt piyasaya çıktı. Bunlar Afgan kökenli Pakistan'da medrese eğitimi gören öğrencilerden müteşekkildi. Önce Kandahar kentini ele geçirdiler. Ardından diğer bütün örgüt ve grupları karşılarına alarak savaşa savaşa, kan döke döke iki yıl içerisinde başta Kabil olmak üzere hemen hemen bütün şehirlere hakim oldular. 1996 yılında hükümeti kurdular. Kurdular kurmasına ancak uygulamalarına baktığımızda tam bir gestapo rejimini görmüş olduk. Sadece kadınlara değil toplumun her kesimine zulmetmeye başladılar. Elbette kadınların çarşı/pazarda "hadi evinize" denilerek kamçı ile tartaklanıp dövülmeleri, sosyal hayattan tecrit edilmeleri, eğitim, çalışma ve sosyal aktivite haklarının ellerinden alınması başlı başına zulüm, başlı başına insanlık suçuydu.

Din adına, şeriat adına yapılan uygulamalar tam bir baskı politikasıydı. Sadece İslâm âlemi değil bütün dünya Taliban'ın çağdışı/ despotik uygulamalarını dehşetle izliyordu. Batılılar "İslâm bu mu?" diyerek biz Müslümanlarla adeta alay ediyorlardı. Öte yandan kendi halklarına medya vasıtasıyla İslâmofobiyi körüklüyorlardı. Biz ise büyük bir taaccüp ve utanç içerisinde adeta lal olmuştuk. Meramımızı anlatırken akla karayı seçiyor, çeşitli mazeretlerle İslâm'ın bu olmadığını, İslâm şeriatının merhamet, affedicilik, adalet ve hukukun üstünlüğü esas alınarak herkesin evrensel yasalar karşısında eşit olduğunu anlatmaya çalışıyorduk. İslâm'ın sevgi, merhamet, hoşgörü, dayanışma ve adalet temeline dayalı bir din olduğunu; bırakın Müslümanı bir zımmiye zulmetmenin, hakkını/hukukunu çiğnemenin şefaatten mahrumiyeti beraberinde getireceğini anlatmaya çalışıyorduk.

Öyle ki, İslâm insanın insana kızgın bakmasını, surat ekşitmesini men eden bir dindir. İslâm'da konuşurken ses tonunu yükseltmek haramdır. İslâm'da insanın insana tebessümle bakması sadakadır.

Ama ne yazık ki Taliban'ın ilk dönem uygulamalarında bunu görmedik. Sadece zulüm ve baskı politikaları gördük. Zulüm ile abad olunmazdı her hâlde? Nitekim büyük şeytan ABD 11 Eylül saldırılarını bahane ederek ve suçlu olarak Usame bin Ladin'i göstererek gelip ülkelerini işgal etti.

ABD işgal sonrası bir taraftan kukla bir hükümet kurdu, diğer taraftan Taliban güçleriyle savaşmaya devam etti. Ülke bir türlü istikrara kavuşamıyordu. ABD Taliban'ı bahane ederek sivil halkı da katletmekten geri durmuyordu. Hatırlayınız zaman zaman düğün ve cenaze evlerine helikopterlerle roketler fırlatıp toplu katliamlar yapıyordu. Yine Taliban bahanesiyle ülke genelinde sürek avı yapıp tutuklama furyaları ile hapishaneleri dolduruyor ve buraları işkencehanelere dönüştürüyordu. Yetmedi tutukladığı insanları Guantanamo'ya götürüp orada akla hayale gelmeyen yöntemlerle, korkunişkencelerden geçiriliyorlardı. Bu uygulamayı Irak'ı işgal ettiklerinde de yaptılar...

ABD'nin bütün bu yapmış olduğu zulüm ve katliamlar Taliban'ı yıldırmamış aksine büyük bir hınçla ABD askerlerinin konuşlandığı askerî karargâhlara saldırılarını kesintisiz bir şekilde süsürdürmelerini sağlamıştı.

Sayın okuyucumuz burada bir parantez açma ihtiyacı hissettik! Edindiğimiz bilgiye göre bu savaş süreci içerisinde İran Kudüs Gücü komutanları Taliban'ın üst düzey yöneticileri ile irtibata geçiyor ve dayanışma içerisine giriyorlar. Kudüs Gücü onlara silah ve gerilla eğitimi veriyor, onlara lojistik destek sağlıyor. Her ne kadar Taliban 1996 yılında Mezar-ı Şerif kentinde Şiî halka yönelik katliam yapmış olsa da ve 11 İranlı diplomatı kurşuna dizmiş olsa da Kudüs Gücü bağrına taş basıp "düşmanımın düşmanı dostumdur" diyerek (edindiğimiz bilgilere göre) böyle bir dayanışmaya girdiği kanaatindeyiz. Önemli olan büyük şeytan ABD'nin İslâm topraklarından sökülüp atılması olunca İran İslâm Cumhuriyeti mesulleri için gerisi teferruat olmaktadır. Biz İran'ı, ABD'nin Irak'ı işgalinden sonraki tutumundan tanıyoruz. Saddam'ın liderliğinde kendisine karşı 8 yıl savaşmış Irak'ı affetmesini bildi ve ABD işgalinin bu ülkede de son bulması için aleni bir şekilde Irak'a yardım ediyor. Hatta Kudüs Gücü komutanı general Kasım Süleymanî ABD tarafında Bağdat havaalanında şehid edilmişti...

Sonuç olarak ifade edecek olursak, önemli olan ABD işgalinin sonlandırılmasıydı. Olayı bu zaviyeden değerlendirdiğimizde Taliban sicili bozuk olmasına rağmen sadece ABD askerlerinin zillet içerisinde ve aşağılanmış bir şekilde 20 yıllık işgalini bi iznillah sonlandırmış olması ümmetin yüreğini serinletmiş oldu. Bundan sonrası için ümmet olarak Taliban'dan beklentimiz taahhüt etmiş olduğu hususlara riayet etmesi ve komşu Müslüman ülkelerle iyi ilişkiler geliştirip onların güven ve desteğini alarak 42 yıl boyunca harabeye dönmüş olan ülkenin imarına girişmesidir.
 

NELER SÖYLENDİ?
@
Hazım Koral

Hazım Koral

DİĞER YAZILARI Tarih Tekerrür Ediyor ve Taliban'lı Yeni Dönem 12-09-2021 18:11 Evlilikte Liyakat Ve Sadakat.. 08-08-2021 14:54 Bosna Savaşı ve Srebrenica Katliamı... 12-07-2021 07:06 Ey Allah'ın Kulları Kardeş Olunuz... 03-07-2021 15:34 Ateşkes Filistin'i Unutturmamalı... 03-06-2021 15:07 Sicili Bozuk Ve Küstah ABD 04-05-2021 07:21 Erbakan'ı Tanımak 25-03-2021 20:51 Merhum Erbakan'ı Rahmetle Anmak... 26-02-2021 22:54 Tarım Ve Ekolojik Sorunlarımız 28-01-2021 16:11 Sürdürülebilir Aile Yuvasının Ön Şartı İyi Geçimdir.. 24-12-2020 22:24 Batıl Ehlinin İslâm'a Ve Peygamberimiz'e Olan Düşmanlığı... 19-11-2020 10:00 İftira Dezenformasyon Ve Tezvirat Olguları Üzerinden İran Düşmanlığı.. 25-10-2020 10:25 Kısasta Hayat Vardır 29-09-2020 18:30 Kerbelâ Kıyamını Anlamak... 30-08-2020 12:18 Istanbul Sözleşmesi Mi, İslam Sözleşmesi Mi.... 16-08-2020 15:45 Bir Hukuk Skandalı Ve 22 Yıllık Hasret... 14-07-2020 07:43 Aile Mahremiyeti Üzerine 25-06-2020 07:31 Dünya Kudüs Günü Ve Asıl Mesele 21-05-2020 21:26 Oruç Ve Nefs Tezkiyesi.. 25-04-2020 15:57 Koronavirüs (Kovid-19) Hakkında... 27-03-2020 12:27 Mayın Eşeği Olmamak 10-03-2020 11:30 İslâm Devriminin 41'nci Yılı Muhasebesi 12-02-2020 09:42 İran'ın Suriye'de Ne İşi Var? 21-01-2020 10:29 Kadına Şiddet Ve Evlilik Hayatını Bitiren Faktörler... 02-01-2020 22:06 Nikâh Akdi.. 28-11-2019 21:17 Evlilikte Liyakat Ve Sadakat.. 29-10-2019 20:55 Kadına Şiddet Ve Kadın Cinayetleri 14-09-2019 09:54 Önce Ahlâk Ve Maneviyat... 18-08-2019 20:33 Takva İslam’ı En İyi Şekilde Yaşamaktır 08-07-2019 19:27 Gürültü Kirliliği 06-06-2019 17:40 Ramazan Ayı Ve Oruç 08-05-2019 21:15 Tesettürün Cılkının Çıkarılması Ve Müstehcenliğin Yaygınlaşması Üzerine... 18-04-2019 09:44 Şer Ekseni 12-03-2019 15:36 İslâm Devrimi’nin 40. Yılı 05-02-2019 18:20 Nikâhta Keramet Vardır 20-01-2019 11:50 Uygurlu Müslüman Türklere Uygulanan Çin Zulmü 19-12-2018 14:54 Evliliğe Giden Yolda Kıskançlık... 14-11-2018 22:03 Unutulan Vecibe Emr-İ Maruf -Nehyi Münker Ve Nasihat.. 10-09-2018 23:06 Akraba Ve Komşuluk İlişkileri 01-08-2018 19:36 Art Niyet - Suizan Veya Önyargı 30-06-2018 06:47 Emin, Güvenilir Ve Nezaket Sahibi Olmak 10-05-2018 18:34 Gelin Ve Damat Mevzusu 04-04-2018 17:18 Yarınlar Bizim 20-02-2018 12:01 Siyonistlerin Kuklası Küstah Trump 21-12-2017 01:02 Evlilik Oyunu (!) 22-11-2017 12:03 Vefa Kavramı.. 19-10-2017 23:07 Geçimsizlik Ve Boşanma Hadiseleri 19-09-2017 20:53 Anlamlı Ve Bir O Kadarda Stratejik Ziyaret... 17-08-2017 15:53 Evlilik Huzurun Teminatıdır… 25-07-2017 22:45 Srebrenitsa’yı Unutmayalım... 10-07-2017 23:02 Evlilik İçin Mümeyyiz Olmak… 01-07-2017 18:05 Medeniyetimiz Ve Ufak Ayrıntılar 12-06-2017 17:21 Eşler Arasındaki Kıskançlık Ve Duygu Kontrolü... 10-05-2017 13:03 Sosyal Medyanın Negatif Ve Pozitif Yönü... 03-04-2017 05:01 Sevgi Ve Aşk Üzerine Kısa Bir Analiz.... 08-03-2017 19:08 Farkındalık... 08-02-2017 20:55 Mesuliyet Hissi Ve Merhamet Duygusu.. 18-01-2017 10:05 İnsanı Ve Misyonunu Tanımak. 03-01-2017 21:34 Terör Ve Şiddetin Meşruiyeti Yoktur. 14-12-2016 10:00 Fethullah Gülen’in İnanç Ve Psikolojisi... 16-11-2016 09:46 Kerbelâ’da Âşura Öncesi 08-10-2016 09:34 Azmettirici ABD Tetikçi FETÖ Destekçi NATO 28-09-2016 22:37 İşgalci Siyonist İsrail İle Anlaşmaya Hayır.. 31-08-2016 21:33 Kanlı Darbe Girişimine Bir Başka Açıdan Bakış... 11-08-2016 13:02 Kanlı Darbe Girişimi Hangi Amaca Matuf.. 21-07-2016 16:58 Sıbgatullah; Allah'ın Boyası.. 29-06-2016 00:15 Ramazan Ve Oruç 02-06-2016 09:13 İkra 02-05-2016 12:56 Önce Ahlâk Ve Manevîyat 01-04-2016 07:20 Edep 01-03-2016 10:05 Erbain Yürüyüşü 27-01-2016 23:41 Kerbelâ’yi Anmak Bidat Mi? 29-12-2015 22:47 Kûr’ân Ve İmâm Hüseyin 24-11-2015 16:53 Üst Kimlik Manifestomuz.. 21-10-2015 16:21 Teberrâ Ve Tevellâ 21-09-2015 22:19 Uhuvvet Ve Tasavvuf 18-08-2015 08:52 Ümmet Birlikteliğinin Önündeki Engeller 03-08-2015 14:02 Diyalog Ve Uhuvvet'in Ön Şartları… 30-06-2015 23:26 Tekfircilik Hastalığı (2) 20-06-2015 18:37 Tekfircilik Hastalığı -1- 25-05-2015 13:44 Tevhid Selâm Terör Örgütü Mü? 02-05-2015 17:51
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA