Hasan Hüseyin Avcı
Hasan Hüseyin Avcı
Giriş Tarihi : 16-08-2021 16:58
Güncelleme : 16-08-2021 17:05

İbadet Amaç mıdır? Yoksa Araç mı?

İbadet; insanın kendi yaratıcısını memnun etmek için yaptığı eylemlerdir. Bütün dinlerde ibadet olgusu mevcuttur. Biri dar anlamda diğeride geniş anlamda olmak üzere iki kısım ibadet vardır. Dar anlamda ibadet; namaz, oruç ve hac gibi ibadetlerdir. Geniş anlamdaki ibadet ise yapıldığı zaman Allah’ın hoşuna giden her türden davranışa denir. Helal yolla ailesinin geçimini sağlamak ve diğer insanlara yük olmamak için çalışmak, geniş anlamda ibadet kavramı içinde yer alır.

İbadet ; insanın yaratanına karşı bir teşekkür etme ve yaradılış amacına uygun davranma yönünden ;bir amaçtır.’ Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım.(zariyat suresi 56) , De ki: “Kulluğunuz ve niyazınız olmasa Allah size ne diye değer versin! (Furkan suresi 77) “O ki, hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır…”(Mülk suresi, 2. ayet)

İnsanın kötü, çirkin ve zararlı davranışları terk edip iyi, güzel ve yararlı davranışlara yöneltmesi bakımından bir araçtır.’ Kitaptan sana vahyedilenleri oku, namazı özenle kıl. Kuşkusuz namaz hayasızlıktan ve kötülükten meneder. (ankebut suresi 45. Ayet),’ Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki, ﴿ Onlar namazlarını ciddiye almazlar. Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar. Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.(maun suresi 4ila 6. Ayetleri), "Kim yalan söylemeyi, yalanla iş görmeyi ve cehaleti terk etmezse, Allah'ın, onun yemesini ve içmesini bırakmasına (oruç tutmasına) ihtiyacı yoktur."(sahihi Buhari)

Geçenlerde televizyonda tanınmış bir hoca Allah’ın insanların ibadet etmesine gerek duymayacağından dolayı, ibadetin bir amaç değil, iyi insan olabilmek için bir araç olduğunu ileri sürmüştü. İbadetlerin kişiyi daha kaliteli insan yapması için araç olduğu düşüncesi doğru olmakla beraber; insanın yaratıcısının karşısında aczi yetini bildirmesi ,kendini var eden ve varlığının devam edebilmesi için her tür imkanı sunan Rabbine şükretmesi ve de yaradanını her daim unutmaması için bir amaçtır. İnşan ; ,zekası ve kabiliyetleri yönünden uzaya çıkabilse de ve de bir çok insanı bir anda yokedebilecek bombayı yapabilen bir kabiliyette olsa da rabbinin gücü karşısında aciz ve güçsüzdür.

İnsanlar ;enaniyet ve kibri dolayısıyla gerek tanrı(ilah) ,gerekse tanrının insanlar için bir takım kural ve kaideler koymasını zaman, zaman sorgular olmuştur. Bazıları tanrı tanrının varlığını inkar etmiş Firavun ve Nietzsche gibiler tanrıyı öldürmeye kalkışmış bazıları da tanrının insanların özgürlüğünü kısıtlayacağı gerekçesiyle tanrının(Allah’ın)insanlar için gerek ibadetler gerekse hayatın diğer alanlarında kurallar koymasına karşı durmuşlardır. Böylelikle insan pragmatist ( çıkarcı) ve hedonist(sadece kendi zevklerinin tatmini için yaşayan)yaşayan bir varlık olarak yaşayan bir birey olmayı amaçlamaktadır. Yani heva ve arzularını rab edinmiş kişi haline dönüşmektedir.

Geçenlerde, sosyal medyada birisi; Allah’ın insanlar için kural ve kaideler koymasından ötürü Allah’ın insan merkezli olmadığını iddia ediyordu. İşlerin düzenli yürümesi için, iş yerinde patronun, amirin veya müdürün kurallar belirlemesine itiraz edemeyen insanoğlu ;evrendeki her şeyin yaratıcısı ve sahibi olan Allah’ın kendisi için ibadet ve diğer alanlarda kurallar koymasına itiraz etmektedir. Üstelik patron ve amirin ona sağladığı yarar ve imkânlar Allah’ın insana sağladığı imkân ve yararlar karşısında çok az bir karşılığa tekabül etmesine rağmen. Tabi ki Allah’ın belirlediği sınırlar haricinde ki işlerde kendi ve başkalarının salim akla uyan kurallarla hareket etme yetkisine sahiptir.

Hiçbir geliri ve doğru dürüst yaşaması için imkana sahip olmayan bir insana gel bu çiftlikte ki evde otur, meyve ve ürünlerinden faydalan; ancak bu çiftlikte bazı kurallara uyman ve çiftlik işlerine yardımcı ol diyen birine; nasıl senin kuralların beni ilgilendirmez ve de senin çiftlik işlerinle de ilgilenemem nasıl diyemiyorsa Allah’ın mülkünde yaşayıp Allah’ın nimetleriyle hayatını idame eden insanda Allah’ın gerek ibadet gerekse diğer konularda koymuş olduğu kurallara bigane kalması düşünülemez.

Bazı ilahiyatçılar; maalesef çoğu Müslümanın ;namazın insanı Allah’ın yarattığı her şeyle uyum içinde yaşamamız gerektiği, orucun yoksulu ve yoksulluğu unutmamamız ,kendimizi bazen sınırlamamız gerekt iği ,zekatın bencillikten kurtulup diğerkâmlığı öğretmesi ,haccın İslam ırk ve sınıf gözetmeksizin İslam birlik ve kardeşliğinin öğretmesi gibi araç sal özelliklerini imal etmesi veya dikkat etmemesini göz önüne alarak ibadete gerek olmadığını söyleyebilmektedir. Eskiler ‘benim kalbim temiz, niye ibadet edeyim ki derlerdi. Şimdilerde ise ibadet insanı daha kaliteli insan yapmak içinse. başka yollarla da iyi insan olurum /olabilirim diyerek ibadete gerek olmadığını veya dinimizde ibadetin olmadığını söyleme cesaretini gösterebilmektedir.

Daha önce de belirttiğimiz gibi insanın yaratılış gayesinden biride kulluk ve ibadettir.Yaradılış gayesine uygun hareket edebilen insanın hayatı daha anlamlı hale gelir. Allah’ın kitabında evrendeki yarattıklarının ihtişamından bahsetmesinin en önemli sebebi ;kendi güç ve kudretinin karşısında insanın boyun eğmesi içindir. Ayrıca rabbimiz ,kendisinin sürekli hatırlamamızı ve unutmamamızı beklemektedir. ‘Haydin felaha’ çağrısı ile bir an rabbini unutan /unutabilen bizleri tekrar tekrar kendisini hatırlamamızı(zikri) istemektedir.

Bazı aklı evveller de Kur an da ki ibadetleri kur an ve peygamberimizin anladığı anlamın dışında farklı anlamlar yükleyebilmektedir. En bariz örneği kurandaki salat kelimesinden hareketle namazın, bizim bildiğimiz anlamda olmadığını salatın desteklemek manasında olduğu bizimde destek yapmamız gerektiği gibi şeyler söylemektedir. Gerek Kur andaki ;abdest ,gece namazı rüku ve secde gibi namazla ilgili uygulamalarda gerekse rasulullah tan günümüze aktarıla gelen uygulamalarına baktığımızda bu görüşlerin anlam ve tutarlılığından söz edemeyiz.

Bazı insanlar da ibadet edenlerin ibadetleri sırf şekil yönüne dikkat edip ,araç sal (dürüstlük ,adalet ,merhamet yardım severlik, toplumsal sorumluluk) gibi özelliklerini dikkate almamasından dolayı ,ibadetlere soğuk bakıp uzak kalmaktadır. Bunların yapacağı şey hepsini dikkate alarak ibadet edip ruhsuz bir şekilde ibadet edenlere örnek olabilmektir. Değil ise bu gibi bahanelerin mantıklı bir geçerliliği olamaz.

İbadetlerin ne amaç yönünü(Rabbine kulluk) araçlara feda edemeyiz ,ne de araç(iyi ve kaliteli insan olmak ve hayatımızın her anını ibadet şuuruyla yaşamak) yönünü ihmal edemeyiz. Rabbimiz Müslümanları gereği gibi kulluk edenler ve yaptığı ibadetlerin şuurunda olanlardan eylesin.

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA