Hasan Hüseyin Avcı
Hasan Hüseyin Avcı
Giriş Tarihi : 10-07-2021 14:21

Biz Ve Onlar...

İnsanlar bir gurup içinde yaşarlar ve kendilerini o gurup ile kayıtlı hissederler. Bir guruba aidiyet insanı daha güvende ve güçlü hissetmesine sebep olur.İnsanı yalnızlık hissinden korur.

İnsanların kendisini bir guruba ait hissetmesi  ve o gurubun  faydasına işler yapması ve onların mutluluğu ve ileri gitmesi  için fikirler ve tezler üretmesi /üretebilmesi yadırganacak bir durum olmayıp, hatta takdir edilecek bir durumdur.Yalnız asabiyet denilen kendi gurubunun dışındakileri  ötelemek ,dışlamak kin ve nefret duyguları beslemek ve en kötüsü de  onların yaşamaya hakkının olmadığını düşünmek; insanlık için felaket veya felaketlerin başlangıcıdır.İnsanlık tarihi bunun sayısız örnekleri ile doludur.

İnsan, önce aile dediğimiz bir gurupta dünyaya gelir ve aynı mahalleyi , aynı köyü ,ve aynı şehri paylaştığı insanlarla büyür.Biraz büyüyünce akrabalarının ve sülalesinin , aşiretinin olduğunu öğrenir.Kendini ve çevresini tanımaya başlayınca  bir dine inanır , bu dinin değişik kolları olan mezhep ,cemaat ve tarikat (hepsi olmasa da bazıları) gibi guruplarına dahil olur.Yine kendisinin bir ırkın (etnisite)ve vatanın bir parçası olduğunu farkeder. Büyüyüp düşünmeye başlayınca bir partiye ve ideolojiye gönül verir.

Aidiyet ve ait olduğu guruba bize en yakınından başlamak ilkesinden başlayarak bizden olana hizmet etmek/ edebilmek ;bizden olmayanlardan(onlardan )gelecek zarar ve tehlikelerden korumaya çalışmak; insana yakışan en güzel tavırdır.

Asabiyet ise aynı ben de olan bencillikte olduğu gibi kendi gurubunu en üstte görme  (kibir ve enaniyet), haset, hoşgörüsüzlük, tahammülsüzlük ve başkalarının haklarına saygısızlık içerir.

İslam’ın temeli barış ve hoşgörüye dayanır. Güzel ameli ifade eden salih amel kavramı (sulh); insanın önce yaratanından başlayarak ,kendisi ,diğer insanlar ve tabiat ile barışık yaşamasıdır.Barışık olmak kendimizden (bizden ) olmayanlarıda kapsar.Eğer bizden olmayanlar bizi yok etmeye ,haklarımızı gasp etmeye ve yerimizi yurdumuzu işgal edip bizi yerimizden yurdumuzdan etmeye kalkışırsa durum değişir. Barış girişimleri ve caydırıcılık fayda vermezse bazı çevrelerin alaylı bir tavırla küçümsediği Allah yolunda cihat devreye girer. Cihad bizden olmayan her önüne gelen kimseyi öldürmeye yeltenmek değildir.  Din konusunda ;insanların farklı farklı dinlere inanmaları yadırganaca,k bir durum değildir.Bir Müslüman a göre Allah katında gerçek din İslam’dır.Diğer dinlerinde doğru ve geçerli olabileceğini düşünmez.Bu inanç, bizi diğer din mensuplarının ortadan kaldırılması gerektiği sonucuna götürmez.Allah dileseydi herkesi kendi dininden yapabilirdi.Müslüman  İslamiyet ‘in  üstünlüğünü güzel metotlarla baskıya bıkkınlığa sebebiyet vermeden anlatabilir.Diğer din mensuplarıyla yan yana insani ve sosyal ilişkiler geliştirebilir.İslam tarihi bunun güzel örnekleriyle doludur.İslam ;bizden   (Müslüman) olmayanları görüldüğü yerde başları vurulması gereken varlık olarak görmez. Ayeti KURAN,IN bütünlüğü göz önünde bulundurulmadan direkt olarak, şiddeti önerdiği söylenemez.

Mezhep ,tarikat ve cemaat farklılığı konusunda da maalesef biz  Müslümanlar arasında bazı yanılgıları görebilmekteyiz.En önce mezhep, tarikat ve cemaat ayrı bir dini ifade etmez.Bunlar dinin kendisi değil dinin o gurup mensuplarınca yorumudur.Kur an ve sahih sünnete aykırı olmadığı müddetçe din dairesinin içinde telakki edilir. Ancak bu yorum dinin tek ve değişmez gerçeğini  ifade etmez.Dinin tek ve değişmez gerçeği Kur an ve sahih sünnettir.Bazı kesimler kendi cemaatlerince yapılan yorumları kur an ve sünnetten hareket edilerek yapıldığını öne sürerek  kendi yorumlarının en doğru yorum olduğunu ileri sürebilmektedir. Tabi kendi önderlerinin en doğru yorumu yaptığını ileri sürebilir . Ama başka doğru yorumların da olabileceğini kabul etmek  gerekir.Çeşitli İslami gurup ve cemaatler birbirleri  ile tartışırlarken İslam kardeşliğinin gereği olan ahlaki hassasiyetleri gözetmeksizin diğerlerine  her  türden  hakareti yapabilmesi,küfür ve şirk isnadında bulunması ,hatta imkanı olsa ortadan kaldırmayı düşünmesi ,kardeş kardeşe yapamayacağı ve düşünemeyeceği şeylerdir.Rabbimiz Hz Musa yı zulümde ileri giden Firavun ile ‘en güzel şekilde mücadele et’ derken  ,Müslüman ın  kendinden olmayan Müslüman a böyle yaklaşması ne derece doğru olabilir ki?Müslümanlar yanlış gördüğü inanç düşünce ve uygulamaları Kuran ve sahih sünnet ışığında tekfirciliğe kaçmadan ve dışlamadan eleştirebilir, Kur an ve  sahih sünnet ışığında doğruları usulünce anlatabilir.Dünya’ nın çeşitli bölgelerinde Müslümanlardan bazı, Sunniler; sırf Şii olduğu için Şiilerin camisini bombalayabilmekte,, bazı Şiiler ise sırf Sunni olduğu için onları çeşitli yöntemlerle katliam yapmaktan çekinmemektedir. Kur anın ‘Müslümanlar kardeştir ‘ ilkesi  sadece bizden olan (tarikat, cemaat  mezhep)Müslümanları kapsamıyor. Kendisini Müslüman olarak takdim eden ve temel İslami ilkeleri inkar etmeyen bütün Müslümanlar kardeştir. Gerçek Müslüman mı değil mi o kısımı Allah’ın bileceği iştir.                                                                                                                                                                                                                                                                         

Soy sop sülale ve aşiret konusunda ise insanın kendisini koruyup kollayan ,zor zamanda kendisine destek verecek yakınlarının olduğunu düşünmesi insana güven verir.Bu güven aşırıcılığa kaçınca kişi başkalarıyla münasebette hak adalet ve meşruiyetten sapabilir . Böylece kendi aşireti daha güçlü olduğuna inanan fert başkalarının haklarını hiçe sayabilmektedir , diğerlerine tahakküm kurma ve sömürüye başvurabilmektedir.Bazen de diğer insanlarla var olan en basit sorunlar yüzünden aşiretler o sorunu uzlaşma veya kanunun hakemliği yoluyla çözmek yerine durum aşiretler  arası büyük çatışmalara dönüşebilmektedir.Yani müspet aşiret dayanışması insanlara bir takım menfaatler sağlarken kör aşiretçilik telafisi  yıllar süren  yersiz kin ve düşmanlıklara yol açabilmektedir.

Siyasi , ideolojik ve partisel  farklılıklara gelince   ;geçmiş yıllarda her ne kadar emperyalist güçlerin darbelere hazırlık babından ülkemizi daha kontrol edilebilir ve müdahaleye açık hale getirmek için de olsa siyasi gurupların birbirlerini öldürebilecek şekilde birbirlerine düşmeleri( başkalarının planı da olsa en azından oyuna gelebilmeleri)ülke ve vatanımız için hiçte hayırlı olmayan sonuçlar doğurmuştur. Geçmişimizden ders alarak aynı ülkede yaşadığımızı unutmayarak birbirimizle düşmanlığa Sebep olacak  tutum ve davranışlardan kaçınmamız lazım olmaktan öte şarttır.Her parti ve ideoloji mensubu ülkeyi kendisinin temsil ettiği parti ve ideolojinin ülkeyi, hatta dünyayı daha iyi yöneteceğini düşünmesi normaldir.Tabiiki  değişik parti ve ideolojiler ;birbirlerine  hakaret etmeden, iftira etmeden ve kendi mensuplarını rakiplere karşı düşmanlığa sevk etmeden eleştiri ve tenkit edebilirler.Ancak ülkenin ve milletin genel maslahatı söz konusu olduğun da  taassubu bir kenara bırakarak birlik olmayı da becerebilmek gerekir.

Kavim, etnisite ve ırk farklılığına gelince;Allah insanları tanışıp kaynaşmaları için farklı ırklarda yaratmıştır ve de farklı ırklarda yaratması Allah ın ayetlerindendir.Allaha ve diğer varlıklara karşı sorumluluk ve saygılarının dışında hiçbir ırkın diğerine üstünlüğü olamaz .Hiç bir kavmin damarlarındaki asil kandan veya necip bir milletten sayılması yönünden gelen güçle ve anlayışla diğerlerine üstünlük taslama,onları hor görme,öteleme, kendi ırkını dünyanın efendileri görme hakkını vermez. Olgun ve faşist olmayan insana yakışan kendilerine düşmanca tutum içerisinde olmayan her insana ; sevgi  beslemek zorunda olmasa bile saygı duyabilmektir. Nasıl ki sokaktaki kedi ve köpeğe sevgi ve merhametle yaklaşmamız gerekiyorsa bizim ırkımızdan olmayanlara da,  en azından aynı şefkati gösterebilmeliyiz

Birbirine yakın olan gurupların, birbirlerine olan düşmanlıklardan, ancak onların üzerinde emelleri olan guruplar fayda sağlar. Önce ülke içerisinde olmak üzere asgari müştereklerde birleşirsek; hem birlikte daha ulvi hedeflere ilerleyebilir, hem de bizim üzerimizde kirli emelleri olanlara karşı daha güçlü mücadele edebiliriz. Bu birlik ve vahdet düşüncesi; birbirine yakın veya yakın hisseden İslami coğrafyalardan başlayarak halka halka yayılarak tüm dünya Müslümanlarının birliğine dönüşebilir inşaallah.Biz ve onlar tarihte olduğu gibi hep var olacaktır ama(iyiler/kötüler ,zalimler / zulme başkaldıranlar, emperyalistler/sömürüye direnenler gibi)bizlerin insani gayretleriyle biz ve onlar ayırımını azaltarak biz hepimiz insanız ülküsüne yaklaşabiliriz.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA