Ülkü Aras
Ülkü Aras
Giriş Tarihi : 08-06-2021 21:28
Güncelleme : 14-06-2021 16:16

Vahdet...

Sakın dinleri parçalayan, fırka fırka olan ve her fırkası kendi elindekiyle sevinen müşrikler gibi olmayın”. Rum suresi 32.ayet

Mezhepler arasında yaşanılan çatışmalar “Siyonizm ve İslam düşmanlarının ekmeğine yağ sürmekten” başka hiçbir şeye yaramıyor!

Üstünlük tartışmaları, benden iyisi yok söylemleri, inancımızı zedeleyip, Müslüman kardeşlerimize karşı sadece öfkelendiriyor.! Kavga, gürültü derken, her yerde, her halde “benhaykırışlarına şahit oluyoruz!

Kim haklı kim haksız demeye kalmadan, “ herkes kendini sütten çıkmış ak kaşık” ilan ediyor...

Bir yandan diğer mezheplerin Şia’lara saldırmaları, diğer yandan Şia’ların kendilerince doğru zannettikleri savunma mekanizmaları!

Tartışmalara ne kadar hüsn-ü zanla bakmaya çalışsam da, bu noktada tıkanıp kalıyorum. Ne Şia ne de Sünni olmak insan-ı kâmil olabilmemizle eş değer değil ki!

Dini liderler mezhepler arasındaki gerginlik had safadayken olayları yatıştırma yoluna giderken, maalesef bazılarımız harareti tırmandıracak sözler söylemekten geri kalmıyor!

Eğer kavganın gürültünün faydası olsaydı eminim ki her ülkenin dini lideri gereken sözleri gerektiği yerde söylemekten çekinmezdi!

Bu olaylar karşısında Üstadların sözlerini ve tutumunu dikkate alarak söyleyebiliriz ki, kendimize düşen görevi tespit edip uygulayabiliyor muyuz?

Bazı Müslümanların saldırgan tutumları karşısında soğukkanlılığımızı koruyup, dikkatli hareket edebiliyor muyuz?

Yasir El Habib’in tefrikacı sözlerinin karşısında dahi Ayetullah Ali Hamanei vahdet çağrısında bulunmuş, gerginliklere sebep olacak sözler söylememiş, sahabelere dil uzatmanın haram olduğunu dile getirmişlerdir.

Bu da gösteriyor ki yanlışa yanlışla karşılık vermek en büyük yenilgi olacaktır! Bizlerinde aynı yanlışları tekrarlamamız sadece "vahdeti"  baltalayacaktır!

Ama ne yazık ki yaşanılan diyaloglara baktığımızda bu noktada vahdet nerede göremiyoruz?

Hani saygıyla önünde eğildiğinizi iddia ettiğiniz Velayet-i Fakihin sözlerine itaat!  Kendimizi eleştirip, vahdet konusunda üzerimize düşeni yapabiliyor muyuz?

Şia olmakla diğer din kardeşlerimizi ayrıştırma cesaretini nereden alıyoruz?

Şia’yım veya Sünni’yim demekle gerçek mümin maalesef ki olunmuyor!

Bu tür sözleri duyduğum da düşüncelerim kenetleşiyor, inancım hiçbir Müslüman’ı ayrıştırma lüksüne sahip değiliz.

Tefrikacı sözler Velayet-i Fakihin sözlerini baltalamaktan başka bir işe yaramıyor.

Bir yanda vahdet söylemleri, bir yanda da gerginlikten başka hiçbir faydası olmayan aydınlarımızın, düşünceleri, şaşırdık kaldık, vahdete mi uyalım, yoksa gereksiz sloganlara mı?

Müslüman kardeşlerimizin güzel yanlarına bakabilmeyi öğrensek ne iyi olacak!

Şii ve Sünni’lerin Kur’an-ı nebileri ve düşmanları birdir. Şii ve Sünni’leri birleştiren unsurlar, ayıran unsurlardan daha fazladır.. Birbirlerine zıt mezhepler olmadığı gibi, birçok konuda birbirlerine yakın iki mezheptir!

Bizlere düşen görev şahâdeti dile getirenlere,bizleri kâfir bile bilseler, iyi davranmaktır.

Haksız yere kötü davranacak olsalar bile hak ve adalet yolundan sapmamalıyız. Allah’ın buyruğuna teslim olmalıyız.

Ehlibeytin diğer mezhep mensuplarıyla diyaloglarında bize buyurduğunu hatırlatmak gerekiyor. “Bizden sadece güzel sözler söyleyin onlara”.

Rabbim şöyle buyurmuştur “Bir cemaat ile düşmanlık sizleri günaha ve adaleti terk etmeye yöneltmesin! Adalet yolunu tutun, çünkü takvaya daha yakındır”.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA