İbrahim Eser
İbrahim Eser
Giriş Tarihi : 06-06-2021 09:38

Yusuf ve Kardeşlik...

Hz. Yusuf kıssası, Kur'an-ı Kerim'de "ahsenü'l-kasas" yani kıssaların en güzeli diye ifadelendirilmiş müstakil bir suredir.

"Ant olsun ki Yûsuf ve kardeşlerinde, almak isteyenler için ibretler vardır." Yusuf/7

Hz Yusuf'un kıssası, hakikati arayıp soranlar için ayetlerle/ibretlerle/derslerle/mesajlarla dolu bir suredir.

Hz. Yusuf, yüreğinin sevgisi, şefkati ve merhameti yüzüne ve yaşamına yansımış, sabır timsali ve iffet abidesi olan onurlu bir Peygamberdir.

Hz. Yusuf, kardeşlerinin kendisine çektirdiği acı, sıkıntı ve uğradığı iftiraya rağmen, büyük bir sabır ve metanetle istikrar ve istikametini, ihlas ve samimiyetle sürdürmüş bir Peygamberdir.

Kur'an kıssaları insanların ders çıkarmaları için büyük ibretler içeren hikmetlerle doludur.

İyilerle kötülerin savaşını anlatan bu kıssadan, çıkaracağımız ibretlik dersler söz konusu. Kurulan tuzakların ve hain planların Hz. Yusuf'un yükselişine engel olmadığı ve Allah'ın takdirinin önüne hiçbir şeyin geçemeyeceği bilinci ve teslimiyeti göstermektedir.

Hz. Yusuf'un kıssası, kardeşlerinin kendisini kıskanmaları neticesinde kurdukları hile ve tuzaklar, hayatta karşılaştığı birçok sıkıntı ve zorluklara sabrederek nasıl başarıya ve selamete ulaştığı anlatılmakta ve insanlar için faydalı öğütler, önemli mesajlar verildiğini bize anlatan ibretlerle dolu güzel bir kıssadır.

Bu dünya etme bulma dünyasıdır, eden bulur, inleyen ölür.

İlahi adalet er ya da geç bir gün tecelli eder. Herkes yaptığının karşılığını bulur.

Başkalarına eziyet eden, zorbalık yapan eninde sonunda bir gün o zorbalığın ağına kendisi de düşer, yuva yıkanın, yuvası yıkılır, kalp kıranın kalbi kırılır. Bu anlamda Hz. Yusuf'un kıssasında çıkaracağımız dersler, hadiseler ve gerçek hikâyeler vardır. Hz. Yusuf’a kardeşlerinin ne kadar eziyet ettiklerini bir düşünelim.

Küçük yaştayken annesi vefat eden Hz. Yusuf'u ve küçük kardeşi Bünyamin'i babaları Hz. Yakup, şefkatle bakıp büyütüyordu. Çünkü onlar, anne şefkatinden mahrum kalmışlardı. Hz. Yakup'un diğer eşlerinden olan oğulları, Yusuf ve kardeşi Bünyamin'i babalarının kendilerinden daha çok sevmesini kıskanıyorlardı. Kıskançlıkları iyice artarak nefrete dönüşmüştü. Hz. Yakup'un diğer oğulları, toplanıp aralarında konuşurlar. Yusuf'u babalarından ayırmaya karar verirler. Bunun için de iki yol düşünürler. “Ya öldürürüz veya babamızın sevgisini kendimize çekeriz” derler.

İçlerinden biri, “Eğer benim sözümü tutarsanız, Yusuf'u öldürmeyin. Onu büyük bir kuyunun dibine bırakın ki, oraya uğrayan yolculardan biri çıkarıp başka bir yere götürür. Böylece Yusuf, babamızdan uzaklaştırılmış olur” der.

Diğerleri de bu görüşü benimseyip Hz. Yusuf'u kuyuya atmaya karar verirler.

Ertesi gün, hep birlikte Hz. Yakup'a giden oğulları, koyunlarını otlatmak için kıra gideceklerini, kardeşleri Yusuf'u da çok sevdikleri için yanlarında götürmek istediklerini söylerler.

Kardeşlerinin Yusuf'a bir şey yapacaklarından çekinen Hz. Yakup; “Onu götürmeniz, beni mahzun eder. Siz, ondan habersizken onu kurt yemesinden korkarım” der. Hz. Yakup, oğullarının ısrarı ve Hz. Yusuf'un da onlarla gitmek istemesi karşısında takdire razı olur. Kardeşleri, babalarından uzaklaşınca Yusuf'a zorbalık etmeye başlarlar. Bir müddet sonra atmayı kararlaştırdıkları kuyunun başına varırlar. Kardeşleri, Hz. Yusuf'un elbiselerini soyduktan sonra ipe bağlayıp kuyuya sarkıtırlar. Kuyunun yarısına varınca da ipi keserler kuyuya atarlar.

Kardeşleri, Hz. Yusuf'un sırtından çıkardıkları gömleği kestikleri bir hayvanın kanına bulayıp babaları Hz. Yakup'a götürürler. Onu kurt yemiş.” derler. Hz. Yakup, onların yalan söylediklerini anlayarak; “Hayır. Nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen, sabr-ı cemildir. Sizin bu yaptıklarınız üzerine sabrımla Allah-u Teâlâ’dan yardım isterim” der. Hz. Yusuf'un kana bulanmış gömleğini yüzüne, gözüne sürer ve gömleğin hiç yırtılmamış olduğunu görür; “O kurdun Yusuf'uma karşı şefkati, sizden fazlaymış. Vallahi bugüne kadar bu kurt gibi yumuşak huylusunu görmedim. Oğlumu yemiş de, sırtındaki gömleğini bile yırtmamış” der. Ve takdire razı olup sabr-ı cemilin kendisi için en güzel yol olduğunu söyler.

İlâhî adaletin terazisi asla şaşmaz.

Allah imhal eder, ama ihmal etmez. Zorbalık yapanların karşısında sabretmenin ve metanetli durmanın da elbette güzel karşılığı vardır.

Hz. Yusuf, küçüktü, güçsüzdü, kardeşlerinin nefrete dönüşen hased ve kıskançlıkla kendisine hile ve tuzak kurup kuyuya atmalarına rağmen, büyüdü, güçlü ve galip (iktidar) olduğunda büyük bir olgunluk örneği göstermek suretiyle kardeşlerini bağışlama hoşgörüsünü tercih eden merhametli bir Peygamberdir.

Hz. Yusuf sireti, suretine yansımış, yani ahlakının ve kalbinin güzelliği kalıbına ve yüzüne sirayet etmiş adalet ve merhamet önderi olan bir Peygamberdir.

Hikmet ehli bilge erlerin sessizce sabır, sükûnet ve suhuletleri zorbaları susturmak için bir kalkandır.

Selam, dua ve muhabbetle...

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA