Muhammed Acar
Muhammed Acar
Giriş Tarihi : 01-05-2021 18:33

Ramazan Gündemimiz Ne Olmalı?

Ramazan ayı hayatımıza birçok değişiklik getiriyor. Oruç ve yardımlaşma bunların başını çekiyor. Oruçla ilgili türlü sorular televizyon ekranlarına da taşınıyor. İnsanlar sorularını sorsun, cevaplarını doğru bir şekilde alsınlar elbette. Lakin bazı ekranlarda yer alan program ve katılımcıların sunduğu içeriklere baktığımızda, yapılanın reyting-tiraj ihtiyaçları öncelenerek yapıldığını görüyoruz.

En çok yaygara kopartacak, en çok merak uyandıracak, en çok şaşırtacak konu başlıkları bulunuyor ve abartılı bir servisle kurulan bu “fıkıh sofrası”nın menüsüne alınıyor. Bunun ne dine ilgi göstermekle, ne de insanları din konusunda aydınlatmakla bir ilgisi var. Bu sadece insanların dini meselelere duyduğu ilgiyi sömürmeye, bundan kazanç elde etmeyle ilgili bir durum.

Bunların birçoğu da fıkıh tarihi içinde klişe haline gelmiş, tartışma biçimiyle dahi demode hale gelmiş meseleler. Bizde bu kadar çalkantı oluşturmasıysa, insanımızın dini meselelere karşı ramazan dışındaki ilgisizliğinden kaynaklanıyor. Günlük hayatta bir kenara itilen meseleler yılın yalnızca bir ayına sıkıştırılmaya çalışılınca, geçici, sahte, göstermelik bir ilgi oluşuyor.

Bugünün insanına portatif bir din paketi denkleştirmeye çalışanlar biraz sakin olsunlar ve medyanın hatırı için her Ramazan ayında açtıkları makyajlı, magazinsel din sofrası kurma alışkanlıklarından artık vazgeçsinler. Sükûnet onlardan daha bilgilendirici çünkü!

Bu mübarek ayda bunları tartışmak yerine, işyeri kapatılmış, hiçbir desteği olmayan, iftar ve sahur sofrasına koyacak doğru düzgün bir yemeği zor bulan insanları konuşalım. Ekonomik sıkıntılar nedeniyle artan intihar vakalarını konuşalım. Birinin sofrasından taşan ile diğerinin doyabileceği bir dünyada, hala neden açlıktan ölen insanlar olduğunu konuşalım.

Bugünlerde mumla aradığımız adaleti konuşalım mesela. İşlediği cinayetten sonra serbest bırakılanları, hukukun suçlunun makamına, şöhretine ve parasına göre işlediğini konuşalım. Haklıyı sadece haklı olduğu için savunmanın, haksız olanı aidiyetlerine bakmadan mahkum etmenin gerekliliğini konuşalım.

Zalimi ve mazlumu konuşalım sonra. Yemen’i, Arakan’ı, Nijerya’yı, Bahreyn’i gündemimize alalım. Her Ramazan sakız çiğnemenin orucu bozup bozmayacağını sormak yerine, yanı başımızda Mümin ve Müslüman kardeşlerimizin ırzına geçilirken buna sessiz kalmanın orucu bozup bozmayacağını soralım.

İlk kıblemiz Mescid-i Aksa her gün zalimlerin çizmeleri altında baskınlar yerken, Filistinli Müslümanlar için çember her geçen gün daha da daralırken, “İslam” ülkelerinin nasıl ve neden buna dur demediklerini konuşalım.

Dünyanın dört bir yanındaki mazlumları unutmamayı, onların sesine ses vermeyi konuşurken, yanı başımızdaki muhtaçlara ulaşalım. Adaleti ve infakı sadece sohbetlerde dinlenilip geçilen bir şey olmaktan çıkaralım. Yiyip içtiğimizden vermedikçe hakiki manada bir Mümin ve Müslüman olmayacağımızın idrakine varalım.

Gelin Ramazan gündemimizi gözden geçirelim. Bunları ve daha fazlasını kendimize dert edinelim.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA