Hazım Koral
Hazım Koral
Giriş Tarihi : 26-02-2021 22:54

Merhum Erbakan'ı Rahmetle Anmak...

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa adeta enkaz yığınına dönmüştü. En büyük yıkım ise Almanya'da yaşanmıştı. Ancak savaş sonrası Almanya çok hızlı bir şekilde toparlanıp maddi anlamda ayağa kalkmayı başarmıştı. Merhum Erbakan Hocamız akademik çalışmalar için Almanya'ya gittiğinde gelişmeleri bizzat yerinde görüp bu hızlı kalkınmaya hayran kalıyor ve kıyaslama yaparak İkinci Dünya Savaşı'na girmeyen Türkiye'nin geri kalmışlığına hayıflanıp üzülüyor. Hocamız başarılı bir şekilde akademik çalışmalarını tamamladıktan ve profesörlük ünvanını aldıktan sonra kendisine çok cazip teklifler yapılmasına rağmen, bu teklifleri kabul etmiyor ve Türkiye'ye dönüyor. Onun amacı Almanya'da yaşayacağı maddî refah değil ülkesine hizmet etmekti. İlk iş olarak bazı girişimci arkadaşlarıyla birlikte Gümüş Motor Fabrikası'nı kuruyor. İçimizdeki dış güçlerin uzantıları ne yapıp edip ithal edilen muadil motorların fiyatlarını kırdırıp çirkin bir komplo ile üretime engel oluyorlar. Hocamız yılmıyor ve bu sefer "Devrim" ismini verdikleri prototip bir otomobil üretiyor. Ne yazık ki aynı hain odaklar bu girişime de engel oluyor. Erbakan bu sefer daha iyi hizmet verebilmek için Odalar Birliği'nin Başkanı oluyor. Bu göreve geldiğinde Anadolu yatırımcılarına üvey evlat muamelesi yapılarak devlet bütçesinden en büyük payın İstanbul dükalığına aktarıldığını görüyor. Bu paylaşımın adil bir şekilde olması için bir takım düzenlemelerde bulununca, İstanbul dükalığı çeşitli entrikalara başvurup, siyasî erki kullanarak Erbakan'ın bu görevine de son veriliyor. Erbakan bakıyor ki, Anadolu halkına hizmet için ne yapmaya girişse bir şekilde vantuzcu küresel güçler perde arkasından devreye girip şeytanî blokajlarla engellemelerde bulunuyorlar. Bu sefer hizmetin siyasetle yapılabileceğine kanaat getirip, siyasete atılma ihtiyacı hissediyor. Sonuç itibariyle, başta Merhum Mehmet Zahid Kotku Hazretleri olmak üzere bazı âlimlerle istişareler yaparak siyasete atılıyor. İlk müracaatı Adalet Partisi'ne oluyor. Süleyman Demirel Erbakan'ı üniversite yıllarından beri "mütedeyyin/dindar" kişiliği ile çok iyi tanıdığı için veto ediyor. (Erbakan ilk etapta Adalet Partisi'ni tercih etmesinin nedeni, bu partinin mütedeyyin/dindar halk kesiminden oy alması olsa gerek.. Maksadı da başta Demirel olmak üzere bu parti içerisindeki Masonik cenahı tasfiye etmek..)

Adalet Partisi'nden veto edilen Erbakan, 1969 senesinde bağımsızlar hareketini başlatarak Konya'dan aday oluyor. İlginç olan siyasî hayatına adım atar atmaz ilk dakikadan itibaren rengini belli ederek, seçim propagandası olarak Konya Alaaddin Tepesi'ne "Hak geldi batıl zail oldu" (İsra:81) ayetini afiş olarak asıyor. (Çünkü Merhum Erbakan'ın tek gayesi Allah Teâlâ'nın evrensel yasalarına mütenasip adil bir düzen kurmaktı. Bu yüzden "Davam" isimli eserinin kapağında, "Ne yaptıysam Allah rızası için yaptım" diyordu.

Nitekim 40 küsur yıllık siyasî hayatı boyunca kendisinden biz bu ilkeyi gözlemledik.

Erbakan bağımsız aday olduğu Konya'da seçimi kazanıp milletvekili olduktan sonra, 26 Ocak 1970 tarihinde Milli Nizam Partisi'ni kuruyor. Erbakan meclisteki konuşmalarında olsun, gazetelere verdiği demeçlerde olsun Anadolu halkının inanç ve aidiyet değerlerine atıfta bulunarak kalkınma ve sanayileşmeye ilişkin konuşmalarının başında ısrarla vurguladığı "ahlâk ve maneviyat" olgusu idi. Çünkü o, manevî kalkınma olmadan teknolojik kalkınmanın insanları mutlu edemeyeceğini çok iyi biliyordu. Nitekim siyasî hayatı boyunca kullandığı üç sloganın ilki, "Önce Ahlâk Ve Manevîyat" idi. Diğer ikisi ise "Adil Düzen" ve "Ağır Sanayi" idi. Bu üç ilke ve hedef Müslüman bir toplum için olmazsa olmazdır. Ancak Jakobenci zihniyete sahip olan Anayasa Mahkemesi, "Devletin laik yapısını değiştirip dinî yasaları hakim kılma amacı güdüyor" gerekçesiyle henüz tecrübe edilmemiş olan Milli Nizam Partisi'ni kapatıyorlar. Bu kapatmadan kısa bir süre sonra Milli Selamet Partisi kuruldu. Bu parti CHP ile 1973 senesinde koalisyon hükümeti kurarak ilk siyasî tecrübesini edinmiş oldu. Kurulan bu koalisyon hükümeti döneminde küçük ortak olmasına ve 48 milletvekiline rağmen büyük icraatlara imza atan MSP bir taraftan ağır sanayi hamlesini başlatıp, diğer taraftan Nihat Erim (askerî muhtıra) döneminde orta kısmı kapatılan imam hatip okullarını tekrar eski hâline döndürüp ve bunlara yenilerini de ekleyip (Türkiye sathında yaygınlaştırarak) manevî kalkınmaya da imza atmıştı. Erbakan'ın bu dönemde yapmış olduğu en büyük hizmetlerden biri de Kıbrıs Barış Harekâtı'nda başat rol oynamasıydı. Öyle ki, koalisyonun büyük ortağı Başbakan Ecevit Kıbrıs sorununu garantör devlet olarak gördüğü İngiltere tarafından çözümlenmesini istiyordu. Bu amaçla İngiltere'ye gidip müzakerelerde bulunmuştu. O esnada Erbakan, dönemin Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar ile görüşüp Kıbrıs'a çıkarma yapılması gerektiğini anlatmış ve üst düzey askerî erkâna brifing vermişti. Nihayetinde Ecevit'e rağmen Kıbrıs Barış Harekâtı yapılmış oldu. Ancak, Erbakan'ın hedefi bütün Kıbrıs'ı bağımsızlığına kavuşturmak iken maatteessüf ki Ecevit başta İngiltere ve ABD olmak üzere Batılı dostlarından çekindiği için harekâtı yarıda kesmişti. Bu koalisyondan sonra Milli Selamet Partisi
üç kez Milliyetçi Cephe hükümetlerinde yer almıştı. 12 Eylül'den sonra diğer partilerle birlikte Milli Selamet Partisi de kapatılmıştı. Ancak ilginç olan MSP'nin kapatılma gerekçelerinden biri de Filistin Kurtuluş Örgütü'ne Ankara'da bir ofis açılmasını istemesiydi. Zaten 12 Eylül darbesini Konya'da ihtilâlden 6 gün önce (6 Eylül'de) yapılan "Filistin Mitingi"nden dolayı yapmadılar mı? Siyonistlerin içimizdeki uzantıları Filistin konusunda o kadar hassas ve duyarlılar ki, kim ve hangi grup veya hangi siyasî parti Filistin davasını gündeme getirip sahip çıkmaya kalksa, o mazlum halkın uğradığı zulmü dile getirse başına olmadık çoraplar örmeye kalkmaktadırlar. Erbakan Hocamız ise partisinin kapatılma pahasına Filistin meselesini sıklıkla gündeme taşımaktaydı. Ve açık açık, "Siyonistler laftan değil güçten anlar" ifadesini kullanıyordu. Siyonistler hakkındaki yorum ve analizleri gayet net ve belirgindi.

Hocamız çok isabetli bir betimleme yaparak Siyonizm'i timsaha benzetiyordu. Erbakan, Filistin topraklarındaki Siyonist işgalin son bulması için Müslüman ülkelerin başındaki yöneticilere ısrarla İslâm Birliği çağrısında bulunuyordu. Ayrıca, sadece çağrıda bulunmayıp Müslüman ülkeler arasında mekik dokuyarak D-8'i kurmuştu. Erbakan'ın bütün icraatları aidiyet değerlerimiz ekseninde olduğu için D-8 projesi de imâna taallûk etmekteydi. Yüce Rabbimiz biz İslâm ümmetine birlik olmayı emrediyorsa bu görev elbette ki, öncelikli olarak Müslüman halkların başındaki yöneticilerin uhdesinde olmak durumundadır. Erbakan Hocamız lokal anlamda Anadolu halkına büyük hizmetleri oldu, ancak onun hedefi bunun çok ötesindeydi. Ümmetin derdi onun derdiydi. Zulme uğrayan mazlum halklara karşı son derece duyarlıydı. Bosna Savaşı esnasında Avrupa Milli Görüş Teşkilatları aracılığı ile nakdi yardımlarda bulundu. Ayrıca Bosna'nın Zenica kentinde bulunan çelik fabrikasını silah üretimine dönüştürmüştü...

Erbakan'ın ilk etaptaki amacı D-8 projesi kapsamında İslâm Savunma Gücü'nü oluşturmaktı. Net bir şekilde anlaşılması için "İslâm NATO'su" diyordu. Elbette ki ortak para birimi de bu kapsamdaydı. D-8 projesi aslında kısa vade olarak hesaplanmıştı. Bu projenin D-60 orta vadeli ve D-160 uzun vadeli olanı vardı. Amaç, gelişmekte olan 8 Müslüman ülke ile ekonomi ve savunma sanayii alanında işbirliği oluşturmak (ASELSAN bu projenin alt yapısıydı); ardından 60 halkı Müslüman ülke ile tek çatı altında birlik oluşturmak ve nihai olarak D-160 ile Müslüman olmayan ama anti-emperyalist (bağlantısız) ülkelerle işbirliğine gidip Birleşmiş Milletler türü yeni bir dünya düzeni kurmak. Erbakan demeç ve konuşmaları esnasında bu konuyu sıklıkla gündeme getirip kamuoyunu bilgilendirmekteydi. Bu projeden en çok Siyonist İsrail ve ABD rahatsız olmuştu. Bu projeyi akamete uğratmak için olmadık entrikalara girişmişlerdi.

Özellikle REFAHYOL hükümeti döneminde Erbakan'ın Başbakan olması Siyonist uşaklarını son derece rahatsız etmeye yetmişti. Sincan Belediyesi'nin organize ettiği "Kudüs Günü" etkinliği onları harekete geçirmeye yetmişti. Dönemin Genelkurmay Başkan Yardımcısı Çevik Bir büyük bir husûmetle tankları Sincan sokaklarına indirmişti. Sonuçta pusuda bekleyen bu hainler 28 Şubat post-modern darbesini yaparak REFAHYOL hükümetini devirdiler ve akabinde Refah Partisi'ni kapattılar. Erbakan burada da büyük bir sabır ve âlîcenaplık göstererek Müslüman gençleri sükûnete davet edip, "Bu yapılanlar tarihî süreç içerisinde bir nokta bile değildir" demişti. Elbette ki, Merhum Erbakan Hocamız Müslüman gençlerin öfkeye kapılıp da bir taşkınlık yapmamaları için, açıkçası kamuoyunu teskin etmek amacıyla o sözleri sarf etmişti.
Burada yeri gelmişken bir gerçeğin altını çizmiş olalım.

12 Eylül öncesinde memleketi terör ve anarşik eylemler kasıp kavururken, her gün bombalama, öldürme ve yaralama eylemleri vuku bulurken, sağcısından solcusuna ideolojik fraksiyonlar birbirlerinin kanını akıtırken Milli Görüşçü gençler ve imam hatip öğrencilerinden bir tek eyleme tanık olunmamıştır. Merhum Erbakan'ın temellerini attığı Milli Görüş farkı burada da kendisini göstermektedir.

Erbakan sorunların şiddete başvurularak hâlledilmesine karşıydı. Nitekim Suriye'nin Hama kentinden bir heyet 1982 senesinde kendisini ziyaret edip Hafız Esad'a karşı silahlı kalkışma düşüncelerini söylediklerinde, asla böyle bir şeye tevessül edilmemesi gerektiğini söylüyor. Çünkü o ülkede yönetim gayri İslâmî olsa da askerî birimler ve emniyet güçleri Müslüman ahaliden müteşekkil.. Ama Erbakan'ı dinlemediler ve silahlı kalkışmada bulundular. Sonuçta 30 bin dolayında ölü zayiatıyla büyük bir hezimete maruz kaldılar. (Yıllar sonrasında da aynı hata tekfirci gruplar tarafından tekrarlanmış oldu.)

Erbakan Güneydoğu sorununa da sulh zaviyesinden bakıyordu. Irkçı Kelmalist rejime karşı çok yerinde bir eleştiride bulunarak "Siz daha ilkokulda 'andımız' adı altında çocuklara ırkçılık üzerine şiirler söyletir ve Güneydoğu'da dağlara/taşlara 'Ne mutlu Türküm diyene' yazarsanız benim Kürt kardeşim bundan rahatsız olur." diyordu. Erbakan Hocamız olaya ümmet kardeşliği zaviyesinden bakıyordu. D-8'İ kurmasındaki gaye de buydu.

Refah Partisi kapatıldıktan sonra Fazilet Partisi kuruldu. Fakat Fazilet Partisi'ne de tahammül edemediler ve bu partinin de kapısına kilit vurdular. Ayrıca Erbakan'a geçmişte de olduğu gibi çeşitli entrikalarla siyaset yasağı getirildi. Hocamız bir şekilde hizmet ve mücadelesine devam ediyordu. En son beşinci parti olarak Saadet Partisi kuruldu.
Sonuç olarak ifade edecek olursak, Merhum Erbakan Hocamız siyasete atılmadan önce bu topraklarda yaşayan insanlarımız adına çok güzel girişimlerde bulundu. Gümüş Motor ve Devrim otomobili ile sanayide büyük atılımlar gerçekleşecekti. O bir başlangıçtı. Ancak içimizdeki dış mihrakların uzantıları buna engel oldular. Hani Rabbimiz buyuruyor ya: "Gördün mü o hayra engel olanı? Mazlumu, yetimi ve ihtiyaç sahibini doyurmaktan hoşlanmayanı?" (Mâun:2,3,7; Kâf:25)

Odalar Birliği'nde de gadre uğradı, Masonik çevrelerin yaptığı entrikalarla orada da büyük hayırlara engel oldular. Aslında Erbakan'a yapılan haksızlıklarla bu millete de büyük bir ihanette bulunmuş oldular.
Erbakan Hocamız siyasete atıldıktan sonra da büyük komplo ve alçaklıklara maruz kaldı. Haksız bir şekilde dört kez partisi kapıldı. Kapatılma gerekçeleri de hemen hemen aynıydı. "Laik rejimi yıkıp yerine Allah Teâlâ'nın yasalarına göre bir yöntem şekli oluşturmak, İslâm Birliği'nden söz etmek ve Filistin davasına sahip çıkmak."

Biz Müslümanlar ise Erbakan Hocamız'ın yapıp ettiklerinin ve yapmaya çabaladıklarının tanıkları olarak kendisini şükranla ve minnetle yadetmemizden öte asıl olan ödevimiz imâna taallûk eden bu projelerine sahip çıkmamızdır.

Erbakan Hocamız sistemin bütün kuşatmışlığına ve mevcut yasalar muvacehesinde manevra ve hareketleri kısıtlı olmasına rağmen ekonomik yapılanmada denk bütçe ve havuz sistemi uygulaması ile Cumhuriyeti tarihi boyunca ilk defa devlet hazinesi açık vermemişti. Bu da başlı başına Erbakan Hocamız'ın çok büyük bir başarısıydı. Elbette ki, ekip arkadaşlarının da bu başarıda payları vardı. Milli Görüş Erbakan Hocamız nezdinde kolektif bir iradeyi yansıtıyordu. Mevcut yasalarla kısıtlanmış olsalar da büyük bir başarıya imza atmışlardı. Asıl olarak Erbakan Hocamız ekonomik kalkınmayı faizsiz düzen oluşturarak yapmak istiyordu. Zira böyle bir proje her şeyden önce Allah Teâlâ'nın yasaları ile mütenasip olacaktı.

Gerçek refah ve ekonomik kalkınma sadece ve sadece Allah Teâlâ'nın yasalarında ve rızasında vardır.

Bu yüzden Erbakan Hocamız diyordu ki: "Ne yaptıysam Allah rızası için yaptım."

Bilmemiz gerekir ki, lokal anlamda Anadolu halkı için yapıp ettikleri değil, sadece D-8'i ile, bu ümmetin siyasî liderleri başta olmak üzere bütün Müslümanlara imânî vecibelerini hatırlatmış olması onun ne kadar yüce bir şahsiyet olduğunu ibraz etmektedir. Bize düşen sadece kuru kuruya bir şükran duygusuna kapılmak değil, bu yüce şahsiyetin imâna taallûk eden projelerine sahip çıkmamızdır.

Bakınız Merhum Erbakan bu konuda ne buyuruyor: "Hangi cemaatten, hangi tarikattan, hangi mezhepten, hangi gruptan olursan ol eğer İslâm Birliği için uğraşmıyorsan beş para etmezsin."

Bir başka demecinde ise şöyle bir ikazda bulunuyor: "Eğer sende İslâm Birliği için 100 adım atma potansiyeli varsa ve sen de buna mukabil 95 adım atmışsan mahşer günü geriye kalan 5 adımın hesabını vereceksin."

NELER SÖYLENDİ?
@
Hazım Koral

Hazım Koral

DİĞER YAZILARI Bosna Savaşı ve Srebrenica Katliamı... 12-07-2021 07:06 Ey Allah'ın Kulları Kardeş Olunuz... 03-07-2021 15:34 Ateşkes Filistin'i Unutturmamalı... 03-06-2021 15:07 Sicili Bozuk Ve Küstah ABD 04-05-2021 07:21 Erbakan'ı Tanımak 25-03-2021 20:51 Merhum Erbakan'ı Rahmetle Anmak... 26-02-2021 22:54 Tarım Ve Ekolojik Sorunlarımız 28-01-2021 16:11 Sürdürülebilir Aile Yuvasının Ön Şartı İyi Geçimdir.. 24-12-2020 22:24 Batıl Ehlinin İslâm'a Ve Peygamberimiz'e Olan Düşmanlığı... 19-11-2020 10:00 İftira Dezenformasyon Ve Tezvirat Olguları Üzerinden İran Düşmanlığı.. 25-10-2020 10:25 Kısasta Hayat Vardır 29-09-2020 18:30 Kerbelâ Kıyamını Anlamak... 30-08-2020 12:18 Istanbul Sözleşmesi Mi, İslam Sözleşmesi Mi.... 16-08-2020 15:45 Bir Hukuk Skandalı Ve 22 Yıllık Hasret... 14-07-2020 07:43 Aile Mahremiyeti Üzerine 25-06-2020 07:31 Dünya Kudüs Günü Ve Asıl Mesele 21-05-2020 21:26 Oruç Ve Nefs Tezkiyesi.. 25-04-2020 15:57 Koronavirüs (Kovid-19) Hakkında... 27-03-2020 12:27 Mayın Eşeği Olmamak 10-03-2020 11:30 İslâm Devriminin 41'nci Yılı Muhasebesi 12-02-2020 09:42 İran'ın Suriye'de Ne İşi Var? 21-01-2020 10:29 Kadına Şiddet Ve Evlilik Hayatını Bitiren Faktörler... 02-01-2020 22:06 Nikâh Akdi.. 28-11-2019 21:17 Evlilikte Liyakat Ve Sadakat.. 29-10-2019 20:55 Kadına Şiddet Ve Kadın Cinayetleri 14-09-2019 09:54 Önce Ahlâk Ve Maneviyat... 18-08-2019 20:33 Takva İslam’ı En İyi Şekilde Yaşamaktır 08-07-2019 19:27 Gürültü Kirliliği 06-06-2019 17:40 Ramazan Ayı Ve Oruç 08-05-2019 21:15 Tesettürün Cılkının Çıkarılması Ve Müstehcenliğin Yaygınlaşması Üzerine... 18-04-2019 09:44 Şer Ekseni 12-03-2019 15:36 İslâm Devrimi’nin 40. Yılı 05-02-2019 18:20 Nikâhta Keramet Vardır 20-01-2019 11:50 Uygurlu Müslüman Türklere Uygulanan Çin Zulmü 19-12-2018 14:54 Evliliğe Giden Yolda Kıskançlık... 14-11-2018 22:03 Unutulan Vecibe Emr-İ Maruf -Nehyi Münker Ve Nasihat.. 10-09-2018 23:06 Akraba Ve Komşuluk İlişkileri 01-08-2018 19:36 Art Niyet - Suizan Veya Önyargı 30-06-2018 06:47 Emin, Güvenilir Ve Nezaket Sahibi Olmak 10-05-2018 18:34 Gelin Ve Damat Mevzusu 04-04-2018 17:18 Yarınlar Bizim 20-02-2018 12:01 Siyonistlerin Kuklası Küstah Trump 21-12-2017 01:02 Evlilik Oyunu (!) 22-11-2017 12:03 Vefa Kavramı.. 19-10-2017 23:07 Geçimsizlik Ve Boşanma Hadiseleri 19-09-2017 20:53 Anlamlı Ve Bir O Kadarda Stratejik Ziyaret... 17-08-2017 15:53 Evlilik Huzurun Teminatıdır… 25-07-2017 22:45 Srebrenitsa’yı Unutmayalım... 10-07-2017 23:02 Evlilik İçin Mümeyyiz Olmak… 01-07-2017 18:05 Medeniyetimiz Ve Ufak Ayrıntılar 12-06-2017 17:21 Eşler Arasındaki Kıskançlık Ve Duygu Kontrolü... 10-05-2017 13:03 Sosyal Medyanın Negatif Ve Pozitif Yönü... 03-04-2017 05:01 Sevgi Ve Aşk Üzerine Kısa Bir Analiz.... 08-03-2017 19:08 Farkındalık... 08-02-2017 20:55 Mesuliyet Hissi Ve Merhamet Duygusu.. 18-01-2017 10:05 İnsanı Ve Misyonunu Tanımak. 03-01-2017 21:34 Terör Ve Şiddetin Meşruiyeti Yoktur. 14-12-2016 10:00 Fethullah Gülen’in İnanç Ve Psikolojisi... 16-11-2016 09:46 Kerbelâ’da Âşura Öncesi 08-10-2016 09:34 Azmettirici ABD Tetikçi FETÖ Destekçi NATO 28-09-2016 22:37 İşgalci Siyonist İsrail İle Anlaşmaya Hayır.. 31-08-2016 21:33 Kanlı Darbe Girişimine Bir Başka Açıdan Bakış... 11-08-2016 13:02 Kanlı Darbe Girişimi Hangi Amaca Matuf.. 21-07-2016 16:58 Sıbgatullah; Allah'ın Boyası.. 29-06-2016 00:15 Ramazan Ve Oruç 02-06-2016 09:13 İkra 02-05-2016 12:56 Önce Ahlâk Ve Manevîyat 01-04-2016 07:20 Edep 01-03-2016 10:05 Erbain Yürüyüşü 27-01-2016 23:41 Kerbelâ’yi Anmak Bidat Mi? 29-12-2015 22:47 Kûr’ân Ve İmâm Hüseyin 24-11-2015 16:53 Üst Kimlik Manifestomuz.. 21-10-2015 16:21 Teberrâ Ve Tevellâ 21-09-2015 22:19 Uhuvvet Ve Tasavvuf 18-08-2015 08:52 Ümmet Birlikteliğinin Önündeki Engeller 03-08-2015 14:02 Diyalog Ve Uhuvvet'in Ön Şartları… 30-06-2015 23:26 Tekfircilik Hastalığı (2) 20-06-2015 18:37 Tekfircilik Hastalığı -1- 25-05-2015 13:44 Tevhid Selâm Terör Örgütü Mü? 02-05-2015 17:51
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA