Ülkü Aras
Ülkü Aras
Giriş Tarihi : 23-01-2021 22:03
Güncelleme : 23-01-2021 22:19

Arar Olduk

Çok değil bir yıl öncesine kadar uzun süre bir araya gelemeyen aile bireyleri yakınlarının vefatıyla son görevlerini yerine getirmek için taziye evinde aynı çatı altında toplanıyor ve bu birlikteliğin bir çok zahiri ve batini nimetlerine şahit oluyorduk.

Özlem duyan kalpler haşır neşir olurken adeta ölüm uykusuna dalan gönüllerimiz tekrar diriliyordu.. Kalplerin yumuşamasının bereketinden olsa  gerek unutmaya yüz tuttuğumuz akrabalarımızı tarifsiz bir muhabbetle kucaklıyor, aile olarak bir arada olmanın bereketini her yerde görebiliyorduk! Adeta gaflet uykusundan uyanmış bir halde birbirimize karşı hissettiğimiz sevgi kalbimizde çoşkulu hâller yaratıyordu..

...

Hepimiz şahit olmuşuzdur; bir tarafta ayrılık diğer yanda kavuşma sahnelerine! 

Ayrılıkta kavuşma anlarını yaşıyorduk adeta! 

Sevdiğimizi yakınımızı  kaybetmek  canımızı yaksada ortama hüzün hakim olsada bir müddet sonra hüznün yerini muhabbet ve paylaşım alıyordu. Hüzün ve sevinç  aynı anda yaşanıyordu diyebiliriz. Kolay kolay başka hiçbir yerde hissedemediğimiz sevgiyi kucaklaşmayı taziye evinde hissediyorduk.

Bir yakınım şöyle demişti. "Babaannem ölünce üzüldüm ama aynı zamanda uzun süre hasret kaldığım akrabalarımı gördüğüm için de sevinmiştim’’

Bir araya gelen akrabalar arasında küsülü olanlar barışıyor bu durumu fırsata çevirip kucak açıyorduk özlemlerimize. Küserek kendimize ve yakınlarımıza haksızlık ettiğimizin farkına varıyor acıların paylaşınca azaldığına sevgilerin paylaşınca çoğalmasına şahit oluyorduk!

Taziye evinde kendimize bir kez daha çeki düzen vermeniz gerektirdiğini görüyor, bir kez daha hayatın çok hızlı geçtiğine ve geçmişi asla yaşayamayacağımıza yakin ediyorduk.

Bir kez daha sevmek ve sevilmenin  kutsallığını idrak ediyor yaşam mücadelesinin her anında bizleri ayakta tutan asıl değerin "sevgi" olduğuna tanıklık ediyorduk. 

Her insana özel yaşam mücadelesinde insanları ayakta tutan asıl değerin sevgi olduğuna şahit olduğumuz "taziye evlerinde  o anları" arar olduk.

Ölüm en zor imtihandır her insan için. Sevdiğini eşini dostunu kaybetmek tarifsiz bir acıdır. Acımızı azaltan tek şey yakınlarımızla paylaşabilmek onları yanımızda hissedebilmektir. Birbirimizi kucakladığımızda acımız hafifletiyor, akraba ve dostların telkin sözleriyle bir nebze rahatlatıyorduk. 

...

Bazen başsağlığına gelen insan kalabalığından şikayet eder misafirlere ikram verilmesinden  çok da hoşlanmasakta "o günleri arar" olduk. 

Çok hasta olan akrabamızın öleceğini bile bile; işlerimizin yoğun olduğunu bahane ederek veya başka sebeplerden dolayı yaşarken ziyaret etmeyi erteliyorduk.

Bu şekilde sevdiklerimizle aramıza kalın duvarlar örüyor gitmek için ölümümü bekliyorduk.

"O anı" beklemek yerine sağlıklı günlerde bir araya gelmeyi başarıp ‘’sıla-i rahimi” yerine getiremesekte taziye evinde  bir miktar bu nimeti yaşayabilme fırsatımız oluyordu.

Allahın  rahmetini belkide “en net" taziye evinde ki beraberliklerde “en güzel” şekliyle görebiliyorduk.

Yine bir dostum akrabası öldüğünde  şöyle demişti.

Bugünleri arayacağım hiç aklıma gelmezdi, taziye evinde kalabalıktan şikayet eder dururduk; ama maalesef rahmetlinin kaç çocuğu olmasına rağmen  aynı evde bir araya gelip acılarını paylaşamadılar.

Herkes kendi evinde yalnız başına üzüntüsünü  yaşamak durumunda kaldı.

Meğer ne büyük nimetmiş taziye evinde ki kalabalıklar farkında değilmişiz.

Acı ama gerçek!

Bugünlerde  elini tutacağımız veya kucaklayacağımız insan bulamıyoruz.

Bütün insanlık "sosyal mesafe" adına birbirinden kaçıyor yaklaşanları ise uyarmak durumunda kalıyoruz.

Ölümde de sevmek ve sevilmek yaşamda da sevmek ve sevilmek.

Sahi sevmeden ve sevilmeden hiçbir şeyin anlamı olmuyor değil mi? 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet