İbrahim Eser
İbrahim Eser
Giriş Tarihi : 23-01-2021 22:02

İnsan ve İslam

Yüce Rabbimiz! Aziz Kur'an'da, insanı şekillendirip, kendi rûhundan üflemek suretiyle yarattığını beyan etmektedir. Dolayısıyla insan, Allah'ın tüm esmasına ayna olduğu için yeryüzüne halife olarak gönderilmiş eşrefi mahluk, yani şerefli bir varlıktır.

Hayat ve hidayet rehberi olan Kur'an, biz insanlara furkan ve hikmetiyle İslamın hak ile batılı ayıran bir mizan, dosdoğru yolu gösteren bir pusula, kalbe şifa ve ruha sükûnet, akla selamet ve kötülüklerden-hatalardan bizleri koruyan bir zırhtır. Hak ve hakikat ile batılın ayrışmasında bir mihenk taşı hükmünde olan furkan ve hikmet; bütün toplumsal katmanlara seviyelerine uygun tarzda anlatma, aktarma ve tebliğ etme sanatıdır.

Bütün çağları aşan, çağlar üstü mutlak nizam olan İslam, kendi insanını arındırıp, olgunlaştırmak, ister. Zira “İnsan olduğu için İslam oldu ve İslam olduğu için insan vardır.” İslam ve insan birbirinden kopmaz iki unsur; et ve tırnak gibi, su ve toprak gibi, ruh ve beden gibi. Canlı varlıkların suya ve havaya ihtiyacı neyse, İnsanlığın fıtrat dini olan İslam’a ihtiyacı da odur. Dolayısıyla İslam'sız bir hayat, düşünülemez ve yaşanmamış bir hayattır.

İslam bütün organlarımıza harama bakmama noktasında gözlerimize, haramları dinlememe noktasında kulaklarımıza, olumsuz duygu ve düşüncelerden arınma bakımından kalbimize, bütün manevi değerleri ve duyguları doyasıya yaşayan ruhumuza deyim yerindeyse adeta oruç tutturur. Böyle bir oruçla arınan insan, insan-ı kamil mertebesine ulaşarak adeta melek haline gelmiş olur. Yaşanan böyle bir hayatın tadı-hazzı ve lezzeti farklı olur. Bu hal anlatılmaz, ancak yaşanır. Çünkü bu sürecin sonunda ödül olarak, cennet vardır.

İslam bizlere bir bilinç aşılar. Bu bilinç; doğruluk, dürüstlük, ahlak, adalet, marifet, merhamet, şeref, şahsiyet, iffet, izzet, sabır, sebat, edep, erdem, hilm, hikmet, ilim, irfan, furkan, feraset, basiret, dirayet, cömertlik ve cesaret gibi yüce nitelikleri bizlere kazandırır. Bu niteliklerle “iyi insan” yetiştirme hedeflenir. İyiler her zaman azdır. Örneğin; iyi sular/kaynak suları, okyanus ve deniz sularıyla mukayese edildiğinde, azınlığı teşkil eder. İyi arılar/bal arıları, arılar âlemi içinde azınlığı oluşturur. Madenler içerisinde; altın, elmas azınlığı teşkil eder. Bu örnekler uzatılabilir. İnsanlık âlemi içerisinde “İyi insanlar” da azınlığı teşkil eder. Yani; Onurlu, şahsiyetli, adil, cömert, mütevazı, ben-merkezci değil, biz-merkezci ve evrensel düşünen, kendini aşmış nitelikli insanlar da azdır. Ancak bu az olan iyi insanları, İslami değerlerle çoğaltmak mümkündür. Zira, “İslami değerler, insanlığın değişmez değerleridir.” İnsan dışındaki diğer varlıklardaki iyileri çoğaltmak mümkün değildir. Zira bal arısını, karasinek yapmak ya da karasineği balarısı yapmak, elmas ya da altını kömür yapmak ya da tersini icra etmek eşyanın doğasına aykırıdır. İyi insan yetiştirmek ve çoğaltmak biz insanların gayretine, çabasına bağlıdır. Her insan fıtratında-özünde iyidir. Çünkü, özünde, yaratanın varlık âlemine yansıyan özelliği vardır. Sezai Karakoç ne güzel söylemiştir. “İslam’ı öyle diri ve canlı yaşa ki, seni öldürmeye gelen, sende dirilsin.”

Küçük ve dar bir dünya demek olan insanın fıtratı doğrultusunda yetişmesi, iyi insan olması, mutlu olması, meşru çerçevede hayatından zevk alması, haz alması ve tad alması için, sahip olduğu tüm organların ihtiyaçları doğrultusunda inşa olması gerekmektedir. Nasıl ki midemiz acıktığında ya da susadığında, ihtiyaç duyduğu gıdayı ya da suyu verdiğimiz zaman midemiz; ikna, inşa ve ihya oluyorsa, diğer organlarımızın da ihtiyaç duyduğu gıdayı verdiğimizde aynı durum söz konusu olur. Örneğin potansiyel bir cevher olan aklımızın gıdası ilim, bedenimizin başkenti hükmünde olan kalbimizin gıdası iman ve irfan, ruhumuzun gıdası ise manevi değerlerdir. Nasıl ki yeme ve içme midemizi ikna-inşa ve ihya ediyorsa, ayni şekilde ilim aklımızı, iman ve irfan kalbimizi ve manevi değerler de ruhumuzu hem ikna eder, hem inşa eder, hem de ihya eder. Bu ikna-inşa ve ihya süreci, hayatımıza katma değer katar. Akif’in deyimiyle, “İmandır o cevher ki, ilahi ne büyüktür! İmansız olan paslı yürek sinede yüktür.”

İslam Medeniyetinin tasavvurunu, kültür kodlarını, kök değerlerini, algısını ve düşüncesini özümsemiş İslam Milletinin çocukları olarak; medeniyet, varlık ve evren tasavvuru olan, insanlık tarihinde sağlam ve derin kökleri olan, sahip olduğu potansiyel, bilgi birikimi ve “açık ufuk perspektifiyle”, dünya insanlığına söyleyecek sözü olan, kökü ezelde ve dalı ebedde mutlak nizam İslam’ın müntesipleri olarak duamız şudur:

Rabbim, İslam'la müşerref kıldığı biz kullarını ilim, irfan ve hikmetle Aziz Kur'an yoluna revan kılsın, ve böylelikle züht, takva ve muhabbetle kendisine erişmemize kolaylıklar ihsan eylesin.

Amin.

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet