Nevzat ÖZKAYA
Nevzat ÖZKAYA
Giriş Tarihi : 13-12-1901 22:42

İnsanlar birbirlerini öldürsün ve “kan tüccarları” ceplerini doldursun(!)

Little, Bosna’da bir adamdan bahsediyor, savaşın acımasızlığından, insanların nasıl da ölüm makinası olduğundan, gerçeklerin nasıl örtülüp büzüştürüldüğünden bahsediyor. Belkide bir kelimdedir insanın gözyaşlarını hareketlendiren. İşte bu yazıda o kelimeye de şahit olacaksınız eminim.

“Durup durup aklıma gelen bir an var: Yaşlı bir adam ormandan çıkıp bana doğru yürüyor.

Güzelim yeşil vadi, sonbaharın sarı-kahve tonlarına dönmeye başlamış. Soğuk, nemli bir sabah.

Yaşlı adam, Bosna'nın orta kesimlerindeki Yayçe kasabasından sürülen 40 bin kişiden biri. Güvenli bir yere ulaşmak için iki gündür yürüyorlar.

Bosna savaşı, çatışma sözlüğüne garip bir hüsnütabir kazandırmıştı: Etnik temizlik.

Bunlar da onun son kurbanlarıydı.

Adama kaç yaşında olduğunu sordum. 80 yaşındaymış.

"Müslüman mısınız, Hırvat mı, sorabilir miyim?" dedim. Verdiği yanıt, yıllar sonra hala utançtan yüzümü kızartır:

"Ben," dedi, "Müzisyenim."

Biz gazetecilerin bu çok yönlü, suçsuz ve başarılı insanların hayatlarını, bize kolay gelen etnik yaftalara indirgemesine yapılmış bir serzenişti.

Batılı demokrasiler savaşı yanlış anladı. Yıllarca. 'Kadim etnik hınçlar' dendi. 'Tüm taraflar eşit oranda suçlu' dendi. 'Balkanlar böyle' dendi. 'Yapılacak birşey yok' dendi.

Doğru değildi. Mülteciler çatışmadan kaçmıyordu. Hatta çoğu kez çatışma bile olmadı - tarafların askeri güçleri arasındaki eşitsizlik buna imkân vermiyordu.

Aslında Bosna'da kasaba kasaba dolaşıp, insanları evlerinden süren dev bir askeri mekanizma vardı.

Binlerce kişi öldürüldü; çok daha fazlası toplama kamplarına götürüldü, buralarda bazılarına işkence edildi, tecavüz edildi.

Savaş 44 ay sürdü. Her bir gününde ortalama 100 kişi öldü. 3,5 yıldan fazla bir süreyle.

Batılı demokrasiler olan biteni kararsızlıkla kıvranarak izledi. Ta ki tek bir katliam, Srebrenitsa'da yaşananlar dünyayı harekete geçirene dek.

Ama Srebrenitsa'nın üç yılı aşkın bir süredir ülkede yaşananlardan tek farkı, aynı şeylerin daha büyük boyutlarda cereyan etmesiydi.

Müzisyenle tanışmamdan birkaç gün sonra, savaş beni de yakından ve canımı derinden yakarak vurdu. Beraber yaşadığımız bir olayda, birlikte çalıştığım, güvenliğinden kendimi sorumlu hissettiğim biri, kameramanım öldü; ben hayatta kaldım.

25 yaşındaydı; Zagrebli, cesur ve yaratıcı bir film yönetmeniydi. Komikti, karizmatikti, savaştan nefret ediyor ama yakından belgelenmesi gerektiğine inanıyordu.

Naaşını alıp, dar dağ geçitlerinden geçerek yurduna, Hırvatistan'a götürdük.

Cenazesinde hepimizin kalbi kırıldı. Ben kahır ve öfkeden felç olmuş gibiydim; bu savaşı körükleyen tutkuları, intikam ve karşı intikam döngüsünü bir anlığına da olsa yüreğimde hissettim.

Savaş muhabirleri işlerini çok sever ve bu yüzden de pişmanlık duyar.

Ama bazen bu iş insanı tüketir. Savaştan eve döner ve insanların kayıtsızlığı karşısında umutsuzluğa kapılırsınız.

İnsanlar savaşı sorar, ama siz yanıtlarken gözleri donuklaşır, dinlemediklerini hissedersiniz.

Bu yüzden orada bulunmuş başkalarını ararsınız.

Hyde Park'ta dolaşırken, kara mayını olabilir diye bir seziyle, çimenlerden yürümezsiniz.

Oxford Caddesi'ndeki binaların tepelerinde keskin nişancı arar gözleriniz.

Ve bir an önce geri dönmeye can atarsınız.”

Ve savaş, Bosna’da vardı, dünyanın her yerinde var.

İnsanlardaki bu hırs, kapitalizmin acımasızlığı var iken bu savaş asla bitmeyecek.

Kapitalizmin ana kazanç ikonu zulumdür, baskıdır, insanların basamak olarak kullanımıdır.

Bilmem kaç katlı plazalara bakarak “ne muhteşem” diyerek hayıflanmak yerine, o plazaların her katında kaç mazlumun canının ve kanının olduğunu düşünmek gerekmektedir.

12 Eylül dönemini hatırlayanlar bilirler ki; evinde bir lokma ekmeği bile olmayanların evinde bir silah mutlaka vardır. Bu silah onun karnını mı doyuruyordu ki, bulundurmayı gerekli buluyordu?

Hayır!

Koskoca hayır.

İnsanlar birbirlerini öldürsün ve “kan tüccarları” ceplerini doldursun(!)

Onlara göre, her şey onun için aslında.

Vahşiliğe sınır yoktur bu meyanda….

NELER SÖYLENDİ?
@
Nevzat ÖZKAYA

Nevzat ÖZKAYA

DİĞER YAZILARI Rüyada ekmek paylaşmanın hikmeti... 27-02-2020 22:23 İşte en güzel reçete… 30-06-2019 23:24 Siyasal iletişimde beden dili 02-02-2019 11:29 Örgütlerde Duygusal Sermaye 15-09-2018 12:22 Umutlar yeniden filizlendi... 29-05-2018 11:59 Bu Ramazan hüzünle geldi... 22-05-2018 13:06 Türkiye’de Devletin Çalışma İlişkileri İdeoloji- 2- 23-03-2018 21:47 “Türkiye’de Devletin Çalışma İlişkileri İdeoloji -1- 20-02-2018 16:02 Bir söz ola yüreğimize ve dokuna 15-12-2017 16:50 ‘Aile, Toplum ve Devlet’sempozyumu 01-11-2017 17:05 İşte Yeni Yaşam Tarzımız... 27-09-2017 11:20 Okumak Farkındalıktır... 23-08-2017 16:04 Okulların hali içler acısı… değil mi? 25-07-2017 10:38 Okullarda öğrenciler mağdur ediliyor! 12-06-2017 09:55 İslamın şartı beş ise altıncısı haddini bilmektir.. 08-05-2017 15:13 İnsan alışır(mış)... 29-03-2017 19:57 Tarihi Güne Şahitlik Etmek... 22-03-2017 13:10 Halka inanların sesi daha gür olmalı... 08-02-2017 14:50 O’na aitiz ve O’na döneceğiz. 06-01-2017 09:46 Acı hep Müslüman coğrafyada 30-11-2016 21:46 Ulus aşırı işgalcilerin “Kurtarma” gösterisi... 22-10-2016 23:32 İyi ki Her Şey Geçici 23-09-2016 15:58 “Gün”e şahit olmak... 15-08-2016 12:06 Sevdiklerinizi zehirlemeyin... 25-05-2016 12:31 Bir dava adamı: İlhan Akıncı 05-04-2016 16:25 Batı’nın gerçek yüzü 01-04-2016 16:04 Hamd-ü sena… 08-03-2016 19:51 O’nu an(la)mak… 17-02-2016 16:06 Soğuk havada sıcak tebessümler... 29-01-2016 22:26 Şehirli olmak, inşa olmaktır 05-12-2015 14:39 Baharla başlayan sıcak günler... 31-08-2015 06:34 Şehr-i Güzide… Malatya 19-06-2015 06:03 Kütüphaneleri nasıl seveceğiz? 28-04-2015 08:42 Çocuklar nazlıdır… 16-04-2015 07:49 Güncemde susuşun var 13-03-2015 22:24 İstanbul hüner pazarı 27-02-2015 22:00 Geride bırakılan bir gün 26-01-2015 19:02 “Muhabbet” olsun 19-01-2015 16:38 İstikametimiz... 12-01-2015 17:27 Bir dostun ardından… 06-01-2015 22:19 Soğuk, içimizi ısıtsın 04-01-2015 10:11 Şehrin temiz nefesi 23-12-2014 12:31 Kitap müzayedesi... 04-11-2014 00:01 Bir İstanbul valisi vardı 19-09-2014 17:20 Kendimiz nasıl bir "dost"uz? 24-08-2014 12:19 Kutsal Yolculuğu Yaşamak 08-05-2014 23:50 Bâb-ı Şefkat 119 yaşında 13-03-2014 21:50 Teyzelerimizin, annelerimizin ve anne adaylarımızın “her” günü kutlu olsun 09-03-2014 14:43 Sahafçılık artık “net”te 20-02-2014 09:53 Kardeş olduğumuzun farkına varmak… 15-02-2014 21:52 Yoğun bir Cumartesini geride bırakırken… 08-01-2014 07:52 Yolunuz da bahtınız da açık olsun 30-12-2013 21:17 Bağlanacaksın... 13-12-1901 22:42 Mutlu mu olmak istiyoruz? 13-12-1901 22:42 En anlamlı dil “ŞÜHEDA”nın dili 13-12-1901 22:42 Ramazan, İnsan hayatında muhteşem bir manzume 13-12-1901 22:42 Söylenti mi? Koskoca bir gerçek! 13-12-1901 22:42 Taksim ve ötekiler... 13-12-1901 22:42 Kur’an’da aşk var mı? 13-12-1901 22:42 Dostlarım, anneciğim için bir dua… 13-12-1901 22:42 10 Haziran’daki Bursluluk sınavında yanlış soru var 13-12-1901 22:42 Kim olmak değil, kendin olacaksın öncelikle… 13-12-1901 22:42 Güneşe seslenmek 13-12-1901 22:42 Üstad Abdurrahim Karakoç hakka yürüdü... 13-12-1901 22:42 İnsanları bağımlılığa özendirmek insanlık suçudur! 13-12-1901 22:42 Affetmekten utanmayın 13-12-1901 22:42 Rızık korkusu mu? Allah var… 13-12-1901 22:42 Ak Parti… Babuşçu… Fatih Altaylı… “Yanılmışım.” 13-12-1901 22:42 Canım dediklerime, canımdan can verdiklerime… bana elini ver 13-12-1901 22:42 Rabbimiz! Yalvarıyoruz, yakarıyoruz, Affet! 13-12-1901 22:42 Daha özgür dünya için faşist zihniyetin izi silinsin 13-12-1901 22:42 Dillerde Fetih, “dîl”lerde Fatih 13-12-1901 22:42 Çizginin Ustası TDED’de… 13-12-1901 22:42 Anne yardan kurtaran bir yârdır 13-12-1901 22:42 İtirazım var 13-12-1901 22:42 Senden yine sana şikâyetle adalet istiyorum 13-12-1901 22:42 Ben Leylama gidiyorum çekil önümden Leyla 13-12-1901 22:42 Bir duayen daha gözlerini yumdu 13-12-1901 22:42 Akıl bazen başa bela olur 13-12-1901 22:42 Friedrich W. Nietzsche diye bir adam yaşamış, “farzedelim.” 13-12-1901 22:42 İnsanlar birbirlerini öldürsün ve “kan tüccarları” ceplerini doldursun(!) 13-12-1901 22:42
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet