Ülkü Aras
Ülkü Aras
Giriş Tarihi : 12-10-2020 20:42

Güçsüzlüğün Seyri..

Bekliyordum onun gelişini. Hasretle. Merak ediyordum, onu görmeyeli ne değişmişti bedeninde. Saatler, dakikalar geçmek bilmiyordu, çok özlemiştim onu. Hem de çok…

O, tam anlamıyla “Babayiğit” diyebileceğimiz bir vücuda sahipti. Güçlü yapısıyla tanınırdı. Herkes hastalanabilir, herkes yıkılabilir; ancak ona bir şey olmazdı. Aileden biri şöyle bir tabir kullanmıştı onun için: “Gökten taş yağsa herhalde bir tek ona bir şey olmaz.”

Buna benzer birçok benzetme yapılıyordu onun hakkında. Çünkü “o “çok güçlü görünüyordu.

Babamdan bahsediyorum. Ailece hepimiz onu sever, sayardık. Onun yanında kendimizi güvende hissederdik; ta ki, babam hepimizin hayatını değiştirecek o hastalığa yakalanana kadar…

Babam, akciğer kanseri olmuştu. Aylarca tedavi gördü; ama tedaviler olumlu sonuç vermedi. Tıbben yapılabilecek her şey yapılmıştı. Gün geçtikçe babam bedenen ve ruhen çöküyordu. Yataktan kalkamaz olmuştu. Hastalığından birkaç ay öncesine kadar “Yiğit” tabiriyle tanıdığımız adamdan eser kalmamıştı…

Babam gelmişti vatanına taa uzaklardan. Son uzun yolculuğu sona ermişti!

Doktoru: “Ne yapmak istiyorsa yapsın, son isteklerini yerine getirin.” dediler. O güçlü karakter, kolunda birilerinin desteğiyle, adımlarını zorlayarak ancak yürüyebiliyordu.!

İlk görüşümde uzaktan gözlemledim. Cesaretim yoktu karşısına çıkmaya; çünkü babam şu ana kadar ayaklarını yürümesi için hiç bu kadar zorlamamıştı. Bu yaşıma kadar onu böyle güçsüz görmemiştim!

Gelmişti vatanına. İnsanlar etrafına toplanmıştı. Onu görenler şoktaydı. Bir insan bu kadar kısa sürede ancak bu kadar değişebilirdi.

O heybetli insana ne olmuştu?

Niye bu kadar zayıflamıştı?

Bakışları da çok değişmişti!

Peki, konuşmalara ne olmuştu?

Konuşmakta, bakmakta, yürümekte güçlük çekiyordu… Sadece bir nefes ki, bedeninde gidip geliyordu. Şaşkındı ve kendinden korkuyordu!

Bir gün bana neden bu hale geldim diye sordu? Soruyu duyduğumda düşüncelerim yüreğime güçlü ol ki soruyu cevaplayabilesin diye yalvarıyordu. Düşündüm ve epey aradan sonra şöyle diyebildim. Bedeninde her insanın her “an”yaşayabileceği bir hastalık oluştu. Allahtan başka kimsemiz ve yardımcımız yok!

Niye buradayım? Beni neden buraya getirdiniz?” diye sorular soruyordu.

Ah!Ah! Hangi birini anlatsam!

Onun hissettiklerini, yaşadıklarını nasıl açıklasam! Bilmiyorum ki!

Bazen bir bebek oluyordu bakışlarında bazen ise bir genç bazen de yaşlı!

Keşke bir bebek kadar temiz olabilseydim, keşke bir genç kadar güçlü olabilseydim! Keşke, keşkeler tükenmeyen keşkeler!

Allah’ı arıyordu her bakışında. Bir fırsat verilseydi de bana yaşantımdaki yanlışları birer, birer silip Allah’a yakınlaşabilseydim dercesine!

Babama her bakışımda acımı yüreğime, gözyaşlarımı gözlerime gömdüm. Güçlü olmalıydım çünkü o güçsüzlüğü sevmezdi! Hastalığındaki ağrılarından çok, güçsüzlüğünden şikâyet ederdi!

Babam bedenindeki değişikliklerden fark ediyordu ki son yolculuğa doğru yaklaşıyor. Çok zekiydi! Hiçbir gelişme gözünden kaçmıyordu. Hepimiz bir taraftan babamı telkin etmeye çalışıyorduk. “İyileşeceksin, eski gücüne kavuşacaksın.” diyorduk; ama babam söylenenlere inanmayarak tebessümle cevap veriyordu.

Ellerini gözlerinin önüne getirirdi ve başını anlamsızca sallayıp: “Ne oldu benim o güçlü ellerime?” derdi. O ellerden eser yoktu. sadece bir deri bir kemik kalmıştı.

Etrafındakilere:

Ne zaman öleceğim? Saatimi bileyim ki göz kapaklarımı korkmadan kapatayım.” Ve devam ediyordu: “Bakışlarınızla benim gözlerimdeki hüznü yok edin! Ben de sizin gibi güçlü olayım! Benim bu güçsüzlüğümün sonu nereye varacak?” cevabı olmayan birçok soru soruyordu.

Nihayetinde bütün sorularının cevabını son yolculuğunda kendisi buldu; ama biz hâlâ bu soruların cevabını bilmiyoruz!

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet