Hazım Koral
Hazım Koral
Giriş Tarihi : 29-09-2020 18:30

Kısasta Hayat Vardır

Gün geçmiyor ki cinayet haberlerine tanık olmayalım. Özellikle "İstanbul Sözleşmesi'nden sonra kadın cinayetlerinde artış olduğu gözlemlenmektedir. Anlaşıldığı üzere çözüm Avrupa kriterlerinde değil, ilâhî değerlerimizdedir.

Yüce Rabbimiz buyuruyor ki: "Yeryüzünde adaleti kaim kılmanız için Kûr'ân'ı ve mizanı indirdik." (Hadid:25) Şu hâlde Müslümanlar adaletten sorumludur. Müslüman bir baba aile bireylerine karşı adil olması gerektiği gibi, İslâm toplumundaki mahkemeler/ savcı ve hakimler de adil olmak zorundadır...

Peki adalet ve adil olmak nedir diye soracak olursak, "Bir şeyin yerli yerinde olması, hakkın yerini bulması" demektir. Bir başka deyişle, kozmik âlemde olduğu gibi sınırlarını Yüce Yaratıcımız'ın belirlediği "olması gereken şey" diye tarif edebiliriz. İnsanların anlayışında ise adalet kriteri ve adil olma vasfı farklılık gösterebilmektedir. Beşerî sistemlerde uygulanan hukuk anlayışının farklılığı gibi..

Örneğin adaleti ihlâl eden birine verilecek ceza işlenmiş olan suçun telafisi ile orantılı olmalıdır. Ki bazı suçlar vardır ki telafisi bile mümkün değildir, ancak en azından zulme uğrayanı teskin edecek nitelikte olmalıdır. Örneğin bir katile verilecek ceza ne olursa olsun maktulün ailesini mutmain etmeyecektir; fakat misli ile (kısas ile) verilecek ceza kısmen de olsa mağdur olan maktül yakınlarını teskin edecektir. Kısas uygulanmayan ceza adil olmamakla birlikte maktulün ailesini demoralize edip hüzne boğacaktır. Düşünün, bir cani masum bir kız çocuğuna tecavüz ediyor ve akabinde onu öldürüyor. Devlet ise bunu güvenli bir yere (hapishaneye) yerleştirip bir ömür boyu günde üç öğün yemek ikram ediyor, yani bakıp besliyor. Devlet böyle bir tutumla o katil kişiye adeta şunu söylüyor: "Bak ey katil kişi! Sen bu cürmü işlediğinden dolayı maktulün ailesi intikam hırsı ile peşine düşebilir. Hatta seni gördüğü yerde öldürebilir. Öyleyse gel seni bulamıyacakları güvenli bir yerde saklayalım. Sana günde üç öğün yemek ikramımız olacak, canın sıkılmasın diye sırtüstü yattığın yerden televizyon izleyip keyfine bakacaksın. Hatta ileride bir af bahanesiyle seni dışarı da çıkarabiliriz. Sen burada güvenlik içerisinde keyfine bak." Evet kısas uygulanmayan devlet, katil kişiye adeta bunları söylüyor. Peki adalet bu mudur? Ne yazık ki Avrupa kriterlerini baz alan birçok devletin adalet anlayışı budur. Bu nedenle olsa gerek (affına sığınarak) Üstad Ramazan Deveci adalet hakkında şu ifadeyi kullanıyor: "Hiçbir şey adaletsizlik kadar korkunç olamaz." Bugün bu topraklarda yaşayan binlerce maktül yakınları bu duyguları taşıyor. Adaletin tahakkuk etmediği yerde zulüm vardır, hem de korkunç bir zulüm. Adalet ve adil davranışlar aynı zamanda toplum güvenliği ve huzuru için bir teminattır.

Her ne kadar başkalarına atfetseler de, "Adalet mülkün temelidir." diyen İmâm Ali'dir. Adalet mülkü ayakta tutar. Adaletin olmadığı yerde mülk sarsılır ve anlamını yitirir. Böylesi bir ortamda insicam ve huzur yoktur, sadece zulüm vardır... Zulmü ve adaletsizliği başlığımızla ilintili olarak açıklayacak olursak: Ontolojik anlamda insan başlı başına saygınlığı olan bir varlıktır. Allah Teâlâ insanı "eşref-i mahlûk" (yaratılmışların en şereflisi) olarak hâlk etmiştir. Şu hâlde insana "muazzez" bir varlık olarak bakmak ve saygınlığına halel getirmeyecek bir şekilde ihtiram ve ihtimam göstermek gerekmektedir. Yüce dinimiz insanın kutsiyetine halel getirilmemesine ilişkin mükemmel ölçüler koymuş. İster aile içerisinde, ister sosyal münasebette "surat ekşitmek ve kızgın bakmak" haram, (Abese:1), ses tonunu yükseltmek haram, (Lokman:19). Basit gibi görülen bu iki kriter aslında hem aile içerisinde, hem sosyal hayatta huzur ve insicamın teminatıdır. Zira bu iki ilkeye insanlar riayet etmiş olsa ne aile içi şiddete ne sosyal yaşamda cinayetlere varan gerginliklere tanık olurduk. Elbette yüce dinimiz nezaket kurallarına ilişkin bir takım tavsiyelerde bulunurken diğer taraftan da toplumsal huzur ve güvenliğin teminatı için bir takım hukuk normları vaz etmiş. Biz İslâm ümmeti için "usvetun hasene - güzel örnek" (rol-model) olan Sevgili Peygamberimiz Medine'ye hicret ettiğinde ilk iş olarak oradaki toplumun önde gelenleriyle, aşiret ve dinî cemaat liderleriyle, kısacası kanaat önderleriyle bir araya gelip görüşmelerde bulunuyor. Günlerce süren münazaralardan sonra mutabakata varılıyor ve oluşturulan konsensüs ile 52 maddelik bir anayasa metni hazırlanıyor. Oluşturulan bu anayasal düzende ilk iş olarak insanların birbirine olan saygınlığını sağlamak ve can güvenliğini teminat altına almak için uzun süredir var olan kan davaları kaldırılıyor. Can güvenliğinin teminat altına alınması için ise Allah Teâlâ'nın vaz etmiş olduğu "kısas"a ilişkin cezaî müeyyideyi yürürlüğe koyuyor. "Kısasta sizin için hayat vardır, ey akıl sahipleri, umulur ki sakınırsınız." (Bakara:179)
"Kısasta hayat vardır"dan kasıt "kısasta hayatın teminat altına alınması" vardır. Çünkü öldürme cürmününü işlemeye teşne biri kendisinin kısas edileceğini bildiğinde mutlaka otokontrol muhasebesi yapacaktır. Kısas en büyük caydırıcı etkendir. Cana can olarak infaz edileceğini bilen insan bu işi hangi cüretle yapar? Bu mümkün mü? Mesele aslında bu kadar basit. Avrupa Birliği'ne girme hevesiyle Kopenhag kriterleri baz alınarak "uyum yasaları" adı altında idam cezasını kaldırdılar. Elbette mesele sadece bu ceza yasasının yürürlükte olup olmadığı değil. Zira bu müesses rejim içerisinde idam cezası birileri için zulüm aracına dönebilir. Asıl mesele yasama, yürütme ve yargı organlarının tümden hayat rehberimiz Kûr'ân ile uyum ve insicamı sağlayacak bir şekilde senkronize olmasıdır. Bu bir yadsınamaz gerekliliktir. Zira bu bir imânî vecibedir. "Siz insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz. İyi olanı tesis eder, kötü olanı bertaraf edersiniz." (Âl-i İmrân:110)

Bu vecibe ancak ve ancak Kûr'ân kükümlerine hayatiyet kazandırılırsa tahakkuk eder. Beyler şunu iyi bilin ki, bugün yaşanan İslâm, İslâm değil.
İslâm kültürel bir renk ve aksesuar değildir. İslâm Allah Teâlâ'nın rengidir. (Sibgatullah) Bu renk hayatın her alanını boyamalıdır. Beşerî ideolojiler bizim boyamız değildir. En iyi boya Allah'ın boyasıdır. "Allah'tan daha güzel boyası olan var mıdır?" (Bakara:138)

İlâhî boya ahlâkî kriterler manzumesi olmakla birlikte aynı zamanda bir yönetim şeklidir. Bu yönetim şeklinde hayatın teminat altına alınması vardır. Yani kısasta hayat vardır.

NELER SÖYLENDİ?
@
Hazım Koral

Hazım Koral

DİĞER YAZILARI Kısasta Hayat Vardır 29-09-2020 18:30 Kerbelâ Kıyamını Anlamak... 30-08-2020 12:18 Istanbul Sözleşmesi Mi, İslam Sözleşmesi Mi.... 16-08-2020 15:45 Bir Hukuk Skandalı Ve 22 Yıllık Hasret... 14-07-2020 07:43 Aile Mahremiyeti Üzerine 25-06-2020 07:31 Dünya Kudüs Günü Ve Asıl Mesele 21-05-2020 21:26 Oruç Ve Nefs Tezkiyesi.. 25-04-2020 15:57 Koronavirüs (Kovid-19) Hakkında... 27-03-2020 12:27 Mayın Eşeği Olmamak 10-03-2020 11:30 İslâm Devriminin 41'nci Yılı Muhasebesi 12-02-2020 09:42 İran'ın Suriye'de Ne İşi Var? 21-01-2020 10:29 Kadına Şiddet Ve Evlilik Hayatını Bitiren Faktörler... 02-01-2020 22:06 Nikâh Akdi.. 28-11-2019 21:17 Evlilikte Liyakat Ve Sadakat.. 29-10-2019 20:55 Kadına Şiddet Ve Kadın Cinayetleri 14-09-2019 09:54 Önce Ahlâk Ve Maneviyat... 18-08-2019 20:33 Takva İslam’ı En İyi Şekilde Yaşamaktır 08-07-2019 19:27 Gürültü Kirliliği 06-06-2019 17:40 Ramazan Ayı Ve Oruç 08-05-2019 21:15 Tesettürün Cılkının Çıkarılması Ve Müstehcenliğin Yaygınlaşması Üzerine... 18-04-2019 09:44 Şer Ekseni 12-03-2019 15:36 İslâm Devrimi’nin 40. Yılı 05-02-2019 18:20 Nikâhta Keramet Vardır 20-01-2019 11:50 Uygurlu Müslüman Türklere Uygulanan Çin Zulmü 19-12-2018 14:54 Evliliğe Giden Yolda Kıskançlık... 14-11-2018 22:03 Unutulan Vecibe Emr-İ Maruf -Nehyi Münker Ve Nasihat.. 10-09-2018 23:06 Akraba Ve Komşuluk İlişkileri 01-08-2018 19:36 Art Niyet - Suizan Veya Önyargı 30-06-2018 06:47 Emin, Güvenilir Ve Nezaket Sahibi Olmak 10-05-2018 18:34 Gelin Ve Damat Mevzusu 04-04-2018 17:18 Yarınlar Bizim 20-02-2018 12:01 Siyonistlerin Kuklası Küstah Trump 21-12-2017 01:02 Evlilik Oyunu (!) 22-11-2017 12:03 Vefa Kavramı.. 19-10-2017 23:07 Geçimsizlik Ve Boşanma Hadiseleri 19-09-2017 20:53 Anlamlı Ve Bir O Kadarda Stratejik Ziyaret... 17-08-2017 15:53 Evlilik Huzurun Teminatıdır… 25-07-2017 22:45 Srebrenitsa’yı Unutmayalım... 10-07-2017 23:02 Evlilik İçin Mümeyyiz Olmak… 01-07-2017 18:05 Medeniyetimiz Ve Ufak Ayrıntılar 12-06-2017 17:21 Eşler Arasındaki Kıskançlık Ve Duygu Kontrolü... 10-05-2017 13:03 Sosyal Medyanın Negatif Ve Pozitif Yönü... 03-04-2017 05:01 Sevgi Ve Aşk Üzerine Kısa Bir Analiz.... 08-03-2017 19:08 Farkındalık... 08-02-2017 20:55 Mesuliyet Hissi Ve Merhamet Duygusu.. 18-01-2017 10:05 İnsanı Ve Misyonunu Tanımak. 03-01-2017 21:34 Terör Ve Şiddetin Meşruiyeti Yoktur. 14-12-2016 10:00 Fethullah Gülen’in İnanç Ve Psikolojisi... 16-11-2016 09:46 Kerbelâ’da Âşura Öncesi 08-10-2016 09:34 Azmettirici ABD Tetikçi FETÖ Destekçi NATO 28-09-2016 22:37 İşgalci Siyonist İsrail İle Anlaşmaya Hayır.. 31-08-2016 21:33 Kanlı Darbe Girişimine Bir Başka Açıdan Bakış... 11-08-2016 13:02 Kanlı Darbe Girişimi Hangi Amaca Matuf.. 21-07-2016 16:58 Sıbgatullah; Allah'ın Boyası.. 29-06-2016 00:15 Ramazan Ve Oruç 02-06-2016 09:13 İkra 02-05-2016 12:56 Önce Ahlâk Ve Manevîyat 01-04-2016 07:20 Edep 01-03-2016 10:05 Erbain Yürüyüşü 27-01-2016 23:41 Kerbelâ’yi Anmak Bidat Mi? 29-12-2015 22:47 Kûr’ân Ve İmâm Hüseyin 24-11-2015 16:53 Üst Kimlik Manifestomuz.. 21-10-2015 16:21 Teberrâ Ve Tevellâ 21-09-2015 22:19 Uhuvvet Ve Tasavvuf 18-08-2015 08:52 Ümmet Birlikteliğinin Önündeki Engeller 03-08-2015 14:02 Diyalog Ve Uhuvvet'in Ön Şartları… 30-06-2015 23:26 Tekfircilik Hastalığı (2) 20-06-2015 18:37 Tekfircilik Hastalığı -1- 25-05-2015 13:44 Tevhid Selâm Terör Örgütü Mü? 02-05-2015 17:51
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet