Ülkü Aras
Ülkü Aras
Giriş Tarihi : 18-09-2020 22:28

Zeynep’in Günleri

Yine bu günlerde; çilenin, hüznün belanın adı diye bilinen Safer ayındaydık!

Dışarıdaydım, çocuklar parkta oynuyor büyüklerde sohbet ediyorlardı. Her şey yolunda görünüyordu. Nasıl oldu bilmiyorum üç yaşında olan bir kız çocuğu parkta oynarken salıncaktan düştü ve ağlamaya başladı. Birkaç dakika kadar ağladı sanırım o an ne olduğunu anlayamadık annesinin kucağında baygınlık geçirdi. Şaşkın ve çaresiz bir tarafta annesini sakinleştirirken diğer tarafta çocuğu uyandırmak için uğraşıyorduk!

Bir anda her şey altüst olmuştu sanki.

Çocuğun tepki vermemesi bize saatler gibi gelmiş, yaşadığımız korku ve endişe hepimizi çok etkilemişti.

Üç yaşında ki çocuğun masumluğu hassasiyeti; annesinin çocuğunu  kurtarmak için yardım edin feryatları; oradakilerin telaşı kısa sürse de ruh hâlimizi altüst etmişti!

Yaşadığım bu durumun saatlerce etkisinden kurtulamaya çalışırken; Rugayye’nin şehadet günlerinde Zeynep’in hâllerini tekrar anımsıyorum!

Baba feryatları sanki kulaklarımda gözyaşlarıma engel olamıyorum!

***

Zeynep!

Esaret günlerinde içimizi en çok yakan; Hz. Hüseyin’in üç yaşındaki kızı Rugayye!

Kerbela’da Zeynep’in en zor olan imtihanı Rugayye!

Çaresizdi Zeynep!

Ne yapacağını bilemiyordu;

Babamı istiyorum sözlerine nasıl cevap vereceğini; baba diye feryat eden çocuğun özlemi nasıl gidereceğini bilemiyordu!

Kendisini ve acılarını unutmuş; Rugaye’ye derman olamamanın mahcupluğuyla kavruluyordu!

Kolay mıydı baba diye ağlayan çocuğu susturabilmek; Yezid’lerin zulmünden koruyabilmek?

Babasının bedeninden ayrılmış mübarek başının Rugayye’ye gösterilmesine; Rugayye’nin bir daha ağlamamak üzere susmasına dayanabilmek!

Bilmiyorum Zeynep Bilmiyorum!

Zeynep!

Kerbela’da Hz.Hüseyin’in ve yarenleri şehid olup kurtuluşa erdiler; Sen ise esirlerle birlikte günlerce zincirlere bağlı aç susuz dolaştırıldın!

Seni Kerbela’da acılarda tanıdık!

Musibetlerde yalnızlığını sevdik!

Gücünü, sabrını , iffetini, dirayetini sevdik!

****

Zeynep!

Belalı çöl Kerbela’da acılara tahammül gücünü nereden aldın?

Annen Fatıma’dan mı yoksa baban Ali’den mi yoksa kardeşin Hüseyin’den mi?

Bilmiyorum Zeynep bilmiyorum!

Cesaret ve sabır bir arada nasıl olunur bizlere yol göstermek için mi bu kadar zulme dayandın?

Yoksa; Kıyamete kadar metanet abidesi kalmak için mi?

Bilmiyorum Zeynep bilmiyorum!

Dertleri içinde şehirden şehre, zincirlere vurularak dolaştırılan Zeynep!

Şehitler anası Zeynep!

Şehitler bacısı Zeynep!

****

Zeynep! Zeynep!

Sarayda Yezid’e karşı konuşman bizlere yol gösterse de acılara karşı iradeli duruşun yetmez mi? Seni Sen yapmaya!

Cennetteki ırmağın adı gönüllere akan pak ırmak Zeynep!

Kimi zaman iyi bir hatip, cesur!

Kimi zaman zorluklarda ayakta durmayı becerebilen metanetli bir kadın.!

Kimi zaman ahlak, iffet , merhamet ve adaletin temsili!

***

Kerbela’da yaşadığın zulüm sırtında; ırmak gibi akıyorsun her yıl Muharrem ayında merhameti olan insanların gönlüne!

Uyumaya yüz tutan insani yönlerimizi; sabır iffet, tahammül, cesaret, merhamet, ilim feraseti yeşertmek için!

Yezid’in sarayında zalimlere seslenerek fani dünyaya dair unutamayacağımız  hutbende hilmine şahit oluyoruz!

Sizler kaybettiniz, evet kaybettiniz.

Çünkü;

Zorbalık dağa benzer. Zulmetmek yalçın bir dağ gibidir. Sizler ne kadar zorba olursanız, o dağın doruğuna çok yaklaşırsınız. Ama unutmayın ki; doruğa ulaştıkça uçurumların derinlikleri artar.

İşte şu önünde duran Hüseyin’in başı, dağın doruğunda ki zalimlerin sonu olacaktır.

Kardeşim Hüseyin’in başından işte şimdi korkun. Çünkü bu kesik baş sizin sonunuzu getirecektir.”

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet