Ülkü Aras
Ülkü Aras
Giriş Tarihi : 02-08-2020 06:28
Güncelleme : 03-08-2020 10:46

Çorap Tutkusu

Çocukluğumda bir dönem bazı sebeplerden dolayı ailem İstanbul’da ;ben ise dedem ve babaannemle memleketim Iğdır’da yaşadım.

Dedem yaşadığı ilde ticaretle uğraşan siyasetin içinde biriydi.Sürekli okuyan çocuklarını ve torunlarını okumaya teşvik eden aynı zamanda şiirleri olan bir şairdi.

Dedemin bir özelliğide gazetelere olan tutkusuydu.Ayrılmaz bir bütündüler sanki.Hatırladığım otuz beş yıl öncesidir eve gazetesiz geldiği olmamıştır diyebilirim.Dedemin vesilesiyle okumayı ilk öğrendiğim dönemlerde köşe yazılarıyla tanışmış okumaya başlamıştım.

Dedem ve babaannemle birlikte yaşama ritmine yeni yeni alışmaya başlamıştım ki; soğuk bir kış gecesinde dedem geçirdiği felç sonrasında vefat etti.

Ailemizin ilk kaybıydı dedem.İlk kez bu kadar yakınımda ölümü hissetmiş, ilk kez ölümün sebep olduğu karmaşık duyguları benliğimde yaşamıştım.

Babamlar dedemin ölümünden sonra Iğdır’a geldiler yedi gün kaldıktan sonra tekrar istanbula döndüler.Ben babaannemle birlikte yine aynı evde yaşamaya devam ettim.

********

O dönemlerde cenaze evinde kalabalık gruplara ihsan yemeği verilirdi.

Dedemin kırkıncı günü Ramazan ayına denk gelmesine ve havanın çok soğuk olmasına rağmen iftara çok insan gelmiş ;büyük kazanlar içinde yemekler yapılıp bir taraftan da ikram edilmişti.Babaannem içerideki misafirlerle ilgilenirken bilmem kaç kişide dışarıda yemek hazırlıklarıyla ilgileniyordu.

Yemekler yendikten sonra sıra bulaşıklar kısmına gelmişti.Kirli tabaklar sabunlu büyük leğenlerde toplanıyor sonrasında durulanıyordu ;nasıl oldu bilmiyorum ılınmış olan su sıcak su ile değiştirildiğinde kazayla üzerime dökülünce çoraplarım tamamıyla ıslandı.Ev ortamı müsait olmadığından çoraplarımı alamadığım için ;epeyce bir zaman ıslak çoraplarla soğuk havada dışarıda beklemek zorunda kaldım.

 

Babaannem yaşlı olmasına rağmen bana her konuda özen gösterirdi. İftar yemeği telaşında kimsenin aç mısın diye sormaması doğal olarak beni etkilemiş böyle bir duruma alışkın olmadığım için tuhaf gelmişti.

Hem açlık hem de dedemin ölümünün verdiği duygusallık her geçen saat beni biraz daha etkiliyordu.

Ayaklarım çok üşüyünce bir şekilde babaanneme ulaşıp çoraplarımın ıslandığını çorap bulamadığımı söyledim ;babaannem kalabalık ve karmaşanın içinde örgü olan sağlam bir çorap bulup bana getirdi.Çorapları giyindikten sonra ayaklarım yeni yeni ısınmaya başlamıştı ki evde bizimle yaşamayan aileden biri çorapları görünce gayet ciddi bir tavırla çorapları nereden buldun giyindin diye sorduktan sonra çorapları çıkarmamı istedi ben de hiçbir tepki vermeden çorapları çıkarıp isteyen kişiye verdim.

Yine çorapsız kalmıştım. Ruhumun üşümesine bir de ayaklarımın üşümesi eklenmişti.Kendimi terkedilmiş ve yalnız hissediyordum.

Niye insanlar bu kadar duyarsızdı ?

Neden insanlar sadece kendi arzularının telaşını yaşıyordu?

Cevabını bulamadığım sorular düşüncelerimi kemiriyordu.

Bu duyguyla ve yalnız olduğumu hissetmenin verdiği ezilmişlikle “sanki kimsem yokmuş gibi” akşam karanlığında geniş olan bahçenin kuytu bir yerine saklanıp kaç saat ağladığımı hatırlamıyorum.

Geç saatlerde ortada görünmemem dikkat çekmiş olmalı ki ;çok sevdiğim amcam beni aramaya koyulsada,kimsenin göremediği bir yerde saklanmaya devam ettim.

Beni ağlarken bulan ve çok şaşıran amcam o anın telaşıyla ne olduğunu anlamaya çalışıyor bir yandan da beni sakinleştiriyordu.

Neyse ki saatler süren bir dertleşme sonrasında biraz rahatlamıştım.

*******

Basit görünen ama aslında ruhumu olumsuz etkileyen travma bende çoraplara karşı zaaf geliştirdi .

İlk yıllarda çoraplara karşı hassasiyetime anlam veremiyordum ,hangi mağazaya gitsem çorap almak istiyor ,sürekli çantamda iki -üç çift çorap bulunduruyordum.

Evlenen herkes çeyizine ev eşyası almayı tercih ederken ben çeyizime sürekli çorap alıyordum.

Olur ya bir gün çorabım olmaz ya da çorap alacak kadar param olmaz korkusuyla.

Ta ki yıllar sonra kıymet verdiğim bir ablamın geçmişe dair çocukluk anı-sını dinleyene kadar!

********

Diyor ki (arkadaşım):

-Çocukluğum kötü anı-larla dolu.

Evlerin sayılı olduğu ulaşımı zor bir köyde ben dedem üvey babaannem ve halalarım vardı.

Benim bakımımı onlar üstlenmişlerdi. Yemek verdiklerinde azarlandığım ,banyo yaptırdıklarında çimdiklendiğim çok oldu..

Kötü anı-larımı unutamıyorum ama bir şey var ki unutmam bir yana yarım asır geçmesine rağmen halen etkisindeyim diye devam ediyor.

-Bizim köyde dizlerimize kadar kâr yağardı.

Ben yağan kâr’a aldırmaz her sabah gün ağarmadan çıplak ayaklarımla babamı kapının eşiğinde beklerdim. Çorapsız ayaklarım kârın içinde o kadar çok üşüyordu ki hissetmiyordum,elli yıl geçmesine rağmen halen de unutmuş değilim.

Öyle ki farklı bir şehire veya farklı bir ülkeye gitsem çorap alıyor bana hediye almak isteyenlere çorap alın diyorum.

*******

İşte o gün anladım ki niye çoraplara bu kadar bağlı olduğumu.

Eğer bir sorunu aşamıyorsak geçmişe yolculuk yapmak gerekiyor.

Neyi ne için istiyoruz ?

Neden üzülüyor ?

Neye seviniyoruz?

Bilinç altında bilmediğimiz belki de itiraf edemediğimiz nice sıkıntılarımız var.

O gün anladım ki ; çocuklukta iyi veya kötü her (anı) bizim kişiliğimizi oluşturuyor.

******

Aslında yaşadığımız travmanın temelinde “ bir kaç saat çorapsız kalan ayakların üşümesi değil “ailemizin çocukluk döneminde bırakıp gitmeleriydi.

Terkedilmişlik ve yalnızlık duygusuydu esas travma.Çorapsız ayakların üşümesi sadece yalnızlık duygusunun gösterme şekliydi.

*******

Gelelim benim hikayeye.Artık onlarca çorabım var.Otuz yıl geçmesine rağmen çorap tutkum yinede devam ediyor.

Basit görünsede gerçek!

Zannediyordum ki sadece bana ait bir tutku.

Öyle ki bu durum zaman zaman beni rahatsız etse de ;çoraplara niye bu kadar zaafım var diye kendimi çok sorgulasam da yine de vazgeçemediğim tutkudur çoraplarım.

Geçmişe ait kırgınlıklar,ezilmişlikler özlemler,hayaller ve beklentiler..

Her birimizi küçük görünen detaylar şekillendirmedi mi?

Her birimiz buna benzer gerçeklerle yaşantımıza yön vermedik mi?

Her birimiz duygularımızın oluşturduğu insan rollerinde değil miyiz?

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet