Hatice ATASOY
Hatice ATASOY
Giriş Tarihi : 24-01-2014 09:44

Ümmetin Yıldızları

           “Onların kalplerinden, yağmur duaları döküldü günahın toprağına ve onların gözlerinden Peygamber'in sözleri okundu, merhamet mevsimini taşıyan kervanlarla. Peygamber'den bir iz gibi düştüler Asr-ı Saadet yollarına. Ondan bir haber almak ve onu anlamak isteyen bizlere, onun ulvi yolundan rahmet yüklü haberler getirdiler…”

 

 Ümmetin Yıldızları ve Peygamber okulunun öğrencileriydi onlar. Rasulullah'tan iz taşıyan ve o izin yansımasıyla bizleri aydınlatan o güzide insanları anlamak ve çağa taşımak, sorumluluk sahibi her birey için bir görev olmalıydı. Kokuşmuş cahiliyyenin göbeğinde, gözlerini dünyaya açan ve her türlü haksızlık ve zorbalığın hüküm sürdüğü Mekke sokaklarında, sorumsuzca yaşayan insanlara, Hira’dan esen tatlı bir rüzgâr ile "El Emin" ismiyle tanınan kutlu elçi "Lâ ilâhe illallah" deyin ve kurtulun diyecekti.

 

O öncü nesil birer birer kendi özgür iradeleriyle girdiler bu tevhid halkasına, acıyı bir katık bilip ekmeklerine sürerek. Anadan, yardan, serden geçtiler. Onlar nübüvvet medresesine, yük olmak için değil yük almak için dahil oldular. Peygamber'in elleriyle yetiştiler bir gül misali. Gülü soldurmamak ve kokusunu bu çağa taşımak gerekliydi.

 

Gün geldi açlıktan ağaç yaprakları yediler, karınlarına taş bağladılar ve işkencenin akıl almaz tüm sahnelerini bir bir yaşadılar. Yılmadılar,yorulmadılar, yaşanan her acı onları biraz daha biledi. Her yeni sabaha büyük umutlarla uyandılar.

 

Mekke’nin en yakışıklısı Müslüman olacak ve en önce, sahip olduğu dünya nimetleriyle başlayacaktı imtihanı. Sonrasında Medine’de Allah’ın mesajının ulaştırılmadığı hiçbir ev bırakmayacaktı bu Peygamber eliyle Medine’ye gönderilen ilk öğretmen. Evler ve gönüller, onun yüreklerde bıraktığı aşkla dolup taştı ve yanık seslerden "Taleal Bedru" lar yankılandı. Uhud toprakları annesinin evlatlıktan redettiği bu güzel şehidi, tüm sıcaklığı ile bağrına bastı.

 

Gıfar kabilesinde yol kesen olarak bilinen genç adam, Kâbe'de ilk "Kelime-i Şehadeti" haykırırken yediği dayak sonrası, "Kanlardan kırmızıya boyanmış bir heykeldim" diyerek ve insanlara yol gösteren olarak geçti tarih kitaplarına.

 

Bir anne ki Uhud’da körpecik iki evladını şehit vermiş, eşini, kardeşini kaybetmiş ama o Peygamberini arıyor “Sen iyisin ya diğer musibetler bana hafif gelir ya Rasulullah “diyerek Allah’ı ve Rasulunü her şeyden daha çok sevmenin pratiğini gösteriyordu.

 

Her şeylerini geride bırakarak çıktıkları hicret yolculukları, onları Medine İslam devletine taşıyacak ve onlar hasreti içlerine gömüp, yalnızca Allah için vazgeçmenin ve Allah'a tüm hücreleri ile teslimiyetin ne olduğunu öğreteceklerdi bizlere.

 

Onları deniz aşırı ülkelere götüren, okyanusları geçerek, mezarlarının bile olmadığı topraklara taşıyan neydi? Doksan iki yaşında ki Eyyüb el Ensari'nin ne işi vardı İstanbul surlarında?

Yıllar geçse de, sırtlarında oluşan yanık izleri, vücudunun bir çok yerinde oluşan yara oyukları, elini Rasulullah'a gelen oka siper etmiş, dişiyle Peygamber'in yanağına batan demir halkayı çıkarırken dişlerini kaybetmiş ve bunları ondan bir hatıra diye saklayan ve şehid olamadım diye gözyaşı döken bunca güzel insandan bize kalan ne?

 

Çocukluğumuzda gökyüzünden birer yıldız seçerdik kendimize, zifiri karanlıkta yollarımızı kaybetmeyelim ve tökezleyip düşmeyelim diye. Peygamberimiz de tam bu noktaya işaret etmiş “Benim ashabım yıldızlar gibidir” demiş ve "Hangisine dokunursanız sizi Allah’a ulaştırır" diyerek adeta bizlere hedefi işaret etmiştir. İstikamet belli, çizgi belli…

 

Vahiy evinin çekirdek kadrosundan bize miras kalan; samimiyet, dostluk, aşk ve teslimiyetti. İmanın insanda nasıl harekete geçtiğini onlarda gördük ve onların hayatlarına her dokunuşumuzda kendimizi yenileme gereği duyduk… Dünyevi kaygılardan sıyrılma ve tarihten yeni bir iz düşümünü yaşama adına, onları tanımak, anlamak ve yıldızlardan bir Samanyolu oluşturmak için yollara düşme vakti... Hemen... Şimdi!

NELER SÖYLENDİ?
@
Hatice ATASOY

Hatice ATASOY

DİĞER YAZILARI İyilik /kötülük yolunda bir çığır açmak, Habil yada Kabil gibi 02-02-2019 11:29 Allah Resulünden Mesajlar: Tebessüm Sadakadır, Kardeşlerinizden Esirgemeyin... 17-09-2018 13:31 Nefisle mücadele zamanı, 19-05-2018 08:45 Hazanda Baharı Yaşamak 27-10-2017 11:27 Filistinli Vefa’nın Kalp Ağrısı.... 29-07-2017 23:23 Şimdi Kuran’la Dirilme Zamanı.... 12-06-2017 00:37 31 Mayısı Unutmadık Unutmayacağız... 22-05-2017 09:19 Kudüs & Ey Kudüs… 23-04-2017 22:39 Dua, Özgürlük Semalarına Yükseliş... 05-02-2017 21:57 Daralan Vakitler... 13-12-2016 16:53 Oku Takip Et! 10-10-2016 17:52 Sen Çok Değerlisin... 07-09-2016 06:39 Allah İçin Sevmek.. 04-07-2016 10:39 Ölüm... 03-06-2016 14:44 Doğruluğun Adı: Mehmet Amca.... 28-04-2016 10:17 Hoşca Kal Umudum 25-02-2016 13:48 Alemlerin Rabbine Hamdolsun! 21-02-2016 11:37 Hira’dan Esen Rüzgar 12-02-2016 16:52 Çocuklar Üşümesin 08-12-2015 08:17 Karbeyaz Düşler 01-12-2015 10:43 Annemin Hacc Özlemi 01-09-2015 23:08 Belki Bir Gün 12-05-2015 12:18 Biraz Tebessüm 14-04-2015 18:57 Anneme.... 19-03-2015 18:48 “Açılsın da Yollar Sana Geleyim” 22-01-2015 10:10 Yokluğunun Kaçıncı Baharındayız 01-01-2015 17:33 Okumaya Dair Notlarım 23-11-2014 12:31 Kurban 10-10-2014 22:37 Sevgili Dost... 23-09-2014 12:24 Vefa… 09-08-2014 06:03 Bir Sevdadır Yaz Kursları 06-07-2014 11:27 Savaşın Çocukları 03-06-2014 07:44 İçimdeki Bahar 26-05-2014 23:40 Yürek Dokunuşları 23-04-2014 11:17 Özlemlerin Konuğu 07-04-2014 00:05 Yokluğunda Üşüyorum 06-03-2014 22:11 Ümmetin Yıldızları 24-01-2014 09:44 Bir Yüreğe Umut Olmak 30-12-2013 21:20 Yaşayan Kur'an Hz. Fatıma 13-12-1901 22:42 Fatıma Anneye Mektup 13-12-1901 22:42 Seni Seviyorum Ey Çocuk!... 13-12-1901 22:42 Duasız Üşürmüş Yürekler 13-12-1901 22:42
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet