Ümmiye Yılmaz
Ümmiye Yılmaz
Giriş Tarihi : 13-05-2020 22:01
Güncelleme : 13-05-2020 22:01

Aşkın Görünmeyen Hali..

Aşk üçgen teorisi şöyledir. Bu teoriye göre aşk üç bağdan oluşmaktadır. Bu bağlar yakınlık, bağlılık, tutkudur. Aşkın çeşitlerine değinirsek ne tesadüftür ki buda üç çeşittir. Anlaşıldı aşk demek ki üç sayısını seviyor. Romantik aşk, sahiplenici aşk ve kullanıcı aşktır.

Psikoloji rahat bir şekilde konuya el atmış ve aşkı açıklamıştır. Peki, insanlar neden aşkı halen daha anlamakta zorlanıyorlar? Romantik aşk karşılıklı sevgi ve bağlılığa dayanırken sahiplenici aşk kıskançlığı temel almaktadır.

Kullanıcı aşk zengin adam ve erkeklerin aşkını paraya çeviren vampir kadın ikilemlerine örnek gösterilmiş durumda. Ya da bu duruma paralı kadın çulsuz erkek modeli de diyebiliriz!

Aşkın sosyolojide en şiddetli haline örnek ise Hitler gösterilmiştir. Kaynaklara göre halkını vatanına âşık ederek binlerce insanın ölmesine sebep vermiştir. Aşkın ölümcül bir yanının da olduğunu buradan çözmüş oluyoruz.

Aşk sadece karşı cinse duyulmuyor. Bazen nesnelere bazen siyasi partilere bazen bir futbol takımına karşı bu duyguyu hissedebiliyoruz. Aşkın ben görünmeyen halini ise psikoloji literatürüne bugünden itibaren eklemiş bulunmaktayım.

Dikensiz olmayan güle; âşık gönlün zamanla karşılaştığı dikene kin bağlaması aslında ne budalaca bir harekettir. Mükemmel varlığın olmadığını bilen bir bireyin hayallerine istediği özellikleri giydirmesi aşkın görünmeyen halidir. Aşkın her ince noktası hayal edilir. İstenilen bir surete bu özellikler(saç rengi, mimikler vb.) ve duygu o taslağa eklenir. Beyinde o hayali kişi fazlasıyla yüceltilir.

İlahlaştırılan sevgiliye kurban edilen artık uykusuz geceler huzursuz zamanlar başlamıştır. Zamanla da insan kendini inandıramaz böyle bir varlığın ortada olmadığına ve kırgınlıklarıyla beraber arayışlarını sürdürür. Her karşılaşma bir çöküştür aslında ve her deneme bir dibe vuruştur. Yıllarca o taslaktaki aşk aranır durur.

Aşkın görünmeyen haline başka bir bakış açısı ise sevebildiğinin farkında olmayan güçlü bireylerdir. Kendilerini öyle büyük otoriter ve yükseklerde görürler ki sevebilecekleri varlık onlar için dünyada daha yaratılmamıştır. Kendi mükemmelliklerini gölgeleyecek gökten melek inse asla onların kalpleri aşkla dolmaz. Eğer ki âşık olurlarsa bilirler ki kendilerinin diğer insanlardan farkları olmadığını kabul etmek zorunda kalacaklardır. Yükseklerde oturdukları tahtlarındaki yerlerini maalesef kaybedeceklerdir. Sadece sevilebilmenin yeterli olduğu bu bireyler hep kendilerini sevecek insanların peşinden koşarlar. Ne de olsa kendileri bir başkasını sevmeyecek kadar ulu kişilerdir.

Aşk mitolojide ve kültür yapısında incelendiğinde ise sanat ve yaratıcı aşkıyla vücut bulmuştur.

Aşkın görünmeyen hali burada da çok belirgindir.
Çoğu yazarın ve ressamın kendine özgü eserlerinde imza niteliğinde dokunuşları olmuştur. Bunu gizleyerek hayranları tarafından bulunmasını istemelerindeki esas amaç aşkın görünmeyen halinin keşfedilmeyi sevmesidir. O nedenle Cristof Colomb keşfettiği Amerika için bu ülkeye âşık oldum deyimini kullanmıştır.

Zaten üç beş yerli ve ağaçtan başka bir şeyin olmadığı bir kıta için başka birinin bu kelimeleri sarf etmesi fazlaca şaşırtıcı olurdu diyebilirim.
Dinlerde aşka bakılırsa orada da aşkın görünmeyen halinin izlerine rastlamaktayız. Yaratıcı; bireylerin ilahi aşka insanların keşfederek ulaşmasına yardım edici işaretler bırakmıştır. Bu işaretleri tamamlayanların ancak gönülleri aşkla çarpmaktadır.

Kestanenin dikenli kısımlarına bakıldığında içindeki meyveyi göremiyor olabiliriz. Tırtılın çirkin halinin güzel bir kelebek olabileceği ihtimali ise bize aşkın keşfedilebilir sürprizlerle dolu kısmını göstermektedir.
Bazen görünenden çok görünmeyene tutku ve aşkla bağlanırız. Ve insan en çok suretine, kendine benzeyene âşıktır.

Naçizane aşktan bahsettiğimiz bu makalemi severek okumanızı diliyorum.
Dostça kalın...

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet