İbrahim Eser
İbrahim Eser
Giriş Tarihi : 30-04-2020 09:33
Güncelleme : 11-05-2020 07:08

Yazmanın Sorumluluğu….

Bir insan ve bir Müslüman olarak yazdıklarımla hiç kimsenin gönlünde olumsuz bir imaj ve izlenim bırakmak istemem, lakin söz konusu yazmak olunca taktir edersiniz ki ya susacaksın ya da konuşunca ve yazınca bildiğin doğruları söylemek boynunun borcudur.

Gel gör ki yazmak doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar misali olmuştur. Acı ama ne yazık ki gerçek çünkü gerçekler acıdır insanın nefsine ağır gelmektedir. Madem yazıyoruz nefsimizin aleyhine bile olsa hakkı söylemek durumundayız. Giderek kendimiz olmaktan çıkıyoruz çünkü. Yaradılış gayemizden sıyrılıyor bir başka şeye dönüşüyoruz. Dünyevileştikçe yürek yanımız zayıflıyor ve böylelikle de dünya görüşümüzden uzaklaşıyoruz. Emellerimiz arttıkça amellerimiz eksiliyor.

Nefsimiz her geçen gün azgınlaşıyor. Söylemlerimiz gittikçe eylemden kopuk havada etkisiz kalıyor. Bir çürümedir almış başını gidiyor. Yüreğimize gem vuracak yüreğimiz kirlerle ve günahlarla örtülü. Nefsimizi terbiye ve tezkiye sürecinden geçirmediğimiz için nefsimize yenik düşüyoruz. O yüzden utanacağımız yanlışlıklar yapıyoruz. Başımızı öne eğdirecek günahlarımız hayatımızın bir parçasına dönüşmeye başlıyor. Savunduğumuz değerlerimiz, kutsallarımız çoğu vakit sözde kalıyor.

Pratik hayatımızı şekillendirmesi gereken ilkelerden giderek uzaklaşıyor, kendimiz olmaktan çıkıyoruz. Hayatımızı kutsal ilkelerimize göre dizayn edeceğimize kendimizce yeni argümanlar üretmeye, meşrulaştırmaya çalışıyoruz. Böylelikle bir başka şeye dönüşmek suretiyle kendimiz olmaktan çıkıyoruz. Ve nefsimize yenik düşüp en küçük bir günah işlediğimizde yürekten yıkılıyoruz.

O eksik, yanlış ve günahlarımız boynumuzu büküyor çünkü biliyoruz yarın Rabbimize sunacak bir mazeretimizin olmadığını. Yüreğimiz çoğu kez o yüzden kanıyor. Dilimizle incittiğimiz insanlar, kişisel yanlışlarımız, eksiklerimiz ve günahlarımızdan ötürü hep büyük bir mahcubiyetin içerisindeyiz. Bu vesileyle incittiğimiz herkesten helallik dilemek boynumuzun borcudur.

Değerli Dostlar! İnanın dünyalık hiçbir şey, nefsani hiçbir şey, Allah'ın istediği ve razı olduğu gerçek bir iman dolu gönül huzuru kadar kıymetli değildir.

Hakiki bir iman dolu huzurlu bir yürek sahibi olmaya çok ama çok ihtiyacımız var.

Vesselam.

NELER SÖYLENDİ?
@
ABDULBARI KARABEYESER 4 hafta önce
Anlamadım Mehmet Cemal Bey. Hangi konuda haklıyım. Haklısınız ifadesine muhatap kalacağım bir cümle kurmadım. Bir de değerlendirmem İbrahim Eser'in yazısı içinde. Onun adına yorum yapmanız ne kadar doğru? Genede saygılar
Mehmet Cemal eser 1 ay önce
Çok haklısın hocam Allah Razı olsun Inşaallah
AbdulBari Karabeyeser 1 ay önce
İbrahim Hocam, yazınızı okudum. Edebi olarak değil ancak insani olarak güzel bir yazı. İsim zikretmeksizin tasavvufi terbiyeyi işaret etmiş olman fikri tecrübe açısından dikkate değer. Nihayetinde Humeyni'nin klasikleşmiş "Nefis Tezkiyesi" ve "Hamd" kitaplarıyla büyümüş biri olman sözlerini "kemmiyetten" ziyade "keyfiyet" cihetiyle değerli kılmaktadır. Şu cümleni önemsiyorum ve katılıyorum. "Nefsimizi terbiye ve tezkiye sürecinden geçirmediğimiz için nefsimize yenik düşüyoruz." Ciddi ve aynı zamanda ümmetin özellikle de tüm davetçilerin sorunu. Fethi Yeken merhumun "Davet Yolunda Dökülenler" kitabını anımsattı bana. Bundan sonraki girizgahınız önemli. Malum bu sürecin pratik hayattaki karşılığı İhsan diğer tabirle Tasavvuftur. Pratik olarak neler tavsiye edeceğiniz şahsım için merak-ı mucib bir konu. Dolayısıyla kıymetli görüşlerinizi merakla beklediğimi ifade eder saygılar sunarım. Abdulbari Karabeyeser
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA