Harun Yılmaz
Harun Yılmaz
Giriş Tarihi : 26-04-2020 08:58
Güncelleme : 11-05-2020 07:08

Sahurun Vakti..

Bir Ramazan ayına daha ulaşmamızı yaratan Allah’a hamd, O’nun Resulü Muhammed Aleyhisselam’a da salat ve selam olsun.

İnşallah bu eriştiğimiz bereketli ay, insanlığa karşı şer peşinde olan küresel şeytanların tüm tuzak ve oyunlarına karşı Müslümanların ve insanların uyanmalarına, birleşmelerine, onlara karşı mücadele ederek galip gelmelerine vesile olur.

Her Ramazan ayında olduğu gibi eriştiğimiz Hicri 1441’in bu mübarek ayında, bir imsakiyede, takvimde bile sahur vakti, bayram günü yine İslam dünyası ile aramızda birlik olamadığımızı gösterdi.

Tüm dünya Müslümanları, Ramazan bayramını (ve dahi Kurban bayramını da) rasat (hilali gözleme) usulüne göre belirlerlerken, onların aksine Türkiye’de Diyanet teşkilatı, teknolojinin tüm nimetlerinden faydalanarak 100 yıl sonraki sahurları, iftarları, bayramları bile tespit edebilmektedir.

Hicri Şemsi takvim, Jülyen (pagan/putperest Roma) takvimine benzerliğiyle yol alırken, Hicri Kameri takvim, her yıl miladi takvime göre 10’ar gün beri gelerek, tuttuğumuz oruç ayını yıllar içinde dolaştırmakta, bir nev’i zamanın içinde lisan-ı hâl ile tavaf ettirmektedir.

Hicri Şemsi takvim de miladi takvim gibi Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüşünü esas alır ve bir yılı 365,2 günde tamamlar.

Hicri Kameri takvim ise, Ay’ın Dünya etrafındaki 12 turuna göre hesaplanır ve bir yıl 354,3 günde tamamlanır.

Dolayısıyla Ramazan ayı, 33 yılda bir miladi/şemsi takvimdeki aynı aya denk gelir; 2053’te Ramazan’ın nisan ayına denk geleceği gibi…

Bu teknik açıklamaları bir yana bırakalım; Türkiye’deki sahur konusuna gelelim. Bazı ilim adamları Diyanet’in 1-1,5 saat fazla oruç tutturduğuna, doğru zamanı göstermediğine işaret ederler.

Örneğin 26 Nisan 2020, Pazar gününde Diyanet’e göre İstanbul merkez için imsak vakti 04.25, güneşin doğuşu vakti 06.02’dir.

Buna karşıt bir görüşü ileri süren Süleymaniye Vakfı’na göre imsak vakti 05.21, güneş vakti 06.07’dir.

Güneş vakti çok da farklı olmamakla beraber, imsak için yaklaşık 1 saatlik zaman farkı göze çarpmaktadır.

Bu iki karşıt görüşü de bir kenara bırakalım; teknik detaylar, konuya vakıf uzman görüşleri bir yana, cahil bir köylü olarak sade bir misalle konuyu izaha çalışayım.

Allah, oruca başlayacağımız vakit konusunda Bakara 187’de “Beyaz iplik (şafağın beyaz çizgisi) siyah iplikten (gecenin siyah çizgisinden yani fecrin aydınlığı gecenin karanlığından) seçilinceye kadar yiyin, için, sonra da akşam oluncaya (iftar vaktine) kadar orucu tam tutun.” demektedir (bkz. Cemal Külünkoğlu meali).

Bu tür konularda ihtilaf varsa, aslında bu âyet, vaktin ne zaman başlayacağı konusunda bizi apaçık bağlayacak şekilde tek başına yeterlidir.

Nasıl mı?

Bulunduğunuz tarihten soyutlanın. 2020’de değil, 1000’li, 1300’lü, 1600’lü yıllarda olduğunuzu, bir vadide kurulu bir köyde, şehir medeniyetinden uzakta yaşadığınızı farz edin.

Bir kol saatiniz, duvar saatiniz, vakit girince sizi uyandıracak bir alarmınız yok. Oruca başlayacağınız vakti anlayacağınız bir alete sahip değilsiniz.

Ancak Diyanet adıyla bir teşkilat var ve o size Nisan 1000 yılında diyor ki, yemeyi içmeyi gece saat 04.25’te bırakın ve oruca başlayın.

Oruca ne zaman başlayacaksınız?

Tabi din ve diyanet işlerini ayarlayan bir kurum olduğu için, saat 04.25’te oruca başlamanız lazım.

İftarınızı yaptınız, akşam namazını kıldınız, bir süre geçince yatsıyı ve teravihi de kıldınız, sahura rahat uyanabilmek için yatağınızı serip yattınız.

Gecenin bir vakti uykunuzdan uyandınız, sahurunuzu yapıp, sabah namazını kılıp yatacaksınız.

Sahur yemeğinizi yediniz, abdestinizi aldınız ve sabah namazınızı kılabileceğinizin işareti olan fecr vaktine yakın, şafak kızıllığını beklemeye başladınız.

Bekle babam bekle, kızıllık bir türlü gelmiyor…

Çünkü sabah 04.25’e göre uyanmanızı sağlayacak bir saatiniz, alarmınız olmadığı için, meğer gece 12’de kalkmışsınız.

Bir sonraki sahur için gecenin 2’sinde, bir sonraki için de gecenin 10’unda uyanmışsınız. Meğer her gece sahur için farklı bir vaktin zifiri karanlığında uyanıyormuşsunuz ve sabah namazını bekleme süreniz her gün değişmiş oluyor.

Kalkış ve sahur saatinizi belirleyecek bir alarm ve saatiniz yoksa eğer, sahur için uyandığınız o vaktin gecenin saat kaçı olduğunu, 04.25’in ne zaman dolduğunu nasıl anlayacaksınız?

İşte bir kuruma veya teknik izahatlara göre değil de Bakara 187’ye göre ayarlarsanız vakti, şafak vakti, gök ile yer arasındaki incecik kızıl ip gibi beliren işarete kadar yemeye içmeye devam edeceksiniz, o iplik gibi kızıllığı gördüğünüzde yemeyi içmeyi keserek, akşam vaktine kadar sürecek orucunuza da başlamış olacaksınız.

Tutacağımız oruçlarımızı Allah, izzet-i dergahında makbul buyursun, mahşer günü bir paçavra gibi suratımıza çarpmayacağı bir muvahhid duruşu, yaşayışı, nihayeti ihsan etsin âmîn diyenlerimize.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA