Harun Yılmaz
Harun Yılmaz
Giriş Tarihi : 09-04-2020 13:28

Abid Özmen, Sevda Kuşun Kanadında ve Bilderberg Toplantısı

Merhum Abid Özmen’in* anısına

İlk kez Hollanda'da küçük bir kasaba olan Oosterbeek'te başlayan ve adını 29-31 Mayıs 1954 tarihleri arasında ilk toplantının yapıldığı bu kasabada bulunan Bilderberg Oteli'nden alan toplantılar, dünyanın yönetimi ve küreselleşme konusunda her yıl farklı ülkelerde düzenleniyor.

Banu Avar’ın deyimiyle “Küresel Sırtlanlar” toplantısının içeriği ilan edilmemekle birlikte katılımcıların isimleri açıklanmaktadır sadece; ama bir şekilde dışarıya sızar veya sızdırılır toplantı içeriği.

Yakın zamandaki 67. Bilderberg toplantısı 2019 yılının 30 Mayıs, 2 Haziran tarihleri arasında İsviçre’nin Montreux şehrinde yapıldı.

Neler konuşulur ve neler planlanır bu toplantılarda?

Mesela (güncel bir konu olduğu için) 7-10 Haziran 2019 tarihleri arasında, bugün Koronavirüs’ten kırılan İtalya’nın Torino kentinde Lingotta Otel'de yapılan 66. Bilderberg toplantısına değinen Bekir Hazar’ın “Alımlar Başladı” yazısına bakalım:

“…Vatikan Dışişleri Bakanı Cardinal Parolin de toplantıdaydı. Vatikan ilk kez davet edilmişti. Parolin Pentagon'a yakın biridir. Derin Amerika ile bağlantıları vardır. Parolin, o toplantıda dünyayı etkileyecek bir virüs olursa, ekonomilerin ne kadar etkileneceğini sordu. (Toplantıda bulunan Siyonist) FED eski Başkan Yardımcısı (Stanley Fischer) konunun uzmanıydı. Ekonomileri etkileyecek bir virüsün pek mümkün olmadığını söyledi. “Ancaak” diye devam etti; “İyi bir panik havası oluşturulup, insanları etkileyebilecek bir medya çalışması yapılırsa, hayata geçecek algının piyasaları çökertebileceğini söyledi. Peki, medya böyle bir algıyı oluşturabilir mi?

Evet, hem de fazlasıyla…” (Takvim Gazetesi, 18.03.2020

https://www.takvim.com.tr/yazarlar/bekirhazar/2020/03/16/alimlar-basladi)

2018 yılında yapılan toplantının bizi en çok ilgilendiren kısmı burasıdır; aslında yayılmak istenen bir virüs salgınının kendisi değil, salgının yaratacağı panik havasıdır, küresel korkudur.

Heyhat! Teslim olduk bile!

Neyse…

Bu toplantılar üç kez de Türkiye'de yapılmıştı. İlki 18-20 Eylül 1959’da İstanbul Yeşilköy’de, ikincisi 25-27 Nisan 1975’te İzmir Çeşme'de Altın Yunus Otel'de ve sonuncusu da 31 Mayıs - 3 Haziran 2007 yılında yine İstanbul Ritz Carlton Otel'inde toplandı Bilderbergçiler.

Ülkemizden ortalama 4 kişinin davet edildiği toplantılara 2007’de olağanüstü bir şekilde 13 kişi çağrılmıştı; Bilderberg Türkiye Daimi Temsilcisi Mustafa Koç, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Ali Babacan, UNDP Başkanı Kemal Derviş, TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ile başkan yardımcıları Ümit Boyner ve Cem Duna, eski TÜSİAD Başkanı Erkut Yücaoğlu, eski Dışişleri Bakanı Hikmet Çetin, Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Ayşe Soysal, Coca-Cola İcra Kurulu Başkanı Muhtar Kent, eski Dışişleri Bakanı ve Işık Üniversitesi Öğretim Üyesi Emre Gönensay, gazeteci Cengiz Çandar ve Mehmet Ali Birand.

Dünyaya dair gizli amaçların konuşulduğu muhakkak olan bu toplantılardan 1975’te Çeşme’de yapılanla ilgili şahidinin ağzından hayli ilginç bir hikâye duymuştum. 2016-2017’de TRT 1’de yayınlanan “Sevda Kuşun Kanadında” adında, döneme ışık tutan diziyi izlerken bu hikâye aklıma geldi. Hep solcu jargonla anlatılan 68 Kuşağı’nın dönemini bir de bu yakanın çocuklarının gözüyle anlatması nedeniyle ilgiyle izlenen dizinin odağında Arif Ünlü isimli İstanbul Üniversitesi Hukuk talebesi gencin şahsiyeti üzerinden MTTB (Milli Türk Talebe Birliği) anlatılmaktaydı. MTTB hayli önemli bir STK idi; çünkü bugünkü sağ tandanslı örgütler, asli manada bu yapıdan neşet etmişti.

Aktaracağım olay Nisan 1975’te geçiyor. O yıllarda dönemin MTTB Genel Başkanı Abid Özmen, dönemin İstanbul Valisi Namık Kemal Şentürk’tür.

Her türlü provokasyonun arkasında darbeye giden yolda taş döşeme işine gönül vermiş yerli/ithal derin devlet ajanlarının rol oynadığı yıllardır.

Asker ve polis, üst aklın çizdiği plan çerçevesinde vatani görevlerini yerine getirdikleri zehabıyla, nasıl bir örtü görevi üstlendiklerini bilmeden büyük bir provokasyonda figüran olmuşlardı. Kendilerine verilen görev, solcu öğrencileri bir güzel pataklamaktı. Bu misyonla İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi ve Site Öğrenci Yurduna bir baskın düzenlendi. Bu baskında Abdi Gönel isimli bir odacı başından vurularak öldürüldü. Fail olarak sağcı gençler gösterildi.

Bu tarihlerde MTTB il başkanları, Genel Başkan’ın daveti üzerine Genel Merkez’de toplanmış, illerindeki faaliyetleri hakkında rapor vermekteydiler. Olaylar başlamadan evvel, toplantı için orada bulunan MTTB’li gençler, bugün II. Mahmut Türbesi’nin haziresinde yer alan Türk Ocakları’nın İran Konsolosluğu’na döndüğü Cağaloğlu’na inen Bâb-ı Âli Caddesi’nde hemen sol tarafta bulunan MTTB binasında Başkan Abid Özmen’le cesaret üzerine bir sohbete dalmışlardı. Konu, cevval gençlerin Başkan’ı “Neden biz de elimize silah alıp vuruşmuyoruz, ölürsek şehidiz, kalırsak gazi, niye korkakça duvarların ardında normal sohbetlerle vakit kaybediyoruz” şeklinde sıkıştırmasıydı. O tarihte olayların şahidi olanlardan birisi de MTTB Antalya İl Başkanı sıfatıyla MTTB binasında bulunan İstanbul Fatih İmam Hatip Lisesi mezunu delikanlı Necati Yeşilyurt’tur.

Başkan, gençleri sakinleştirdikten sonra, “Arkadaşlar, ölümden korkumuz yoktur! Ancak elimize silah almak İslam’a hizmet ettirmez. Bizden bekledikleri de budur. Tam aksine, bu sıralar çok dikkatli olun. Bakın, bu yıl Bilderberg toplantısı İzmir Çeşme’de yapılacak. Bu toplantıyı kamuoyu nazarında silikleştirmek için büyük bir olay tertiplenecek. Ertesi günün gazete manşetleri bu provokasyonun haberleriyle çalkalanırken, Bilderberg toplantısı buharlaştırılacak, gözlerden saklanmış olacak.”

Başkan sözünü henüz tamamlamıştı ki, içeriye heyecanla hâlâ bugün bile kim olduğunu bilmediğimiz bir genç girdi; “Ne duruyorsunuz? Komünistler toplanmış, bu tarafa doğru geliyorlar, haydi biz de cihat edelim!”

Başkan genci susturdu, telefona gitti ve bir numara çevirdi. Ne yapıyor acaba, diye beklerken, Vali ile görüşmek istediğini söyledi karşısında telefonu açan kişiye.

Konuşma aynen şöyle geçmişti; “Sayın Vali, aldığımız duyuma göre solcular İstanbul Üniversitesi’nden çıkıp Divanyolu’ndan Eminönü’ne inip, Taksim’e geçeceklermiş. Biz MTTB olarak olayların dışında kalmak istiyoruz. Sizden ricamız, lütfen Bâb-ı Âli Caddesi’ne inen yolun başına polis koyun, bizim tarafa dönmesinler.”

Başkan, telefonu kapattıktan sonra bize döndü; “Arkadaşlar, haber verdim, ama yine de bu namussuzlara güven olmaz, biz kendi tedbirimizi alalım.”

Başkan’ın talimatıyla kapıları, pencereleri kapatıp, metal dolap ve masaları bunların arkasına siper ettik.

Gerçekten de Başkan’ın telefonda söylediklerinin tam aksine, polis Bâb-ı Âli Caddesi’nin girişi yerine, Divanyolu’nun Sultanahmet’e giden tarafını tutmuş, doğal olarak yürüyüş korteji bizim binanın önüne mecburi istikamet olarak verilmişti. Galata Köprüsü’ne çıkmak isteyenler mecburen önümüzden geçecekti.

Solcular, kapı ve pencereler kapalı olduğu için içeride bizim olduğumuza fazla ihtimal vermeden ellerindeki taş ve sopaları hınçla MTTB binasına atarak, Cağaloğlu yönüne doğru devam ettiler. İçeride olduğumuzu bilseler, belki de molotoflarla bizi yakarlardı.

Bu arada bizi galeyana getirmek isteyen genç, Başkan’dan zılgıt yiyince, soluğu bizim binanın zıttı yönündeki İbrahim Paşa Köşkü’nün arkasında bulunan ara sokakta Ülkücü gençlerin kaldığı yurtta almış, “Ne duruyorsunuz” narasını orada da atmıştı. Bunu duyan Ülkücü çocuklar, öldürmek ve yaralamak namına zincir, sopa, bıçak, ne buldularsa solcuların üzerine seğirtmişlerdi.

Olayların başladığı gün, Site Öğrenci Yurdu’nda oda hizmetlisi Abdi Gönel öldürülmüş, kaos Ankara’ya da sıçramıştı. Cinayetin olağan şüphelisi olarak da Sağcılar gösterilmişti.

Her şey derin planlayıcıların istediği gibi yürümekteydi.

Olaylar gün itibariyle yatıştığında Başkanımız Abid Özmen, çocuklar gidin büfeden bir Hürriyet, bir de Milliyet gazetesi alın gelin demişti.**

Gazeteleri getirdiğimizde bizi başına topladı ve ben dememiş miydim, edasıyla önce gazetelerin birinci sayfalarını gösterdi, sonra iki ya da üçüncü sayfalarda bir kibrit kutusu büyüklüğünde çerçeve içindeki haberi okuttu bize; “Bu yılki Bilderberg Toplantısı İzmir Çeşme’de düzenlendi.”

Kamuoyuna İstanbul Üniversitesi’nden başlayıp, Ankara’ya sıçrayan öğrenci olayları yedirilmiş, iç sayfalardan birinde de küçük puntolarla kısacık bir Bilderberg toplantısı haberi verilerek, bu kirli organizasyon algılardan uzak tutulmuştu.

Aradan seneler geçmiş, 12 Eylül 1980 İhtilali yapılmış, bu olayı anlatan ağabeyim de öğretmen olmuştu. Memur maaşı yetişmeyince 1984’te İstanbul Belediyesi’nden ekmek büfesi alan CHP’li bir belediye meclis üyesinden işletmek adına burayı kiralamıştı. 1984’ün İstanbul Belediye Başkanı, cuntacıların atadığı Abdullah Tırtıl idi. Bu tür para yumurtlayan büfe, meyhane, ticari taksi plakası, sebze hali imtiyazı gibi yerler, derin devlet tarafından emekliliklerinde daha bir rahat etsinler diye o 60’lı, 70’li yıllarda cansiperane görev yapmış devlet görevlisi provokatörlere peşkeş çekilmekteydi. Uğur Mumcu bunu, “Devlet, o gün anarşik eylemlerde görev almış ajanlarına, emekliliklerinde bir mükafat olmak üzere böyle yerler verildiğini” ifade etmekteydi.

Şahidin dilinden devam edelim: O yıllarda 44 bin TL memur maaşı alıyorum, ama geçime yetmiyor. Belediye meclis üyelerinden birinin imtiyazına verilen bir büfe kiraladım Kadıköy’den Harem İskelesi’ne giden sahil yolunda. Sadece ekmek ve İETT bileti sattığım bu büfeden bana günlük 1.500 TL kalıyordu. Hemen yanımdaki büfenin günlük kazancı ise 70 bin TL idi. Bu büfenin belediyeden imtiyazlı sahibi, başı fötr şapkalı bir adamdı. Her sabah gelir, o gün çıkmış tüm gazeteleri alarak, gazetelerin her satırını okuyup bitirene kadar büfesinin yanındaki bankta oturur, sonra da günlük hasılatı alır giderdi.

Benim günlük kazancımla onunkini kıyaslayınca, bu adamla bir samimiyet kurayım da, bu tür büfeler nasıl alınıyormuş öğreneyim dedim. Büfeyi işlettiğim bu iki aylık süre zarfında, her sabah bu niyetle selamın her türlüsünü denediğim hâlde, bir türlü iletişim kuramadım bu zevatla.

O günlerde elimde Uğur Mumcu’nun Suçlular ve Güçlüler kitabı vardı, onu okumaktaydım büfede boş durduğum vakitlerde. Okurken öyle bir yere geldim ki, hayretten dona kaldım; bu büfenin gizemli imtiyazlı sahibi, meğer 24 Nisan 1975 günü çıkan olayların Ankara’ya sıçramasında bizzat görev almış bir istihbarat elemanıydı.

İşte bu noktadan sonra daha dikkatle okuduğum Suçlular ve Güçlüler kitabı, bundan sonra olaylara bakış açımı tamamen değiştirmişti.

Şöyle bir duayla bitirelim:

Allah’ım! Bize verdiğin emanet ömür boyunca, çağırdığın zaman korkaklıktan, ve her çağırana Sen diye koşmaktan bizi muhafaza eyle!

-o-

* Abid Özmen; 7 Temmuz 1974 ile 3 Ağustos 1975 yılları arasında MTTB 52. Genel Başkanı. Medine-i Münevvere’de özel bir hastanede hekimlik yapan Abid Özmen, 7 Nisan 2020, Salı günü Covid-19 sebebiyle vefat etti.

** O günlerdeki Milliyet gazetesinin ilk sayfaları

25 Nisan 1975 tarihli Milliyet     

26 Nisan 1975 tarihli Milliyet

27 Nisan 1975 tarihli Milliyet

NELER SÖYLENDİ?
@
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet