Hazım Koral
Hazım Koral
Giriş Tarihi : 18-08-2019 20:33

Önce Ahlâk Ve Maneviyat...

Ontolojik olarak insan “eşref-i mahlûk” ve “kerem sahibi” sıfatlarla yaratılmıştır. Ancak bu sıfatları koruyarak hayat yolculuğuna devam etmek her babayiğidin harcı değildir. Bu bir donanım ve bilinç işidir; küçük yaşta ve ailede başlar okul ve çevre ile devam eder..

Peygamberler insanları Allah’a kulluğa davet ederken fıtratlarında var olan bu yüce insanî hasletleri kuşanmalarını salık vermekteydiler. Zira bu hasletler kuşanılmadan nefsanî ve şeytanî kirlerden arınmak mümkün olmamaktadır. “Allah arınanları sever” (Tevbe:108) ayeti bir yönüyle “Allah arınanları huzuruna kabul eder” anlamına gelmektedir. Namaza durmadan abdest almak da bunu sembolize etmektedir.

Arınmak hayat bulmak demektir. Arınan insan hayat doludur. Ruhen ve bedenen temiz insan her daim enerjik ve dinamiktir. Arınmış insan olumsuzluklara karşı savaşım verirken direncini ve sabrını asla yitirmez.

 Rabbimiz buyuruyor ki: “Doğrusu, temizlenip arınan felah bulmuştur. Ve Rabbinin ismini zikredip namaz kılan.” A’la:14-15) Çünkü namaz, sahibini kötülüklerden alıkoyar ve erdemli kılar. (Ankebut:45)

Asıl ahlâk olgusu Allah Teâlâ’ya imânla başlar. Zira Allah’a imân emirlerine itaat etmeyi zorunlu kılar. Akabinde erkânına ve usulüne uygun ibadetler devreye girer. Bir Müslümanın kendisini İslâm’a refere etmesi doğruluk, dürüstlük, emeğe saygı, kul hakkına riayet, ihtiyaç sahibleri ile yardımlaşma, yoksul ve yetimleri gözetme, infak, tevazu cömertlik, cesaret, zorluk ve meşakkatlere karşı sabır ve sebat gibi sıfatları kuşanmış demektir.

“Eşref-i mahlûk” ve “kerem sahibi” sıfatlarını muhafaza etmek yüce ahlâkî değerleri kuşanmış olmaktan geçmektedir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.a) risalet (elçilik) misyonunu şöyle özetliyor: “Ben yüce ahlâkı tamamlamak üzere görevlendirildim.”

Allah Teâlâ’nın kendisine elçi olarak seçtiği kişide bu haslet olmalı ki, öncelikli olarak insanlara “rol model” (üsvetun hasene) olsun. Rabbimiz bu gerçeği iki ayet ile teyid etmektedir: “Ve şüphesiz ki sen, pek büyük bir ahlâk üzeresin.” (Kalem: 4)

“Andolsun ki Allah'ın Resulü sizin için en güzel örnektir.” (Ahzab:21) Örnek şahsiyet ancak insanlar için rol model olabilir. Alemlere rahmet Sevgili Peygamberimiz (s.a.a) Yüce Rabbe olan münacaatını (bizlere örnek olacak şekilde) şöyle dile getiriyor: “Allahım! Nefsime takvayı nasip et, onu her türlü günahtan temizle; onu en iyi temizleyecek olan Sensin. Ona yardım edecek sadece Senin. Allahım! Faydasız ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve kabul olmayacak duadan Sana sığınırım.” (Müslim, Zikr, 73; Nesai, İstiaze, 13)

Demek ki; takva ehli insan olabilmemiz için Allah Teâlâ’dan yardım dileyerek nefsanî dürtülere karşı teyakkuz hâlinde olmalıyız. Eğer nefsimizi fücur ve kötü temayüllerden, Allah’ın yasak kıldığı her türlü fahşa ve günahtan muhafaza edebilirsek kurtuluşa erenlerden oluruz. Rabbimiz buyuruyor ki: “Onu arındırıp temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu günahla örtüp saran da elbette yıkıma uğramıştır.” (Şems:9-10)

İnsanın ahlâki olgunluğa ulaşabilmesi takva konusundaki başarısına bağlıdır. İnsanın kendi nefsinde pusuya yatmış olan gayri meşru istek ve tutkular, heva ve heves galip gelecek olursa kişi için sonuç hüsrandır, müflis olmadır.

Özellikle ve öncelikli olarak ahlâkî donanım işi ailede başlamaktadır. Nasıl ki Allah Resulü Müslümanlar için “üsvetün hasene” (güzel örnek) ise, Müslüman ebeveynler de çocukları için iyi birer “rol model” olmalılar. Çocuklar işlenmemiş hamur gibidirler, öncelikli olarak anne-babalarını gözlemleyip taklit ederek kişilikleri oluşur. Özellikle anne-babaların yapmış olduğu en büyük hatalardan bir, birbirlerine karşı “beyaz yalan” mazeretine sığınmalarıdır. Oysa çocuk yalanın rengini ayrıt edecek temyiz gücüne sahip değildir. Böylesi durumda yalanı kanıksar ve kullanır...

Çocuklar evlerinde dürüstlüğe ve erdemli kişiliğe ilişkin iyi bir donanıma sahip olamazlarsa bu boşluğu negatif anlamda okul ve çevre hayatlarında giyinirler. Eğer okul ve çevre İslâm’ın ahlâk standartlarına uygun bir dokuya sahip değilse çocuktaki kişilik de farklı şekillenmeye başlar. Bu durum toplum için de büyük bir tehlikedir. Kişiliklerinde arıza olan gençlerden veya yetişkinlerden müteşekkil bir toplum düşünün! Orada her türlü şiddet ve polisiye vakaların vuku bulması kaçınılmazdır. Nitekim yaşadığımız bu coğrafyada her Allah’ın günü medyada veya çevremizde tanık olduğumuz şiddet olayları buna en bariz delildir. Hakkaniyet ve adalet anlayışı soyut birer kavram değildir; bireysel ahlâk toplumsal hak ve hukuka riayeti de gerektirmektedir. Ahlâk olgusu birey, toplum ve devlet aygıtını bir bütün olarak ele alır ve şekillendirir. Adaletin ahlâk anlayışı çerçevesinde herkese lazım olduğu gibi kurumsal katmanlarımıza hukukun üstünlüğünü esas alarak sirayet etmelidir. Seküler mantık ise böyle bir anlayışı reddeder. Seküler algıda maneviyat diye bir anlayış yoktur.

İmâm Ali (a.s) diyor ki: “Devletin dini adalettir, adaletin dini ahlâktır.”

Kontrolsüz güç, güç olmadığı gibi ahlâktan soyutlanmış adalet de adalet değildir.

Ahlâk bir yönüyle hak ve hukukun vicdan zaviyesinden tecelli etmesi ve bunun sonucunda adaletin teminat altına alınmasıdır. Öylesine ahlâk dışı davranışlar vardır ki, zamanla toplum tarafından kanıksanmış ve içselleştirilip normal davranış kalıbı hâline sokulmuştur. Eşcinsellik ve zina gibi bazı gayri ahlâkî davranışlar var ki devletler tarafından hukukî prosedürle teminat altına alınmıştır. Bu davranışlar Batı toplumlarında etik değer olarak görülebilmektedir. Zira Batı mantalitesine göre dinin ahlâk dışı olarak gördüğü davranışları onlar “insan tercihine saygı” adı altında “hoşgörü” metaforuyla karşılayabilmektedirler.

Yine moda, lüks, israf gibi hadsiz tüketimi teşvik eden vahşi kapitalizm anlayışı estetize edilerek sosyal himaye görmektedir. Oysa bu tutum sadece ahlâkî hayatı ve sosyal dokuyu bozmakla yetinmiyor, hoyratça tabiat zenginliklerimizin talanını, canlı hayatı ve ekolojik dengenin bozulmasını beraberinde getiriyor. Doyumsuz istek ve arzuların bir yaşam biçimine dönüşmesi, gelecek kuşaklardan emanet aldığımız zenginliklerimizin hoyratça talan edilmesini kaçınılmaz kılar. Enerji kaynaklarının fütursuzca çarçur edilmesi, ihtiyaç fazlası üretim ve gereksiz tüketimin teşvik edilmesi, yeni hammadde gereksinimleri, üçüncü dünya ülkelerinin uluslararası pazara açılması sömürü düzenini geniş coğrafyalara taşımaktadır. Rabbimiz buyuruyor ki: “İsraf edenler şeytanın kardeşleridirler.” (İsra:27) Kanaat sahibi mutedil bir insan olmak en yüce ahlâktır. Savurganlık ise bozgunculuktur. Bir darb-ı meselde, “İnsan bozulursa kâinat bozulur” diye geçmektedir. İsraf etmemek doğaya ve doğayı yaratıp tanzim edene saygıdır. Merhum Erbakan Hıcamız, “Önce ahlâk ve maneviyat” derken bu anlayışı sadece bireysel yaşama değil, siyasî hayata da egemen kılmayı hedefliyordu.

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Hazım Koral

Hazım Koral

DİĞER YAZILARI Aile Mahremiyeti Üzerine 25-06-2020 07:31 Dünya Kudüs Günü Ve Asıl Mesele 21-05-2020 21:26 Oruç Ve Nefs Tezkiyesi.. 25-04-2020 15:57 Koronavirüs (Kovid-19) Hakkında... 27-03-2020 12:27 Mayın Eşeği Olmamak 10-03-2020 11:30 İslâm Devriminin 41'nci Yılı Muhasebesi 12-02-2020 09:42 İran'ın Suriye'de Ne İşi Var? 21-01-2020 10:29 Kadına Şiddet Ve Evlilik Hayatını Bitiren Faktörler... 02-01-2020 22:06 Nikâh Akdi.. 28-11-2019 21:17 Evlilikte Liyakat Ve Sadakat.. 29-10-2019 20:55 Kadına Şiddet Ve Kadın Cinayetleri 14-09-2019 09:54 Önce Ahlâk Ve Maneviyat... 18-08-2019 20:33 Takva İslam’ı En İyi Şekilde Yaşamaktır 08-07-2019 19:27 Gürültü Kirliliği 06-06-2019 17:40 Ramazan Ayı Ve Oruç 08-05-2019 21:15 Tesettürün Cılkının Çıkarılması Ve Müstehcenliğin Yaygınlaşması Üzerine... 18-04-2019 09:44 Şer Ekseni 12-03-2019 15:36 İslâm Devrimi’nin 40. Yılı 05-02-2019 18:20 Nikâhta Keramet Vardır 20-01-2019 11:50 Uygurlu Müslüman Türklere Uygulanan Çin Zulmü 19-12-2018 14:54 Evliliğe Giden Yolda Kıskançlık... 14-11-2018 22:03 Unutulan Vecibe Emr-İ Maruf -Nehyi Münker Ve Nasihat.. 10-09-2018 23:06 Akraba Ve Komşuluk İlişkileri 01-08-2018 19:36 Art Niyet - Suizan Veya Önyargı 30-06-2018 06:47 Emin, Güvenilir Ve Nezaket Sahibi Olmak 10-05-2018 18:34 Gelin Ve Damat Mevzusu 04-04-2018 17:18 Yarınlar Bizim 20-02-2018 12:01 Siyonistlerin Kuklası Küstah Trump 21-12-2017 01:02 Evlilik Oyunu (!) 22-11-2017 12:03 Vefa Kavramı.. 19-10-2017 23:07 Geçimsizlik Ve Boşanma Hadiseleri 19-09-2017 20:53 Anlamlı Ve Bir O Kadarda Stratejik Ziyaret... 17-08-2017 15:53 Evlilik Huzurun Teminatıdır… 25-07-2017 22:45 Srebrenitsa’yı Unutmayalım... 10-07-2017 23:02 Evlilik İçin Mümeyyiz Olmak… 01-07-2017 18:05 Medeniyetimiz Ve Ufak Ayrıntılar 12-06-2017 17:21 Eşler Arasındaki Kıskançlık Ve Duygu Kontrolü... 10-05-2017 13:03 Sosyal Medyanın Negatif Ve Pozitif Yönü... 03-04-2017 05:01 Sevgi Ve Aşk Üzerine Kısa Bir Analiz.... 08-03-2017 19:08 Farkındalık... 08-02-2017 20:55 Mesuliyet Hissi Ve Merhamet Duygusu.. 18-01-2017 10:05 İnsanı Ve Misyonunu Tanımak. 03-01-2017 21:34 Terör Ve Şiddetin Meşruiyeti Yoktur. 14-12-2016 10:00 Fethullah Gülen’in İnanç Ve Psikolojisi... 16-11-2016 09:46 Kerbelâ’da Âşura Öncesi 08-10-2016 09:34 Azmettirici ABD Tetikçi FETÖ Destekçi NATO 28-09-2016 22:37 İşgalci Siyonist İsrail İle Anlaşmaya Hayır.. 31-08-2016 21:33 Kanlı Darbe Girişimine Bir Başka Açıdan Bakış... 11-08-2016 13:02 Kanlı Darbe Girişimi Hangi Amaca Matuf.. 21-07-2016 16:58 Sıbgatullah; Allah'ın Boyası.. 29-06-2016 00:15 Ramazan Ve Oruç 02-06-2016 09:13 İkra 02-05-2016 12:56 Önce Ahlâk Ve Manevîyat 01-04-2016 07:20 Edep 01-03-2016 10:05 Erbain Yürüyüşü 27-01-2016 23:41 Kerbelâ’yi Anmak Bidat Mi? 29-12-2015 22:47 Kûr’ân Ve İmâm Hüseyin 24-11-2015 16:53 Üst Kimlik Manifestomuz.. 21-10-2015 16:21 Teberrâ Ve Tevellâ 21-09-2015 22:19 Uhuvvet Ve Tasavvuf 18-08-2015 08:52 Ümmet Birlikteliğinin Önündeki Engeller 03-08-2015 14:02 Diyalog Ve Uhuvvet'in Ön Şartları… 30-06-2015 23:26 Tekfircilik Hastalığı (2) 20-06-2015 18:37 Tekfircilik Hastalığı -1- 25-05-2015 13:44 Tevhid Selâm Terör Örgütü Mü? 02-05-2015 17:51
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet