Ramazan DEVECİ
Ramazan DEVECİ
Giriş Tarihi : 04-05-2019 00:08

Şehitlerin Mesajı: Tevhid- Adalet- Vahdet- Özgürlük- Kudüs

Şehid ve Şahit kelimeleri, şehadet kökünden türemişlerdir. ‘Şehadet’ kavramı kelime manası ile “bir şeyi mahiyetine vâkıf olarak bilmek ve bildiğini sözle ifade etmek” anlamına gelir.

Dolayısı ile şehid  “şahit olan, şahit olduğuna tanıklık eden, tanık olduklarını kesin olarak bilen, bildiğini haber verme konusunda güvenilen kimse” demektir.

Allah’ın varlığını ve birliğini Hz. Muhammed (as) onun resulü ve kulu olduğunu ifade ederken şahadet kelimesini söyleyerek tevhide tanıklığımızı ifade ederiz.

Şehid kelimesi Allah’a nisbet edildiğinde “her şeyi gözetlemiş gibi bilen, hiçbir şey ilminden gizli kalmayan” manasına gelir ki eş-Şehid Allah’ın isimlerinden biridir.

İstilahi manası ile şehid; Allah yolunda Tevhid ve adalet mücadelesi için canını feda eden insandır.

Yani Şehit tevhide hayatında şahitlik edip, bu şahitliğini canını feda ederek, ispatlayan kişidir. Şehit Seyyid Kutub’un ifadesi ile tevhide şahitliğini kanı ile imzalayan kişidir. Onun için şehitlerin, şahitlikleri ebediyen devam eder, çünkü onlar tevhide şahitlik etmekle ölümsüzlüğe ulaşmışlardır.

Ve sakın Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyin; hayır onlar diridirler. Fakat siz bunun şuurunda değilsiniz.” Bakara-154

Evet onlar hayatları ile tevhide şahitlik ettikleri gibi, ölümleri ile de tevhide şahitlik ettiler. Ve bu şahitlikleri onları diri kıldı. Şehitler biz farkında olmasak ta hiç şüphesiz diridirler.

Tevhide şahitlik etmek Allah’a karşı ilahlaşan bütün tağutları red etmekle başlar. Ve Tevhide olan şahitliğini hayatına hakim kılarak, hakkı ayakta tutan adil şahitler olarak yaşamayı gerektirir.

“Ey iman edenler, adil şahidler olarak, Allah için, hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletten alıkoymasın. Adalet yapın. O, takvaya daha yakındır. Allah'tan korkup sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır.” Maide -8

Her şehidin hayatında ve ölümünde şehadet ayrı bir anlam kazanır.

Şehadet İmam Ali’nin şehadetinde adalettir.

Hayatı ile bize tevhid, vahdet ve adalet dersi veren İmam Ali’nin şehit olurken de verdiği en büyük mesaj ise adalettir.

İmam Ali, lanetli İbn-i Mülcem’in hain kılıcı ile yaralandığında şöyle demişti.

“Ey Abdulmuttalip oğulları, Ey Hasan

Müminlerin emiri öldürüldü diye Müslümanların kanlarını dökmekten, öç almaktan sakının. Şayet ölmezsem suçluyu ben cezalandırırım ancak vefat edersem sadece beni öldüreni öldürün. Benim katilimden başkasını öldürmeyin. Ey Hasan o bana bir kılıç darbesi vurdu ölürsem sende onu bir kılıç darbesi ile öldür. Allah resulünden duydum ‘işkence etmekten sakının suçlu kudurmuş köpek bile olsa eziyet etmekten sakının eziyetle öldürmeyin’ diyordu.”  

Bu sözlerde katiline bile haksızlık yapılmasını istemeyen bir hassasiyeti görüyoruz. Bu sözler Maide 8’in hayata dönüşmesinden başka bir şey değildir.

Allah Resulünün vefatından sonra Müslümanlardaki yozlaşmanın en yoğun yaşandığı yerdi adalet. Adaletten saptıkça İslam’dan uzaklaştı Müslümanlar. İmam Ali adaleti ayakta tutmak için çok uğraştı. Şehit olurken de adalet dersi verdi Müslümanlara.

Victor Hugo’nun dediği gibi “İyi olmak kolaydır zor olan adil olmaktır" . İşte İmam Ali’nin büyüklüğü burada kendini gösteriyor. İmam Ali maslahatı değil adaleti tercih etmenin bedelini ödemiş ama adaletten taviz vermemiş bir insanlık abidesidir. O hayatı boyunca sıradan bir vatandaş olup çiftçilik ile uğraşırken de, halife olup bir devleti idare ederken de adaletten taviz vermemiş hep adalet için mücadele etmiştir. Ve şehit olup bu dünyadan giderken de Müslümanlara adalet mesajı adalet dersi vermiştir.

Şehadet İmam Hüseyin ve Kerbela şehitlerinin  şehadetinde; Aşktır, fedakarlıktır, vefadır, zalim idarecilere direniştir ancak bunların hepsinden de öte, dinin özünü korumaktır, Aldatıcıların Allah adı ile aldatmasın engellemek için mücadeledir.

İmam Hüseyin ve Kerbela şehitleri aldatıcılar insanları Allah’ın adı ile aldatamasın diye şehit oldular.

Muhammed’in dini ayakta kalsın, İsa’nın dini gibi Musa’nın dini gibi tevhid ve adalet olan özünden saptırılmasın, günümüz ifadesi ile söylersek Muhammedi İslam Amerikancı İslam’a dönüşmesin, o günün ifadesi ile Muhammedi İslam Emevi İslam’ına dönüşmesin diye şehit oldu İmam Hüseyin.

İmam Hüseyin “Kanım akmadan ayakta kalmayacaksa ceddim Muhammed’in dini ey kılıçlar gelin parçalayın bedenimi.”  Diyordu. Ve Allah’ın dinini ayakta tutmak için kendi ile birlikte tüm ailesini 6 aylık bebeği Ali Asğar’ı bile şehit vermişti İmam Hüseyin.

İmam Hüseyin ümmet Allah adı ile aldatılmasın diye şehit oldu. Ve onun şahadeti Müslümanların İslam adına yapılan sapmalara karşı mücadelesine ışık oldu. İslam dini bugün büyük sapmalar yaşamadı ise tevhidi direniş mücadelesi bize kadar ulaşmışsa bu imamın şahadetinin bereketidir.

Bir anlamı ile Şehadet, kanın kılıca galip gelmesidir. Kerbela şehitleri bunun en açık göstergesidir.

Şehadet; Üstad Seyyid Kutub’un ölümünde tevhid mücadelesidir.

Bizler tevhidi mücadeleyi üstad Seyyid Kutup’tan öğrendik. Kuran’ın bir hayat nizamı olduğunu, iman bağının kan bağından daha önemli olduğunu, İslam biriliğinin ilahi bir emir olduğunu şehit Seyyid Kutup’tan öğrendik.

Zeynep Gazali Seyyid Kutup’un niye idam edildiğini anlamak istiyorsanız. ‘Yoldaki İşaretleri’ okuyun der. Gerçektende ‘Yoldaki İşaretleri’ anlayarak okuyan Seyyid Kutub’un niye idam edildiğini anlar. ‘Yoldaki İşaretler’ bize Ümmet bilincini kazandıran kitaptır. Zalimlere karşı direniş ruhu kazandıran kitaptır.

Seyyid Kutup tevhidi mücadelede önemli bir işaret taşıdır. O işaret taşı bizleri Amerikancı İslam’a karşı uyarır, Muhammedi İslam’a yönlendirir.

Şehit Seyyid Kutup 1965'te "Yoldaki İşaretler" adlı kitabını yazınca ikinci kez tutuklanmış ve darbecilikle suçlanıp idama mahkum edilmişti. İdam’ı yaklaştığında Mısır Firavunu Cemal Abdulnasır’dan özür dilerse af edileceği söylendiğinde Üstad;

“Ben Allah yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem. Namazda Allah’ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf bile yazmayacaktır” demişti.

İdam vakti geldiğinde ise görevli hoca kendisine gelip: “Eşhedu ellâ ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeder Rasûlullah” demesini istemişti…

Bunun üzerine Şehit Kutup hoca denilen resmi görevliye: “Sen de bu tiyatrodaki son bölümsün. Sen bana “lâ ilahe illallah de” mi diyorsun? Ben ki bu kelime uğruna idam ediliyorum ” demişti.

Şehadet Şehit MalcolmX hayatında özgürlük mücadelesidir.  Haccın evrensel İslam kardeşliğini mesajının somut ifadesi olmaktır.

Şehit Malcolm x şöyle diyordu; “Huzuru özgürlükten ayıramazsınız çünkü hiç kimse özgürlüğüne sahip olmadan huzur içinde olamaz. Ve özgürlük elde edebilmemizin tek yolu kendimizi dünyadaki her mazlum insanla birlikte tanımlamaktır.”

En büyük özgürlük kula kul olmaktan kurtulup Allah’a kul olmaktır. Allah’a kulluğunu özgür iradenle özgürce ifade etmendir.

Şeytana insanları saptırma özgürlüğü veren Allah, İnsanlardan özgür iradeleri ile hiçbir zorlama olmadan İslam’ı Allah’a kulluğu seçmelerini istemektedir. Müslümanlar insanların, Allah’a inanmama özgürlüklerinin de teminatı olmak zorundalar. Bu dünya hesap yeri değil imtihan yeridir ve insanlar bu dünyada yaptıklarının hesabını ahrette verirler.

Tevhid ve adalet mücadelesinin bir parçasıdır özgürlük mücadelesi. Hangi dinden inançtan olursa olsun tüm insanların, tüm mazlumların özgürlüğü için mücadeledir bu, sadece kendi özgürlüğümüz için değil.

Hac bir insanı nasıl değiştirir, bir insana gerçek İslam’ı nasıl öğretir onu Şehit Malcolm x’in hayatında somut bir şekilde görebiliriz. Malcom x ırkçı bir İslam anlayışına sahip biri iken Hacca gitmiş ve hacda yaşadıkları onun İslam’ın bütün ırkları, bütün renkleri kuşatan evrensel mesajını anlamasına vesile olmuştur.

Hacca gidip Arap düşmanlığı ile dönüp İslam sadece Türkiye’de yaşanıyor diyen Türk hacıların sanıyorum Haccı Şehit Malcomx’ten öğrenmeleri gerekiyor.

Şehit Mustafa Çamran’ın hayatında şehadet aşktır, vefadır, eşe karşı nezakettir.

Şehit Çamran’ın şehadetinde şehit olmak için eşinden izin isteyen sen rıza göstermezsen ben şehit olamam diyen bir nezaket görürsünüz.

Ömrü cihadın her türü ile geçmiş devrimci bir derviştir Çamran. Nefisle ve düşmanla cihadın nasıl olması gerektiğini öğreten bir öğretmendir Çamran. İsmi savaşlarla anılan bu devrimci dervişin nasıl bir nezakete sahip olduğunu eşi Gade şöyle anlatıyor:

“Mustafa beni ailemden istediğinde annem vermek istemedi ve Mustafa’ya şöyle dedi: ‘Evlenmek istediğiniz bu kızın nasıl bir kız olduğunu biliyor musunuz? Bu öyle bir kızdır ki sabahları kalktığında elini yüzünü yıkamadan ve dişlerini fırçalamadan onun yatağını biri toplamalı, önüne bir bardak süt koymalı ve kahve hazırlayıp odasına getirmelidir. Siz böyle bir kızla yaşayamazsınız. Onun için bir hizmetçi de tutamazsınız.’

Mustafa annemin bu sözlerini dinledikten sonra son derece sakin bir şekilde; ‘Ben onun için bir hizmetçi tutamam; ama söz veriyorum, sağ olduğum müddetçe, uyandığı zaman yatağını toplayacağım, bir bardak sütü ve kahvesini tepside önünde hazır edeceğim’ şeklinde cevap verdi. Nitekim Şehid oluncaya kadar da bu söylediğini yaptı. Yatağımı topladı sütümü getirdi.

Bir gün Mustafa yanıma geldi ve bana ‘Ben yarın buradan gidiyorum ve senin tam anlamıyla benden razı olmanı istiyorum, çünkü ben yarın şehid olacağım! Senden helallik istiyorum sen benden razı olmaz bana izin vermezsen ben şehit olamam.’ Ben o gün Mustafa razı olduğumu söyledim izin verdim ama gitmesini engellemek istiyordum.. Ama o gitti ve şehit olduğu haberi geldi.”

Evet Çamran’ın şehadeti aşktır vefadır eşe karşı nezakettir,  ilahi aşkın beşeri aşka üstün gelmesidir. Şehit Çamran’ın şahadeti bize eşimize saygı duymayı, eşimizi sevmeyi, eşimize nezaketi, ailemize sahip çıkmayı  öğretmeli..

Çamran’ın mesajını erkeklerle sınırlamak doğru olmaz, tabiî ki kadınlarımızda eşlerine nezaketi, saygıyı ve sevgiyi öğrenmeli ve ailelerine sahip çıkmalılar.

Şehadet, Şehit Metin Yüksel’in mücadelesinde bir çağrıdır tüm nesillere.  Allah’a kulluk, tağutlara, ırkçılara isyan çağrısıdır…

23 Şubat 1979 Cuma… Soğuk bir Şubat günü…

Bu toprakların bir yiğit insanı, genç bir fidan daha 21 yaşında rabbi ile buluştu… Şehit Metin Yüksel Cuma namazını kıldıktan sonra cami avlusunda, namaz çıkışında şehit edildi.

Şehit Metin Yüksel “Şehadet Bir Çağrıdır, Tüm Nesillere Ve Çağlara” diyordu. Ve onun sözü şahadeti ile birlikte gök kubbede yankıladı, bir şahadet çağrısı olarak, bir tevhid çağrısı olarak milyonlara ulaştı. Milyonlarca gönülde kabul gördü.. Lebbeyk ey şehit Metin dediler…

Şehadet; Şehit, Abbas Musavi’nin mücadelesinde Kudüs’tür.

Şehit, Abbas Musavi’nin 2000 yılına kadar yenilmez denilen İsrail efsanesini bitiren, Hizbullah’ın genel sekreteriydi. Özellikle Güney Lübnan’daki Siyonist işgale karşı yürütülen cihadın önderlerindendi.

Güney Lübnan’ı İsrail’den kurtaran İsrail’e yenilginin acısını tattıran bir büyük Mücahitti o. Eşi ve çocuğu ile birlikte Özgür Kudüs için Kudüs yolunda ilerlerken şehit olmuştu.

O şöyle diyordu;

“Gidin İsraillilere Söyleyin. Biz Muhammed Ordusuyuz! Geri Döndük ve Kudüs Yolunda İlerliyoruz!”

Evet Şahadet, Şehit Abbas Musavi ve Eşi Ümmü Yasir de Kudüs’tür.

Kudüs şehadetin şehridir, nicedir şehitler büyütüyor içinde… Hani şair diyor ya “Söyleyin anama ölecek çocuklar doğursun” diye. İşte Kudüslü anneler çoktandır ölecek çocuklar doğruyor ve ölecek çocuklar büyütüyorlar kucaklarında….

Şahadet Kudüs’e Kudüs’ün özgürlüğüne aşık olmaktır.

Özgür Kudüs ideali büyütmektir içinde, annelerin kucaklarında çocuklarını büyütmesi gibi…  Şehadet Kudüs için kendini feda etmektir. Şahadet Kudüs’ün özgürlüğüne şahit olabilmek için, hayatından vazgeçebilmektir.

İşte Şehit Abbas Musavi ve Eşi Ümmü Yasir özgür Kudüs’ün özgürlüğü için şehit oldular..

Şahadet, Şehit Selami Yurdan’da Ümmetle bütünleşmektir.

Şehit Selami Yurdan Bosnalı Müslümanların direniş mücadelesine destek vermek amacıyla Saraybosna cephesine gitti. Şehit Selami’yi Bosna’ya götüren tek şey Ümmet bilincidir.

Şehid Selami Yurdan, Türkiyeli ancak Kürt olan bir Müslüman’dı. Onun Bosnalılarla tek bağı din kardeşi olması idi.

Şehid Selami çok fedakar bir Müslüman’dı. O şöyle diyordu: “Arkadaşlar İslami mücadele işten arta kalan zamanlarda, boş zamanlarda verilecek bir mücadele değildir, İslami mücadele bizim bütün hayatımızı kaplamalıdır.”  Ve o bu sözünü şahadeti ile imzalamıştı.

Şehadet Şeyh Ahmet Yasin’de denizden nehire özgür Filistindir.

Şeyh Ahmet Yasin, Fethi Şikaki, Yahya Ayyaş, Hemşire Rezzan El Neccar ve Filistin’in diğer şehitleri denizden nehire bütün Filistin özgür olsun, Mescid-i Aksa özgür olsun diye şehit oldular oluyorlar.

Siyonist işgalci İsrail ümmet nezdinde meşrulaşmasın, İslam ülkeleri işgalci ile ticaret dahil hiçbir ilişkiye girmesin diye şehit oldular, oluyorlar..

Şehadet Mavi Marmara şehitlerinde özgür Kudüs, özgür Filistin’dir. Zulme karşı direnmek, mazlumun yanında olmaktır. Ümmet kardeşliği ve Müslümanların birliğidir.

Tüm bu şehitlerimizin ortak mesajı ise vahdettir birliktir kardeşliktir.

Farklı coğrafyalardan, farklı renklerden, farklı mezheplerden şehitlerimiz, onlar ümmetin ortak değerleri. Bütün bir İslam coğrafyasının Müslümanlar için vatan olduğunun işaret taşlarıdır.

Vatan kavramını kendi ulus devletlerinin sınırları ile çizenler, yerli ve milli olmak adına milliyetçileşenler bu şehitleri anlamamışlar demektir.  

Şehitler birde düşmanımızın kim olduğunu tanıtır bize. Şehitlerimizin mücadelesini iyi tahlil edersek düşmanlarımızı da tanımış oluruz. Şehitlerimizin durduğu yerden bakarsak düşmanımızın Siyonizm ve büyük şeytan Amerika olduğunu görür, kimle ve hangi güçlerle mücadele etmemiz gerektiğini anlarız.

Bugün düşmanlarımızı iyi tanıyamadığımız için birbirimizi düşman edine biliyoruz. Müslüman bir topluluğu düşmanımız olarak göre biliyoruz. Düşmanlarımızı iyi tanırsak ve şehitlerimizin vahdet mesajını alabilirsek, düşmanlarımıza karşı tevhid için adalet için birlik içerisinde mücadele etmemiz gerektiğini anlarız. 

Selam olsun şehitlerimize

 

NELER SÖYLENDİ?
@
Ramazan DEVECİ

Ramazan DEVECİ

DİĞER YAZILARI Müslüman Ahlak İlişkisi ve Riya, İhlas Arasına Sıkışan Amellerimiz .. 07-07-2020 16:43 Filistin’e Sadece Türkiye mi Sahip Çıkıyor? 31-05-2020 05:41 Amerika’ya Karşı Olmak, Küresel Adalet Mücadelesi Vermektir… 08-05-2020 07:53 Adalet İçin Mücadele Örneği: Hılfu’l-Fudûl… 07-03-2020 13:16 41. Yılında İran İslam Devrimi: Başarıları Ve Başarısızlıkları? 03-02-2020 08:40 Cemaatten PY'ya, PY'dan Terör Örgütüne FETÖ, FETÖ Mücadelesinde Yapılan Adaletsizlikler 20-01-2020 08:43 Türkiye’de Dindarlaşma Niye Azalıyor… 17-12-2019 08:53 Takva Adalet Sahibi Olmak, Adalet Mücadelesi Vermektir.. 21-10-2019 08:10 Nijerya İslami Hareketi ve Şeyh İbrahim Zakzaki… 17-07-2019 18:16 Şehitlerin Mesajı: Tevhid- Adalet- Vahdet- Özgürlük- Kudüs 04-05-2019 00:08 31 Mart seçimlerinin düşündürdükleri… 15-04-2019 05:35 İmam Humeyni Düşüncesinde ve İslam Devrimi'nin 40 Yıllık Sürecinde İslami Vahdet 06-03-2019 08:20 Doğum Günü ve Ölüm Günü... 22-01-2019 00:13 Kadın Sorunu Mu, Erkek Sorunu Mu? 17-12-2018 12:25 Günümüzün Kerbela’sı Yemen’in Serencamı ve Ümmetin Duyarsızlığı… 10-10-2018 06:56 Hz. Osman’ın Kanı Üzerinden, Hz. Ali’den İstenen Adalet mi, Yoksa Adaletsizlik mi? 05-09-2018 21:24 Ak Parti ve 24 Haziran Seçimleri... 03-07-2018 21:52 ‘Türkiye- ABD İlişkilerinin Psikolojisi’ Kitabı ve Büyük Şeytan Amerika’yı Tanımak… 28-05-2018 13:03 Erzincan İzlenimleri Erzincan Candır…. 28-04-2018 00:09 Bize de Ali’nin yalnızlığı düştü… 16-03-2018 09:59 Piri Aşk’ın, Davası Devrimden Özgür Kudüs’e… 09-02-2018 15:21 Üstad Bediüzzaman’ı ve Risale-i Nur’ları Doğru Anlamak… 15-01-2018 00:46 Kudüs İçin ne Yapmak gerekiyor, Kudüs eylemleri Müslümanların gazını mı alıyor? 21-12-2017 19:52 Yalnız Devrimciler Ali ve Ebuzer 11-11-2017 09:57 Ümmetin Dirilişi ve Direnişi Kudüs’ten Geçer… 01-10-2017 00:07 Kurban Yaklaşırken, İbrahim’in İmtihanına Hazır Mıyız? 24-08-2017 10:33 Hz. Ali Örnekliğinde: Tevhid, Adalet ve Vahdet 06-08-2017 15:09 15 Temmuz Darbe Girişiminin Düşündürdükleri… 14-07-2017 17:57 İktidarın Dayanılmaz Cazibesi ve İslamcılardaki Değişim.. 01-07-2017 18:01 İyi olmak kolaydır zor olan adil olmaktır…. 12-06-2017 00:43 Devletin Dini adalettir, dinin devleti de özgürlüktür... 17-05-2017 08:49 Emperyalizm ve Sömürgecilik Karşısında İnsanlığa Umut Olmak… 08-04-2017 22:55 İmam Ali ve Nefsini Tanımak… 03-03-2017 08:28 Şubat Ayı Şahadet Ayıdır; Şahadet Kudüs’tür…. 04-02-2017 22:33 İnsanı Tanımak mı Zor Yoksa Anlamak mı? 01-01-2017 07:23 Aşk Yolculuğu Kerbela... 04-10-2016 08:47 Kuran’da Sevgi ve Aşk.. 17-09-2016 22:56 Ali’nin Adaleti, Muaviye’nin Maslahatçılığı… 04-08-2016 10:09 Medeniyet ve Modernizm Üzerine ….. 08-07-2016 11:50 Ramazan Ayı Kuran Ayı… 06-06-2016 08:55 İmamı Azam Ebu Hanife’nin Siyasi Mücadelesi... 18-05-2016 09:27 İmamı Azam Ebu Hanife… 06-05-2016 00:02 Müslümanların Kardeşliği ve Vahdet 01-02-2016 00:01 Çağdaş Medrese; İslami Değerler Akademisi… 01-01-2016 00:26 İslami Mücadelede Metot 01-12-2015 10:45 Ebul Fazl Abbas; Kerbela’nın Yiğit Savaşçısı 23-10-2015 00:04 Mustafa İslamoğlu hoca ve Uydurulmuş din-İndirilmiş din söylemi… 09-10-2015 00:01 Ak saçlı bilge: Atasoy Müftüoğlu 12-08-2015 19:00 İran Gezi Notları 30-06-2015 18:28 Miraç, Namaz ve Kudüs 15-05-2015 08:17 Aşka ve Sevgiye Dair 06-04-2015 08:22 Kuran'da Müslüman 28-01-2015 22:27 Fıtratın İlahi Yanı; Kamil İnsan Olmak 25-12-2014 10:37 Hz. Zeynep; Babasının Süsü…. 24-11-2014 09:00 Kerbela ve Kuran 25-10-2014 06:31 Kurbanda İbrahim’ce Bir Duruş… 26-09-2014 05:52 Kudüs, İslahiye Ve İstanbul 23-08-2014 06:06 Kuran Rehberliğinde Huriyi Doğru Anlamak 11-08-2014 19:36 Kudüs Sevdamız Aşkımız Hayalimiz Bizim. 25-07-2014 00:59 Bireysellik Ve Bencillik 23-06-2014 04:57 Hayat Sigortamı Annemi Kaybettim 07-04-2014 00:06 Dostluk Üzerine 25-03-2014 00:02 Nisa Suresi Tevhid Adalet ve Kadın 03-03-2014 07:51 Dünya Sevgisi ya da Dünyevileşme 02-02-2014 11:01 Kadınlardan Yönetici Olur mu? 21-12-2013 08:34 Oruç Tutmak İhram Giymek Gibidir 29-09-2013 07:06 Annem.... 01-08-2013 07:03 Müslümanların Suriye İmtihanı 19-04-2012 07:08 Hz. Fatıma Timsali Bir Anne ve Onun Çocuk Eğitimi 25-06-2013 07:09 Bebeğini Özleyen Anne 28-05-2013 07:10
Gazete Manşetleri
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA
tempobet